1000Kitap Logosu
Ferenc Molnar

Ferenc Molnar

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.9
3.671 Kişi
11,9bin
Okunma
198
Beğeni
6,6bin
Gösterim
Unvan
Macaristan Asıllı Amerikalı Gazeteci, Oyun ve Roman Yazarı.
Doğum
Macaristan, 1878
Ölüm
1952
Yaşamı
(1878 – 1952) Macaristan asıllı Amerikalı gazeteci, oyun ve roman yazarı. II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi baskısından kurtulmak için ABD’ye göç etmiştir. Molnar, gazetecilik alanındaki kariyerine Budapeşte ve Cenova’daki hukuk eğitimi sırasında başlar. I. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabiri olarak çalışan Molner, genç yaşta tanınmıştır. Yazara 22 yaşında yayımlanan ilk romanından sonra asıl ün getiren eseri ise 1906 yılında ilk basımı yapılan Pal Sokağı Çocukları (The Paul Street Boys) olmuştur.
Mücahit Yeksoy
Pal Sokağı Çocukları'ı inceledi.
235 syf.
·
2 günde
"Çocuk aklı işte" ve " çocuk gibi davranma!" iki yaygın gündelik hayat kullanımı. Peki ya hangimiz farkına varabildi buradaki haksızlığı? Hangimiz arkadaş ortamında kurulan hayali sisteme gönülden bağlanabildi ve onu hayatının merkezinde yaşayabilecek kadar cesaret gösterebildi? Siz hiç ayakkabı numaranızın en küçük olduğu ortamda müthiş korksanız bile gönülden bağlandığınız şey adına mücadele etmeye devam edebildiniz mi? Hayatta cesurca savaşmayı çocuğa öğreten baba modeli dahi büyük ayakkabılar arasında beli bükülürken kaçımız yalnızca küçük yüreklerde bulunabilen o ilginç cesareti sergileyebiliriz. Dilim varmıyor ancak sadece yaşı temsilen belirtmek isterim, kimimiz küçük Nemescek gibi hastalık vücudunu ele geçirirken tüm kalbini sevdiği yer adına ve arkadaşları adına adayabilir? Demek ki neymiş, çocuk aklı ve çocukça davranışlar, çocuk olma cesareti gösteremeyen insanların vakalarıymış
Pal Sokağı Çocukları
8.9/10
· 11,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2
43
Sıfır Virgül Beş
Pal Sokağı Çocukları'ı inceledi.
235 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bir Dünya Bırakalım Çocuklara, Islanmış Olmasın Gözyaşlarıyla
Budapeşte Pál Sokağı'ndan herkese selamlar! Bundan birkaç yıl önce ortaokul çağındaki yeğenlerim için almış olduğum bir kitaptı. Tabi biri artık üniversiteli, diğeri liseli ve henüz okumadılar. (Okutamadık, bana bir eksi) Kendim de sürekli merak ediyordum ve ancak bu zaman okuyabildim. Hemen bu ilk paragrafta belirteyim: Kitabı gerçekten çok sevdim, çocukluğuna dönmek isteyen herkese de -bilhassa çocukluğunda askercilik oynayan, bilyalara dokunan, cam macunlarını avuçlarında yuvarlayıp yılan yapan okurlara- tavsiye ediyorum. Kitabımız farklı okullarda okuyup farklı sokaklarda yaşayan iki çocuk grubunun çekişmesini anlatıyor. Boka, Nemescek, Geréb, Kolnay, Leszik, Csónakos, Csele ve bütün Pâl Sokağı'nın çocukları; Feri Áts, Pázstor kardeşler, Szebenics ve bütün Füvészkert Parkı çocukları 90'lı yıllara denk gelen çocukluğumu ve arkadaşlarımı hatırlattı. Bir arsayı sahiplenmiş, oyun yeri bellemiş ve başkalarından korumak için kendilerini asker ilan eden çocuklar; bu arsayı ele geçirip top oynamak için sahip olmaya çalışan diğer asker çocuklara karşı savaşmak zorundalar. Ancak çocuklar büyüklerden daha onurlu, daha erdemli. Savaşı kurallarına göre oynamak, plan yapmak, strateji geliştirmek, cesarete saygı göstermek, hainliğe "assla" prim vermemek, yine de hainlik yapanı ele vermemek... İnanın, Pal Sokağı'ndaki çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Boka'nın, hile ile elde edilen bayrak için bu hileyi yapan arkadaşına kurduğu cümledeki sıcaklığa bir bakın: "...Uzun lafın kısası böyle elde edilen bayrak lazım değil bize! Sen de lazım değilsin." Olaya bu açıdan bakınca kendi çocukluğumdaki -çok şükür 90'lı yılların çocuğuyuz- mahalle savaşları aklıma geldi. Farklı sokaklardan mahallemize bizden daha güçlü çocuklar gelir, ağaçlarımızdaki meyvelere -zerdaliye dalan vaaaaar- dadanır, mahalle maçı yaparken topumuzu alıp kaçırır, bilya oynarken pusuda bekler veee "EİNSTAND!". Varoş kültürünün kaçınılmazı: Uslu çocuklarsanız şiddete, gaspa, haksız rekabetle oluşan kavgalara maruz kalırsınız. Evimin duvarları, bu kavgalardan elde ettiğim ve sadece benim görebildiğim gümüş madalyalarla dolu. Şerefli ikincilikler... (Not: BJK'li değilim.) Günümüz çocukları, ne yazık ki mahalle maçı nedir bilmiyorlar, saklambaçlar sadece küçücük alanlarda, belki hapishane görünümlü sitenin güvenlikli bahçesinde oynanıyor. İki tekerlekli bisikletler yerini elektrikli "scooter"lara -ne dandik bir şey ama- bıraktı. -Çocukları mı suçlamalı?- Kışın, elleri soğuktan çatlasa da bilya oynamaya devam eden çocuklar var mı sokaklarda, gören varsa bir fotoğrafını çekip yollasın. Dalya dombik, o da mı yok? Seksek oynamaktan da mı vazgeçildi? İp atlarken söylenen ezgili sözler peki, unutuldu mu onlar da? Çelik çomaklar kırıldı da benim mi haberim yok? Hortumlarla oynanan külah savaşları kazanıldı mı yoksa kayıp mı edildi? Ya peki bu savaşlarda düşman olanlar hep küs mü kaldılar, barışmak imkanı yok mu artık? Peki ya ARSA??? Park mı oldu, toprak sahamız halı saha mı oldu, yoksa daha da kötüsü çirkin apartmanlar mı dikildi oraya? Çocuklar... Güvenelim onlara, her düşmesinde kaldırmayalım, bırakın dizleri kanasın, yaraları kabuk bağlasın, yaralarıyla oynasınlar. Her istedikleri yapılmasın, mücadele etmeyi öğrensinler istedikleri için. Geleceği güzel kılacak olanlar onlar, yeter ki güzel ve temiz bir dünya yaratabilelim onlar için, özgürce oyunlarını oynayabilsinler. Sevgiyle ve kitapla kalın! (Nemescek ve bütün Pál Sokağı Çocukları'nın sizlere selamı var.)
Pal Sokağı Çocukları
8.9/10
· 11,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
4
56
Sinan Dumlupınar
Pal Sokağı Çocukları'ı inceledi.
235 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Dünyanın Bütün Çocukları Pâl Sokağındadır.
Bazı kitaplar vardır, içinizi sıcacık yapar, kapağını kapattığınızda gözünüzde bir damla yaş bırakır, kitaplığımda keşke okumamış olsaydım da tekrar okuyabilseydim dediğim kitaplardan biri. Ferenc Molnar Edebiyat öğretmenin ricası üzerine okul gazatesi için yazmaya başlar ve böylelikle Pal Sokağı Çocukları'nın ilk bölümü ortaya çıkmış. Kitabı anlatmaya nereden nasıl başlayacağım bilmiyorum ama kısaca ifade edecek olursam, bir grup çocuğun kendi içlerinde benimsediği, belli bir kurallara göre oyunlar oynadığı, mesken tuttukları, Arsa'da yaşadıkları olayları anlatıyor. Her yere binaların dikildiği Pal Sokağı'nda çocukların özgürce oynayabileceği tek bir yer vardır "Arsa", burası onların vatanıdır, yoksul çocukların en büyük zenginliği arsaları. Ama bu mutlulukları uzun sürmeyecektir. Kızıl gömlekliler de kendilerine oyun alanı olarak arsayı seçerler ve iki taraf da bu arsa için cesurca savaşacaktır. Bu çocuklardan öğreneceğimiz çok fazla şey var, onurlu bir galibiyet nasıl kazanılır, onların o hassas sevgi dolu kalplerine bakarak anlayabilirsiniz, savaşta bile vicdanını yitirmeyen birbirine değer veren masum kalpler.
Pal Sokağı Çocukları
8.9/10
· 11,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2
114