Cesare Beccaria

Cesare Beccaria

8.4/10
16 Kişi
·
36
Okunma
·
5
Beğeni
·
955
Gösterim
Adı:
Cesare Beccaria
Tam adı:
Cesare Beccaria Bonesana
Unvan:
İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı
Doğum:
İtalya, 15 Mart 1738
Ölüm:
28 Kasım 1794
Cesare Beccaria Bonesana (15 Mart 1738, Milano - 28 Kasım 1794, Floransa) İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı,Aydınlanma Çağı'nın önemli isimlerinden. "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı (Dei delitti e delle pene) kitabı ile mevcut çağdaş ceza hukukunu kurmuş ve ölüm cezası karşıtlığını da -ilk savunanlardan birisi olarak- aynı eserde gerekçelendirmiştir.

1747-1755 yılları arasında sekiz sene dini eğitim gördükten sonra 20 yaşındayken hukuk doktorası eğitimini tamamlamıştır. Beccaria genelde Hukuk sorunlarıyla ilgilenmiştir.

1770 yılından itibaren Avusturya egemenliğindeki Milan Yönetiminde üst düzey görevli memur olmuş ve ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. Fransa'da işkencenin kaldırılmasına (1780 ve 1788), İsveç'te yargı reformunun gerçekleşmesine ilham vermiştir ve 1777 yılında ABD'de yayınlanan eseriyle, Thomas Jefferson'ı etkilemiştir.

Suçlar ve Cezalar Hakkında

Suçlar ve Cezalar Hakkında adlı kitabını çok büyük bir titizlik göstererek 26 ayda yazmıştır. Bu eserinde, idamın ve işkencenin ceza olarak görülemeyeceğini ve bunun bir barbarlık olacağını açıklamaya çalışmıştır. Bu eseriyle beraber hukuka pek çok ilke kazandırmıştır. Bunlardan bazıları "Nullum crimen nulla poena sine lege" (kanunsuz ne suç ne ceza olur) böylelikle meşruluk prensibini de hukuka katmıştır. Ayrıca bir diğer örnek: "Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usulüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabılır." ki bu da İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde 8. madde olarak yer almıştır.

Eseri 1765'te Fransızca, 1766'da Almanca, 1767'de İngilizce, 1770'de İsveççe, 1772'de Polca, 1774'te de İspanyolca'ya çevrilmiştir.Voltaire ve Diderot gibi bir sürü aydının, bu eser, tartışmasını sağlar. Bu eseriyle beraber ölüm cezasının 200 yıldır tartışılmasını sağlamıştır. Kendisi idamın hem kullanılamaz hem de gereksiz olduğunu göstermiş ve bunu "kamusal cinayet" olarak tanımlamıştır.

Kazandırdığı hukuki ilkeler ve "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı eseri bugün halen üniversitelerin ceza hukuku kürsülerinde kaçınılmaz bir şekilde referans olarak gösterilmektedir.
Çünkü, yüreklilik, sadece ya gerçeğin parlak ışığında ya tutkuların ateşinde ya da tehlikenin bilinmezliğinde yankı yapıp kendisini sergileyebilmektedir.
Susmanın kendisine çok büyük bir yarar sağlayacağı bir anda, sanıktan özü sözü bir , doğru sözlü biri olması istenmektedir. Yasalarla insanın doğal duygularının çatışmasıdır, bu.
Eski Roma hukukunda, "erubescimus, cum sine lege loquimur: yasaya dayanmadan konuştuğumuz zaman yüzümüz kızarır" denmiştir.
Bir caninin öldürülmesinin dehşet verici, ama geçici görünüşünden çok, özgürlükten yoksun bir insanın uzun ve acılı durumunun örnek olması, suçlara karşı çok güçlü bir dizgindir.Çünkü insan, bir tür hizmet hayvanına dönüşünce, topluma verdiği zararı kendi yorucu çalışmasıyla giderip onarmaktadır.Bu etki insanların her zaman uzak bir karanlıkta gördükleri ölüm düşüncesinden çok daha güçlü ve sarsıcıdır.Zira insan, bizzat kendisinin üzerine kapanacak ve sık sık şöyle deyip duracaktır:''Eğer benzeri suçları işlersem, ben de uzun süre bu tür acınası koşullara boyun eğmek zorunda kalırım.''
Cezaevinde tutma,ya kaçmayı önlemek ya da işlenen suçun kanıtlarını bulmak için gerekli olduğu ölçüde dar tutulmalıdır.
Bir insan üzerindeki bir başka insanın otoritesi, eğer kesin zorunluluktan kaynaklanmıyorsa, bu bir zorbalıktır.
Yasanın özüne (ruhuna) başvurmaya gereksinme duyan genel ilksavdan (belit, mütearife, assioma, axiome) daha tehlikeli bir şey yoktur.
İrademizin ürünü olan her davranış, her zaman onun kaynağını oluşturan duyarlı etkilerin gücüyle orantılıdır.Her insanın duyarlılığı da sınırlıdır.O yüzden çekilen acı, duyarlı iradeyi bütünüyle kuşattığı zaman bu acının doğurduğu etki de o denli artar.Öyle ki işkence gören kişinin o anda kendisini cezadan kurtarmak için artık en kestirme yolu seçmekten başka özgürlüğü yoktur.O zaman, tıpkı ateş ve suyun bıraktığı izler gibi, İşkence gören sanığın ''Suçluyum'' diye yanıt vermesi kaçınılmaz bir sonuçtur.
Gerçekten, insanda gereksiz hiçbir duygu yoktur. Her şey her zaman onun duyguları üzerinde bıraktığı izlenimlerin sonuçlarıyla orantılıdır.
1700'lü yıllarda, insanın yaşam hakkına, maddi,manevi bütünlüğüne bu denli saygı duyularak yazılan bu eser, hukuk felsefesinin baş yapıtlarından biri olma özelliğini gösterir nitelikte.Cezaların amacının ne olduğu, insan onuru, işkence, yasaların yorumu, idam cezası, intihar, hırsızlık, kaçakçılık vb suçlar, yargılamanın süjeleri üzerine yazılmış, insanın ufkunu genişleten, beyin fırtınası yapılabilecek türde bilgiler içeriyor.Günümüzde ''Linç Kültürü'' ile besleniyor ve birçoğumuz yargısız infaz yapıyoruz, bu kitabı özellikle iki lafından biri 'İDAM' olan insanların okuması gerekiyor.Sami Selçuk'un çevirisiyle, sadece hukukçuların değil, herkesin okuyup anlayabileceği türde bir yapıt olduğu için,barışcıl hukuktan yana olmak, 'İnsan Haklarına Saygı'nın ne olduğuna dair bir fikir edinebilmek,suç ve cezaların kanuniliğinin önemini anlamak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız.Düşünceleriniz değişebilir. Beccaria'nın bilgeliğine hayran olacaksanız.
Bu eser; ceza infaz sistemi ve cezai prosedürlerin radikal dönüşümü için bir eylem planı niteliğindedir.

Hümanist bir hukukçu olan yazar yaşadığı dönemde İtalya’da ve daha doğrusu tüm Avrupa’da hakim olan hümanizmden ve kanunilikten uzak ceza sistemini eleştiriyor.

Suç ve ceza kavramlarının kökenini irdelemesi ve modern ceza hukuku bağlamında günümüzde uygulanmaya devam eden nice ilkelerin izahını yapıyor. Suçların sınıflandırılması ile neticesinde verilen cezaların ölçüsü, teorik ve pratik açıdan yararını, örneklerle detaylı bir biçimde açıklamaktan geri durmuyor.

Biraz detay vermekte fayda var; esir insanların hain, merhametsiz, gaddar, tembel, adaletsiz ve korkak olduklarını buna karşılık; hür insanların adil, kahraman, merhametli, çalışkan, vakur ve yaratıcı olduklarını dile getiriyor. Bundan dolayı; suçların azalmasına bir etken olarak da insanların tam hürriyete sahip olmaları gerektiğini ve ancak bu suretle düşünsel olarak yol alabileceklerini belirtiyor.

Ceza ve yargılama hukuku açısından, suç failinin kimliğini belirleme ve kişiliğini tanımada etkin olduğunu düşünüyorum.

Beccaria cezanın beden üzerinde değil, ruh üzerinde izler bırakması gerektiğini savunuyor.

Kanımca önemli gördüğüm şu husus “yarım bilginin çok tehlikeli olduğu, bilgili toplumlarda bilginlere fazlasıyla değer verildiği” olmuştur.

Yazar için önemli düşünürler ise ‘Montesquieu, Jean Jacques Rousseau, Voltaire, d’Alembert, Büffon, Baron D’holbach, Malesherbes, Hume, Diderot, Helvetius, Condillac’ dir. En azından kendisi böyle söylüyor.

Eserinin günümüzde hala ilgi görmesinin sebebi yazarın ceza adaleti sistemini yeniden şekillendirecek ve dönüştürecek fikirler ileri sürmesi olarak açıklanabilir.
Modern ceza hukukunun temelinin atıldığı kitaptır kendisi. özellikle yazarın kitabı yazdığı 18.yüzyıl düşünüldüğünde ileri sürülen görüşler bir devrim niteliğindedir.Okunması gerekenler arasında ilk sıralarda yer almalı
Çünkü, yüreklilik, sadece ya gerçeğin parlak ışığında ya tutkuların ateşinde ya da tehlikenin bilinmezliğinde yankı yapıp kendisini sergileyebilmektedir.
Modern Ceza Hukukunun temeli denebilecek,ilkelerin doğumunu anlayabileceğimiz, Ceza yasaları üzerine düşündürecek bir kitap.Sami Selçuk çevirisi mükemmel,dipnotlarla desteklenmiş,anlaşılması kolaylaştırılmış.
Modern hukukun oluşumuna ciddi ölçüde ilham kaynağı oluşturmuş, idam, sanıklara işkence yapılması gibi konularda ilk defa karşıt fikirlerin yer aldığı bir kitap olması hasebiyle önemli bir kitaptı.çevirmen sami selçuğun sayfaların altındaki dipnotları sayesinde beccaria nın etkilendiği isimler, bahsedilen mevzunun roma hukukunda ve modern hukuk da ele alınış şekli ve daha bir sürü şey hakkında
Bilgi sahibi olmak mümkündü. Şahsen daha öncesinde sami selçuğun çevirmen ve yazar kişiliğinden haberim yoktu.denk gelirsem kendi yazdığı kitaplardan da edinicem inş.
Suçlar ve cezalar denilince bu ülkenin kanayan yarası kadın cinayetleri..!
Bir kitabın yazıldığı yer değil, evrenselliğidir kitabı amacına ulaştıran...
Ceza Hukuku, esasen intikam ve ilkellik üzerine kuruludur.Sanığı yargılarken,onun tüm yakınlarını da cezalandırır,hissiyatımız değil gerçeğimiz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cesare Beccaria
Tam adı:
Cesare Beccaria Bonesana
Unvan:
İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı
Doğum:
İtalya, 15 Mart 1738
Ölüm:
28 Kasım 1794
Cesare Beccaria Bonesana (15 Mart 1738, Milano - 28 Kasım 1794, Floransa) İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı,Aydınlanma Çağı'nın önemli isimlerinden. "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı (Dei delitti e delle pene) kitabı ile mevcut çağdaş ceza hukukunu kurmuş ve ölüm cezası karşıtlığını da -ilk savunanlardan birisi olarak- aynı eserde gerekçelendirmiştir.

1747-1755 yılları arasında sekiz sene dini eğitim gördükten sonra 20 yaşındayken hukuk doktorası eğitimini tamamlamıştır. Beccaria genelde Hukuk sorunlarıyla ilgilenmiştir.

1770 yılından itibaren Avusturya egemenliğindeki Milan Yönetiminde üst düzey görevli memur olmuş ve ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. Fransa'da işkencenin kaldırılmasına (1780 ve 1788), İsveç'te yargı reformunun gerçekleşmesine ilham vermiştir ve 1777 yılında ABD'de yayınlanan eseriyle, Thomas Jefferson'ı etkilemiştir.

Suçlar ve Cezalar Hakkında

Suçlar ve Cezalar Hakkında adlı kitabını çok büyük bir titizlik göstererek 26 ayda yazmıştır. Bu eserinde, idamın ve işkencenin ceza olarak görülemeyeceğini ve bunun bir barbarlık olacağını açıklamaya çalışmıştır. Bu eseriyle beraber hukuka pek çok ilke kazandırmıştır. Bunlardan bazıları "Nullum crimen nulla poena sine lege" (kanunsuz ne suç ne ceza olur) böylelikle meşruluk prensibini de hukuka katmıştır. Ayrıca bir diğer örnek: "Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usulüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabılır." ki bu da İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde 8. madde olarak yer almıştır.

Eseri 1765'te Fransızca, 1766'da Almanca, 1767'de İngilizce, 1770'de İsveççe, 1772'de Polca, 1774'te de İspanyolca'ya çevrilmiştir.Voltaire ve Diderot gibi bir sürü aydının, bu eser, tartışmasını sağlar. Bu eseriyle beraber ölüm cezasının 200 yıldır tartışılmasını sağlamıştır. Kendisi idamın hem kullanılamaz hem de gereksiz olduğunu göstermiş ve bunu "kamusal cinayet" olarak tanımlamıştır.

Kazandırdığı hukuki ilkeler ve "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı eseri bugün halen üniversitelerin ceza hukuku kürsülerinde kaçınılmaz bir şekilde referans olarak gösterilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 59 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.