Nesh, lügatte tebdildir. Şeriatte: Devamı bizim vehimlerimizde (zihinlerimizde) yerleşmiş şer'î, mutlak bir hükmün terâhî yoluyla (daha sonra gönderilen bir delille) sona erdiğini beyan etmektir. Bizim hakkımızda tebdîl olup şeriat sahibi için mutlak beyandan ibarettir. Burada (neshin) bedâ(yı gerektireceğini) iddia ile (neshi) inkar eden Yahudilere bir cevap vardır. Neshin mahalli: Muvakkat kılma, ebedî kılma gibi gerek nassla ve gerekse delâletle neshe münâfî bir şey bitişmemiş, varlığı ve yokluğu hadd-i zâtında mümkün olan hükümdür. Neshin şartı bize göre ve Mu'tezile'nin hilâfına olarak fiilde temekkün olmaksızın (fiilde temekkün şartı aranmaksızın) sadece kalbin bağlanmasındaki temekkündür. Kitap ve sünnetin müttefikan ve mütekabilen (kitapın kitap ile, sünnetin sünnet ile, kitapın sünnetle ve sünnetin kitapla) neshedilmesi câzdir. Tilâvet ve hükmün birlikte, tilâveti bâki kalarak hükmün, hüküm bâki kalarak tilâvetin, nass üzerine ziyadelikte olduğu gibi hükümdeki bir vasfın neshi câizdir. Bu (hükmün bir vasfının neshedilmesi), Şâfiî (Ra)'nin hilâfına olarak bize göre neshtir. İnsâ' ise (âyetin) ezberlenmesinin kalplerden giderilmesidir.