Platon’la durum farklıydı. Ne zaman o mağara hikayesini okusam, yüreğim merhametle dolar: Bir adam sırtı dünyaya dönük bir şekilde mağarada oturur ve tek gördüğü şey duvardaki gölgelerdir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Niçin Yıldız Güncesi adlı kitabımda yer alan yolculukların numarası sırayla gitmiyor?” diye sordum.
“Hah hah!” diye güldü adam. “Demek bana inanmıyorsun, öyle mi? Bunun nedeni şu dostum: Bazı yolculuklar uzayda geçiyor, bazıları da zamanda, bu yüzden asla birinci yolculuk diye bir şey olamaz. Daima yolculukların daha başlamadığı bir zamana geri dönebilir ve herhangi bir yere gidebilirsin, o vakit, birinci yolculuk, ikinci yolculuk olacaktır, ve bu durum sonsuza kadar böyle sürüp gidebilir!”
Her yeni teknoloji başlangıçta ölümlere neden olur. Molteris, kalkanları olmayan tek koltuklu bir zaman aracı icat etmişti. Adamın, kilise kulesine kanatlarıyla tırmanıp kendi ölümlerine neden olan Ortaçağ köylülerinden farkı yoktu.
Haset, gurur, bencillik, kendini beğenme, güç elde etme arzusu -bunların topluluğun yaşamında yıkıcı etkileri vardır. Burada bu şeytanca etki söz konusu değil. Gerçekten de burada bir kariyer yapma arzusu yok, hiç kimse şahsi çıkarla yönlendirilmiyor, çünkü burada şahsi çıkar diye bir şey yok. Bugünkü rolümde yarın bana yararlı olacağı umuduyla bir teşebbüse geçemem, çünkü yarın başka birisi olacağım ve yarın kim olacağımı bugünden bilmiyorum.
“Roller gece yarısı kura çekme usûlüyle değişir, bunu hiçbirimiz kontrol edemeyiz. Artık sistemimizin ne kadar akıllıca olduğunu anlamaya başladınız mı?”
“Ya duygular?” diye sordum. “Bir kişi her gün başka birini sevebilir mi? Ya babalık ve analık?”