2000li yıllarda Dan Brown tarafından yazılmaya başlayan romanlar dünya genelinde büyük ilgi gördü. Kutsal Kase, Tapınak Şövalyeleri, Yeni Ahid, Son Akşam Yemeği gibi kavramlar bu konulara ilgi duyan okuyucunun aşinası haline geldi. Artan ilgi ve uyanan merak, komplo teorilerini beraberinde getirdi, maalesef bu kavramlar ile aramıza kalın bir sis perdesi çekildi. Kur’an perspektifinden bakınca oldukça net bir portreye sahip Hz. İsa ve havarileri de tüm bu sis perdesinin ardında kaldı. İşte böylesi bir ortamda Necmettin Şahinler Mür Kokulu Kadın- İslami Bakış Açısıyla Mecdelli Meryem kitabı ile hem o sis perdesini aralıyor hem de şimdiye kadar yapılanın aksine geçmişin küllerini değil közünü günümüze taşıyor.
3 bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde Mecdelli Meryem’in Hz. İsa ile beraber geçirdiği üç seneden kesitler sunuluyor. Kitabın ikinci bölümü günah ve tevbe gerçeğine ayrılarak, hristiyanlıkta mevcut olan günahta veraset ve intikal inanışının Kur’an’i bakış açısı ile yanlışlığı ortaya konuyor. Üçüncü bölümde ise İncillerin tarihi hakkında bilgi verilerek inciller arasındaki tutarsızlıklar gözler önüne seriliyor. Bölümler boyunca yazarın kavranması güç konuları büyük bir maharet ve berrak bir Türkçe ile oldukça akıcı bir şekilde yazması kitabı adeta bir solukta okutuyor.
Ana hatları ile kitaba değindikten sonra, bu kitabın 2025 yılına ve sonrasına ne söylediğini kendi idrakimce yazmak isterim. Ataerkil toplum kodlarının belirgin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu belirginliğin negatif yansımalarına da maalesef akşam haberlerinde birbirinden trajik olaylarla şahit oluyoruz. Dünya genelinde yerinden edilen ve yeni yeri konusunda da bir türlü uzlaşıya varılamamış ve hep arada kalan bir kadın imgesiyle yaşıyor, kendimize bir yol bulmaya çalışıyoruz. Yol haritası