Cahit Uçuk

Cahit Uçuk

Yazar
7.7/10
102 Kişi
·
492
Okunma
·
19
Beğeni
·
2509
Gösterim
Adı:
Cahit Uçuk
Tam adı:
Cahide Üçok
Unvan:
Türk Hikaye ve Roman Yazarı
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 17 Ağustos 1911
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 7 Kasım 2004
Cahit Uçuk asıl adı Cahide Üçok, ( d. 17 Ağustos 1911 İstanbul - ö. 7 Kasım 2004 İstanbul) Türk hikaye ve roman yazarı.

Babası son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Siverek Milletvekili ve Kaymakam olan İbrahim Vehbi Üçok ve annesi aslen Selanikli olan Hadiye Hanım'dır. Üçok, ailenin ilk çocuğudur. Adına Cahit denilmesinin nedeni ise; babasının Hüseyin Cahit Yalçın ile olan yakın dostluğu ve ona karşı olan sevgisdir. Çocukluğunda babasının görevinden dolayı, üç buçuk yılını Hekimhan'da geçirmiş daha sonra ise Alanya'ya taşınmışlardır. Cahit, çocukluğunda caz şarkıları söylemeyi de çok seviyordu.

Birçok denemelerde bulunan Uçuk'un ilk masalı, 1935 yılında Nazım Hikmet'in çıkardığı Yarım ay isimli dergide yayımlandı. Öncesinde şiir de yazan Cahit Hanım, bundan sonra tamamen hikaye ve roman yazımına yöneldi. Eserlerinde çoğunlukla kadın hakları ve kadının toplumdaki yeri konularını işleyip, zaman zaman mistik temaları da işlemiştir.

Cahit Uçuk, gerek romanlarının konuları, gerekse sıcak ve rahat anlatımı ile tanınan ve her zaman sevilerek okunan bir yazardı. Babıali'de ve Anadolu'da yayımlanan günlük gazete ve dergilere, piyes, masal, hikâye ve roman tefrikaları yazmıştır.

Sayıları her yıl artan roman ve hikâye kitaplarından başka, çok sevdiği çocuklar için de romanlar, öyküler, masallar, manzum masallar yazdı. Ona en güzel armağanı da, çocuklar için yazdıkları getirmiştir. Dünyanın ünlü çocuk klasikleri İkizler serisinin yirmi sekizinci kitabı olan Türk İkizleri ile Hans Christian Andersen armağanını kazanmış, bu kitabı, İngilizce dahil olmak üzere birkaç dünya diline çevrilmiştir.

Cahit Uçuk, yazar Mahmut Yesari ile kısa bir evlilik yapmıştır. Daha sonra Galatasaraylı futbolcu Cici Necdet ile on yıl süren ikinci bir evliliği olmuştur. Uçuk, hayatı boyunca dört defa evlilik yapmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın yazarlarından Cahit Uçuk, 7 Kasım 2004'de İstanbul Bebek'teki evinde 93 yaşında öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda yatıyor.
Asıl hayat önümüzdeki yılların kıymetini bilmek,onların her dakikasını aylara yıllara sığdırabilme ustalığını elde etmek.
Avrupalı kadının biri Selanik’in çarşısında peynirli sandviç yer, bira içer. Bu tür bir sahne, o zamanlar Beyrut’ta ya da İzmir’de görülebilir bir şey değildi.
Yeşilırmak gerçekten yeşildi ve dibi görünmeyecek koyuluktaydı. Yeşilırmak kıyısındaki şehre su çeken büyük dolaplar hep iniliyodu.
Su kenarlarında başlayan bu sesler dağlara kadar çıkarak yankılarla büyüyordu.
Kısa bir süre içerisinde beğenerek ve merakla okudum çünkü benim atalarımı anlatan köklerimi anlatan bir kitaptı. Herkese beğenerek ve gururla tavsiye ediyorum. O dönemin olaylarını farklı bir bakış açısıyla incelemek beni ciddi anlamda mutlu etti.
208 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Minicik yüreklerin, sevgiye ve umuda en çok ihtiyaç duydukları zamanda ortaya çıkar Gümüş Kanat. O, kaybolmayan ümitlerin, hayallerin,ideallerin, günden güne çoğalan sevginin sembolüdür."

Kemal, babasının geçirdiği bir kaza nedeniyle küçük yaşta okuldan ayrılır ve evin geçimini üstlenir. Hafta sonundaki derslerle -öğretmeninin yardımıyla- arkadaşlarından geri kalmamaya çalışır. Bu zor günler de tüm aile birbirine kenetlenerek sevgiyle, azimle tüm zorlukların üstesinden gelir. "Kara günlerden mavi hayalleri yükselir." Yarınlar umut doludur ve bir gün hayalleri gerçekleşir.

Aile bağlarını kuvvetlendirecek akıcı, sade, sevgi ve heyecan dolu bir kitap. Cahit Uçuk'un bu kitabını, 7.ve 8. sınıf öğrencilerinize okutabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.
118 syf.
·Puan vermedi
Mavi Derinliklerdeki Sır #starkyorumluyor
Oğlunu kaybetmenin acısını henüz dindiremeyen bir anne ile bir gecede hem annesiz hem babasız kalan, dünyada köpeğinden başka kimsesi olmayan Siyavuş’un hikayesi... Tek bir amaçları var bu iki umutsuz insanın: Siyavuş’un anne ve babasını kaybettiği yatı kimin havaya uçurduğunu bulmak ve kara kutudaki mektupta anlatılan uluslararası kaçakçılık şebekesini ortaya çıkarmak... Amaçları uğruna bol bol birlikte vakit geçiren bu iki insanın birbirlerine bağlanışı, anne-oğul ilişkisi yer yer sevindirirken yer yer ağlattı.
Sevgi’nin gücünü gösteren, istenilince her şeyin mümkün olduğunu anlatan sımsıcak bir öykü. Yazarın dili ise gayet akıcı ve yalın. Kitaptaki gizem, elinizden bırakmadan okumanıza sebep oluyor. Yediden yetmişe herkesin okuyabileceği, saf ve temiz duyguların baskın olduğu bu kitapla birlikte içinizde bir umut yeşerdiğini hissedeceksiniz. Keyifli okumalar o zaman. ️
208 syf.
·8/10
Sıcak bir yuva. Yuvada birbirini aşkla seven karı koca ve bir de on bir yaşlarında merhametli bir çocuk. Eve ekmek getiren baba bir iş kazası sonucu çalışamaz hale gelince geçimde sıkıntılar baş gösterir. Okulda başarılı ve hatta sınıf birincisi olan olan çocuk yani Kemal, okula ara verir ve babasının işyerinde işyeri sahibinin anlayışlı ve sıcak ilgisiyle işe başlar… Ve sonrasında beklenmeyen gelişmeler yaşanarak çocuğun bu fedakarane çalışması farklı bir şekilde karşılık bulur… Unutulmuş değerlerin ön plana çıktığı kalplere dokunan bir öykü.
272 syf.
Okuduğum kitapları pek aklımda tutamam. Hala hatırlıyorsam beni çok etkilemiştir. Bu kitabı okuyalı 10 yıldan fazla olmasına rağmen aklımda. Beni ağlatacak kadar etkileyen ilk kitap olduğundan bende yeri başkadır.
208 syf.
·Puan vermedi
Bu kitap beni gerçekten derinden etkiledi. Kitabı beğendim. Sadece tek eleştirim anlatım tarzıydı. Onun dışında tek kelimeyle mükemmel bir kitap ve boş zamalarımızı değerlendirmek için harika.
208 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın kahramanı Kemal USTA, küçük bedeninde kocaman bir yürek taşıyan, başta anne ve babası olmak üzere öğretmenine, çevresindeki tüm büyüklerine saygısıyla birlikte büyük sevgi besleyen bir çocuktur. Ağaçta asılı kalmış bir kuşu kaderine terk etmeyip yardım elini uzatacak ve sokakta bulduğu zümrüt gözlü kediyi soğuk kış gününde kaderine terk etmeye razı olmayacak kadar merhametlidir. Bu iyi niyetinin, engin sevgisinin, merhametli oluşunun karşılığını alacaktır. Okuyucunun içini ısıtacak güzel bir öykü. Çocuklarımızın alacağı güzel dersler var. Yazarın akıcı ve sade dili bu okumayı daha da keyifli kılacaktır.
504 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
“Bir İmparatorluk Çökerken” benim Cahit Uçuk’la tanışma kitabım.
Selçuklu ve Osmanlının tüm zamanları ile ama daha çokta yıkılış dönemi ile ilgili pek çok kitap okumuş olmama rağmen Uçuk’un kendi çocukluk gözü ile anlattığı yıkılış öyküsü çok çarpıcı ve etkileyiciydi.
O kadar ki, Uçuk’un çocukluk anılarını okurken adeta bir alev topunun içinden geçermiş, bir uçurumun yüzünde asılı kalmış gibi, soluk soluğa okudum anılarını.
Uçuk’un anılarını kağıda döktüğü dönemdeki olgun bir birey gözüyle değil, hadiseleri o çocukluk döneminde anlayabildiği kadarıyla yorumlaması herhalde kitabı çok severek ve adeta o günleri yaşayarak okumamdaki en önemli etkendi.
Evet. Hukuk ve adaletin olmadığı her yer elbette zindandır. Ne Selçuklu ne de Osmanlı bir hukuk sistemine sahip değildi. Firavunların ne kadar yetki ve gücü denetimsizse tahta oturan her şehzadenin de gücü o kadar denetimsizdi ve bu da devleti çöküşe sürüklemişti.
Zira Selçuklu ile Osmanlının gücü Anadolu’dan sınırsızca tonlayabildiği ucuz asker gücüne dayanıyordu. Eğitim, öğretim ise, cahiliye Araplarının din anlayışının insanlarımıza dayatılmasından ibaretti.
Halkın can ve mal güvenliği de dâhil devletten hiçbir istifadesi, beklentisi yoktu.
Gündüz tahsildar gelir, elde avuçta ne varsa alır götürür, gece ise eşkıyaların hükümranlığı başlardı.
Maalesef bu gün de devam eden Türk İslam devlet anlayışını Halk âşıkları şu ölümsüz dörtlükleriyle en güzel şekilde ifade etmiyorlar mı?
Şalvarı şaltak Osmanlı
Eğeri kaltak Osmanlı
Eken de yok biçen de yok
Yiyende ortak Osmanlı

Selçuklu Osmanlı öyleydi de Atatürk ve cumhuriyet Dönemi nasıldı?..
Onu Osman Yüksel Serdengeçti’nin başından geçen bir olaydan ve kendi yaşadıklarımızdan anlayabiliriz herhalde.
Bir gösteride yakalanan Serdengeçti Ankara’nın ünlü valisi Nevzat Tandoğan’ın huzuruna çıkartılmıştı.
Tandoğan üniversite öğrencisi bu gence şunları söyleyecekti: -“Ulan öküz Anadolulu! Sana mı kaldı Türkçülük? Bu memlekete komünizm lazımsa biz getiririz Türkçülük lazımsa da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var. Birincisi çiftçilik yapmak, ikincisi çağırdık mı askere gelmek!”
Uçuk bir Osmanlı paşasının kızı sayılırdı ve çil çil altınların savrulduğu konaklarda, etrafında bir hizmetçi ordusuyla büyümüştü. Paşa ise arkasını saraya dayamış kişi demekti.
Fakat saray ile çevresi her dönemde kendini devlet ve halkın üstünde bir güç gibi görmek isteseler de onların gücü de devletin ve halkın gücüyle sınırlıydı.
Devlet çökünce bütün Anadolu insanı gibi Uçuk ve ailesi de o çöküntünün altında kalmış, Uçuk’un anıları ise o yıkıntının altından duyulan boğuk bir çığlıktı.
Kitapla kalın.
İyi okumalar.
279 syf.
·2 günde·8/10
Bir imparatorluk çökerken isimli kitabın da ailesinin hayat öyküsünü okuyup hayran olduğum yazarın bu sefer ki kitabın da kendi yaşam öyküsünü anlatışını okudum. Çok fırtınalı bir yaşam geçirmiş olan Cahit Uçuk, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen yazmaktan asla vazgeçmemiş, çocuklar kadar yetişkinlere de hitaben bir çok kitap yazmış. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim Cahit Uçuk gerçekten çok güzel bir kadınmış. Herkes kendisine hayranmış. Resimlerini gördüğünüz de siz de hak vereceksiniz. Cahit Uçuk, hem güzel hem de çok yetenekli biriymiş. Özetle kitap mükemmeldi. Kendisine hayran olmamak elde değil.
Bu kitap için puanım
504 syf.
·4 günde·8/10
Yine 1900 lu yılları, büyük bir imparatorlugun çöķüsünü, bu sefer de Cumhuriyetimizin ilk kadın yazarlarından Cahit Uçuk un kaleminden okudum. Selanik te varlıklı bir yasamı anlatarak baslayan kitap, sırasıyla isgal yıllarındaki Istanbul, sonrasında Balıkesir, Hekimhan, Malatya ve Alanya-Antalya daki zorlu yasamı anlattı bana. Büyük konaklarda, sayısız yardımcıyla baslayan bir hayatın , yokluklar icinde nasıl şekillendigi ve Cumhuriyet dönemine nasil ulastığı bütün acıklıgıyla gözler önüne serildi.
Bir kez daha savaşın ne kadar zor oldugunu, bugünkü yaşam sartlarımızi elde etmenin çok da kolay olmadıgını ve degerini bilmemiz gerektigini anladım.
Dönem kitaplarını sevenlere okumalarını tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cahit Uçuk
Tam adı:
Cahide Üçok
Unvan:
Türk Hikaye ve Roman Yazarı
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 17 Ağustos 1911
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 7 Kasım 2004
Cahit Uçuk asıl adı Cahide Üçok, ( d. 17 Ağustos 1911 İstanbul - ö. 7 Kasım 2004 İstanbul) Türk hikaye ve roman yazarı.

Babası son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Siverek Milletvekili ve Kaymakam olan İbrahim Vehbi Üçok ve annesi aslen Selanikli olan Hadiye Hanım'dır. Üçok, ailenin ilk çocuğudur. Adına Cahit denilmesinin nedeni ise; babasının Hüseyin Cahit Yalçın ile olan yakın dostluğu ve ona karşı olan sevgisdir. Çocukluğunda babasının görevinden dolayı, üç buçuk yılını Hekimhan'da geçirmiş daha sonra ise Alanya'ya taşınmışlardır. Cahit, çocukluğunda caz şarkıları söylemeyi de çok seviyordu.

Birçok denemelerde bulunan Uçuk'un ilk masalı, 1935 yılında Nazım Hikmet'in çıkardığı Yarım ay isimli dergide yayımlandı. Öncesinde şiir de yazan Cahit Hanım, bundan sonra tamamen hikaye ve roman yazımına yöneldi. Eserlerinde çoğunlukla kadın hakları ve kadının toplumdaki yeri konularını işleyip, zaman zaman mistik temaları da işlemiştir.

Cahit Uçuk, gerek romanlarının konuları, gerekse sıcak ve rahat anlatımı ile tanınan ve her zaman sevilerek okunan bir yazardı. Babıali'de ve Anadolu'da yayımlanan günlük gazete ve dergilere, piyes, masal, hikâye ve roman tefrikaları yazmıştır.

Sayıları her yıl artan roman ve hikâye kitaplarından başka, çok sevdiği çocuklar için de romanlar, öyküler, masallar, manzum masallar yazdı. Ona en güzel armağanı da, çocuklar için yazdıkları getirmiştir. Dünyanın ünlü çocuk klasikleri İkizler serisinin yirmi sekizinci kitabı olan Türk İkizleri ile Hans Christian Andersen armağanını kazanmış, bu kitabı, İngilizce dahil olmak üzere birkaç dünya diline çevrilmiştir.

Cahit Uçuk, yazar Mahmut Yesari ile kısa bir evlilik yapmıştır. Daha sonra Galatasaraylı futbolcu Cici Necdet ile on yıl süren ikinci bir evliliği olmuştur. Uçuk, hayatı boyunca dört defa evlilik yapmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın yazarlarından Cahit Uçuk, 7 Kasım 2004'de İstanbul Bebek'teki evinde 93 yaşında öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda yatıyor.

Yazar istatistikleri

  • 19 okur beğendi.
  • 492 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 167 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.