Gün biterken, karanlık koca ayaklı bir mahluk gibi ezerken cadde ışıklarını, uyku çökmüşken şehrin üzerine, çıkardı Fetmegâh melekleri yeryüzüne. Logar kapakları icat olduğundan bu yana Fetmegâh meleklerine geçit olurlardı her gece. Göksel değillerdi ki kanatları olsun ya da Kaos zamanı düşerken kırılmış da olabilirdi ışıktan olma kolları. Sayıları birden çok ikiden azdı; ne iyicil ne de kötücüllerdi. Fetmegâhların şu sefil dünyayı sebebi ziyaretleri insanları bir son olduğuna inandırmaktı. Yukarıda defteri dürülenlerin, akıl yularını gevşetmişlerin başında bekler, onlar uykudayken kulaklarına eğilir, her şeyin bir sonu olduğunu fısıldarlardı. Onların kelimeleri insanlarınkinden başkaydı; kanatsız da olsa melektiler nihayetinde, bir farkları olsundu değil mi? Milenyumdan bu yana son fısıldanacakların sayısı aşırı artmış, Fetmegâhlar bile bu işe yetişemez olmuştu. O yüzden kimileri hâlâ hayatı sonsuz sanıyor, ansızın gelen son karşısındaysa hazırlıksız kalakalıyorlardı. Fakat Fetmegâhlar daha ne yapsınlardı, mümkün olsa hemen kendilerine de bir son fısıldarlardı. Hani Fetmegâhlar ne bir ne de ikiydiler ya, işte bu onlara biçilen zulmün en fenasıydı. Ne var ne de yok olsalar yine birdi, çünkü ne teklik kahrıyla düşecek bir yalnızlıkları ne de içlerine birikenleri söylenecek bir diğeri vardı ve Allah’ın her kor vaktinde sayısız son fısıldamakla solukları küflenmişti. Fetmegâhlar sonsuzluğun iflah olmayacağını bellemiş, gidip geliyor, gidip geliyorlardı... Gel zaman git zaman bir türlü gelmek bilmeyen ahir zaman, Fetmegâhları olduklarına pişman etmiş. Nice zamandır görevlerini yerine getirmişlerdi ki bir gece her şey geri dönüşsüz ve bağışlanamaz bir biçimde değişiverdi. Yalnızca bir damla gözyaşı ve içindeki kadınlık mayası sona erdirdi Fetmegâh çilesini. Listeyi
Gün biterken, karanlık koca ayaklı bir mahluk gibi ezerken cadde ışıklarını, uyku çökmüşken şehrin üzerine, çıkardı Fetmegâh melekleri yeryüzüne. Logar kapakları icat olduğundan bu yana Fetmegâh meleklerine geçit olurlardı her gece. Göksel değillerdi ki kanatları olsun ya da Kaos zamanı düşerken kırılmış da olabilirdi ışıktan olma kolları. Sayıları birden çok ikiden azdı; ne iyicil ne de kötücüllerdi. Fetmegâhların şu sefil dünyayı sebebi ziyaretleri insanları bir son olduğuna inandırmaktı. Yukarıda defteri dürülenlerin, akıl yularını gevşetmişlerin başında bekler, onlar uykudayken kulaklarına eğilir, her şeyin bir sonu olduğunu fısıldarlardı. Onların kelimeleri insanlarınkinden başkaydı; kanatsız da olsa melektiler nihayetinde, bir farkları olsundu değil mi? Milenyumdan bu yana son fısıldanacakların sayısı aşırı artmış, Fetmegâhlar bile bu işe yetişemez olmuştu. O yüzden kimileri hâlâ hayatı sonsuz sanıyor, ansızın gelen son karşısındaysa hazırlıksız kalakalıyorlardı. Fakat Fetmegâhlar daha ne yapsınlardı, mümkün olsa hemen kendilerine de bir son fısıldarlardı. Hani Fetmegâhlar ne bir ne de ikiydiler ya, işte bu onlara biçilen zulmün en fenasıydı. Ne var ne de yok olsalar yine birdi, çünkü ne teklik kahrıyla düşecek bir yalnızlıkları ne de içlerine birikenleri söylenecek bir diğeri vardı ve Allah’ın her kor vaktinde sayısız son fısıldamakla solukları küflenmişti. Fetmegâhlar sonsuzluğun iflah olmayacağını bellemiş, gidip geliyor, gidip geliyorlardı... Gel zaman git zaman bir türlü gelmek bilmeyen ahir zaman, Fetmegâhları olduklarına pişman etmiş. Nice zamandır görevlerini yerine getirmişlerdi ki bir gece her şey geri dönüşsüz ve bağışlanamaz bir biçimde değişiverdi. Yalnızca bir damla gözyaşı ve içindeki kadınlık mayası sona erdirdi Fetmegâh çilesini. Listeyi