Alexander McCall Smith

Alexander McCall Smith

Yazar
8.1/10
199 Kişi
·
535
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.365
Gösterim
Adı:
Alexander McCall Smith
Unvan:
Britanyalı Yazar
Doğum:
Bulavayo, Güney Rodezya, 24 Ağustos 1948
Alexander McCall Smith, İngiliz Şövalyelik Nişanı sahibi ve Edinburgh Kraliyet Cemiyeti üyesi Zimbabve doğumlu Britanyalı yazar. Smith, aynı zamanda İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi'nde tıp hukuku profesörüdür. Yirminci yüzyılın sonunda, McCall Smith, tıp hukuku ve biyoetik konusunda saygı duyulan bir uzman haline gelmiş ve hem kendi devletinin hem de uluslararası komitelerin danıştığı bir isim olmuştur. Ayrıca, Bir Numaralı Kadınlar Dedektiflik Bürosu serisi ile tanınan bir kurgu yazarıdır.

Alexander McCall Smith, şu anda Zimbabve'de bulunan Britanya sömürgesi Bulavayo'da dünyaya geldi. İlk eğitimini bu şehirdeki Hrıstiyan Kardeşler Koleji'nde aldı. Daha sonra ise Edinburgh Üniversitesi'nde hukuk okudu.Güney Afrika'ya döndükten sonra bir süre Botsvana Üniversitesi'nde hukuk dersleri veren yazar, bir kez daha İskoçya'ya giderek orada evlendi ve tıp doktoru eşi Elizabeth, kızları Lucy ile Emily ile birlikte hayatına bu ülkede devam etti.

British Medical Journal etik komitesine 2002'ye kadar başkanlık eden profesör, ayrıca, Birleşik Krallık İnsan Genetik Komisyonu eski başkanı ve UNESCO Uluslararası Biyoetik Komisyonu eski üyesidir. Yazarlıkta başarı kazanınca bu görevlerine son vermiştir.

Aralık 2006'da edebiyata olan katkılarından dolayı İngiliz Şövalyelik Nişanı alan McCall Smith'e, Haziran 2007'de ise Edinburgh Hukuk Fakültesi tarafından Onur Ödülü verilmiştir.

Amatör olarak fagot çalan yazar, The Really Terrible Orchestra'nın (Gerçekten Berbat Orkestrası) kurucusudur. Botsvana'daki ilk opera salonu olanı Bir Numaralı Kadınlar Opera Salonu'nun açılmasına da katkıda bulunmuştur. 2006 yayınlanan Britanya'nın sağlık politikaları ile ilgili The Future of NHS kitabının da yazarları arasındadır. McCall Smith'in eserlerindeki seri formatı aklaCharles Dickens ve Armisted Maupin gibi on dokuzuncu yüzyıl yazarlarının kullandığı formatı getirir.
Üniformalı insanlar hepimizin görünen yüzümüzün altında savunmasız olduğumuz gerçeğinin hatırlatılmasından hoşlanmazlar. Üniforma kırılgan egoları koruyan bir şeydir.
Alexander McCall Smith
Sayfa 271 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Yemeği biz yaptık. Erkekler küçük bir çocukken, gençken, ölümüne yaklaşan yaşlı bir adamken onlara hep biz baktık. Biz hep oradaydık. Ama sadece kadındık ve bizi kimse göremedi.
Fotoğraf çekmek dikkat dağınıklığının göstergesidir. Bir şey görüyorlar, fotoğrafını çekip yollarına devam ediyorlar. Gerçekten Bakmıyorlar.
Alexander McCall Smith
Sayfa 333 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Dış kapıyı açıp taş basamakları tırmanmaya başladı. Bunlar zamanında gayet düzgün olmakla birlikte basıla basıla en ortaları aşınmış olduğu için düz değildi. Bunun bir önemi yoktu elbette, çünkü bu basamaklar, düzgün olmasalar bile hâlâ güzellerdi. Peki neden güzellerdi? Çünkü şahsiyetliydiler. Adımlarınıza ruh katıyorlardı.(...)
"Ya zeka?" diye sordu Isabel. "Akıllı bir yüzle, akıllı olmayan bir yüz arasındaki fark nedir? Bana aralarında bir fark olmadığını söylemeyin,çünkü var."
"Canlılık ve hayata bağlılık," dedi Ian. "Aptal bir yüzde bunlar bulunmaz."
Hayatta hiçbir şey, itiraf edildikten veya bir başkasıyla paylaşıldıktan sonra, eskisi kadar vahim görünmez.
Alexander McCall Smith
Sayfa 329 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Hiçbir denizci, çevresinde alabildiğince uzanan mavilikte, Afrika'nın orta yerinde duran bir adamdan daha yalnız olamaz.
DUA
DUA 26 Yazardan Tek Bir Hikaye: Adalet'i inceledi.
432 syf.
·10/10
26 yazarın yazdığı bir kitap ve her yazarın kendine özgü farklı yazım şeklinin olduğunu bu kitapta çok daha iyi anlıyorsunuz. Usta yazarlar ve süper hikaye ama daldan dala atlar gibiydi. 26 yazar olduğu söylenmese belki de farketmeyecektik farklı tonları bilemiyorum. Genel olarak ortalamanın üstünde diyebilirim
432 syf.
·44 günde·Beğendi·10/10
SEN UYUYABİLİRSİN AMA VİCDANIN ASLA!
26 yazarın beraber yazdığı fakat başlıklar olmazsa kesinlikle fark edilmiycek bir kitap. Kurgu ve geçişler muhteşem. Ayrıca bu kitaptan gelen ( yazarların parası dışındaki ) tüm para kanser vakıflarına bağışlanıyor. Kessinlikle herkesin kitaplığında olması gereken, herkesin okuması gereken bir kitap. Şiddetle tavsiye ederim.

Ve ben bunu Tess Geritsen 'la tanıdım :-))
514 syf.
·32 günde·Beğendi·10/10
Kitap tam 1 aydır benimle yol boyunca sürüklendi. Bazen iki satır okudum bazen düzinelerce sayfa. Kafa dağıtmamı sağlayan bir kitaptı. Hikayesi, kurgusu, anlatılış şekli, bilgilerin örnekle verilmesi, hepsi takdire şayandı. Kitap size bilip bilmediğinizi sormadan bir şeyler öğretiyor. Yumuşacık, sarıp sarmalayan bir şekilde ilerliyor. Karakterlerin hepsi özünde çok naif . Karakter tahlilleri hakeza öyle. İlahi bakış açısıyla anlatılıyor. Lakin bunu yaparken kimin düşüncesi üzerinden anlatılıyorsa onun hitaplarına göre ağız değişiyor. Gerçekten keyif aldığım bir kitaptı. Bir kitabı okuyun ya da okumayın demek haddim değil lakin okumayı isteyin . (:
432 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yirmi altı yazarın bir araya gelip bir roman yazması bir kişinin roman yazmasından kat kat daha zor ama bu yazarlar zoru başarmış ve akıcı bir roman ortaya koymuşlar. Ayrıca bu kitabı önemli kılan diğer noktada yazarlara yapılan ödemelerin dışında elde edilen karın tamamı Lösemili kişilere hizmet veren bir vakfa bağışlaması, güzel amaç ve özgeri ile hazırlanmış hoş bir roman.
432 syf.
·5 günde·6/10
Puanım aslında 5'ti ancak gelirinin bağış olarak kullanılacak olması takdire değer.

26 yazar bir araya gelip, bir kitabı nasıl yazabilir ki? Kitabın kapağını ilk gördüğümde ve sonrasında bu soru zihnime takıldı ve okuyup görmek istedim. İki yazarın bile ortak kitap çıkarması bana hep şaşırtıcı gelmiştir, bir kitap sadece bir yazara ve onun düşünce dünyasına ait gibi hissederim hep.

"İnsanın hayatta yalnızca tek bir şansı olurdu ve kendisine sunulan bu şansa dört elle sarılması gerekirdi."

Kitabı dışı ile yargılayacak olursak, kitaptan etkileyici bir polisiye çıkabileceğini düşünmüyordum ama yazarların arasında kitaplarını severek okuduğum kişiler de olunca merakım arttı. Her yazar ayrı bir bölüm yazmış ve hepsi bir araya gelince hikaye de kopukluk olmuyor, bu yönden takdire değer bir iş çıkmış. Özele inecek olursak;

"Her şeyden uzaklaşmak ve olanları unutmak için çok çaba sarf ettim ama aslında hiçbir zaman unutmuyorsunuz, sadece yaralarınızın üzerini bir doku kaplıyor ve hayatınıza devam ediyorsunuz."

Kitabın konusu ve ilerleyişi fena değildi, her karakterin penceresinden olayı okumak ve çeşitli açılardan bakmak kitaba yakışmıştı. Kitabın sonuna kadar da bir gizem hakimdi, bu da sizi hikayenin içinde tutmak için iyi bir sebep. Ancak kitapta her şey ortalama seviyede idi, cinayet ve plan güzel ama şaşırtıcı olmaktan yoksun, yazar üslupları ise birbirinden farklı olduğu için bölüm geçişleri ya da aynı karakteri farklı yazarlardan okumak kitaptaki bütünlüğü zedeliyor.

"Hayattaki hiçbir şey basit değildir."

Genel olarak değerlendirecek olursam, ben 26 yazarın çalışmasından daha iyi bir sonuç beklerdim, bir polisiye roman olarak tatmin edici bulmadım. Ancak konu bütünlüğünün sağlanması ve kitabın akıcı bir şekilde yazılmış olması da sıkılmadan bitirmenizi sağlıyor. Kitaba kötü diyemesem de iyi diyemem, okusanız da okumasanız da bir şey kaybetmeyeceğiniz kitaplardan. Şuna da değinmek isterim ki, kitabın (yazarlara ödenen para dışında) gelirin Lösemi & Lenfoma Vakfı'na bağışlanacak olmasından çok hoşlandım.
432 syf.
·Beğendi·8/10
Huhuuu!
Kitabı okurken "İşte aradığım kitap bu!" dedim.
Kitapta benim en sevdiğim, en dikkat ettiğim özellik olan 'Kurgu' üst düzey 10/9. Hemde 26 yazar yazmasına rağmen.
Kitapta her tür var. Polisiye(kovalamaca), macera, gerilim ve duygu akıtması.
Özet geçecek olursak kitapla ilgili;
Rosemary Thomas, kocası olacak şahsiyeti öldürdüğü için ölğme mahkum ediliyor. Ondan sonracıpıma işler birazcık araştırma ile çorap söküğü gibi geliyor.
Anlatmak istiyorum ama spoilersıx anlatmak gene imkansız ama;
Adalet yerini buluyor kitapta, buna emin olun.

İyi okumalar
432 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Usta ellerden çıkmış harika bir cinayet romanıydı.
Çok fazla polisiye gerilim okuduğumdan mıdır bilemem ancak kısmen kitabın sonunu tahmin etmiştim.
Kitapta cinayetten daha çok dikkatimi çeken bir konu vardı. İşte tam olarak şu cümle; “...Rosemary ona daha fazlasını verdikçe, Christopher ondan daha çok nefret etmeye başlamıştı.” Aslında çok şey anlatıyor. Ne kadar kendimizden verirsek o kadar eksiliyor, azalıyor ve değersizleşiyoruz. Ölmeyi hak edecek kadar. En azından bu ölmeyi hak etmek meselesi Christopher’ın düşüncesi.

Polisiye/Gerilim kitaplarında hep bir favori dedektifim olmuştur. Jon Nunn. 10 sene boyunca bu olayın peşini bırakmayan adam ve içini kemiren soru: Bu idam haksız yere miydi?

Keyifli okumalar. :)
232 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Bu öyle sıradan bir polisiye-dedektif romanı değil. Kahramanımızın da hikayesini barındıran başlangıca sahip. Önce yönümüzü Afrika kıtasında bulunan belki de adını hiç duymadığımız bir ülke olan Botswana'ya çeviriyoruz. 4 yaşında annesiz kalan dedektifimiz babasının kuzeni sayesinde eğitim alarak yetişir ve o zamanlara göre bu oldukça nadir olan bir durum. Hayata farklı bakmayı öğrenen Ramotswe babasından kalan sığırları satarak kendine işlek bir cadde de dedektiflik bürosu açar. Kendisine gelen davaları kendi yöntemleri ile çözer. Eğlenceli mizahi olayları barındıran öyküler okudum bir nevi Afrika'nın bozulmamış coğrafyasından bir nefes aldım. Farklı bir anlatım ve yeni bir yazar arayan herkese tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alexander McCall Smith
Unvan:
Britanyalı Yazar
Doğum:
Bulavayo, Güney Rodezya, 24 Ağustos 1948
Alexander McCall Smith, İngiliz Şövalyelik Nişanı sahibi ve Edinburgh Kraliyet Cemiyeti üyesi Zimbabve doğumlu Britanyalı yazar. Smith, aynı zamanda İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi'nde tıp hukuku profesörüdür. Yirminci yüzyılın sonunda, McCall Smith, tıp hukuku ve biyoetik konusunda saygı duyulan bir uzman haline gelmiş ve hem kendi devletinin hem de uluslararası komitelerin danıştığı bir isim olmuştur. Ayrıca, Bir Numaralı Kadınlar Dedektiflik Bürosu serisi ile tanınan bir kurgu yazarıdır.

Alexander McCall Smith, şu anda Zimbabve'de bulunan Britanya sömürgesi Bulavayo'da dünyaya geldi. İlk eğitimini bu şehirdeki Hrıstiyan Kardeşler Koleji'nde aldı. Daha sonra ise Edinburgh Üniversitesi'nde hukuk okudu.Güney Afrika'ya döndükten sonra bir süre Botsvana Üniversitesi'nde hukuk dersleri veren yazar, bir kez daha İskoçya'ya giderek orada evlendi ve tıp doktoru eşi Elizabeth, kızları Lucy ile Emily ile birlikte hayatına bu ülkede devam etti.

British Medical Journal etik komitesine 2002'ye kadar başkanlık eden profesör, ayrıca, Birleşik Krallık İnsan Genetik Komisyonu eski başkanı ve UNESCO Uluslararası Biyoetik Komisyonu eski üyesidir. Yazarlıkta başarı kazanınca bu görevlerine son vermiştir.

Aralık 2006'da edebiyata olan katkılarından dolayı İngiliz Şövalyelik Nişanı alan McCall Smith'e, Haziran 2007'de ise Edinburgh Hukuk Fakültesi tarafından Onur Ödülü verilmiştir.

Amatör olarak fagot çalan yazar, The Really Terrible Orchestra'nın (Gerçekten Berbat Orkestrası) kurucusudur. Botsvana'daki ilk opera salonu olanı Bir Numaralı Kadınlar Opera Salonu'nun açılmasına da katkıda bulunmuştur. 2006 yayınlanan Britanya'nın sağlık politikaları ile ilgili The Future of NHS kitabının da yazarları arasındadır. McCall Smith'in eserlerindeki seri formatı aklaCharles Dickens ve Armisted Maupin gibi on dokuzuncu yüzyıl yazarlarının kullandığı formatı getirir.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 535 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 325 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.