Erdal Atabek

Erdal Atabek

Yazar
8.1/10
70 Kişi
·
247
Okunma
·
17
Beğeni
·
2.151
Gösterim
Adı:
Erdal Atabek
Unvan:
Tıp Doktoru ve Yazar
Doğum:
Adapazarı, 1930
Dr. Erdal Atabek (d. 1930, Adapazarı), Türk tıp doktoru ve yazar.rnrnErdal Atabek, 1954 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Psikosomatik Hastalıklar ve İç hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı. 1965te yazarlığa başladı. Aynı yıl Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı seçildi. 1966da köşe yazıları Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. Halen yazarlık, seminer, konferans ve araştırmalarını sürdürmektedir.
Geçmişin kayıp gitmesi ve geleceğin yakalanamaması.İnsanımızın yaşadığı kargaşa bu.Dünü ve bugünü bir arada yaşamak.
Bu sistemde evlilik kesin doğrudur,boşanmak kesin yanlış. Sistemde herşey kesindir. Ya -ak - vardır ya da - kara-. Ara renkler yoktur.
Erkeğin elinin kınası,kadının yüzünün karası.
Bu söz,kural dışı cinsel ilişki için kullanılıyor.
Erkekler,evlilik dışı bir cinsel ilişkide bulundukları zaman bir kadını daha fethetmiş oluyorlar,zaferlerinden ötürü hoşnutluk duyuyorlar ve kadının saçlarını ( daha kim bilir nelerini) içlerindeki av panosuna asıyorlar ve kıs kıs gülerek,görünmez br tahtaya bir çizik daha atıyorlar.
Bu bir kaçamak oluyor,şirin bir yaramazlık.
Kadınlar evlilik dışı bir cinsel ilişkide bulundukları zaman bütün kutsal varlıkları kirleten bir ihaneti yaşıyorlar,namuslarını kirletiyorlar,suçludurlar ve ve günahın ezikliği (kaçınılmaz tadını da) duyuyorlar.
Bu bir namussuzluktur ve bağışlanmaz.
Erkek için doğru olanın kadın için yanlış olması çok normal çünkü o erkektir ve öteki kadın.
Ama hep erkek için doğal olan,kadın için yanlış oluyor.
Kadın için doğru olanın erkek için yanlış olduğu bir örnek yok.
"Kendine güvenmeye alıştırılmamış, başkasına güvenmesi de korkularla engellenmiş kadının duyduğu ''sürekli güvensizlik'' davranışlarını olumsuz etkilemeyecek midir? Böylece ortaya '''baskıcı toplumun güvensiz kadını ''' çıkmayacak mıdır?"
Çağdaşlaşma, bireyin değer kazanması demektir.Çağdaş toplumda insan başkası için taşıdığı değer kadar değil kendisi olarak değer taşır.Bu insanın metalaşmasına karşı insanın insanlaşmasıdır.
Kitap iki bölümden oluşuyor.
İlk bölümde "kadın" sosyolojik boyutta detaylı bir şekilde inceleniyor. Bu bölüm müthiş, yazarın casareti ve aktarımı, sunduğu görüşler çok etkileyici. Sırf bu bölüm bile ayrı bir kitap olabilirmiş ki ben bunu tercih ederdim. Ülkemizdeki her birey okumalı diye de not düşüyorum.


Ikinci bölüm daha çok bastırılmış kadın için kişisel gelişim yazılarından oluşuyor. Daha çok genel kitleye hitap eden sorgulama ve düşünmeye iten yazılar.
Ülkemizdeki susturulan gençliğin neden böyle oluştuğunu çok hoş bir şekilde açıklayan ve bir çok öneriler fikirler veren ruhsal ve psikolojik bir yapıt...
İhtilal zamanı harcanan aydınlarımız,gençlerimiz ve algı operasyonlarıyla toplumumuza kazandırılan atalet,kompleks gibi olguları işliyor...
Kitabı yıllar önce yeni yetme ergenlik döneminde okumuştum vurucu kısım şuydu;
Erkekliğe adım sünnet davulla zurnayla bando ile
Kadınlığa geçiş ise karanlık ve ıslak sessiz gizli
Sadece bu iki satır bile her şeyi anlatmaya yetiyor
Diğer her şey bunun üzerine temelleniyor
Hani bazen toplumun bazı noktaları gözünüze eksik görünür ve eksik görünen yanları irdelemek için sürekli derine kazmanız gerekir. İşte öyle bir sorular zincirinin sonucunda elime geçti bu güzel kitap. Bir toplumun cinselliğe bakışının yanlış olması, cinselliği tanımaması ne gibi sonuçlar doğurur hepsine yanıt veriyor. Yazar ilk önce; "Tarım toplumunun" cinselliğe ve kadına bakışını yerden yere vuruyor. Kadını "bakire", "erkek bebek doğurucu", "iş gücü için başlık parası ile alınan" gibi kavramların elinden kurtarıyor. Daha sonra ise; "endüstriyel toplum" ile birlikte gelen kapitalizmin cinselliği metalaştırmaya çalışmasıyla mücadele ediyor. Bütün bu sorunların ise toplum içinde ne gibi çarpık bir cinsel anlayış ortaya çıkardığını gözler önüne seriyor. Dr. Erdal Atabek, insana ait olanı insanca yaşamanın yollarını gösteren güzel bir kitap ortaya koymuş.
Erdal Atabek'in okuduğum ikinci kitabıydı. Aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinde takip ettiğim köşe yazarlarından. Dili inanılmaz kıvrak. Kelime oyunlarına mest oluyorsunuz okurken. Aynı zamanda haksızlığa tahammül etmeyip tüm düşünceleriyle de bunu dile getiren dobra yazarlardan. Özellikle psikoloji ve kişisel gelişim alanında yazıyor. Okuduğum ilk kitabı Kırmızı Işıkta Yürümek'ti. İki kitabında yazılış amacının aynı olduğunu farkettim: Kadınlara kadın olduklarını hatırlatmak. Bizlerin hele ki şu dönemde kendimiz gibi olamama sorunumuz var. Farklı görevler ve roller üstleniyoruz cinsiyetçi temele dayanan. Günümüzde bunu eleştiren, adına bakmadığınızda feminist sanacağınız erkek yazarlardan :)
Tavsiye üzerine okuduğum ve ilk basım yılı 1989 olan Dr. Erdal Atabek'in bu kitabı kadın erkek herkes tarafından mutlak okunması ve okutulması gereken bir kitap.
Elbette ki şu dönemde çoğu kadının bildiği konulara değinilmiş; ancak okuyarak kendimize hatırlatma yapmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Kitabın basımının üzerinden neredeyse 30 yıl geçmiş olmasına rağmen, kitapta bahsedilen sorunların çoğu kadın için hala güncel olması da ayrıca üzücü..
Erkek bir yazar olması ve bu kadar noktasal objektif tespitlerde bulunması etkilemişti okuduğum yıllarda.
Dr. Atabek'in klasik müziğin, bir enstrümanla ilgilenmenin ve bir orkestrada yer almanın çocuk ve ergenlerin yaşamındaki olumlu etkisini incelediği kitap nedense ilgi çekici olamamış. Tavsiye üzerine almıştım ama bildiklerimin üzerine yeni bir şey eklemedi. Elbette "okumalıyım" diye düşünebilirsiniz ama çok daha iyi seçimler yapıp daha fazla bilgi edinebileceğiniz kitaplar bulabilirsiniz.
Eski tozlu raflardan indirilmiş bir kitap, dayımın Malazgirtteki kitaplığından İstanbul’a getirdiğim kitap.. İçeriği müthiş, geçmiş zaman toplum hayatı, şimdiki hayat hala değişmemiş aynı şekilde ilerliyor. Çok güzel noktalara değinmiş, toplumu, toplumda anne-babanın geçmişten gelen baskıyı, öğrenilmiş gerçekliğini çocuklarına aktarması. Şuanki nesilde çocuklarda gözüken olumlu-olumsuz davranışlar, nedenleri detaylıca açıklanmış. Dil olarak sıkmayan, akıcı bir kitap. Ne güzel demiş <Bir Kuşağın değil, bütün kuşakların öyküsü> Kaleminize sağlık.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erdal Atabek
Unvan:
Tıp Doktoru ve Yazar
Doğum:
Adapazarı, 1930
Dr. Erdal Atabek (d. 1930, Adapazarı), Türk tıp doktoru ve yazar.rnrnErdal Atabek, 1954 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Psikosomatik Hastalıklar ve İç hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı. 1965te yazarlığa başladı. Aynı yıl Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı seçildi. 1966da köşe yazıları Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. Halen yazarlık, seminer, konferans ve araştırmalarını sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 247 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 191 okur okuyacak.