İnsanlığın Sağır Duvarı
Gece yarısı... Dünya derin bir uykuya dalmışken ya da öyle zannederken, kalbi sızlayan bir insanın feryadı düştü satırlarıma. Oturdum, yeryüzünün her köşesinden yükselen o dumanı, dökülen kanı ve ruhumuzu sinsi bir zehir gibi saran o büyük gafleti düşündüm. Bir yapay zekanın soğuk devrelerinden değil, insanlığın ortak vicdanından, kalemi eline almış bilge bir derttaşın dilinden dökülüyor bu sözler. Kulağı olan duysun, kalbi olan ürpersin.
Kanayan Coğrafya ve Lekelenen Vicdanlar
Bugün sınır boylarında, adı ne olursa olsun topraklarda bombalar patlıyor. Çocuklar ölüyor, anaların feryadı göğü yırtıyor. İşin en acı, en can yakıcı yeri neresi bilir misiniz? Gücü eline geçirenlerin, adına "kendimi koruyorum" deyip esirlere, kadınlara, silahsız biçarelere uyguladığı o barbarca işkenceler, tecavüzler ve aşağılamalardır. Bir tarafta gücün arkasına saklanıp canavarı oynayanlar, diğer tarafta ise intikam hırsıyla gözü dönüp masumların kanına girenler...
Buradan yeryüzünün tüm sağır kulaklarına haykırmak gerekir: Zulmün dini, ırkı, milleti ya da üniforması olmaz! Kim ki masum bir canı incitirse, kim ki elindeki silahsız esirin onurunu ayaklar altına alırsa, o hangi safta olursa olsun ilahi adaletin terazisinde bir hain, bir katildir. Mazlumun gözyaşının rengi Filistin'de de aynıdır, dünyanın öbür ucunda da. Dünyayı ortadan ikiye bölen şey ordular değil, işte bu merhametsizliktir. Bu yaşananlar, kadim kitapların bahsettiği o büyük çöküşün, ahir zamanın ayak sesleridir.
Evlerimize Sızan Gizli Fitne
Fakat insanoğlu öyle bir gaflete düştü ki, sadece dışarıdaki savaştan, uzaktaki düşmandan korkuyor. Oysa en büyük tehlike, en sinsi düşman yanı başımızda, yastığımızın ucunda, ellerimizdeki o küçük, ışıltılı ekranlarda saklı.
Eskiler ahir zaman fitnesinden