Psikanalizin kurucusu ve kuramcısı olan Sigmund Freud'un, Avustralya yerlileri baz alınarak yapılan incelemeler sonucu ilkel insan kabilelerinden modern insan topluluklarına evrim sürecinde değişen/değişmeyen ahlak anlayışları, adetleri ele alıyor. İlkel insanların bu ahlaksal olgular yerine nasıl totemizmi kurduklarını ve tabular oluşturdukları açıklanmış. Freud, totemizmin temelini oedipus kompleksine bağlıyor. (Oedipus Kompleksi: Erkek çocuğun annesine duyduğu ilgi ve babasını saf dışı bırakma düşüncesi sonucunda babasının onu hadım edeceği yönünde duyduğu korku). Freud, Darwinin "Insanların da başlangıçta maymunlara benzer şekilde aralarındaki en yaşlı ve güçlü erkeğin kıskançlıktan ötekilerin dileği dişi ile cinsel ilişkide bulunmasını önlediği nispeten küçük sürüler halinde yaşadıkları" görüşünü destekler ve totemizmin doğuşu ensest yasağı gibi konulara bu teori üzerinden açıklık getirmeye çalışır.
Hepimiz, ilkel insandan bugüne kadar geçen evrimleşme sürecinde ilkel insanların bazı tabularını halen taşımaktayız. Bu tabuların kökenini öğrenebilmek adına okunabilecek eşsiz bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok akıcı olmamakla beraber edinilen bilgilerin doyurucu olduğu su götürmez bir gerçek.
Totem ve TabuSigmund Freud · Say Yayınları · 20167,9bin okunma
Rüyada geçen hiçbir olay yoktur ki, ilk nüvesi bir istek,bir arzu ya da bir uyarım olarak uyanık hayatta atılmamış olsun. Bu ilk uyarım için şunu söylemek gerekir: Rüya yaratmamıştır bu uyarımı; sadece kopya etmiş ve dillendirmiş bizde var olan geçmişe dair küçücük bir malzemeyi dramatize eden bir işlemden geçirmiş, havarinin şu sözlerini gerçekleştirmiştir: Kardeşinden nefret eden katildir. Uyanıpta ahlaki bilincimize tekrar ulaştığımızda, bu günahkar rüyanın ayrıntılarına gülüp geçebilsek de rüyaya kaynaklık eden ilk malzeme gülüp geçilemeyecek kadar ciddidir. İnsan rüya görenin hatalarından sorumlu tutar kendini. Kısaca İsanın tartışma götürmez sözünü "En kötü düşünceler kalbimizden gelir." bu bağlamda anlayacak olursak rüyada işlenen suçların minumum düzeyde de olsa bir suçluluk duygusunu içinde barındırdığını inkar edemeyiz.