Meliha Yaşar

Meliha Yaşar
@yasarmelia
"Ben ellerim kesik Varla yok arası"
Öğrenci
BOUN/Türk Dili ve Edebiyatı
10 Ocak 2001
5 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·363 syf.··
2021 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 15:58
Kitapta; denizci Martin Eden'ın bir edebiyatçıya dönüşme serüvenine, bunun nedenlerine ve bu serüvenin bitişine tanıklık ediyoruz. Üslup o kadar sürükleyici ki kitabı elinizden bırakmak bile istemiyorsunuz. Sıradan, işçi sınıfından bir delikanlının düşünce evrenine dalıp çıkarken o dönemin burjuvazisinin hamlığını açıkça görüyoruz. Son elli- altmış sayfaya kadar sevdiği kadın için yazarak ün ve şöhret sahibi olmaya çalışan Eden bir çok zorlukla sınanıyor. İhtiyacı varken yüzüne bile bakmayan çevresi ve onu hep aşağılayan burjuva sınıfı; "sürü" onu kabullenince, para kazanınca tüm yüzeysellikleriyle karşımıza çıkıyor. Onu sırf Martin Eden olarak kabul eden dostlarını cennet olarak tanımlarken hayatın asıl gerçeğini fark ettiğinde bu cennete bile sığınamıyor. İnsanlarda gördüğü bayağılık onu herkesten uzaklaştırıyor. Sonunda bu uzaklaşma onu yaşamı reddetmeye itiyor. Bir zamanlar denizci olarak gelip geçtiği sularda umuda, beklentiye, arzuya doymuş bir ruh olarak intihara sarılıyor. Bireysel yorumuma gelecek olursak benim için oldukça etkileyici bir olay örgüsüydü. Üslubun açıklığı Martin'i size bir arkadaşınız hatta kendi benliğiniz kadar yaklaştırıyor. Birçok noktayı sezebiliyorsunuz. Ruth'un onu bir fino gibi yönetme isteğine ve burjuvazinin kokuşturduğu ruhuna uydurmaya çalışmasına sinirlenip Martin'e bir dost gibi yaklaşıyorsunuz. Kelimelerin dünyasında canlanıp onu Lizzie' nin kollarına itmek istiyorsunuz. Bu dahil olma isteği o kadar canlı oluyor ki şaşırıyorsunuz. Yani bu roman sizi oldukça aktif bir okuyucuya dönüştürüyor. Romanda en çok etkilendiğim nokta bu oldu. Okumanızı tavsiye ederim. *İndigo Yayınları, Mart 2018 baskısından bahsediyorum.
Martin EdenJack London · Lilith Yayınevi · 2019135bin okunma
Reklam
Puan vermedi·222 syf.··
2021 4. kitabı
Kuyucaklı Yusuf; genel olarak Yusuf karakteri çerçevesinde gelişen, onun hayatından bir kesimi anlatan bir romandır. İçerik olarak Kuyucak kasabasından Kaymakam Bey tarafından evlat edinilen Yusuf'un hikayesini okuyoruz. Küçük yaşta ailesinin katliyle bir trajedi yaşayan ve bunun acısını çevresine yabancılaşma ile yansıtan bir ana karakterimiz var. Hayatta kendini en yakın gördüğü kişi ilk olarak Kaymakam Bey olmakla beraber Edremit'teki yaşantısında üvey kardeşi Muazzez onu asıl hayata bağlayan faktör oluyor. Yusuf'un trajedisi kitabın sonuna kadar sürüyor. Birçok aci olaydan sonra sonunda Muazzez' e kavuşan Yusuf bu sefer Kaymakam Bey'in ölümü ve fakirlik ile sınanıyor. Sonrasında olayların geldigi noktada onu Edremit'e bağlayan her şeyi kaybediyor ve yeni bir hayata baslamak üzere yola çıkıyor. Bu kitapta anlatıcı hakim bakış açısını kullanarak geniş bir çerçevede olayları ve durumları okuyucuya aktarıyor. Ayrıca öne çıkan bir nokta bireysellik ve toplumsallık arasındaki dengenin iyi kurulmuş olması. Yani anlatımdaki toplumun normlarını gayet net anlıyoruz fakat özellikle ana karakteri ve ilişkilerini yalnızca toplum açısından görmüyoruz. Bu karakterlerin zihnine girdiğimizde oldukça bireysel ve evrensel duygu durumları ile karşılaşıyoruz. Burada bireysellik yönünün eserde sanatsal yapıyı ayakta tuttuğunu düşünüyorum. Bu durumu özellikle doğa- insan karşılaşmasinda ve karakterlerin zihnindeyken görebiliyoruz. Toplumsal açıdan bakarsak Sabahattin Ali'ye has deginmeleri de görebiliyoruz. Örneğin; Şakir ve ona hem toplumdan hem devletten çanak tutanlar, Yeni Kaymakam ve Şahinde gibi tiplemeler o dönemde toplumdaki çökmüşlügü gözler önüne seriyor. Bu yönden eser, sanatsal çatı altında bulunmak üzere belirli bir fikre hizmet ediyor. Eserde Sabahattin Ali'nin
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma