1000Kitap Logosu
Fernand Braudel

Fernand Braudel

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
128 Kişi
454
Okunma
94
Beğeni
3.424
Gösterim
Unvan
Fransız tarihçi
Doğum
1902
Ölüm
1985
Yaşamı
Ünlü Fransız tarihçi Braudel 1902'de Meuse'de doğdu. Sorbonne'un tarih bölümünden 1923'te mezun olduktan sonra Cezayir, Paris ve Brezilya'da dersler verdi. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlara esir düştü ve 1945'e kadar Lübeck'te bir kampta tutuldu; II. Felipe Döneminde Akdeniz ve Akdeniz Dünyası başlıklı doktora tezini bu esir kampında yazdı. Marc Bloch ve Lucien Febvre' nin kurduğu Annales dergisinin yayın kuruluna seçildiğinde, serbest bırakılalı henüz bir yıl olmuştu. 1947'de tarihçiler arasında büyük sarsıntılar yaratan teziyle doktorasını alan Braudel Collège de France'da hocalık yaptı ve 1962'de de Maison Sciences de l'Homme'un yöneticisi oldu. Diğer büyük eseri olan üç ciltlik Maddi Uygarlık, Ekonomi ve Kapitalizm'i 1979'da yayımlanan yazar, 1985'te aramızdan ayrıldı. Braudel'in gerek Annales'te gerekse başka dergilerde pek çok makalesi yayımlanmıştır. Yazarın diğer başlıca eserleri şunlardır: Histoire Economique et Sociale de la France (1976-82), Tarih Üzerine Yazılar (1992), L'Identité de la France (1986-7)
Kapitalizmin Kısa Tarihi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Uygarlıkların Grameri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Akdeniz
OKUYACAKLARIMA EKLE
Tarih Üzerine Yazılar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Akdeniz Mekan ve Tarih
OKUYACAKLARIMA EKLE
Medeniyet ve Kapitalizm
OKUYACAKLARIMA EKLE
Tarih ve Tarihçi
OKUYACAKLARIMA EKLE
A History of Civilizations
OKUYACAKLARIMA EKLE
Fahreddin Arı
Kapitalizmin Kısa Tarihi'yi inceledi.
Tarihi olayların kronolojik olarak aktarımının ve malumatfuruşluğun marifet sayıldığı, tarihin siyasi ve askeri tarihe indirgendiği bir ufuktan problematik odaklı, bütüncül tarih yapabilme ufkuna geçişte Fernand Braudel ve birkaç selefinin katkıları takdire şayandır. Şüphesiz Braudel, XX. yüzyılın yetiştirdiği en geniş perspektifli tarihçilerden biridir. O, tarihi olguları incelerken uzunca bir tarihi seyir içerisinde bir yerlerde konumlanan olguları incelediğinin farkındadır. Kapitalizm tarihi üzerine vermiş olduğu konferanslarının yazıya geçirilmiş hali olan Kapitalizmin Kısa Tarihi isimli eserde, az önce bahsi geçen farkındalık kendisini belirgin şekilde ifşa ediyor. Bu kitabı, Annales ekolünün pratik bir uygulamasını görmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Fakat kapitalizm literatürü hakkında fazla bilgisi olmayanlar kitaptan çok da faydalanamayabilirler. Kitabın ismi basit bir giriş kitabı izlenimi uyandırsa da kesinlikle öyle değil. "Kapitalizm neymiş ne değilmiş bir öğrenelim bakalım" havasında okursanız beklediğinizi bulamayabilirsiniz.
Kapitalizmin Kısa Tarihi
Okuyacaklarıma Ekle
3
Doğukan
Tarih ve Tarihçi'yi inceledi.
344 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Entelektüel Bir Devrim: Annales Okulu
Tarih ilmine devrimci bir soluk: Annales Okulu. Peki nedir bu Annales Okulu? 1929 senesinde Lucien Febvre ve Marc Bloch’un öncülüğünde “Annales d’histoire économique et sociale” adındaki derginin oluşturulmasıyla yayım hayatına başlayan yeni bir ekoldür. Peki bu ekol tarih ilmine ne katmıştır? Bu dergi etrafında toplanan kişiler tarihin sınırlarını bertaraf etmiştir. Kalıpların dışına çıkmış ve disiplinlerarası bir yaklaşımı savunmuştur. Yani bir tarihçi, coğrafya, sosyoloji, psikoloji ve antropoloji gibi alanlarla da işbirliği içinde olmalı, tarihin içine dâhil edebilmelidir. Ayrıca savaşlar tarihi, diplomasi gibi konulara yoğunluk gösterilen eski tarih anlayışı, Annales Okulu ile birlikte toplumsal ve ‘yapısal’ olaylara da göz atmanın gerekliliğini savunmuştur. Tarihsel yapılar, yapısal olan, uzun süreçli inceleme merceği altına alınmıştır. Belgeleri bire bir aktarmak yerine belgelerle konuşmayı ve onlardan sorular çizgisinde cevaplar almayı hedeflemişlerdir. Lucien Febvre, eski tarih anlayışına yönelik sert söylemlerini dile getirir: “Ve sundukları Tarih imajı, akıllı ve düşünen insanların hoşgörülerini kazanmaya yönelik değildir.” Sınırlamaları reddedemeyen, tek bir kalıba bürünen kişileri topa tutmaya devam eder: “Uçak yapan mühendisin gözünde İkarus'un değeri bir hiçtir. Hepsinin modası geçmiş! Ve önyargı giderek hâkim oluyor” Peki Ikarus kimdir? Ikarus, babası tarafından yapılan kanatlara sahip olan mitolojik bir karakter. Babası bu kanatlara karşılık Ikarus’a öğütlerde bulunur: Uçarken zevk almaktan kaçınmasını, güneşe yakın uçmamasını ve denize yakın uçup kanatlarını nemlendirmesini söyler. Ikarus bu tavsiyeleri göz ardı ederek yükseklere doğru uçmaya başlar. Güneşe yaklaştıkça balmumundan yapılan kanatları erir ve Ege Denizi’ne düşerek hayatını kaybeder. Bu sitemlerin ardından yeni bir çarpıcı düşüncede bulunuyor Febvre: “Fırınlarda elektrikli aydınlatmanın ortaya çıkışı, geçici çözümler için toplanan diplomatik bir kongreden daha önemli bir tarihi olay olmuştur.” Geçmiş fetişizmine yakalanan bireylerin tarih ilminden ne beklediklerini sorgulamaya yöneltmek konusunda oldukça etkileyici bir düşünce olmalı. Oscar Wilde’a ait, uzunca zaman aklımda olan ve sürekli düşündüğüm bir söz vardı ve Wilde şöyle diyordu: “Tanımlamak, sınırlandırmaktır.” Febvre’in makalesini okurken de: “Bütün tanımlar bir hapishanedir.” sözüne rastladım; aldığım hazzın inanılmaz boyuta ulaştığını söyleyebilirim. Annales’in manevi babası Febvre’in düşünceleri burnuna kadar gelmiş bir kişiyi yansıtıyor adeta: “Sinir bozucu bir eğlenceyle, saf ve içten seslerin bize şunları söylemelerini işitmek istemiyoruz artık: ‘Hey tarihçi, bunları bilmen gerekir: Papa Anaclet'in ve Sultan Mahmut'un ölüm tarihleri nedir?’” Tarih ezberden oldukça uzak bir ilimdir ve asıl olan ezbersiz, belgesiz (belgelerin yokluğunda) de tarih yapılabileceğidir. “Furet'ye göre, kaynakları ("veri" demiyor) sorgulamak yetmez, "icat edilmiş" olabilecekleri de düşünülmelidir.” Ek olarak: “Carr "gerçek"lerin ve "yorum"ların kesinlikle birbirlerinden ayrılabileceği düşüncesine karşı çıktı.” Ya ele aldığım kaynak hasta bir ruhun kendi düşüncelerini sıkıştırdığı bir metinse? G. S. Jones: “Gerçekte umut verici gelişmeler, şöhret sevgisi ya da büyüklük kompleksi diyebileceğimiz kronik yapısal bir hastalık tarafından engellendi, boğuldu.” diyor. Yeni bir yaklaşım ve farklı bir bakış açısı ortaya koymak geleneksel düşüncesinden bir gram sapmayan fosilleşmiş dinozorları oldukça rahatsız edecektir tabii. “Ne var ki Louis Althusser'in yazdığı gibi; genelde tarih yoktur, özel yapıların özgül tarihleri vardır. Zaman içinde, olaylara önem veren 'tarih' diye somutlaşmış bir şey yoktur; zaman tüm sınıfları, yapıları ve çağları içeren ve hiçbir şeye benzemeyen bir akıntı değildir. Her olay için zamanın görevi bir kez daha belirlenmelidir.” Bizim gördüğümüz tarih veya geçmiş bir bütün değil parçalı bir tablodur. Bize kadar ulaşan kişiler, kurumlar veya olaylar kadar ulaşmayanlar da geçmişin derinliğinde susturulmuş ve boğulmuştur. Elbette bilinçsiz bir akıntı değildir, bu akıntı beraberinde götüreceklerini seçerek ilerlemeye devam ediyor. Kimi makalelerin okuması oldukça zor olmasına rağmen çok verimli bir kitaptı, oldukça farklı bakışlar elde ettiğimi söyleyebilirim. Zaten 20. yüzyılda işin içine felsefe girdiyse okuması kolay olan bir metin bulunabilir mi, pek emin değilim :) Keyifli okumalar.
Tarih ve Tarihçi
9.0/10
· 10 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
16
Fehime ERGÜN
Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 1. Cilt'i inceledi.
752 syf.
Akdeniz ve Braudel
Fernand Braudel'in II. Philippe Dönemi'nde Akdeniz ve Akdeniz Dünyası" adlı doktora tezini n büyük kısmını Almanlar tarafından Savaş esiri olarak tutulduğu 4 yıllık dönemde yazdığı bilinir. Taslakları entelektüel yol arkadaşı ve meslektaşı Marc Bloch ile , Annales okulu ve dergisini birlikte kurduğu Lucién Febvr' e göndermiştir. İçinde bulunduğu ekonomik, siyasal, sosyal ve tabi entelektüel koşullar Braudel' in önemli bir dönüm noktası olan eserinin sadece kökeni değil aynı zamanda dokusu hakkında da bilgi verir aslında. Tek bir nesil içinde ikinci kez şiddetli bir savaşa sürüklenmiş güçlü liderleri ve mitsel anlatıları fetişleştiren siyasal sistemlerin egemenliğindeki bir Avrupa'da Braudel (ve diğer Annales Okulu üyeleri) tarihin ve tarihsel kavrayışın alanını genişletmeye dönük yeni bir yöntemi ortaya koydu. Braudel'in bu yöntemi, Akdeniz'in üslubunda ve Akdeniz'i tanımlayarak savunmuştur. Tarih bilimine bir kronolojik olaylar anlatımı, tarihin birkaç büyük adam tarafından birkaç büyük devlet emrinde yapıp ettiklerinin yeniden aktarımı olarak bakan yöntemi reddeder. Bunun yerine eseri "Akdeniz" 1400-1600 yılları arasında Akdeniz dünyasını oluşturan medeniyetlere ve bunların çalışmalarına ilişkin kavrayışımızı genişletmek için coğrafi ve mekansal zamanı kullanarak tarihe yapısal ve analitik bir yaklaşım geliştirir. Bütünsel tarih-tarihsel kavrayışı, belli bir tarihsel anda faal olan tüm yapı ve kuvvetlerin etkileşiminde arayan bir tarih bilimi adına "Akdeniz" eseri, siyasal tarihe ancak kitabın son kısmı olan "olaylar, siyaset ve insanlar" bölümünde yer verir. Birinci kısım, "çevrenin rolü" Akdeniz Bölgesi'nin fiziki coğrafyasının parlak ve iddialı bir tahlilidir. İkinci kısım "ortak yazgılar ve genel eğilimler" ise modernliğin ilk yıllarında Akdeniz'in toplumsal yapılarına, ekonomisine, ticaret örüntülerine, imparatorluklarına ve medeniyetlerine dair zaman ve mekanda akışkan bir incelemedir. İnsanlık tarihinin indirgenmesi değil hep beraber tarihin ağır ve güçlü ilerleyişini oluşturan tarihsel farklı düzeylerinin çarpıcı bir şekilde birbirine eklemlenmesinden oluşan bir tarih çalışmasıdır Braudel'in kitabı. Öyle ki her yeni bulunan belge bu çekirdek eserin diğer ciltlerini kalınlaştıracak biçimde yazılmıştır.
Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 1. Cilt
Okuyacaklarıma Ekle
3