Ötekiler, yani ayaklarının üstünde durabilenler, yüzlerinin ve gözlerinin dokusuna ölümün ne kadar derinlemesine işlemiş olduğunu bilmiyorlardı, aslında bilmek de istemiyorlardı; onların tek istedikleri, birbirlerini baştan çıkararak, birbirlerine kenetlenerek oynadıkları oyunu sürdürmekti; sevişmenin o açılış oyunlarını sürdürmekti; aptalca, fakat sevimli ifadelerle birbirlerinin gözlerine dalıp giderek; ve onlar bilmezlerdi ki, aşk için yatmak, her zaman ölmeye de yatmaktır.