Cesare Beccaria

Cesare Beccaria

Yazar
8.7/10
70 Kişi
·
206
Okunma
·
27
Beğeni
·
1575
Gösterim
Adı:
Cesare Beccaria
Tam adı:
Cesare Beccaria Bonesana
Unvan:
İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı
Doğum:
İtalya, 15 Mart 1738
Ölüm:
28 Kasım 1794
Cesare Beccaria Bonesana (15 Mart 1738, Milano - 28 Kasım 1794, Floransa) İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı,Aydınlanma Çağı'nın önemli isimlerinden. "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı (Dei delitti e delle pene) kitabı ile mevcut çağdaş ceza hukukunu kurmuş ve ölüm cezası karşıtlığını da -ilk savunanlardan birisi olarak- aynı eserde gerekçelendirmiştir.

1747-1755 yılları arasında sekiz sene dini eğitim gördükten sonra 20 yaşındayken hukuk doktorası eğitimini tamamlamıştır. Beccaria genelde Hukuk sorunlarıyla ilgilenmiştir.

1770 yılından itibaren Avusturya egemenliğindeki Milan Yönetiminde üst düzey görevli memur olmuş ve ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. Fransa'da işkencenin kaldırılmasına (1780 ve 1788), İsveç'te yargı reformunun gerçekleşmesine ilham vermiştir ve 1777 yılında ABD'de yayınlanan eseriyle, Thomas Jefferson'ı etkilemiştir.

Suçlar ve Cezalar Hakkında

Suçlar ve Cezalar Hakkında adlı kitabını çok büyük bir titizlik göstererek 26 ayda yazmıştır. Bu eserinde, idamın ve işkencenin ceza olarak görülemeyeceğini ve bunun bir barbarlık olacağını açıklamaya çalışmıştır. Bu eseriyle beraber hukuka pek çok ilke kazandırmıştır. Bunlardan bazıları "Nullum crimen nulla poena sine lege" (kanunsuz ne suç ne ceza olur) böylelikle meşruluk prensibini de hukuka katmıştır. Ayrıca bir diğer örnek: "Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usulüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabılır." ki bu da İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde 8. madde olarak yer almıştır.

Eseri 1765'te Fransızca, 1766'da Almanca, 1767'de İngilizce, 1770'de İsveççe, 1772'de Polca, 1774'te de İspanyolca'ya çevrilmiştir.Voltaire ve Diderot gibi bir sürü aydının, bu eser, tartışmasını sağlar. Bu eseriyle beraber ölüm cezasının 200 yıldır tartışılmasını sağlamıştır. Kendisi idamın hem kullanılamaz hem de gereksiz olduğunu göstermiş ve bunu "kamusal cinayet" olarak tanımlamıştır.

Kazandırdığı hukuki ilkeler ve "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı eseri bugün halen üniversitelerin ceza hukuku kürsülerinde kaçınılmaz bir şekilde referans olarak gösterilmektedir.
Suçları önlemek mi istiyorsunuz? Öyle yasalar yapınız ki, açık, yalın, anlaşılabilir olsunlar, toplum onları sevsin ve savunmak için bütün gücüyle birleşsin; toplumun hiçbir kesimi onları yıkmaya durmasın, yeltenmesin.
Öyle yasalar yapınız ki, bunlar bütün insanlara eşitlik getirsin, kimi sınıflara ayrıcalık getirmesin; insanlar onlardan çekinsinler; insanları yalnızca onlar titretsinler.
Gerçekler, yalın olmalarına karşın gözden kaçıyorlar. Çünkü nesneleri çözümlemekten, inceleyip denemekten daha çok, el yordamıyla ve onların kalıntılarının bıraktığı izlenimlere göre algılamaya alışmış olan sıradan zekâlar, bu gerçekleri ayırt edememektedirler.
Kimi zaman insanlar, çok iyi niyetle topluma en büyük kötülüğü; kimi zaman da en fena iradeyle/kötü niyetle en büyük iyiliği yaparlar.
Dürüst insanlara özgü bir yöntemle yalın ilkeleri kanıtlama yükünden beni bağışık tutan donanımlı aydın kişiler, hangi yapıda ve karakterde olurlarsa olsunlar, bende her şeyi karşılamaya çabalayan bir insanı değil, gerçeğin barışsever bir dostunu bulacaklardır.
Davranışın özünde bulunan iyiliğe ya da kötülüğe göre haklılığın ya da haksızlığın sınırlarını belirleme yetkisi tanrıbilimcilere aittir. Siyasal haklılığı ya da haksızlığı, yani toplumun yararına ya da zararına olan ilişkileri saptamak ise politikacılara düşer.
222 syf.
1700'lü yıllarda, insanın yaşam hakkına, maddi,manevi bütünlüğüne bu denli saygı duyularak yazılan bu eser, hukuk felsefesinin baş yapıtlarından biri olma özelliğini gösterir nitelikte.Cezaların amacının ne olduğu, insan onuru, işkence, yasaların yorumu, idam cezası, intihar, hırsızlık, kaçakçılık vb suçlar, yargılamanın süjeleri üzerine yazılmış, insanın ufkunu genişleten, beyin fırtınası yapılabilecek türde bilgiler içeriyor.Günümüzde ''Linç Kültürü'' ile besleniyor ve birçoğumuz yargısız infaz yapıyoruz, bu kitabı özellikle iki lafından biri 'İDAM' olan insanların okuması gerekiyor.Sami Selçuk'un çevirisiyle, sadece hukukçuların değil, herkesin okuyup anlayabileceği türde bir yapıt olduğu için,barışcıl hukuktan yana olmak, 'İnsan Haklarına Saygı'nın ne olduğuna dair bir fikir edinebilmek,suç ve cezaların kanuniliğinin önemini anlamak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız.Düşünceleriniz değişebilir. Beccaria'nın bilgeliğine hayran olacaksanız.
222 syf.
·10/10
"Haksızlığa karşı çıkmazsan,kendine haksızlık etmis olursun"

Hukukcular değil sorgulama güdüsüne sahip herkes okumalı. Adeta kısasa kısastan insana insan gibi davranılması gerektiği hususu beccaria tarafından şekillenmiş daha sonra kanunlarda yerini bulmuştur o yüzden hukukun başıdır. Neyin neden ve ne için olduğunu sorguladığımız dünyaya acılan anahtar kitap.
222 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
İncelemeye Doç. Dr. M.Volkan DÜLGER hocanın şu sözleri ile başlamak istiyorum. " Almanya'da söylenen bir söz vardır. 'Ceza hukuku, felsefenin ayakları yere basan halidir.' Dolayısıyla çoğu üniversitede ceza hukuku kürsüsü ile felsefe kürsüsü aynı kürsünün içindedir "

Bu kitap, 18. YY' da yaşamış bir filozofun günümüz ceza hukukunun temellerini attığı bir başucu eseridir. Beccaria bu eserinde hem dönemin -ve aslında tüm dönemlerin- yöneticilerine tavsiyelerde bulunmuş hem de felsefe ile ceza hukuku arasında adeta bir köprü görevini üstlenmiştir.

Ceza hukuku ile ilgilenen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bu kitabı -özellikle de uygulayıcılar için- her zaman gözünüzün görebildiği bir yerde tutmanız dileğiyle.
222 syf.
·56 günde·10/10
Modern ceza hukukunun temelinin atıldığı kitaptır kendisi. özellikle yazarın kitabı yazdığı 18.yüzyıl düşünüldüğünde ileri sürülen görüşler bir devrim niteliğindedir.Okunması gerekenler arasında ilk sıralarda yer almalı
222 syf.
·Puan vermedi
Çünkü, yüreklilik, sadece ya gerçeğin parlak ışığında ya tutkuların ateşinde ya da tehlikenin bilinmezliğinde yankı yapıp kendisini sergileyebilmektedir.
222 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bundan 300 yıl önce bir adam; “cezaların insan onuruna aykırı olmaması gerektiğini”, “yargının gerekliliği” “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, “yargının bağımsızlığı”, “ yasaların yargının yorumuna kapalı olması gerekliliği”, “yasaların açık , herkesçe anlaşılabilir olması gerekliliği”, “cezaların ağırlıklarına göre ayrım yapılması gerekliliği ”, “eşitlik ilkesi”, “cezaların bireyselliği” gibi kavramları bazılarını neredeyse tarihte ilk defa olmak üzere açıklamış ve neredeyse olması gereken hukuka yaklaşan bir profil oluşturup yazmış ve bundan 300 yıl sonra bu insanlık hala bu ilkeleri, gereklilikleri oturtamamış. Evet, Beccaria İtalya’da aydınlanma çağında yaşamış bir hukukçu. Yukarıda saydıklarımı ve daha fazlasını sebepleriyle birlikte açıklamış. Beccaria diyor ki insanlar dışarıdaki tehlikelerden korunmak için birlik oluşturup örtülü bir toplumsal sözleşme imzalarlar. Bu insanlar, güvenlik ve dirlik, düzenlik uğruna hiç değilse özgürlüğün geri kalanından yararlanmak için onun bir parçasını gözden çıkarmışlardır. Bir ulusun egemenliği, herkesin iyiliği için gözden çıkarılan bu özgürlüklerin toplamıdır. Bu şekilde de ceza verme hakkının temeli oluşmaktadır. Özellikle kanunilik ilkesi ve insan onuruna aykırı cezalar üzerinde duruyor, Beccaria. Suçlar, Cezalar, cezaların ağırlıkları önceden bilinebilir olmalı diyor ve gizliliği, zorbalığın yardımcısı olarak değerlendiriyor. Yargılamaların adil olması gerektiğini, çabuk bir şekilde gerçekleşmesi gerektiğini, suçu kanıtlanmayan bir insanın cezalandırılamayacağını söylemiş. Suç/suça teşebbüs ayrımını yapmış, düşünce suçlarının cezalandırmaması gerektiğini vurgulamış. Yargının bağımsız olması gerektiğini bu sebeple yargıçların etkilenmemesi adına maaşlarının iyi olması ve sayıca fazla olması gerektiğini söylemiş. Üzerinde çok durduğu bir diğer konu işkence ve ölüm cezaları üzerine de bunların insan onuruna aykırı olduğunu söylüyor. Tarihte insan onurunu savunan işkence ve ölüm cezasına karşı çıkan ilk kişi Beccaria. Diyor ki; İşkence yapılan bir kişi toplum içinde kötü duruma düşer, eğer ki suçsuzsa bir suçludan daha ağır cezayı almış olur ki bu tamamen adaletsizdir. Ayrıca işkence bazen işlenilen suçun cezasından daha ağır olmaktadır. Bu durumda işkence altındaki kişi bazen işlemediği halde suçu kabul edebilir. Ölüm cezalarında ise ölüm cezalarının etkisinin geçici olduğunu, kişinin herhangi bir ölüm cezasını izlediğinde ne kadar şiddetli olursa olsun etkisinin geçici olduğunu, caydırıcı olmadığını, özellikle tutkular söz konusu ise bir anlık bir cezanın onu alıkoymadığını ve tabii insan onuruna aykırı olduğunu da ekleyerek belirtmiş. Baya bir konunun üzerinde durmuş gibi gözüksem de aslında bahsetmediğim bir çok konu var. Geniş kapsamlı fakat çok da hacmi olmayan 200 sayfalık bir kitap. Gayet az ve öz aynı zamanda açık bir şekilde anlatılmış. Çok faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum, ilgi duyanlara kesinlikle tavsiye ederim.
222 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Modern Ceza Hukukunun temeli denebilecek,ilkelerin doğumunu anlayabileceğimiz, Ceza yasaları üzerine düşündürecek bir kitap.Sami Selçuk çevirisi mükemmel,dipnotlarla desteklenmiş,anlaşılması kolaylaştırılmış.
222 syf.
·7/10
Modern hukukun oluşumuna ciddi ölçüde ilham kaynağı oluşturmuş, idam, sanıklara işkence yapılması gibi konularda ilk defa karşıt fikirlerin yer aldığı bir kitap olması hasebiyle önemli bir kitaptı.çevirmen sami selçuğun sayfaların altındaki dipnotları sayesinde beccaria nın etkilendiği isimler, bahsedilen mevzunun roma hukukunda ve modern hukuk da ele alınış şekli ve daha bir sürü şey hakkında
Bilgi sahibi olmak mümkündü. Şahsen daha öncesinde sami selçuğun çevirmen ve yazar kişiliğinden haberim yoktu.denk gelirsem kendi yazdığı kitaplardan da edinicem inş.
222 syf.
Suçlar ve cezalar denilince bu ülkenin kanayan yarası kadın cinayetleri..!
Bir kitabın yazıldığı yer değil, evrenselliğidir kitabı amacına ulaştıran...

Yazarın biyografisi

Adı:
Cesare Beccaria
Tam adı:
Cesare Beccaria Bonesana
Unvan:
İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı
Doğum:
İtalya, 15 Mart 1738
Ölüm:
28 Kasım 1794
Cesare Beccaria Bonesana (15 Mart 1738, Milano - 28 Kasım 1794, Floransa) İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı,Aydınlanma Çağı'nın önemli isimlerinden. "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı (Dei delitti e delle pene) kitabı ile mevcut çağdaş ceza hukukunu kurmuş ve ölüm cezası karşıtlığını da -ilk savunanlardan birisi olarak- aynı eserde gerekçelendirmiştir.

1747-1755 yılları arasında sekiz sene dini eğitim gördükten sonra 20 yaşındayken hukuk doktorası eğitimini tamamlamıştır. Beccaria genelde Hukuk sorunlarıyla ilgilenmiştir.

1770 yılından itibaren Avusturya egemenliğindeki Milan Yönetiminde üst düzey görevli memur olmuş ve ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. Fransa'da işkencenin kaldırılmasına (1780 ve 1788), İsveç'te yargı reformunun gerçekleşmesine ilham vermiştir ve 1777 yılında ABD'de yayınlanan eseriyle, Thomas Jefferson'ı etkilemiştir.

Suçlar ve Cezalar Hakkında

Suçlar ve Cezalar Hakkında adlı kitabını çok büyük bir titizlik göstererek 26 ayda yazmıştır. Bu eserinde, idamın ve işkencenin ceza olarak görülemeyeceğini ve bunun bir barbarlık olacağını açıklamaya çalışmıştır. Bu eseriyle beraber hukuka pek çok ilke kazandırmıştır. Bunlardan bazıları "Nullum crimen nulla poena sine lege" (kanunsuz ne suç ne ceza olur) böylelikle meşruluk prensibini de hukuka katmıştır. Ayrıca bir diğer örnek: "Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usulüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabılır." ki bu da İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde 8. madde olarak yer almıştır.

Eseri 1765'te Fransızca, 1766'da Almanca, 1767'de İngilizce, 1770'de İsveççe, 1772'de Polca, 1774'te de İspanyolca'ya çevrilmiştir.Voltaire ve Diderot gibi bir sürü aydının, bu eser, tartışmasını sağlar. Bu eseriyle beraber ölüm cezasının 200 yıldır tartışılmasını sağlamıştır. Kendisi idamın hem kullanılamaz hem de gereksiz olduğunu göstermiş ve bunu "kamusal cinayet" olarak tanımlamıştır.

Kazandırdığı hukuki ilkeler ve "Suçlar ve Cezalar Hakkında" adlı eseri bugün halen üniversitelerin ceza hukuku kürsülerinde kaçınılmaz bir şekilde referans olarak gösterilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 27 okur beğendi.
  • 206 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 272 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.