Yasin Günver

Yasin Günver
@yasin41
islami ilimler
Öğrenci
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi
İstanbul
7 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Nesh Meselesi-2
Nesh aklen ve naklen câizdir, fiilen vukû bulmuştur. İslâm'da (Kur'ân ve sünnette) nesh câizdir. Neshin mahalli hükümdür. Dolayısıyla haberlerde nesh vâki olmaz. Neshedilenle amel edilmeden önce nesh vukû bulabilir. Daha zor bir bedelle veya daha kolay bir bedelle nesh câizdir. Sünnetin Kur'ân'la, Kur'ân'ın sünnetle neshi câizdir. Kur'ân'da nâsih tilâveten mukaddem, nüzûl bakımından muahhar olabilir.
Sayfa 156 - İFAV Yayınları·Kitabı okudu
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Nesh Meselesi
Nesh, lügatte tebdildir. Şeriatte: Devamı bizim vehimlerimizde (zihinlerimizde) yerleşmiş şer'î, mutlak bir hükmün terâhî yoluyla (daha sonra gönderilen bir delille) sona erdiğini beyan etmektir. Bizim hakkımızda tebdîl olup şeriat sahibi için mutlak beyandan ibarettir. Burada (neshin) bedâ(yı gerektireceğini) iddia ile (neshi) inkar eden Yahudilere bir cevap vardır. Neshin mahalli: Muvakkat kılma, ebedî kılma gibi gerek nassla ve gerekse delâletle neshe münâfî bir şey bitişmemiş, varlığı ve yokluğu hadd-i zâtında mümkün olan hükümdür. Neshin şartı bize göre ve Mu'tezile'nin hilâfına olarak fiilde temekkün olmaksızın (fiilde temekkün şartı aranmaksızın) sadece kalbin bağlanmasındaki temekkündür. Kitap ve sünnetin müttefikan ve mütekabilen (kitapın kitap ile, sünnetin sünnet ile, kitapın sünnetle ve sünnetin kitapla) neshedilmesi câzdir. Tilâvet ve hükmün birlikte, tilâveti bâki kalarak hükmün, hüküm bâki kalarak tilâvetin, nass üzerine ziyadelikte olduğu gibi hükümdeki bir vasfın neshi câizdir. Bu (hükmün bir vasfının neshedilmesi), Şâfiî (Ra)'nin hilâfına olarak bize göre neshtir. İnsâ' ise (âyetin) ezberlenmesinin kalplerden giderilmesidir.
Sayfa 155 - İFAV Yayınları·Kitabı okudu
Din
Muhkem-Müteşâbih
Kur'ân'ın tamamı muhkem değildir. Müteşâbihin varlığında bir ibtilâ (imtihan) keyfiyeti ve hak üzere sâbit olanla onda tereddüt edenin ayrılıp ayıklanması gibi faydalar vardır. Öte yandan müteşâbihin anlamını bulup çıkarmaya çalışmada, bunların muhkemlere döndürülmesinde âlimler ve etbâının münazaraları ve zekaların yarışması gibi birçok fayda ve ilimler getirecek; Allah katında derecelere nâil olmaya sebep olacaktır. Ulaşılmasına bir yol kılınmamış şeylere vâkıf olmaktan beşer aklının âciz olduğunu bilmektir.
Sayfa 150 - İFAV Yayınları·Kitabı okudu
Din
Müfessir- Âyet- Usûl-i Fıkıh
Bir müfessirin Kur'ân'ı tefsirde birinci dayanak ve kaynağı yine Kur'ân'ın kendisidir. Müfessir önce Kur'ân'da gördüğü mutlak ifadeleri takyîd, mücmelleri beyân; âm olan ifadeleri tahsîs eden âyetleri arar. Zira bir yerde mutlak olarak geçen bir hüküm başka bir yerde kayıtlanmış (mukayyed), bir yerde mücmel olarak ifade edilen bir konu başka bir yerde geniş bir şekilde beyân edilip açıklanmış, bir yerde müphem bırakılan bir konu başka bir âyette beyân ve tefsir edilmiş olabilir ki müfessirin önce bunları araması gerekir. Bu, Kur'ân'ın tefsirinde birinci merhaledir. Şayet bizzat Kur'ân'da, Kur'ân'ı tefsir eden başka âyetler bulunmadı ise bu takdirde hadislere, sahabîlerin ve tâbiûnun sözlerine mürâcaat edilmiştir ki hemen bütün tefsirlerin Kur'ân tefsirinde tuttukları yol budur.
Sayfa 90 - İFAV Yayınları·Kitabı okudu
Din
Sahabe ve Sebeb-i Nüzûl
Sahabe arasında bazı âyetlerin tefsirinde ihtilâflar çıkmışsa bunda, âyetlerin nüzûlüne şâhid olup olmamanın büyük tesiri vardır. Filvaki bir âyetin nüzûlünde hazır bulunmayan bir sahabî, âyeti lugavî anlamıyla almış ve ona göre tefsir etmiş; o âyetin nüzûlünde hazır bulunan veya âyetin hangi olay ya da soru üzerine nâzil olduğunu bilen bir sahabî ise âyetin tefsirinde bu özel durumu göz önünde bulundurmuştur. Bu yönüyle nüzûl sebebini belirterek Kur'ân'ı tefsir eden sahabenin tefsiri sadece onlara has olan bu özellik dolayısıyla ayrı bir önem taşımaktadır.
Sayfa 15 - İFAV Yayınları·Kitabı okudu
Din