Çetin Altan

Çetin Altan

8.0/10
56 Kişi
·
335
Okunma
·
44
Beğeni
·
4.288
Gösterim
Adı:
Çetin Altan
Unvan:
Türk Yazar, Gazeteci, Köşe Yazarı, Oyun Yazarı ve Eski Milletvekili
Doğum:
İstanbul, 22 Haziran 1927
Ölüm:
İstanbul, 22 Ekim 2015
Çetin Altan (d. 22 Haziran 1927, İstanbul ö.22 Ekim 2015, İstanbul), Türk yazar, gazeteci, köşe yazarı, oyun yazarı ve eski milletvekilidir. 22 Haziran 1927'de İstanbul'da doğdu. Dedesinin babası Kırım'dan göç eden arabacı Ahmet Qıpçaqskiy, dedesi Tatar Hasan Paşa idi. Babası hukukçu Halit bey, annesi Nurhayat hanımdır. Galatasaray Lisesi'ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1943-1944'de Çınaraltı, Varlık, İstanbul ve Kaynak'da şiirleri ve düz yazıları çıktı. İlk kitabı Üçüncü Mevki 1946'da yayınlandı. Ulus gazetesinde muhabir olarak başladığı gazeteciliğe Hür Ses'de fıkra yazarlığı ile devam etti. Daha sonra Halkçı, Tan, Akşam, Milliyet, Yeni Ortam, Hürriyet, Güneş gazetelerinde ve Çarşaf dergisinde köşe yazıları yazdı. 1959 yılında Abdi İpekçi'nin teklifi üzerine Peyami Safa'nın (1899 - 1961) yerine Milliyet gazetesinde yazmaya başlamıştır. Daha sonra Devrim, Akşam, Hürriyet, Güneş, Sabah, Milliyet gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Dünyanın en çok köşe yazısı yazmış yazarlarındandır. Çetin Altan 1965-1969 arasında Türkiye İşçi Partisi'nden milletvekilliği yaptı. Önce dokunulmazlığı kaldırılan, sonra da iade edilen ilk milletvekilidir. Bu dönemdeki anılarını "Ben Milletvekiliyken" adıyla kitaplaştırdı. 1960'lı ve 1970'li yıllardaki köşeyazıları, Taş, Sömürücülerle Savaş, Suçlanan Yazılar, 'Kahrolsun Komünizm' Diye Diye, Onlar Uyanırken, Kopuk Kopuk, Geçip Giderken, Gölgelerin Gölgesi, Şeytanın Aynaları, Bir Yumak İnsan (1978 Türk Dil Kurumu Ödülü), Nar Çekirdekleri adlı kitaplarda toplandı. Bu yıllarda gerçekleşen 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971 askeri darbelerini destekledi. 9 Mart 1971 darbe teşebbüsünü destekleyen "Devrim" gazetesi mensubu olduğu gerekçesiyle, bu "Milli Demokratik Devrim" darbesi planlarına karşı çıkan zamanın 1. Ordu Komutanı Orgeneral Faik Türün tarafından tutuklanarak sorguya çekildi. Altan'ın dört romanı vardır: Büyük Gözaltı (1973 Orhan Kemal Ödülü), Bir Avuç Gökyüzü, Viski ve Küçük Bahçe. Dördü de Fransızcaya çevrilen bu eserlerden Büyük Gözaltı İsveçce, Yunanca, Bulgarca ve İspanyolca; Bir Avuç Gökyüzü ise İspanyolca ve Romence dillerinde yayınlandı. Büyük Gözaltı Fransız liselerinde seçmeli ders kitabı olarak okutuldu. Yazarın tümü oynanmış oyunlarından basılı olanlar; Çemberler, Mor Defter, Suçlular, Dilekçe ve Tahtaravalli, basılmamış olanlar ise, Beybaba, Yedinci Köpek, Islıkçı ve Telefon Kimin İçin Çalıyor'dur. Kavak Yelleri ve Kasırgalar'da çocukluk anılarını anlatan Altan'ın Aşk Sanat ve Servet ve Atatürk'ün Sosyal Görüşleri adlı iki incelemesi vardır. Rıza Bey'in Polisiye Öyküleri ile Türk yazınında pek az denenmiş olan polisiye türünde eser veren yazar Zurnada Peşrev Olmaz'da mizahi yazılarını topladı. 2027 Yılının Anıları ise onun fütürist bir çalışmasıdır. Çok yönlü bir yazar olan Altan'ın gezi yazıları Al İşte İstanbul ve Bir Uçtan Bir Uca adlarıyla yayınlandı. Tarihinin Saklanan Yüzü ise onun Osmanlı tarihi üzerine yaptığı bir araştırmadır. Tüm yapıtlarından örneklerin toplandığı "Seçmeler" 1992'de yayımlandı. 1997'de Seçmeler genişletilerek Dünyada Bırakılmış Mektuplar adıyla tekrarlandı. Son 15 yılın günlük gazete yazıları da Şeytanın Gör Dediği kitabıyla okuyucuya ulaştı. Yazar son olarak çocuklar için özel bir yapıtı gerçekleştirdi, Alfabe. Elli yıllık yazı yaşamında yazılarından ötürü pek çok kez mahkemeye verilen Altan hakkında ağır cezada 300'den fazla dava açıldı. 1972 yılında gözaltı süresi 24 saat olmasına karşın 15 gün gözaltında tutuldu. Üç kez tutuklandı, iki kez mahkûm oldu ve iki yıl cezaevinde yattı. Son olarak hakkında 159. Maddeye dayanılarak açılan davada tek celsede beraat etti. Çetin Altan köşe yazılarına Milliyet gazetesinde devam ediyor. Oğulları Ahmet Altan ve Mehmet Altan’dır. Kızı Zeynep Bakan'dır. Hayat hikâyesi, 1998 yılında eşi Solmaz Kâmuran tarafından İpek Böceği Cinayeti adlı kitapta kaleme alınmıştır.
Bir insanın kültürünü, zenginliğiyle veya nasıl para kazandığıyla ölçemezsiniz ancak parayı nasıl ve nereye harcadığıyla ölçebilirsiniz.
Aslında kimse kim olduğunu bilmiyor. Bir şey olduğuna inanıp yaşamaya uğraşıyor.
Çetin Altan
Sayfa 70 - Özgür Yayınları 2. Baskı 1984
İnsan birçok şeyi bildiğini sanır. Tanımlamasını yapmaya kalktığı zaman kıvıramaz. Demek ki aslında bildiğini sandığı şeyi tam bilmiyordur.
Çetin Altan
Sayfa 52 - İnkilap Yayınları 1999
Biliyorum yürekli olmak gerekiyor hayatta, ama..
Bazen yürekli olmaya çalışmaktan da yoruluveriyor insan, ne yapacaksınız...
Çetin Altan
Sayfa 47 - İnkilâp 2. Baskı 2001
Yaşamın zorluğu, daha zorunu görmeyenler içindir.
O nedenle yaşamın ne kadar zor olduğunu kimse bilemez.
Çetin Altan
Sayfa 188 - Özgür Yayıncılık 1. Baskı 1985
Bir arkadaşı da kalkmış:
- Parasız devrim olmaz, demiştia.
O da:
- Parası olan devrimi niçin yapsın, demişti.
Çetin Altan
Sayfa 64 - Özgür Yayınları 2. Baskı 1984
Rıza Bey emekli bir gemi telsizcisi ve eşini yakın zamanda kaybetmiş kendi halinde amatör olarak polisiye öykü yazan kahramanımız. Kitapta gerek Rıza Bey'in yazdığı gerekse kendi başından geçen kısa kısa polisiye öyküler var. Bazıları da bağlantılı. Çetin Altan'ın okuduğum ilk hikaye kitabı hoşuma gitti diyebilirim ama keşke hikayeleri biraz daha uzun tutsaymış.
Otobiyografik nitelikli Çetin Altan'ın ilk romanı.

1973 Orhan Kemal roman ödüllü.

Hepimiz büyük bir gözaltındayız!.

Aile, okul, toplum, devlet; topyekûn sistem.. bizi her anımızla gözaltına almış ve işlemediğimiz cinayetlerin ve suçların hesabını soruyorlar.

Yanı sıra korkunç bir şekilde bünyeye yayılarak varlığı hissedilen bir cinsellik ihtirası ve sevgi arayışı.

Şöyle ki.. Yatılı okul yalnızlığının içinde ;

''.. Ve pazar akşamları okula kapanmadan önce sıcacık apartmanların ışıklı pencerelerine bakardım. Bazen bir uzun ayaklı abajurun yanında, bir genç kadın silüeti görünürdü pencerede. O kadar uzak ve o kadar ılık görünürdü ki genç kadın silüetleri, akıp giden arabaların, tramvayların arasındaki yalnızlığımda yüreğim burkulur, gitgide koyulaşan bir sevgili özlemi yakar eritirdi içimi. Kimi sevsem deliler gibi sevecektim. Ama kimse yoktu ki...''

Gazeteci, fıkra muharriri Çetin Altan, Kafkavari bir romanla şimdi de romancı kimliğiyle karşımızda.

Gözaltına alınan; ama neden dolayı göz altında olduğunu bilmeyen birinin bütün hayatını gözden geçirip en masum anılarından bile ''acaba suçum bu muydu?'' diye sorgulamaya başlaması.

Tabi bu süreçte Çetin Altan'ın bizzat kendi hayatına yolculuğu...

Anlatan Çetin Altan'dır; anlattığı da önce Çetin Altan; sonra da sorgulayan ve sorguladığı için sorgulanan bütün fikir adamlarıdır.
Köyceğiz, bakmasını değil görmesini bilenlere çok şey söyler. Gürültüsüz patırtısız doğasının iç içe bakan aynalar sonsuzluğunda, insanın fiziksel varlığını eritiverir kendi esrarlı derinliklerinde… diyen Çetin Altan 2 yıl önce vefat etti. Giderken bıraktığı kitaplarından biri ve benim okuduğum ilk Çetin Altan kitabı kitapta bir taraftan Köyceğiz'den ve güzelliklerinden bahsederken bir yandan da dönemin (1999-2001) siyasi olaylarını yorumlayıp öngörülerini paylaşıyor. Ve kitabı okuduğunuzda göreceksiniz ki bu öngörülerin çoğu gerçekleşmiş. Siyaseti iyi okuyan bir insan olduğunu anlıyoruz.
Kitap Çetin Altan’ın yazarlık hayatı boyunca kadınları konu alan yazılarından bir derleme diye biliriz. Özellikle kadın eğitimine önem vermeyen toplumumuzun maruz kaldığı bütün negatiflikleri gayet güzel örneklerle ve kendine has üslubuyla o kadar güzel anlatmış ki. Aaa gerçekten de öyle, diyemeyeceğiniz bir satır bile yok. Onun o ince, kıvrak zekâsı ve inanılmaz evrensel bilgi birikimi her satırı, her yazdığı okunulası bir yazar olmasını sağlıyor bence. Türkiye’nin sahip olduğu gerçek entelektüeller arasında her zaman yerini koruyacak.
- SPOILER -

Uluslararası şilepçilik işletmesindeki telsiz memurluğundan emekli olan Rıza Bey, karısını kaybetmiş, konyağa meraklı, amatör bir polisiye yazarıdır. Polisiye hikayelerini yazarken başına polisiye olaylar da gelir.

- SPOILER -

Çetin Altan'ın kaleminden, Rıza Bey'in hem kendi hikayeleri, hem de başına gelenler ile polisiye içinde polisiye tadında bir kitap. Polisiye sevenler için güzel bir alternatif olabilir.
1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi'nden milletvekili seçilen ve Türkiye'de ilk kez dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili olan Çetin Altan'ın mümbit, eğlenceli, keskin kaleminden milletvekili anıları...
Gemi telsizciliğinden emekli olan Rıza Bey, eşinin kaybından sonra kendini polisiye hikâye yazmaya verir. Bu yeteneğini çevresinde gelişen bazı olayları çözmekte de kullanarak olmuş ve olabilecek haksızlıkları da önleyen şahsına münhasır bir dedektif Rıza ile tanıştım. Ve Çetin Altan’ın yetenek yelpazesinde polisiye romancılık kabiliyetini de bu kitapla keşfettim çok beğendim.
Çetin Altan gibi bir yazarın bu kadar argo yazı yazması bende neden böyle bir kitap yazma ihtiyacı duydu sorusunu kendi kendime sormaya itti. Argo dışında akıcı güzel bir kitap.
Hobi olarak polisiye olayları çözen Rıza Bey’in maceraları.
Gişe memurunun cinayetlerinin çözümü ise gerçekten muhteşemdi (okuyacak olanların heyecanını elinden almayayım)..
James Bond, Mac Gyver ve Sherlock Holmes'un karışımı olan Rıza Bey'in maceralarını konu alan kitap polisiye anlamında oldukça basit hikayeler anlatıyor. Hikayeler oluşturulurken üzerinde çok düşünülmemiş gibi ve hikayelerde bazen komik derecede basit çözümler üretiliyor...

Yazarın biyografisi

Adı:
Çetin Altan
Unvan:
Türk Yazar, Gazeteci, Köşe Yazarı, Oyun Yazarı ve Eski Milletvekili
Doğum:
İstanbul, 22 Haziran 1927
Ölüm:
İstanbul, 22 Ekim 2015
Çetin Altan (d. 22 Haziran 1927, İstanbul ö.22 Ekim 2015, İstanbul), Türk yazar, gazeteci, köşe yazarı, oyun yazarı ve eski milletvekilidir. 22 Haziran 1927'de İstanbul'da doğdu. Dedesinin babası Kırım'dan göç eden arabacı Ahmet Qıpçaqskiy, dedesi Tatar Hasan Paşa idi. Babası hukukçu Halit bey, annesi Nurhayat hanımdır. Galatasaray Lisesi'ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1943-1944'de Çınaraltı, Varlık, İstanbul ve Kaynak'da şiirleri ve düz yazıları çıktı. İlk kitabı Üçüncü Mevki 1946'da yayınlandı. Ulus gazetesinde muhabir olarak başladığı gazeteciliğe Hür Ses'de fıkra yazarlığı ile devam etti. Daha sonra Halkçı, Tan, Akşam, Milliyet, Yeni Ortam, Hürriyet, Güneş gazetelerinde ve Çarşaf dergisinde köşe yazıları yazdı. 1959 yılında Abdi İpekçi'nin teklifi üzerine Peyami Safa'nın (1899 - 1961) yerine Milliyet gazetesinde yazmaya başlamıştır. Daha sonra Devrim, Akşam, Hürriyet, Güneş, Sabah, Milliyet gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Dünyanın en çok köşe yazısı yazmış yazarlarındandır. Çetin Altan 1965-1969 arasında Türkiye İşçi Partisi'nden milletvekilliği yaptı. Önce dokunulmazlığı kaldırılan, sonra da iade edilen ilk milletvekilidir. Bu dönemdeki anılarını "Ben Milletvekiliyken" adıyla kitaplaştırdı. 1960'lı ve 1970'li yıllardaki köşeyazıları, Taş, Sömürücülerle Savaş, Suçlanan Yazılar, 'Kahrolsun Komünizm' Diye Diye, Onlar Uyanırken, Kopuk Kopuk, Geçip Giderken, Gölgelerin Gölgesi, Şeytanın Aynaları, Bir Yumak İnsan (1978 Türk Dil Kurumu Ödülü), Nar Çekirdekleri adlı kitaplarda toplandı. Bu yıllarda gerçekleşen 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971 askeri darbelerini destekledi. 9 Mart 1971 darbe teşebbüsünü destekleyen "Devrim" gazetesi mensubu olduğu gerekçesiyle, bu "Milli Demokratik Devrim" darbesi planlarına karşı çıkan zamanın 1. Ordu Komutanı Orgeneral Faik Türün tarafından tutuklanarak sorguya çekildi. Altan'ın dört romanı vardır: Büyük Gözaltı (1973 Orhan Kemal Ödülü), Bir Avuç Gökyüzü, Viski ve Küçük Bahçe. Dördü de Fransızcaya çevrilen bu eserlerden Büyük Gözaltı İsveçce, Yunanca, Bulgarca ve İspanyolca; Bir Avuç Gökyüzü ise İspanyolca ve Romence dillerinde yayınlandı. Büyük Gözaltı Fransız liselerinde seçmeli ders kitabı olarak okutuldu. Yazarın tümü oynanmış oyunlarından basılı olanlar; Çemberler, Mor Defter, Suçlular, Dilekçe ve Tahtaravalli, basılmamış olanlar ise, Beybaba, Yedinci Köpek, Islıkçı ve Telefon Kimin İçin Çalıyor'dur. Kavak Yelleri ve Kasırgalar'da çocukluk anılarını anlatan Altan'ın Aşk Sanat ve Servet ve Atatürk'ün Sosyal Görüşleri adlı iki incelemesi vardır. Rıza Bey'in Polisiye Öyküleri ile Türk yazınında pek az denenmiş olan polisiye türünde eser veren yazar Zurnada Peşrev Olmaz'da mizahi yazılarını topladı. 2027 Yılının Anıları ise onun fütürist bir çalışmasıdır. Çok yönlü bir yazar olan Altan'ın gezi yazıları Al İşte İstanbul ve Bir Uçtan Bir Uca adlarıyla yayınlandı. Tarihinin Saklanan Yüzü ise onun Osmanlı tarihi üzerine yaptığı bir araştırmadır. Tüm yapıtlarından örneklerin toplandığı "Seçmeler" 1992'de yayımlandı. 1997'de Seçmeler genişletilerek Dünyada Bırakılmış Mektuplar adıyla tekrarlandı. Son 15 yılın günlük gazete yazıları da Şeytanın Gör Dediği kitabıyla okuyucuya ulaştı. Yazar son olarak çocuklar için özel bir yapıtı gerçekleştirdi, Alfabe. Elli yıllık yazı yaşamında yazılarından ötürü pek çok kez mahkemeye verilen Altan hakkında ağır cezada 300'den fazla dava açıldı. 1972 yılında gözaltı süresi 24 saat olmasına karşın 15 gün gözaltında tutuldu. Üç kez tutuklandı, iki kez mahkûm oldu ve iki yıl cezaevinde yattı. Son olarak hakkında 159. Maddeye dayanılarak açılan davada tek celsede beraat etti. Çetin Altan köşe yazılarına Milliyet gazetesinde devam ediyor. Oğulları Ahmet Altan ve Mehmet Altan’dır. Kızı Zeynep Bakan'dır. Hayat hikâyesi, 1998 yılında eşi Solmaz Kâmuran tarafından İpek Böceği Cinayeti adlı kitapta kaleme alınmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 44 okur beğendi.
  • 335 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 150 okur okuyacak.

Yazarın sıralamaları