Hançer yarası gözlerimden akan
Yüreğini çevir bakışlarından
Gülersin tüm güller solar
Ayak ucunda bülbüller kanar
Zaman gelir kendiliğinden
Çiçek döker erguvanlar
Yorgunluk gibidir gece de
Bütün paslı metallerini toplayıp gündüzden
Eks ilmek gibidir kendi küfüne gömülüp
Yoksulluk gibidir
Bir sokaktan diğerine akması karanlığın
Bir ihtiyarlar erken uyumak için
Severse bir de sokak serserileri
Ellerimi cama yasladım
Çürük bir sandık kokusuydu ayrılık
Teyzemin gözleri bakardı aynadan yirmisinde dul
Başına nişanlı boncuğu takar
Kaynana dili çıkarırdı ördüğü her çoraptan
Zülflerine damlayan kurşun geçmez bir ağıt
Dağlarında köknar eksilmiş yurdumun
Çocuk parklarına şehit adları verilir ne zamandır
Gülden gülüşten uzak
Geleceğe acı saklanır
Resmi uzattığında içerisinde bir okul ve bir sürü yeni şeyler öğrenen çocuklar olduğunu gördü. Birinin adı okula gösterilmiş bir şekilde Nina yazıyordu. Nina bu resmi çok beğenmişti.
Her birinin kendine özgü bir özelliği olduğunu ve bu çeşitliliği ormanı neşeyle doldurduğunu fark etmiş. Ormanın gerçek büyüsü bu farklılıklarla ortaya çıkıyormuş. O günden sonra sinirlenmek yerine gülümsemeye ve farklılıkların tadını çıkarmaya karar vermiş.