• Her şey geçer, tüm mesnetsiz yasaklar delinir, adalet tecelli eder, iyiler illa ki kazanır.
  • Bu bir öykü kitabı ve toplamda beş öyküden oluşmakta;
    1)Yatak
    2)Nihat
    3)Fotoğraf
    4)Veysel'in Kanatları
    5)Şeytan Uçurtması

    İlk öykümüz Yatak,ismiyle tamamen bir bağ içersinde,bir çocuğun yatağıyla kurduğu bağı anlatan sıcacık bir eser. Eski köylerdeki yatakları bilir misiniz ?işte bu yatağından bir türlü kopamayan bir çocuğun, gençliğine kadar bu yatağa özlemini çok güzel kelimelerle anlatmış yazar. Sonrasında pamuğun tarlada nasıl toplandığından tutunda fabrika aşamasına kadar sıcak üslubuyla sarmalamış yazar bizleri...
    Bu öyküyü okurken aklıma çocukluğumda gittiğim köy evleri geldi. Genelde ahşaptan iki katlı olup altinda hayvanların barındığı şirin evlerdi. Biz geceleri yattığımızda küçük deliklerden hayvanları gözetlemeye bayılırdık. Tabi bu evlerin kötü bir yanı kendine has kokuları olurdu,ama zamanla bu bile güzel gelirdi inanın...

    İkinci öykümüz Nihat, küçük yaşta babası tarafından terkedilmiş bir çocuk o.Annesine gelince,şöyle tarif ediyor yazar; güzelliğinin yanı sıra,melekler kadar iyi oluşundan söz ettiler sonra; dürüstlüğünden, sessizliğinden ve kibarlığından söz ettiler. Öyle ki sonunda adam sanki kadının bu özelliklerine dayanamayıp kaçmış gibi oldu benim gözümde...
    Nedendir bilmem ama iyi kadınların kaderidir terk edilmek. Belkide ödüldür onlar için bu ve belkide bu kadınlara ceza olmaktan kaçar bu erkekler kimbilir. Ama bir gerçek varki olan masum biçare çocuklara olur her defasında. Ya bir anne eksikliği ya bir baba sessizliği pençeleri arasına alır. Bazende her ikisinden de mahrum kalır yavrucaklar... Soran olmaz hallerini ve dertlerini,dünyaya gelip gelmek istemediklerini sormadiklari gibi...

    Üçüncü öykümüz fotoğraf,öykümüz zaten çok kısa ve haliyle ben içeriğini anlatsam öyküyü okumuş gibi olacaksınız ve ben bu kadar hazıra konmanıza göz yumamam. Şöyle bahsetmek istiyorum,diğer iki öyküden çok farklı,bir Anadolu kasabasında tesadüf eseri karşılaşan beş insanın sıcacık bir o kadarda güldüren keyifli anıları. Öleceği tarihi hesaplayan bu insanların kendi mezarlarını kazmaları ve bu mezarlarda arada bir yatmalarını ürpererek ve kahkayla okuyacaksınız. Evet evet yanlış duymadınız...
    Eğer yazan kişi Hasan Ali Toptaş sa her şey mümkün...

    Dördüncü öykümüz Veysel'in Kanatları,küçük bir kasabada bir kahvehanede masa başında harap olan insanlık konu edilmiş. Kumar oynamanın yasak olduğu bu kasabada tüm yasakları ayaklar altına alıp oynanan kumarın nelere mal olduğunu anlatan bu öykü,diğer öykülerden daha çok anlam barındırıyor içerisinde. Nedendir bilmem ama bu yasaklar biz insan oğluna hep cazip gelmiş ve felaketimize sebep olmuştur. Bu öykümüz de bunun en acı örneğine şahit olacaksınız.

    Beşinci ve en son öykümüz Şeytan Uçurtması,bir çocuğun gözünden annesizligin derin bunalımlarının anlatıldığı duygu yüklü bir öykü. Üvey anneyle yaşayan ve küçük kardeşine kıskançlık öfke barındıran küçücük kalbin sevgi arayışının kısa bir anlatısı...

    Gecenin Gecesi öykünün geldiği yeri yeniden konuşan bir kitap. “Onun atı daha gurbete çıkmadan ürkütülmüştür,” denilmişti Toptaş için. Bu kitapta da gurbete çıkanlar var. Gurbeti külfet, külfeti azap belleyenler var. Ve herkes eve dönüyor sonunda.

    “Şimdi sen, öyleyse bütün bunları neden yazdın, diyeceksin belki. Doğrusu, neden yazdığımı ben de bilmiyorum. Demek, yorganı omuzlarıma doğru çekip, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içinde uyuyakalmışım.”

    Keyifli okumalar...

    Gecenin Gecesi
    Hasan Ali Toptaş
    Everest yayınları
    Sayfa:88
  • sen hep kendine önlemler aldın,
    ben kendime yasaklar koydum...
  • “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkin şeyleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl sûresi, 16/90)
  • Roger, bir avuç taş topladı, atmaya başladı. Gel gelelim, Henry'nin çevresinde, çapı belki altı yarda olan bir alan vardı ki, oraya taş atmayı göze alamıyordu. Roger'in eski yaşantısına bağlı ve gözle görülmediği halde henüz güçlü kalan kesin yasaklar, bu alanda egemendi.
    William Golding
    Sayfa 70 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları