• “Haiti’de, eski bir gelenek tabutun mezara dümdüz bir yol izlenerek götürülmesini yasaklar. Kortej onu zikzaklar çizerek ve oradan buradan dönüp dolaşarak götürür ki, ölü yönünü şaşırsın ve bir daha eve dönüş yolunu bulamasın.”
  • “... Çocuklar yasaklar karşısında genellikle böyle davranır. Bir konuda, mesela dayanılmaz bir gürültü çıkardıkları için azarlandıklarında, durmadan önce hareketlerini bir kez daha tekrarlarlar. Böylece kendi iradeleriyle vazgeçmiş gibi bir görüntü sunar, yasağa kafa tutarlar.”
  • Biyoloji izin verir, kültür yasaklar.
  • Benim için intizarın ın cinsel kimliğinden çok domatesin kilosunun 10₺ olması,doğalgazın %20 zamlanması,alkole gelen %15.5 zam Nevşehir'de çöp arabasın da canlı canlı öldürülen köpekler, devlet tiyatrolarının başına gelenler,Fazıl Say'a uygulanan yasaklar,milli kütüphanenin kapatılması çok daha önemli
  • Yine bir Cengiz Aytmatov eseri...

    Cengiz Aytmatov insan ilişkilerini ve bu ilişkilerin içinde varolan ihanet, vefa, fedakârlık, aşk, sevgi gibi kavramları başarılı işleyebilen yazardır. Ben onu ilk olarak Gün Olur Asra Bedel kitabı ile tanıdım. Bozkırın ortasında geçen yıl temmuz ayında... Rüzgarın bile suratına sıcacık estiği bir zamanda. Dedim ki benim köyümde de Yedigey vardı, insanlar benim köyümde de menfaat, karşılık beklemeden kapısını birbirine açardı. Hâlâ öyle muhteşemdir yaşadığım yer birlik ve beraberlik var. Kimse kapısını kilitlemez, kapıya gelene sen kimsin demez:) edem hoş geldin der edem kardeşim demektir:) sofrayı kurar ev sahibi, kendi yatağında yatmaz kapısına geleni yatırır. İşte Cengiz Aytmatov un karakterlerini hep kendi hayatımın, çocukluğumun geçtiği yerlerde bulunan insanlarla özdeşleştirdim. Yedigey amcama çok benziyor tren istasyonunda değil ama tarlada çalışıyor onu çalışırken o sıcağın altında görünce aklıma hep Yedigey geliyor.(Gün olur asra bedel)

    Aytmatov'un bir samimiyeti var okurken kitabın kahramanları ile geziyorsunuz, sonra empati kurabiliyorsunuz, yardımseverliğin, cömertliğin, menfaat beklemeden koşturmanın, iyiliğin ne denli kötülükten üstün olduğunu daha iyi kavrıyorsunuz. Gözleriniz dolu doluyken gülebiliyorsunuz.

    İyiliğin insanın içinde olmadığını ancak bir başkasından öğrenilebileceğini anlıyorsunuz o tren istasyonlarında:)) Çocukken düşene koşmayı ailem öğretti bana, kasa kasa meyve ve sebzeyi köye yeni gelen öğretmene götürmeyi ailem öğretti bana:) kapına geleni çevirmemeyi annem, iyiliği ve yardımı el altından yapmayı anneannem öğretti. Aytmatov'da der ki ; iyilik yoldan düşen değil toplanandır.

    Savaşı, kadını, bozkırı, tren istasyonlarını kitaplarda bol bol okursunuz ama Aytmatov'dan okuduğunuz zaman yaşarsınız. Kadının baş tacı edildiği, savaşın nasıl ağır bir yıkıma sebep olan enkazını, tren istasyonlarında o rayları saydığınızı, bozkıra baktığınız zaman sararmış samanların üstünde titreşen sıcaklığı yaşarsınız.

    Sıcağın serinliğe dönüştüğü buğday tarlalarında aşkı yaşarsınız.

    Beni şaşırtan ilk Aytmatov eseri oldu Cemile.

    Yasak olan şeyler.

    Sevgi göreceli bir kavramdır, herkesin sevgiye bakış açısı farklıdır. Kimi çiçeklerle, kimi türkülerle, kimi sözlerle, kimi yazarak gösterir sevgisini. Ya susanlar ve sadık kalanlar? İşte bir insanın bir insandan beklediği şeyler uyuşmayınca yasağın adı sadece yasak olarak kalmıyor. En çok kendimize benzeyeni seçme eğilimindeyken en zıt insanlarla birlikte olmak talihsizliktir.

    Cemile türkü söylüyordu o da türkü söylüyordu. Cemile bir mektubun sonuna sıkıştırılmış kısa bir selam istemiyordu. Ya sadık kalanlar? Sadık kalanlar için söylenecek bir şey var mı? Gelenek dediğimiz şey Cemile yi bir mektubun sonundaki kısa bir cümleye sığdırdı belki. Olaya her iki tarafından baksam bile o resimdeki muazzam çizimin aşkı bu denli muazzam anlattığı yanlışları ve doğruları ile sorgulanabilir mi? Kimsenin sorgulama gücünü kendinde bulması gerekir mi? Bize mi düştü Cemile'nin türküsünün yazıldığı o bozkır yolları.
    Ya Sadık kalanın acısının haklılığını savunmak, eksik gedik araştırmak bize mi düştü?

    Empati sadığın, cemilenin ve türküsünü söyleyenin yerine koyabilir mi bizi biz yaşamadığımız sürece?

    Sevgi ve aşk, bozkır gibi çorak olan insan yüreğini yeşertecek, ona cesareti, gözü karalığı, yasağı, günahı, sevabı ve daha bir çok şeyi kazandıracak veya kaybettirecek duyguların ve hissiyatların yaşandığı ayrı bir dünyadır. Aytmatov okumak daha başka bir dünyanın penceresini açmaktır.

    Kadın olmak ne kadar zorsa erkek olmakta bir o kadar zor. Sadık kalanlar ile kalmak için direnenler veya sadık kalmayanlar hepsinin doğruluğu yanlışlığı ağzımızda ahkâm keser torba değil büzesin!!
    İnsanın özü daima bozulmaya müsaittir. Bir noktadan sonra duygularına yenik düşebilir. O noktada iradenin sorgulanması gerekir:)

    Rollo May; Aşk, içinde kişinin aşık olduğunda kendi varlığını kaybetme tehlikesi, yeni bir deneyimin yol açtığı sersemlikten ve şoktan kaynaklandığı tanımlamasını yapmıştır. İşte Cemile kendi varlığını kulağında çalınan türkülerle kaybeden bir kadındır. Rollo May; Dünyanın birden bire genişlediğini, bizi daha önce hayal bile edemediğimiz diyarlarla karşılaştırdığını ifade ediyor. Cemile kendi diyarından başka bir diyara türkülerle gitti.
    Sevgi insanı savunmasız bırakır, tabuları al aşağı eder. Sen kendini kendin bile tanıyamaz olursun. Peki yasak olan aşkın içinde pişmanlık olursa işte o zaman tüm sorumluluk ayaklarının gittiği yollara değil sana aittir. Bir şeyin sonuçlarına katlanmak onu yaşamayı göze aldığına karar verdiğin andır.

    Cemile sadık kalana değil türkü söyleyene aşıktı. Hep beklediği ve gelmeseydi bekleyeceğine aşıktı. Cemile zaten Sadık kalanı aldatmıştı. Yasaklar kafamızın içindedir, duygularımızda, düşüncelerimizde...

    Yasaklar bu dünyanın insanlarıdır. Ve onu yargılayanlar bu dünyanın ağız birliği etmiş korolarıdır.

    Ya kadınlar küçük yaşta kadın olmuş ve kirlendiğini düşünen kadınlar. Midemiz bulanıyor değil mi düşünürken? Aklımızın almadığı konular değil mi? Türkiye'de kayıtlara geçmeyen çocuk gelin sayısı. Kitabın sonlarına doğru oturduğum yerde kaldım, kalkamadım, derin nefes almaya çalıştım. Özgürlüklerini ölümle bir tutan kadınlar, savaşarak ölmeyi düşünen kadınlar, bedenlerini su ile temizlemeye çalışan kadınlar. Daha geçen günlerde çocuk gelin fotoğrafı çekmem diyen iyi insanlar. Vicdan yürekten gelir.. İrade de!!

    Aytmatov, her şey bitti derken ayağa nasıl dimdik kalkabileceğinizi size kelimelerle, sayfalarla anlatan insan.
  • 5199 yasa gereği,
    Sokaklar Sahipsiz Hayvanların YAŞAM ALANLARIDIR.
    Allah’ın Sessiz Kullarına Eziyet Etmeyelim.
    Artık Haberlerde KADINA ,ÇOCUĞA,HAYVANA ŞİDDET EZİYET ,ŞU KADAR ŞEHİT, Gibi haberler Duymak istemiyorum.
  • “Ah bu yasaklar! Kendi kendimize, başkasının bize, bizim başkalarına, devletin tebaasına, tebaanın devletine, belediyenin hemşerisine, hemşerinin belediyeye koyduğu, koyacağı yasaklar!..”
    Sait Faik Abasıyanık
    Sayfa 98 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 10.baskı, 2017.