Alexander McCall Smith

Alexander McCall Smith

8.0/10
106 Kişi
·
245
Okunma
·
8
Beğeni
·
1.048
Gösterim
Adı:
Alexander McCall Smith
Unvan:
Britanyalı Yazar
Doğum:
Bulavayo, Güney Rodezya, 24 Ağustos 1948
Alexander McCall Smith, İngiliz Şövalyelik Nişanı sahibi ve Edinburgh Kraliyet Cemiyeti üyesi Zimbabve doğumlu Britanyalı yazar. Smith, aynı zamanda İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi'nde tıp hukuku profesörüdür. Yirminci yüzyılın sonunda, McCall Smith, tıp hukuku ve biyoetik konusunda saygı duyulan bir uzman haline gelmiş ve hem kendi devletinin hem de uluslararası komitelerin danıştığı bir isim olmuştur. Ayrıca, Bir Numaralı Kadınlar Dedektiflik Bürosu serisi ile tanınan bir kurgu yazarıdır.

Alexander McCall Smith, şu anda Zimbabve'de bulunan Britanya sömürgesi Bulavayo'da dünyaya geldi. İlk eğitimini bu şehirdeki Hrıstiyan Kardeşler Koleji'nde aldı. Daha sonra ise Edinburgh Üniversitesi'nde hukuk okudu.Güney Afrika'ya döndükten sonra bir süre Botsvana Üniversitesi'nde hukuk dersleri veren yazar, bir kez daha İskoçya'ya giderek orada evlendi ve tıp doktoru eşi Elizabeth, kızları Lucy ile Emily ile birlikte hayatına bu ülkede devam etti.

British Medical Journal etik komitesine 2002'ye kadar başkanlık eden profesör, ayrıca, Birleşik Krallık İnsan Genetik Komisyonu eski başkanı ve UNESCO Uluslararası Biyoetik Komisyonu eski üyesidir. Yazarlıkta başarı kazanınca bu görevlerine son vermiştir.

Aralık 2006'da edebiyata olan katkılarından dolayı İngiliz Şövalyelik Nişanı alan McCall Smith'e, Haziran 2007'de ise Edinburgh Hukuk Fakültesi tarafından Onur Ödülü verilmiştir.

Amatör olarak fagot çalan yazar, The Really Terrible Orchestra'nın (Gerçekten Berbat Orkestrası) kurucusudur. Botsvana'daki ilk opera salonu olanı Bir Numaralı Kadınlar Opera Salonu'nun açılmasına da katkıda bulunmuştur. 2006 yayınlanan Britanya'nın sağlık politikaları ile ilgili The Future of NHS kitabının da yazarları arasındadır. McCall Smith'in eserlerindeki seri formatı aklaCharles Dickens ve Armisted Maupin gibi on dokuzuncu yüzyıl yazarlarının kullandığı formatı getirir.
Üniformalı insanlar hepimizin görünen yüzümüzün altında savunmasız olduğumuz gerçeğinin hatırlatılmasından hoşlanmazlar. Üniforma kırılgan egoları koruyan bir şeydir.
Alexander McCall Smith
Sayfa 271 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Fotoğraf çekmek dikkat dağınıklığının göstergesidir. Bir şey görüyorlar, fotoğrafını çekip yollarına devam ediyorlar. Gerçekten Bakmıyorlar.
Alexander McCall Smith
Sayfa 333 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Yemeği biz yaptık. Erkekler küçük bir çocukken, gençken, ölümüne yaklaşan yaşlı bir adamken onlara hep biz baktık. Biz hep oradaydık. Ama sadece kadındık ve bizi kimse göremedi.
Hayatta hiçbir şey, itiraf edildikten veya bir başkasıyla paylaşıldıktan sonra, eskisi kadar vahim görünmez.
Alexander McCall Smith
Sayfa 329 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Hiçbir denizci, çevresinde alabildiğince uzanan mavilikte, Afrika'nın orta yerinde duran bir adamdan daha yalnız olamaz.
"Bir ülkede ne kadar çok Mercedes Benz varsa," dedi Mma Makutsi, "o ülke o kadar kötüdür. Eğer bir ülkede hiç Mercadas Benz yoksa orası iyi bir yerdir. Buna güvenebilirsiniz."
'Karım için bunlar' demişti adam'karım için' Janis gülümsemişti 'Çok hoşuna gideceğine eminim' demişti. Adam çiçeklere bakmış, uzunca bir süre bakışlarını ayırmıştı. Janis o an anlamıştı. Adam kafasını kaldırdığında gözleri yaşlıydı. Janis elini uzatmış ve avutmak istercesine adamın koluna dokunmuştu. Ölenler için çiçek alıyoruz, alabileceğimiz tek şey çiçek diye geçirmişti aklından
Babasını düşünüyordu. Onun kazalar ve kazaların bastırılmış isteklerimizi yansıttığına dair söyledikleri aklına gelmişti. Sevdiğimizi yok ederiz, demişti.
İnsanın içine düştüğü çukuru tanımlaması başka, oradan çıkış yolu bulmasıysa tamamen başka bir şeydir.
Alexander McCall Smith
Sayfa 309 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
26 yazarın yazdığı bir kitap ve her yazarın kendine özgü farklı yazım şeklinin olduğunu bu kitapta çok daha iyi anlıyorsunuz. Usta yazarlar ve süper hikaye ama daldan dala atlar gibiydi. 26 yazar olduğu söylenmese belki de farketmeyecektik farklı tonları bilemiyorum. Genel olarak ortalamanın üstünde diyebilirim
Kitap tam 1 aydır benimle yol boyunca sürüklendi. Bazen iki satır okudum bazen düzinelerce sayfa. Kafa dağıtmamı sağlayan bir kitaptı. Hikayesi, kurgusu, anlatılış şekli, bilgilerin örnekle verilmesi, hepsi takdire şayandı. Kitap size bilip bilmediğinizi sormadan bir şeyler öğretiyor. Yumuşacık, sarıp sarmalayan bir şekilde ilerliyor. Karakterlerin hepsi özünde çok naif . Karakter tahlilleri hakeza öyle. İlahi bakış açısıyla anlatılıyor. Lakin bunu yaparken kimin düşüncesi üzerinden anlatılıyorsa onun hitaplarına göre ağız değişiyor. Gerçekten keyif aldığım bir kitaptı. Bir kitabı okuyun ya da okumayın demek haddim değil lakin okumayı isteyin . (:
Kitap, Botswana isimli bir Afrika ülkesinde dedektiflik bürosu açan Mma Ramotswe'nın hikayesini anlatıyor. Mma Ramotswe keskin bir zekaya ve iyi bir gözlem yeteneğine sahip. Bu yeteneklerini kullanarak olayları çözüyor. Kitap her ne kadar polisiye gibi gözükse de aslında Afrika insanının yaşantısını ve kültürünü anlatıyor. Malesef çevirisi çok kötü. Hikaye güzel olmasına rağmen çevirinin kötü olması nedeniyle okumak ve anlamak zorlaşıyor.
Puanım aslında 5'ti ancak gelirinin bağış olarak kullanılacak olması takdire değer.

26 yazar bir araya gelip, bir kitabı nasıl yazabilir ki? Kitabın kapağını ilk gördüğümde ve sonrasında bu soru zihnime takıldı ve okuyup görmek istedim. İki yazarın bile ortak kitap çıkarması bana hep şaşırtıcı gelmiştir, bir kitap sadece bir yazara ve onun düşünce dünyasına ait gibi hissederim hep.

"İnsanın hayatta yalnızca tek bir şansı olurdu ve kendisine sunulan bu şansa dört elle sarılması gerekirdi."

Kitabı dışı ile yargılayacak olursak, kitaptan etkileyici bir polisiye çıkabileceğini düşünmüyordum ama yazarların arasında kitaplarını severek okuduğum kişiler de olunca merakım arttı. Her yazar ayrı bir bölüm yazmış ve hepsi bir araya gelince hikaye de kopukluk olmuyor, bu yönden takdire değer bir iş çıkmış. Özele inecek olursak;

"Her şeyden uzaklaşmak ve olanları unutmak için çok çaba sarf ettim ama aslında hiçbir zaman unutmuyorsunuz, sadece yaralarınızın üzerini bir doku kaplıyor ve hayatınıza devam ediyorsunuz."

Kitabın konusu ve ilerleyişi fena değildi, her karakterin penceresinden olayı okumak ve çeşitli açılardan bakmak kitaba yakışmıştı. Kitabın sonuna kadar da bir gizem hakimdi, bu da sizi hikayenin içinde tutmak için iyi bir sebep. Ancak kitapta her şey ortalama seviyede idi, cinayet ve plan güzel ama şaşırtıcı olmaktan yoksun, yazar üslupları ise birbirinden farklı olduğu için bölüm geçişleri ya da aynı karakteri farklı yazarlardan okumak kitaptaki bütünlüğü zedeliyor.

"Hayattaki hiçbir şey basit değildir."

Genel olarak değerlendirecek olursam, ben 26 yazarın çalışmasından daha iyi bir sonuç beklerdim, bir polisiye roman olarak tatmin edici bulmadım. Ancak konu bütünlüğünün sağlanması ve kitabın akıcı bir şekilde yazılmış olması da sıkılmadan bitirmenizi sağlıyor. Kitaba kötü diyemesem de iyi diyemem, okusanız da okumasanız da bir şey kaybetmeyeceğiniz kitaplardan. Şuna da değinmek isterim ki, kitabın (yazarlara ödenen para dışında) gelirin Lösemi & Lenfoma Vakfı'na bağışlanacak olmasından çok hoşlandım.
3 kişi bir araya gelip aynı konu hakkında düzgün bir şekilde derdini anlatamazken, polisiye dünyasının en başarılı 26 ismi bir araya gelerek, devamlılık konusunda gerçekten çok başarılı bir kitap ortaya çıkartıyor. "uyum" dedikleri bu olsa gerek.
Tam anlamıyla hayal kırıklığı. İsminden mi aldanıp okumaya başladım bilmiyorum ama baladığımı da genelde bitirmek gibi bir huyum var. Hollywood'un ne kadar klişesi varsa bu kitapta toplanmış. Kurgu vasat, edebi herhangi birşey beklemeyin. Sadece akıcı. Bunun yerine Cehennem Silahı serisinden herhangi birini de açıp seyredebilirsiniz. Tekrar bile olsa sıkmaz.
Severek okudum. 26 yazardan Bi hikaye. Adalet eninde sonunda yerini bulur.

Rosemary. Kocası için kendinden vazgeçen bir kadın. Kocası müzede çalışan bir hırsız. Tabloları çalarak yüksek paralara satıyor. Ve bir gün ortadan kayboluyor. Aradan zaman geçer ve ölü bulunur. Tüm işaretler Rosemary'i katil olarak gösterir ve idama mahkum olur.

Devamını kitaptan okuyunuz. ️ tavsiye edilir.
Kitap baştan sona ince bir mizahla yüklü, sürekli bir gülümseme ile okuyorsunuz. Üç dil profesörünün günlük sıradanmış gibi gözüken olayları nasıl farklı algıladıklarını okumak oldukça eğlenceli geldi bana.
Kitabı okuduğumda çok etkilenmiştim. Daha önce Afrika da olan karakterlerle örülmüş kitapları sadece Wilbur Smith kitaplarında okumuştum. Burada ki karakterlerin farklılığı ve hayata tutunma azimleri beni çok etkiledi.
26 yazardan nasıl bir kitap çıkacağını merak ederek okuduğum bir kitap oldu.Merakımı yıkacak bir kitap olmadı.Konu üzerinde kopukluk yok,bütün yazarlar sırası geldiğinde konuyu devam ettirebilmiş.Bunun nedeni olarak şunu söyleyebilirim bilindik bir senaryo.

Müzede çalışan bir adam ve bu müzedeki tabloları gizli ellere satıp para kazanan adamın ölü bulunması sonucu olayların eşinin üzerine kalmasıyla birlikte olaylar başlıyor.

Kitap kolay okunuyor.Ancak sonucu tahmin edilebiliyor.Fazla zevk aldığımı söyleyemem.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alexander McCall Smith
Unvan:
Britanyalı Yazar
Doğum:
Bulavayo, Güney Rodezya, 24 Ağustos 1948
Alexander McCall Smith, İngiliz Şövalyelik Nişanı sahibi ve Edinburgh Kraliyet Cemiyeti üyesi Zimbabve doğumlu Britanyalı yazar. Smith, aynı zamanda İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi'nde tıp hukuku profesörüdür. Yirminci yüzyılın sonunda, McCall Smith, tıp hukuku ve biyoetik konusunda saygı duyulan bir uzman haline gelmiş ve hem kendi devletinin hem de uluslararası komitelerin danıştığı bir isim olmuştur. Ayrıca, Bir Numaralı Kadınlar Dedektiflik Bürosu serisi ile tanınan bir kurgu yazarıdır.

Alexander McCall Smith, şu anda Zimbabve'de bulunan Britanya sömürgesi Bulavayo'da dünyaya geldi. İlk eğitimini bu şehirdeki Hrıstiyan Kardeşler Koleji'nde aldı. Daha sonra ise Edinburgh Üniversitesi'nde hukuk okudu.Güney Afrika'ya döndükten sonra bir süre Botsvana Üniversitesi'nde hukuk dersleri veren yazar, bir kez daha İskoçya'ya giderek orada evlendi ve tıp doktoru eşi Elizabeth, kızları Lucy ile Emily ile birlikte hayatına bu ülkede devam etti.

British Medical Journal etik komitesine 2002'ye kadar başkanlık eden profesör, ayrıca, Birleşik Krallık İnsan Genetik Komisyonu eski başkanı ve UNESCO Uluslararası Biyoetik Komisyonu eski üyesidir. Yazarlıkta başarı kazanınca bu görevlerine son vermiştir.

Aralık 2006'da edebiyata olan katkılarından dolayı İngiliz Şövalyelik Nişanı alan McCall Smith'e, Haziran 2007'de ise Edinburgh Hukuk Fakültesi tarafından Onur Ödülü verilmiştir.

Amatör olarak fagot çalan yazar, The Really Terrible Orchestra'nın (Gerçekten Berbat Orkestrası) kurucusudur. Botsvana'daki ilk opera salonu olanı Bir Numaralı Kadınlar Opera Salonu'nun açılmasına da katkıda bulunmuştur. 2006 yayınlanan Britanya'nın sağlık politikaları ile ilgili The Future of NHS kitabının da yazarları arasındadır. McCall Smith'in eserlerindeki seri formatı aklaCharles Dickens ve Armisted Maupin gibi on dokuzuncu yüzyıl yazarlarının kullandığı formatı getirir.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 245 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 131 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.