Ali Yıldırım

Ali Yıldırım

Yazar
7.9/10
31 Kişi
·
88
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.003
Gösterim
Adı:
Ali Yıldırım
Unvan:
Alevi Araştırmacısı
Gençliğe saldırdılar. Gençliği yıldırmak için ellerinden geleni arkalarına koymadılar. Oturup bir değerlendirme yapıyorsunuz. Gençliği, son yıllarda gençliğin başına gelenleri şöyle bir gözden geçiriyorsunuz. Görüyorsunuz, biliyorsunuz ki gençliğe yaşatılanlar hiçte rastlantı değil.
Neden böyle yaptın oğlum? Günlük Kazancı ile geçinen bir aile topluluğu içinde tuzuna haram karışmamış bir çorba bulurdun. Giyecek bir elbisen, yatacak yerin vardı. Hem zaten sen hiç kendini düşünmeyen bir çocuktun. Kardeşlerine alınan bir giysi için kıskanmaz sevinirdin. Diğergam bir yaradılışın vardı, paraya hiç kıymet vermezdin. Hatta bir gün yapmayı tasarladığın bir iş konusunu sofrada konuşurken beni kınamış ve şöyle demiştin: Baba hayatta paraya değer vermiyen insan olarak seni bilirdim"
Doğru siyasi iktidar tüm yurseverlerle, devrimcilerle cenge hazırlanıyor... Fakat dostlarınızla çözüm noktasında ayrılıyorsunuz.

Zora karşı zordan başka bir araç var mı?
Çivi ancak çiviyle sökülmez mi?
'Öyle anlaşılıyor ki ne kadar yurtsever,demokrat insan varsa hepsini cezaevlerine dolduracaklar.Dikensiz gül bahçesi dedikleri bu olsa gerek....'
'Ecevit "hiçbir silah devrimciyi halkın sevgisi kadar koruyamaz" demiş,evet halkın sevgisinden üstün bir şey elbette yoktur.Ama zalimin bir kör kurşununun da gencecik ömürleri kararttığının tartışılacak bir yanı yoktur.'
50 yılın bütün hesabını 20 gençten soruyorlar.Bununla da kalmayarak daha ileri gidiyorlar,üç ayda eşi görülmemiş zamların,vergilerin ve hayat pahalılığının yaratıcısı ve reformların engelleyicisi Parti ve Bakanların üstüne örtü çekilerek dikkatler bizim üzerimize çekilip,biz 20 genç topun ağzına sürülüyoruz.
Ölüm cezası en ince tasarlanmış cinayetten daha korkunç bir cinayet örneğidir. Hiçbir cani kolektif bir biçimde planlayarak, inceden inceye düşünerek, kurbanına hiçbir kurtuluş hakkı tanımayarak ve kurbanına önceden onu öldüreceğini haber vererek bir cinayet işleyemez. Bu en inceden inceye tasarlanmış cinayet işleme yetkisi yalnız ve yalnız devlete aittir.
Ne kitap harika bir kitaptır, ne de "günlükler" Deniz Gezmiş'in günlüğüdür; yalnızca Ali Yıldırım isimli şahsın ticari dehasının ürünüdür. Ali Yıldırım isimli arkadaş dönemin olaylarını kitaplardan, gazetelerden öğrendiği kadarıyla (öğrendiği kadarıyla diyorum çünkü öğrenemediği de pek çok şey var, buraya döneceğim) biraraya getirmiş ve "Deniz Gezmiş'in bir günlüğü olsaydı nasıl bir şey olurdu acaba?" diye kendi kendine bir fantezi geliştirmiş ve kitabı hazırlamıştır. Buraya kadar tamam diyebilirdik; eğer kitap piyasaya sürülürken bunun kurgu olduğu belirtilmiş olsaydı.. Yapılan bu açık tahrifata karşı Deniz Gezmiş'in 68 kuşağından 50 arkadaşı bir deklarasyon yayınlamış, bu sahte 'günlüklere' karşı okur kamuoyu uyarılmış ve Ali Yıldırım'ı özür dilemeye çağırmıştı. (http://www.radikal.com.tr/...rmaca-cikti-1066396/) Ancak bunun üzerine yazar ve yayınevi ikinci baskıda ufacık bir yerde kitabın kurgu olduğunu belirtmiş ancak kapağından son sayfasına kadar sahici süsü verilmiş halini basmaya devam etmişti.

Oraya döneceğim demiştim, işte dönüyorum. Madem böyle bir tahrifata kalkıştın, hadi tahrifat demeyeyim, böyle bir işe kalkıştın; döneme hakim olacaksın, olguları iyi bileceksin, saçmalamayacaksın. Deniz Gezmiş'e "Bugün bize de sürpriz oldu, İrfan Uçar tahliye oldu." gibi abuk sabuk bir cümle kurdurursan kendine güldürürsün. İrfan Uçar'ın gördüğü ağır işkencelerden sonra itirafçı olduğunu bileceksin, THKO duruşmaları sırasında mahkemeden "Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının saldırı ihtimaline karşı" korunma istediğinden haberdar olacaksın, "Süleyman Demirel'e gözbebeğimiz gibi bakmalıyız." diyecek kadar döndüğüne vakıf olacaksın, "Bütün ahlaksızları marksizm adına yaptık" ve benzeri laflarının ödülü olarak tahliye edildiğini bileceksin.

Hepsi bir yana; her gün adres değiştirmek zorunda olan, aylarca kaçak yaşayan Deniz Gezmiş gibi bir şehir gerillasının bu günlükleri yazabilecek fırsatı olduğuna; fırsatı da geçtim polisin eline geçtiği takdirde bütün örgütü çökertmesine yarayacak bir günlüğü tutmuş olabileceğine inanan okura ne demeli?

kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Korkunç ellerinle bastirip
yaranı dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhamametsiz ümid...
Ve zafer
Artık hiçbirşeyi affetmeyecek kadar tırnakla sökülüp kopartılacaktır...
Günlet ağır
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Günler haşin zalim ve kurnaz.... diye devam ediyo harika bi kitap
Sen bir kuIsun, kuI oIarak kaIacaksın.(Kayseri vaIisine)

Ve ben 24 yasındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızIığına armağan etmekten onur duyuyorum.

Her öIen, bir kişiIik öIümünü öImüş. (Vietnam’da öIenIer için)

Aşırı soIcudur aşk. Bu yüzden insanIarın soI yanını hedef aIır. Ve aşk bu kadar soIcuyken içinden sağ çıkmak imkansızdır.
"Hükmü sultan olmaz ise, gelmez hata cellattan." Osmanlı atasözü.

Kitap 4 bölüm ve 2 ek bölümden oluşmakta.

İlk bölümde yazarın idama karşı olduğuna dair görüşleri ve hukuksal dayanaklara göre gerekçeleri var.

İkinci bölümde ise (benim en zevk aldığım bölümdü) Osmanlı’da uygulanan ölüm cezası türleri (baya çeşit varmış) ve ayrıntılarından bahsediliyor. Hatta burada Ivo Andriç’in Drina Köprüsü romanından bir alıntı kısmı var ki kazığa oturtarak idamı tüm ayrıntıları ile rahatsız edici şekilde vermiş. Okurken insan ciddi ciddi ürperiyor. Bu bölümde yer alan diğer birkaç ilginç bilgiyse kanca çiçeğinin ne olduğu ve kafası kesilerek infaz edilmiş siyasi mahkumların kafalarının ilgili kişilere bozulmadan nasıl götürüldüğünün anlatılmasıydı. Burada geçen bir diğer kitap ise Zuhuri Danışman’ın Cellât Çeşmesi kitabı.

Üçüncü bölümde cumhuriyet dönemindeki ölüm cezalarından bahsediliyor. Bu bölüm daha çok istiklal mahkemelerinin nasıl oluştuğuna ve verdikleri idam cezalarına dair bilgiler içeriyor.

Dördüncü bölüm ise 1960 ve sonrasında meydana gelen siyasi olaylar sonrası yapılan idamları anlatıyor.

2 ek bölüm ise cumhuriyet tarihinin en çok infazını gerçekleştiren cellat Kara Ali’nin anıları ve 12 Eylül celladı olan cellat Hüseyin Yalçın’ın kısa bir röportajından oluşuyor.

Kitap ilginç bir konuyu tarihi olaylarla güzel anlatıyor. Yalnız kitabı yarım bırakmakla bırakmamak arasında gidip geldim. Bunun nedeni de kitabın yazarını merak edip biraz araştırınca yazarın yazdığı bir başka kitap olan Deniz Gezmiş'in Günlüğü isimli kitaptı. Kitabın ilk baskısında sanki Deniz Gezmiş’in gerçekten böyle bir günlüğü varmış gibi yayınlanmış. Daha sonra gerçek ortaya çıkınca yazarın açıklaması özrü kabahatinden beter şekilde olmuş: “Bunun kurgu olduğunu yazmayı insan aklına hakaret olarak düşünmüştüm. Demek ki anlaşılmamış. Yeni baskısında ‘belgesel kurgu’ yazarız.” Bu durumu okuduktan sonra, hele ki tarihi olayları anlatan bir kitap olunca, acaba bu kitapta da benzer bir durum olabilir mi diye insan kuşkuya düşüyor. Bundan dolayı kitabı okurken ara ara bazı olaylara internetten de baktım ve kitapta olmayan bir ek bilgiyi bu sayede edinmiş oldum. Kitapta da geçen ve Atatürk’e suikastten idam olan Ziya Hurşit’in yazar Hakan Günday’ın büyük büyük amcası olduğunu öğrendim. Hatta Hakan Günday da bunu sonradan öğrendiğinde Ziya Hurşit’i Ziyan adlı kitabının kahramanı olarak yazmış. Ziya Hurşit’in de Yozgat İstiklal Mahkemesi üyesi olarak birçok idam kararına imza atması ve sonrasında kendisinin de idam edilerek ölmesi cidden kaderin garip bir cilvesi olmuş.

Velhasıl kitabı tavsiye eder miyim? Evet ederim. Çünkü kitabın içinde çok ilginç bilgiler vardı. Ama bu yazardan bir daha başka bir kitap okur muyum orası meçhul işte.
Osmanlı'nın ne kadar hoşgörüsüz olduğunu, önemli tarihçilerin yazdıklarını kaynak göstererek anlatan çok değerli bir kitap. Vicdanınız varsa, okuduklarınız sizi çok üzecek...
Osmanlı tarihini bilmeden okuyanlara osmanlının bir gaddar devlet olduğu izlemini bırakacaktır ... osmanlı karsıtı olarak yazıldığı bariz basit idam cezalarinı dahi ortağcağın korkunç engizisyonuna benzetmeye çalisarak kendine güldüren bir yazar
Cellat'ın anıları son bölüm'de,onun öncesinde idam metotları,idam edilen kişiler hakkın da bilgiler,idam biçimleri gibi bölümler yer alıyor. en ilgi çekici yerleri şüphesiz ki Osmanlı idam metotları ve İstiklal mahkemelerin'de 5 bin insanı astığı söylenen kara ali'nin bölümü. Psikolojik bir eser'de olduğu için ilgisi olanlara tavsiye olunur.
Kitap Osmanlı'nın cogu sistematik hareketini ele almis ve her seferinde ayrımcılık, ırkçılık, baskici polika yonunde Osmanlıyı yorumlamıştır. Kitap bana gore fazla Osmanlı karşıtı olarak yazılmış ve açıkçası bu denli yorumlu bir tarih kitabini severek okumadim. Çoğunlukla yazarın yorumunu dinledim. Osmanli da engizisyonun olduğuna ikna etmedi beni.
Türkiye'nin hüzünlü bir dönemini, dönem dönem kanayan bir yarasını Sivas katliamını, katledilenleri, yaşamlarını, neşelerini hüzünlerini sanki siz de oradaymışsınız gibi sizi de içine alarak anlatan samimi bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Yıldırım
Unvan:
Alevi Araştırmacısı

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 88 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 62 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.