Sadece bir düşünme olanağı yaratmak istiyorum senin için. Günümün her anını üç yüz altmış beş güne bölüp takdim ediyorum sana. Senin önüne bu fırsatı koymak ilahi bir ödev. Ödevini pazar gecesinden bitirmiş bir çocuğun huzuruyla çekiyorum başıma kadar yorganımı. Bu geceden sonra tüketeceğim her seher senin elinde doğacak. Ne zaman ellerin avuçlayıp pencereme bıraktığı güneş sıcağından bir alev halini alacaksa, bu bekleyiş de o vakte kadar sürecek. Yaralanacağız. Haydi ,yaralarımızı saralım...
Duygularım nasıl kupkuru kaldı! Kalbimin huzuru hissettiği hiçbir an, mutlu bir saat yok! Sanki içinde kukla oynatılan bir dolabın önünde duruyorum, küçük adam ve at figürlerinin oynatılışlarını seyrediyorum ve acaba bütün bunlar bir göz aldanması olamaz mı diye kendime soruyorum .
Hayır, kendimi kandırıyorum! Onun kara gözlerinde bana ve kaderime gerçek bağlılığı okuyorum.Evet hissediyorum, kalbimin sesine güveniyorum. O beni seviyor !!