"Özür dilerim," dedi soluk soluğa. "Özür dilerim. Affet beni." Yaslandığım yerde kalbinin nasıl şiddetli attığını hissedebiliyordum.
"Kızgın değilim ki."
Geriye çekilip mahvolmuş bir şekilde yüzüme baktı.
"Neden? Neden söylemedin bana?"
"Bildiğini sanıyordum. Bu yüzden beni kurtardığını sanıyordum. Annem için üzülmemiştim ki, benim hiç annem olmadı." Dolu dolu gözlerimle onun cayır cayır yanan gözlerine baktım. "Ama benim Daren'im olmuştu. Bunu aldın benden sanıyordum." Gözleri acıyla titredi, dudaklarını birbirine bastırdı. Sonra iç çeker gibi yeniden beni göğsüne bastırdı.
"Seni kendim için kurtardım. Sana nasıl bencilce tutkun olduğumu anlamıyor musun? Bu iyi niyetli bir sevgi bile değil. Seni kötü bir halde, çok kötü bir şekilde seviyorum ben."
"Ben sana küsmüştüm, senin haberin yoktu."
"Ben sana mahvolmuştum." Başını omzuma gömdü. "Senin haberin vardı."