• Yeni Adam "Pedagoji Anketin"nden sonra çok enteresan bir ankete başlıyor. Memleketimizde tiyatro hareketlerinin oldukça canlı bir ehemmiyet kazandığı bu son günlerde yeni anketin alaka ile takip edileceğinden şüphe etmiyoruz. Anket sualleri memlekette tiyatro ile uzaktan veya yakından alakalı bütün münevverlere soruldu. Aldığımız cevapları gelecek haftadan itibaren neşre başlayacağız. Suallerimiz şunlardır:

    I- Tiyatronun sadece bir zevk işi ve herhangi güzel sanat kolu değil, milli şahsiyetin inkişafında (gelişmesinde) bellibaşlı bir âmil olduğuna inanıyoruz. Bu hususta düşündüğünüzü öğrenmek isteriz.
    II- "Milli tiyatro" diye milli dilin sahneleşme kabiliyetini arayan, milli piyes yaratma teşebbüslerini koruyan, milli artistlerin çoğalmasına çalışan, temsil sanatında kör mukallitlik yerine, öz tiyatro kültürüne inisiye olan ve bu sebeple yaratıcılık şartlarına yabancı kalmayan bir tiyatro faaliyeti anlıyoruz. Bu anlayışla Türkiye'de milli bir tiyatro var mıdır? Yoksa, bunun doğması için neler düşünüyorsunuz? Bu işte eski ve yeni klasiklere vereceğimiz yer ve ehemmiyet ne olabilir?
    III- Karagöz, ortaoyunu ve tuluatçılığın milli tiyatronun ve öz tiyatronun orijini olduğunu düşünüyoruz. Tiyatroda yeni bir inkılap yapabilmek için milli dehayı taşıyan bu orijinal temsillerin karakteri iyice anlaşılmalı, değil midir?
    IV- Biz "tiyatroyu müellif yazar, rejisör yaratır, aktör oynar" demiyoruz; "tiyatro müellif yazar, rejisör monte eder, fakat yalnız aktör kendi şahsi dehasıyla yaratabilir" diyoruz. Sizin kanaatiniz nedir?
    V- Tiyatro "sahne, dekor, kostüm, makyaj, ışık, pitoresk sanatı değil, nutuk, temsil, ifade ve şahsiyet sanatıdır" diyoruz; aktörün temsil kudretine ilk ve en büyük ehemmiyeti veriyoruz. Siz ne diyorsunuz?
    VI- Milli ve modern tiyatronun halka gitmesini istiyoruz. Bunun için mevzuların halk tarafından anlaşılabilir olmasını, aynı mevzuların bütün halkı ilgilendirecek kolektif mevzular olmasını ve bu mevzuların kolaylıkla bozulmayacak ve aşınmayacak derecede sağlam olmasını istiyoruz. Sizin fikriniz nedir?
    VII- Bizde tiyatro müellifi var mıdır? Bunlar kimlerdir? Şimdiye kadar Türkçede orijinal, hiç olmazsa dikkate değer piyesler getirebilmişler midir?
    IX- Şimdiye kadar Türkiye'nin sosyal hayatı üzerinde tesir yapmış tiyatro eserleri var mıdır?
    X- Türk aktörleri arasında sizce en yüksek temsil kabiliyeti gösterenler kimlerdir? Biz, merhum Kemal Küçük'ü en büyük Türk aktörü olarak tanıyoruz ve yaşayanlar arasında üç dört tanesini en kuvvetli olarak tanıyoruz. Siz ne fikirdesiniz?
    (Yeni Adam, (278), 25 Nisan 1940)

    Sabahattin Ali'nin cevabı:

    Muhterem Efendim,
    Tiyatro anketinizde sorduğunuz bilcümle hususların cevapları esasen bu suallerde mündemiç (Yer aldığına) bulunduğuna göre benim şahsi fikrim ve kanaatlerimi, bu vesile ile, izhar etmeme (belirtmeme) sebep ve lüzum görmediğimi arz ederim.
    Hürmetlerimle,
    (Yeni Adam, (283), 6 Haziran 1940)
  • Sevgili okurlar ve değerli arkadaşlar, öncelikle herkse bir Merhaba demek istiyorum.(Ve böyle diyerekten zaten demiş bulundum :)))

    Sizlerin de yardımı ve katılımıyla bir proje başlatmak istiyorum.
    Baştan belirtmeliyim ki bu projenin maddi açıdan bir getirisi olmayacak.. Evet, evet 'amannn' dediğinizi duyar gibiyim. Lütfen okumaya devam edin çünkü maddi yönden kar gütmediği kadar manevi yönden getirisi de bi o kadar fazla :))

    Ve işte projeeeeemizz :))

    Hergün bir yazar paylaşacağım ve o yazar hakkında bilinmeyenleri yorumlar kısmında sizlerin yardımıyla paylaşacağız bu vesile ile hem güzel hem de değerli bilgiler edineceğiz..

    Hatta ilk yazarımız.
    Başarının babası diye nitelendirdiğimiz

    Jack London olsun...

    Şimdiden katılım sağlayan arkadaşlarımıza ve okuyacak olan arkadaşlarımıza kendi adıma teşekkür ediyorum...
  • Anketi yapan: İhsan Aygün
    Beşinci cevap: Sabahattin Ali
    Bay Sabahattin Ali günün en kuvvetli hikayecisidir. Hikâyelerini Değirmen isimli kitabında toplamıştır. Dağlar ve Rüzgâr isimli bir şiir kitabı da vardır.
    Kendisini Ankara'ya son gidişimde tanıdım. Anketimden bahsettiğim zaman, "Sorularınızı verin ben size karşılıkları yazar veririm. Zaten dört beş satırdan fazla tutmaz" dedi. Hakikaten beni hiç üzmeden karşılıkları yazdı ve gönderdi.
    I - Edebiyata nasıl başladınız?
    Kitap okuyarak.
    II - İlk neşredilen yazınız ve bu neşir esnasındaki heyecanlarınız?
    İlk neşredilen yazımı unuttum. Bir vilâyet gazetesinde çıkmıştı. Bastırmak için o kadar uğraşmıştım ki, çıkınca heyecan filân duymadım.
    III - Bizim eskilerden okuyup sevdikleriniz?
    Bir zamanlar aruza çok meraklı idim, gazeller, terkib-i bendler yazar ve eskileri hırsla okur, üzerlerinde uğraşırdım. Bugün hâlâ okuyup sevdiklerim Fuzulî ve Galip Dede'dir.
    IV - Yabancılardan okuyup sevdikleriniz?
    Yabancı edebiyatı oldukça yakından takip etmeye uğraşırım. Devirleri içinde mürteci olmamış eski ve yeni bütün sanatkârları severim. Bugün bilhassa Sovyet ve Amerikan muharrirleri arasında severek ve düşünerek okuduğum romancılar vardır.
    V - Eski edebiyatımız hakkında fikirleriniz, bu edebiyatın bugüne tesirleri olmuş mudur?
    Eski edebiyat her İçtimaî hâdise gibi, devrinin mahsulüdür. Kitleden uzak kaldığı için ölen o devirle beraber ölmüştür. Bizim gibi onunla düşüp kalkmış olanlar da yok olduktan sonra ancak filologlar bu edebiyatla meşgul olacaklardır. Bugünkü nesil üzerinde eski edebiyat ruhunun tesiri bakidir. Yeni şairlerimizin halkla olan münasebetleri ve yazılarının içi, özü, eski gazelhanlarınkinden farklı değildir. Hepsi kendilerini, tıpkı eskiler gibi, "sahib-i mezak" bir zümreye hitap ettikleri için; halkın fevkinde görmekte, hepsi, tıpkı eskiler gibi, büyük ve kitleyi ilgilendiren meseleler yerine, kendi his ve fikir mozaiklerini yazılarında işlemeye özenmektedirler. Bunun için kendilerini kendilerinden ve kendilerine benzeyen birkaç acayipten başka okuyan olmadığı gibi, okuyacak olan da yoktur. Bunlar, gürül gürül akan hayat nehrinin yanında vızıldayan ve bu suya alâkaları ancak onu kirletmek şeklinde görülebilen sineklerdir.
    VI - Bugünkü edebiyatımız hakkında dağınık diyorlar, ne gibi bir toplanış vaziyeti düşünüyorsunuz?
    Bugün edebiyat denecek toplu bir şeyimiz yoktur. İyi veya fena yazan birkaç şahıs var ki, birbiriyle münasebettar bile değiller. Şiir olsun, nesir olsun, yazanın, kafasının dar ve ukalâ hududunu aşabilip halka yükselen ve şekil, ruh, fikir itibariyle bir kuvvet ve başarma gösteren ve etrafında bir fikir grubu toplayabilecek olan Türkçe bir forma bile okumadım.
    VII - Genç neslin en kuvvetli şair ve yazarları?
    Bu boğucu hava içinde birer ışık gibi parlamak isteyen ve edebiyatımızın katili olan ananelerle dövüşen birkaç genç var gibi. Fakat daha ortaya kendilerinden beklendiği kadar kuvvetli şeyler çıkarmadıkları için isim söylemeyeceğim.
    VIII - Son dil cereyanını nasıl buluyorsunuz?
    Kitle ile anlaşmak ve birleşmek için yapılan her hareket güzel ve doğrudur.
    Yücel, (8), Ekim 1935
  • 564 syf.
    ·26 günde·Beğendi·8/10
    İletişim Yayınları üç sene önce uzun bir anket dolduran katılımcılara kitap hediye edeceğini söylemiş, kitap hakkında ayrıntı vermemişti. Anketi doldurmamın üstünden birkaç hafta geçmişti ve ismime gelen kargodan bu kitap çıkmıştı. O an için ne memnun ne de üzgündüm.

    Kafamda bir Orhan Pamuk imajı vardı, çoğumuzdakine benzer bir imaj olsa gerek. Hem dış görünüşü hem medyatik olmayışı hem de sadece işiyle anılmak isteyişi belli bir Orhan Pamuk imajı yaratmıştı ben de. Bu kitabı okuyup Orhan Pamuk'un hayatından bir şeyler yakalama fırsatı bulunca bu imajın dopdoğru olduğunu anladım.

    Kitapta Orhan Pamuk'un özel hayatı, edebi hayatı, çalışma tarzı ve alışkanlıkları, onca özel yazar ve kitapları, İstanbul görüşü vb bilgilere ulaşmamız mümkün.
  • Dünkü paylaşımım sonrasında fikrini beyan etme cesareti ve güzelliği gösteren ve örnek olmalarından dolayı yorumunu yazan açıklamalarını söyleyen tüm arkadaşlara sonsuz teşekkürler.

    Yazılan isimler öylesine güzel ve farklı ki. Genel itibariyle erkek yazarların hitap ettiği bir edebiyat olmuş. Ama şükür ki Ahmet Batman vb. falan görmediğim için çok mutluyum. Yorumlara da bakarsak Dostoyevski, Kafka, Cahit Zarifoğlu, Hakan Günday gibi isimler en başta. Rus Edebiyatı her zamanki gibi başlarda ama Doğu Edebiyatı'na yönelen bir çok arkadaş da mevcut.

    Gün geçtikçe belki o iletinin altında yorumlar artacak. Yazarların sizin gözünüzden nasıl bir karakter oluşturduğunu görmek de ayrıca bir özellik. Yorum yapan, bizlerle fikrini paylaşan tüm arkadaşlara teşekkürler...