Yaşar Nuri KURUKAFA

"Öyle, büsbütün korkağım, Lola, savaşı ve içinde ne varsa hepsini reddediyorum... Ben savaş var diye üzülmüyorum... Ben kaderime razı olmuyorum... Ben bu konuda sızlanıp durmuyorum... Onu olduğu gibi reddediyorum, içindeki insanlarla birlikte, onlarla, onunla hiçbir alışverişim olsun istemiyorum. İsterlerse dokuz yüz doksan beş milyon kişi olsunlar ve ben tek başıma kalayım, yine de haksız olan onlar, Lola, haklı olan da benim, çünkü ne istediğini bilen bir tek ben varım, ben artık ölmek istemiyorum."
Reklam
"Sizi aklı başında sanmalarını sağlamanın en iyi yolu bayağı pişkin olmaktır. İyiden iyiye pişkinseniz mesele yok, o zaman artık hemen hemen ne yapsanız yeridir, ne isterseniz, çoğunluk sizden yanadır ve kimin deli olup kimin olmadığına karar veren de çoğunluktur."
"Eğer bu dünyanın içindeyseniz, yapılacak en iyi şey, öyle değil mi, buradan çekip gitmektir? Deli olsanız da olmasanız da, korksanız da korkmasanız da."
"Ben şöyle bur sonuca varmıştım: Almanlar isterlerse buraya gelsinler, her şeyi yakıp yıksınlar, katletsinler, yağmalasınlar, oteli, lokmaları, Lola'yı, Tuileries'i, Bakanları, yardakçılarını, La Coupole'ü, Louvres'u, büyük mağazaları, çullansınlar kente, Tanrı'nın gazabına uğratsınlar, gerçekten de bundan daha tiksindirici en ufak bir şey eklenecek hali kalmayacak derecede yozlaşmış olan bu koca kerhaneyi cehennem ateşiyle yaksınlar; benim bu işte gerçekten kaybedecek hiçbir şeyim yoktu, hiç, aksine."
"Ancak ben, artık seçim yapacak durumda değildim, beni nasıl bir geleceğin beklediği belliydi! Sapına kadar gerçeğin içindeydim, o kadar ki nereye gitsem kendi ölümüm de bir anlamda peşimden geliyordu, adım adım. Bir tecilli cinayet kurbanı olma kaderimin dışında bir şey düşünmekte zorlanıyordum, oysa herkes bu kaderin benim için gayet doğal olduğu kanısındaydı."
Reklam