Ama er ya da geç bitiyordu. Her şey gibi eninde sonunda bu ruh depremi de geçiyordu. Nihayetinde kişi, bu uğursuz maceradan bolca hırpalanmış ama yeni hakikatiyle yaşamaya ikna olmuş halde çıkıyordu. Yaşın bile bir adabı vardı ve kuşkusuz kolay tutulmuyordu.
Gerçek, olanca ağırlığıyla tam kalbinizin üzerine oturuverir. İçinizde, elinizle tam yerini gösterebileceğiniz bir yerde, göğüs kafesinin ardında, yumruk büyüklüğünde bir kesikte, başka hiçbir şeye ama hiçbir şeye benzemeyen feci bir sızı duyarsınız. Bu sizin hakikate ayıldığınız andır.