Ömrümü zaman ayıramayacağınız işlerle geçirdim.
Dolayısıyla sizin önemsediğiniz işler için de benim
zamanım kalmadı.
Böyle böyle birbirimizi önemsememeyi öğrendik.
İnsanlardan en çok çocukları
hayvanlardan da atları sevdim.
Ve çocuklar hariç
sevmediğim hayvanları bile
çoğunuzdan yakın buldum kendime.
İnsanları sevemedim
tabi kimse bunu mesele yapmadı.
Hepinize karşı tektim
ve elbette şansım çok azdı.
Ben bu savaşı altı yedi yaşlarımda kaybettim.
Yapacak bir şey yoktu kitaplara sarıldım.
Kırgın değilim hiçbirinize
dedim ya ben zaten çoğunuzu sevemedim.
Kim bilir belki de bu yüzden insan olmanın
gereklerinin çoğunu yerine getiremedim.
Öfkem aklımın bir adım önünde oldu hep.
-Size değil sadece öfkem, en başta kendime-
Ödenmesi gereken ne bedel varsa peşin peşin ödeyip
aranıza karışmaktan vazgeçtim...
Ayın boynu bükük, neden?
Neden bulanık hep suyum?
Sevmiyor işte beni biriniz de anlayın
Biriniz şarap getirin, yakarım yoksa ağaçları
Su serpin, tuz dökün, bakın her yerim kanıyor
Ne deseler kanıyorum, sahi ben aptal mıyım?
N'olur bana bir şey söyle ne yaptığımı bileyim
Ne eksikse sen tamamla, son derece yorgunum
Çok uykum var, öp beni, öpersen ne güzel uyurum
(baba beni ona götür)
Kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz
beraber uyanmadığımız bütün sabahlar
bir şey eksikti vardı yeryüzünün haberi
yanımızda başka bedenler
aklımızda başka hayaller
ama aynı güneş aynı gökyüzü
ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde
gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere
durmaksızın seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz.