Herhangi bir anda dönüp geçmişe baktığımızda, hayatımızda olan biten her şeyin o an bulunduğumuz konumda ve durumda olmamız için kusursuzca sıralanmış olduğunu görürüz.
Dışarıdan göründüğü gibi değil. O yüzden efendim, çırpınmak gelmiyor içinizden, ne de bağırmak. Gerçi bunalınca iyiden iyiye, ne olacaksa olsun artık diyorum. Ne olacaksa olsun.
Çaresizliğin de kendine göre gücü var, bilir misiniz memur bey? Elinizden hiçbir şey gelmeyeceğini anladığınız an durup izliyorsunuz artık. Umut, korkuyla birlikte yerleşiyor içinize.
Düşünürdüm aslında zaman zaman. Acının bu kadarına nasıl katlanılır diye. Ama ne oluyormuş? Meğer insan bir yerden sonra daha çok üzülmüyormuş efendim.
Alıştın mı buraya derler. Anlamasam da neymiş o alışılacak olan, istediklerini derim yine, alıştım derim. Alıştım. Yürüyorum, duruyorum, bakıyorum, görüyorum ama şaşırmıyorum. Sinemi kurutan alışmaktır. Yanından geçip gidecek kadar alışmaktır.