Zamanında hasta olduğumda bana çorba yapan, annesine bana börek yaptıran bir kız vardı. Bu şehre daha yeni gelmiştim her gün işten ağlayarak dönüyordum 😄 Allah razı olsun, o zor günlerde iyiliğini birçok kez gördüm. Sonra bana bir yanlış yaptı. Herkes artık onunla konuşma dedi. Ama ben o kıza, her fırsatta elimden geldiği kadar yardım etmeye devam ettim ve ediyorum da. Çünkü bir insanın yaptığı tek bir yanlış, yaptığı güzel şeyleri silip atmaz. Eğer silip atarsam, o zaman ben çıkarcı bir insan olurum. Bir şeyine yardım etmedi diye onu hayatından çıkar, arkanı dön. Ben bunu yapmadım, yapmayacağım da. Sinirlendiğim artık konuşmayacağım dediğim zamanlar oldu. Ama benden ne zaman yardım istese yanında olurum. Sohbet etmeyebilirim, mesafe koyabilirim ama bu, zor zamanında yanında durmayacağım anlamına gelmez. Ne demişler bir insana bin kez iyilik yaparsın, bir kez yapmazsın, en kötü sen olursun. Ben iyiliğini gördüğüm insana kötü diyemem, demem. Bu benim kendi vicdani iç çatışmam, kimsenin hakkını yiyemem
Nasihatini sadece isteyen kişiye ver! Vaktini, seninle olmak isteyenlere ayır. Kimsede değişim sağlamaya çalışma; ancak senden yardım isterse yardım et. Bilgini, ilgilenmeyene sunma. Çünkü vaktin değerlidir, ömrün kısadır, emeğin kıymetlidir. Değerini bilenlere ver, çünkü sen kendini hak etmeyene harcayamayacak kadar değerlisin...
Duygu ve Düşünce
Reklam
Allah’a dayanmanın izahı
Allah size yardım ederse, hiç kimse sizinle baş edemez; ama ya O sizi terk ederse, kim size yardım edebilir? O halde müminler Allah'a güvensinler! Al-i İmran suresi 160. ayet
Yani ne bileyim gerçekten Allah hepimize yardım etsin hiçbirimizin hayatı kolay değil heleki bunca yıkıntının arasında yeni bir şeyler inşa etmeye çalışanların hiç değil
'İNCİ' Bana bunu yapma demiştim...
66. BÖLÜM ✨️Serkan✨️ Sert ellerimin arasında tuttuğum yüzü, dünyanın en nadide ipeğinden bile daha yumuşaktı. Teninin sıcaklığı avuçlarımdan kalbime sızarken, o yeşil gözler... Parmaklarındaki pırlanta tektaş gibi ışıldayan o yeşil derinliklerde, daha önce görmediğim bir şeffaflık vardı. Orada sadece sevgi yoktu; sarsılmaz bir sadakat ve ruhunu önüme seren bir aşk vardı. Artık her zamanki dik duruşu, güçlü görünme çabası yoktu. Geçmişin o ağır kamburu, geleceğin belirsiz korkuları ve ruhunun en ince kırılganlıklarıyla duruyordu karşımda. Gizlemeden, saklamadan en mahrem yaralarını bile iyileştirmem için tüm çıplaklığıyla önüme sermişti. İleriye götürmemi istemiyordu, ona yardım etmeliydim ve kendimi dizginlemeliydim, ona karşı duyduğum bu tutku, onu sarıp sarmalama hissi ve her bir zerresini hissetme arzusuyla yansam da İnci'yi anlayabiliyordum, zorlamadan, korkutmadan sabırla ilerlemeliydim. Ben böyle yaptıkça o zaten bir adım daha atıyordu bana, bu ilişkiyi bir adım daha öteye taşımama izin veriyordu bana... "Dışarıya bakmak ister misin?" diye fısıldadım. Sesim, içimde kükreyen arzuyla çatallanmış, nefesim kesilmişti. Beni öpmenin etkisiyle yanakları al al olmuş, göğsü hızla inip kalkmaya başlamıştı. Teklifimle birlikte, yeşil deryada bir anlık korku kıvılcımı çaktı. "Güven bana," dedim sesimi en kadife tonuna bürüyerek. "Gördüğün manzara, içindeki tüm korkuları dağıtacak." Başını hafifçe salladı, bakışlarını gözlerime mühürledi ve büyülü cümleyi kurdu: "Güveniyorum sana." Bu iki kelime, kulaklarımda "seni seviyorum" dan çok daha görkemli bir melodi gibi yankılandı. Çünkü İnci için sevmek bir ihtimal, ama güvenmek bir mucizeydi. Geçmişin gölgesinde sevmiş ama hiç güvenememişti; ne kendine ne de karşısındakine. Şimdiyse güveniyordu bana ve
1000Kitap
Üç kocaman poşeti dolduran kitapları sokağın başında görünür bir yere bıraktım. Uzaktan izledim. Bir kadıncağız geldi. Kitapları görünce çok sevindi. Telefon etti. "Oğlum gel çok güzel kitaplar var yardım et eve götürelim" dedi. Sonra kimse yardıma gelmeyince kadıncağız elindeki alışveriş poşetlerine ağır kitap poşetlerini de ekleyip kitapların verdiği mutluluğun enerjisiyle hepsini taşıyıp evine götürdü. Çok ama çok mutlu oldum. Mutlu ettiğim için. Ve biliyorum ki kitaplarını paylaşacak ve okuyup okutturacak. 🪶🍀
Reklam
Reklam