Ahmet Ümit okuyan kişiler için romanın karmaşa dolu olması önemlidir. Özellikle sürpriz kişilerin katil olarak çıkması okuyucuda tatlı bir iz bırakır. Aşkımız Eski Bir Roman, bu bakımdan beklentilerin oldukça altında kalıyor. Çünkü üç ayrı bölümden oluşan kitabın ilk iki bölümdeki cinayetler oldukça çabuk çözülüyor ve bölümler anlamsızca sona eriyor.
Edip'in ölümünü inceleyen ilk bölümde açıkçası bir polisiye romandan ziyade, kitap önerileri sunan bir edebiyat dergisindeymiş gibi hissettim. Ahmet Ümit'in zevkine güvendiğim için elbette hepsini not ettim. Bu romandan sonra okuyacağım diğer kitaplarda, kadın karakterleri hayal ederken hep bu bölüm aklıma gelecek. Neden böyle düşündüğümü kitabı okuyunca anlayacaksınız!
İkinci bölümde ise klasik Türkiye cinayetleri konu alınıyor. Fakirlik, eğitimsizlik, zengin olma düşkünlüğü, aldatma, uyuşturucu gibi sosyal sorunlar ekseninde Ahmet Ümit yine derin mesajlar veriyor. Polislere ve polis isteyenlere işinizi doğru yapın diyor.
Eğer Dr Sergey'in kaybolmasını konu alan üçüncü bölüm olmasa idi açıkçası hayal kırıklığına uğrayacaktım. Son bölümü elimden bırakmadan bitirdim diyebilirim. Sürükleyici olan bu bölümün sonunda kadar merak duygunuzu canlı tutuyorsunuz. Rusya'dan Türkiye'ye uzanan ve ölümle sonuçlanan trajik bir aşk hikayesi var bu bölümde. Ve tabi her zaman ki gibi işinden kaçmaya çalışan memurlar.
Spoiler:
Kitapta en etkilendiğim cümle ise şu: Bu kargaşanın, bu acımasızlığın, bu hoyratlığın içinde biz, birbirine sığınan iki çaresiz insanız.