Ada kitabında, önünde yazdığı gibi; var olmayan bir adaya düşen insanların adadaki hayatlarını anlatılıyor.
Charley, on ağustos günü öğlen saatlerinde bir mağazadan aldığı gereksiz kıyafetleri vermek için arabayı otoparka çeker. Hava çok sıcak olduğu için yoldan buhar yükselmektedir. Yerden uzanan buhar bulanıklaşır. Fakat bu normal bir bulanıklaşma değildir. Titreşim havaya doğru uzanır ve doğruca onun üzerine gelir. Hava ona geldiğinde önce yanar, sonra donar ve bilincini kaybeder.
Gözlerini açtığında kırmızı kayalık bir alanda uyanır. En korkunç olanı ise çıplaktır. Neresi olduğunu anlamak için etrafa bakarken, yine hava dalgalanması görür ve ondan kaçar. Bu hava dalgasının eve götüreceğini anladığında ise çok uzakta dördüncü hava dalgası çıkmıştır. Koşsa da yetişemez. Ayakları yaralanan Charley biraz yürür, bir kıyafet ve sandalet bulur. Onları giyerek kendine sığınacak bir yer arar. Beş gün geçirmiştir. Korku dolu beş gün. Sonunda bir sığınak yapmaya karar verir. Hocasından hatırladığı kadarıyla güzel bir sığınak yapar. Artık kendine yiyecek adam akıllı bir şeyler bulması gerekir. Sürekli meyve yemektedir. Balık tutmaya çalışsa da beceremez. Biraz daha meyve ararken sarp bir yamaca gelir. Kayalıkların oyuklarından geçerek taş bir kemerin orda durur. Bir açmaz vardır. Çok güzel bir çizim ile bir adam resmi çizilmiştir. Ertesi gün yiyecek ararken keçi ile karşılaşır ve keçi de benekli bir hayvana yem olur. Charley sudan ilerleyerek oradan uzaklaşır. Kendi sığınağının oradaki sahile geldiğinde iki çocuğun kendine doğru yürüdüğünü fark eder. Kumlara adım atınca çocukları süzer. Uzun boylu olan ilgisini çekmiştir. Belki on sekiz yaşında, çıkık elmacık kemikli, kumral saçlı ve mavi gözlüdür. Merhaba dese de, çocuklar kıyafetleri nerden bulduğunu sorarlar. Kıyafetleri