Irving Stone

Irving Stone

8.7/10
27 Kişi
·
57
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.161
Gösterim
Adı:
Irving Stone
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
San Francisco, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri, 14 Temmuz 1903
Ölüm:
Los Angeles, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri, 26 Ağustos 1989
Irving Stone (14 Temmuz 1903, 26 Ağustos 1989) ABD'li yazar. Yazdığı biyografik kitaplar ve romanlarıyla tanınmıştır.

Ünlü ressam Van Gogh’un hayatını anlattığı Lust for life adlı eserinden uyarlanan ve 1950 yılında çevrilen filmde Kirk Douglas başrolü oynadı. Stone, 1960 yılında Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden fahrî doktor unvanı aldı. Irving Stone, mutlu bir evlilik yaptığı editörü Jean Stone’un desteğini bütün ömrü boyunca yanında hissetti.

Kaliforniya’nın Los Angeles şehrinde yaşayan Stone sıkıntılı bir hayat geçirmesine rağmen, ömrünün son yıllarında bir vakıf da kurdu.
Şimdiye kadar hiçbir kadın O'nu sevmemişti. Bu hayat değildi, bu olsa olsa ölümdü.
Tekrar Contessina ile olmak güzel şeydi, o koyu gözlerine bakabilmek. Sadece çocukça aşktan ibaret olsa da birbirlerini sevmemişler miydi? Bir kere sevdiysen sürmesi gerekmez mi? Aşk o kadar nadir, ona rastlaması o kadar güçtü ki.
"Resim yapmayı" diyordu Delacroix, "ağzımda diş, ciğerimde nefes tükendiğinde keşfettim."
Etrafta birilerinin olması önemli değil. Önemli olan etrafımızda sevdiğimiz birilerinin olması.
Kelimelerle arası asla iyi değildi, o söylemek istediğini resimle söylüyordu. Bu yüzden veda etmek istiyorsa, vedasını da resmetmesi gerekirdi. Vedanın resmi yapılamazdı ki. Kimse elvedayı resmedemezdi.
İnsan yeryüzünde sadece dürüst ve mutlu olmak için bulunmuyor. İnsan; insanlık için büyük şeyler yapmak, asaleti elde etmek ve neredeyse her insanın sürüklenmiş olduğu basitliği, kabalığı, bayağılığı aşmak için bulunuyor.
Kişinin cesareti önemlidir. Tanrı'nın kölelikten çok özgürlüğü sevdiğine inanıyorum.
''Hiç aşık oldun mu?''
''... bir bakıma''
''Her zaman 'bir bakıma' olur.''
''Hiç bütünüyle aşık olunmaz mı?''
"JACK LONDON : MİLYON TANE OPSİYONU OLAN DIŞ İSKELETİ ADAMANTİN, ÇATALI BIÇAĞI TİTANYUMDAN YAPILMA BİR İSVİÇRE ÇAKISI, İRLANDA KANI TAŞIYAN AMERİKA DOĞUMLU YENİ ÇAĞ VİKİNGİ "

Son yudumu son lokmayla fırklatıp kahvaltı sofrasında kerkinen bünyelere selamlar olsun (bulaşık için musluğu açtım su kesik ...surat asık -neşe kaçık - SELAM OLSUN SANA ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ...NE YAPTIN ETTİN KAZDIN YİNE PATLATTIN BİR SU BORUSUNU DAHA!!! ) .. Sanırım yapacağım en zor incelemelerden biri olacak bu ..Umarım menemene çevirmem gidişatı.Çünkü hakkında yazdığım "insan" deniz derya ,ucu bucağı yok..

Bu adamla ,sahafları gezinirken daha Jack London nedir, kimdir bilmezken karşılaştım.. Elemanın teki nerdeyse komple seriyi bırakıp gitmiş ve bıraktığı kitaplar inanılmaz eski basımlar (şu an hepsini almadığım için kafamı taşlardan taşlara vuruyorum orası ayrı) ..İlkin roman sandığım Uçurum İnsanları' nı aldım..Bi müddet sonra açıp okuduğumda nutkum tutuldu..Bu denli kuvvetli ve etkileyici bir anlatımı daha önce görmemiştim tabi..Yani geceyi Londra' nın ayazında geçiren bir insanın sizi kitabı okurken buz kütlesinin içine sokmasını başka nasıl açıklayabilirsiniz ki? Herneyse bende bir Jack London mania baş gösterdi o günden sonra..Ankara' da Konuk Kitabevi var sahaf olarak çalıştırıyorlar işletmeyi.. Orda Cem Yayınlarından Martin Eden ' ın izine rastlayınca kalktım gittim .. Kitap ben gelirken satılmış..Vardık ki kitap duman olmuş..Mahir abi istersen sana hayatını anlatan başka bir kitap vereyim dedi tamam dedim ..Alıp hemen hatmettim 2 günde.. Okurken şunu gördüm ki bu adamın hayatı her açıdan son derece keskin "en"lerde geziniyor.. Başarı dersen karşılığı , çile dert dersen ömrünün neredeyse tamamı sözcüğün eşanlamlısı olmuş..İlk 50 sayfayı falan okuduktan sonra dedim ki benim bunun incelemesini kesin yapmam lazım..Başladım en baştan notlar alarak okumaya..Yaklaşık bir 13 14 sayfa karınca duasıyla notlar aldıktan sonra kitabın yarısında pes ettim bu böyle olmayacak diyerek..Adam Marvel evreninin best of ' u gibi birşey ..Hangi bir özelliğini , başından geçen hangi olayı anlatayım bilemiyorum ki? Ulan adam bölgedeki çinliler kedi köpek yiyor diye dağa çıkıp DAĞ ASLANI avlıyor satmak için ..Bakınız yaş yazı ile onbir (11) !!!! Hiç ingilizce bilmeyen 3 japonla KAPTAN sıfatı ile haftalar boyu denizde kalıp tipiyi fırtınayı aşıp savaş muhabiri olarak Japon hükümetinin gazabına rağmen savaş alanına kaçak giriş yapıyor..Çelik dediğimiz şey bu adamın yanında ancak bir doritos cips taneciği kertesinde sağlamlık iddaasında bulunabilir .. Bildiğin MİLYON TANE OPSİYONU OLAN DIŞ İSKELETİ ADAMANTİN, ÇATALI BIÇAĞI TİTANYUMDAN YAPILMA BİR İSVİÇRE ÇAKISI, İRLANDA KANI TAŞIYAN AMERİKA DOĞUMLU YAKINÇAĞ VİKİNGİ BU ADAM YAAA!!! Netflix şu saydıklarımdan birini tutup dizi diye çekse yeminle 6 7 sezonluk malzemesi var bu adamın..

Ruh çağırma seansları düzenleyen, alacağı kararları çağırdığı ruhlara danışarak alan tifodan saçları dökülmüş ömrü boyunca perukla dolaşmış son derece maymun iştahlı ve saplantılı , daha öncesinde de evden kaçarak gezgin olarak piyano dersleri de veren dengesiz bir anne.. Amerika' da henüz astronominin a sı ağızlara sakız yapılmadan öncesinde yıldızları inceleyen , matematiğe kafa yoran ve benimsediği doktrinin sosyalizm olduğunu bilmeksizin bu köklere sarılmış mucize bir bilim adamı olan baba.. Ve bu ilişkinin evlilik dışı meyvesi Jack London..Sonrasında evladın reddedilişi ve son derece yoksul bir çocukluk ..Soyadını alacağı üvey babasıyla aynı evi paylaşmasından sonra avcılığa başlaması..İrili ufaklı işletmelerde işçi olarak (kenevir atölyelerinde ) son derece zor şartlarda çalışıp ezilmesi..Bir salgın sonucu üvey ablasıyla ölümün kıyısından dönmeleri.. Bu arada kendine geldiği sırada annesinin doktora "ikisini de bir tabutta gömsek" dediğini duyması..Ailenin at çiftliği kurup at cambazlığından tutunda manavlık , tüccarlık , tavuk çiftliğine kadar pek çok işi deneyip sürekli saplantılı anne yüzünden iflasın eşiğine gelmeleri ,en sonunda böyle olmayacak diyip denizlerde istiridye çiftliklerini yağmalamak için korsanların arasına karışması , bir süre sonra bu böyle gitmez postu deldireceğiz diyip karşı tarafa deniz polisine katılması , ilerleyen senelerde altın aramak için alaskaya gitmesi..Amerika' da sendikal hareketler baş gösterince ordunun denetiminde toplanan ve tren yollarının yapımında çalıştırılacak işsizlere katılmak için 4800 (?!?!?!) km yolu kaçak olarak tren sırtında geçirmesi (MEVSİM KIŞ!WELCOME TO DIARRHEA!!!!) Dilenciliğe başlaması ve bununla beraber HİKAYE anlatımındaki ilk ihtisası.. Siz okumaktan sıkıldınız eminim .. ve bu kısım bu adamın ilk 15 16 senesi .. Kitabı okuduğunuzda çeneniz düşecek, diliniz kırmızı halı olup serilecek yerlere .. O "Demir Ökçeler", " Martin Eden" lar , "Uçurum İnsanları" , "Beyaz Diş" ler, "Demiryolu Serserileri" , "Deniz Kurdu" ve "Vahşetin Çağrısı" gibi kitaplar nasıl yazılmış anlayacaksınız..Tümü ,AMA tümü yazarın hayatının bir kesitinden alınma anılar aslında..Safi Martin Eden zannedenler inanın çok yanılırlar..
Kişiliğine bakacak olursak ..Bu adamın hayatı aslında tatlı ama keskin çelişkilerden oluşuyor..BİR YANDA EVLİLİK DIŞI BİR ÇOCUK OLMANIN VERDİĞİ UTANÇ HİSSİYLE , HALAYBAŞINA GEÇEN KOPUK AİLE BAĞLARININ KASAP HAVASI EŞLİĞİNDE YEŞERTTİĞİ AŞAĞILIK DUYGUSU , öte yandan ETLİ BİBER DOLMASININ İÇİNİ DOLDURAN ANNE ELİ MİSALİ BİYOLOJİK BABASINDAN GENLERİNE GEÇEN DEHA VE BUNA BAĞLI OLARAK KÖK SALAN AŞIRI KENDİNE GÜVEN..Bir yandan sosyalizm iddiasında olup WOLF HOUSE (YÜRÜ BEAAA!!!) adını verdiği saray yavrusu bir ev yaptırıp white house ' u bile kıskançlıktan çatırdatması ama buna karşılık bahse konu olan yapının üstünde bulunan 800 hektar alanı alıp 1000 e yakın kişiye (ki bunlar arasında civar hapishanelerden 100'e yakın mahkum var ) aileleri ile beraber iş vermesi.Her daim emek ve emekçiden yana olması ..Geldiği yeri asla unutmayıp bir dönem içlerinde yetiştiği o zamanlarda toy bir gençken serseriler adını verdiği, aşağıladığı bu insanların aslında böyle olmalarının asıl sebebinin içlerinde bulunduğu ekonomik koşullar olduğunu gayet sağlıklı bir yolla gözlemleyebilmesi..Kapısına gelen "bir" tek kişiyi bile geri döndürmemesi..VE EN ÖNEMLİSİ YENİLGİ DENEN ŞEYİ ASLA KABULLENMEMESİ !!! Düşünün ki , '910 larda 150 küsür bin dolara ÜÇ SENEDE yaptırdığı bu evi YAKIP KUNDAKLADIKLARI günün gecesinde YANAN EVE BAKARKEN ağzından çıkanlar bunlar :

" EV YAKAN TAKIMINDAN OLMAKTANSA , EVİ YANANLARDAN OLMAYI YEĞLERİM...YARIN HERŞEYE YENİDEN BAŞLIYORUZ."
("Kırdın Kalbimi GOD DAMN IT!" =( )

Jack London fanları ve Jack London okumayı düşünenler...Hayatını okumadan eserlerine el sürmeyin bence derim ..Misal bu "BÜYÜK ADAM"ın kendisini tanımadan, hayatını ve ideallerini bilmeden bir Demir Ökçe okumanızı istemem .. Muhakkak alın katın arşivinize.. Pişman olamayacaksınız size söz!! Velhasıl kelam bir incelemenin daha sonuna geldik..Esen kalınız KİKİRİKLER ...
Vinsent. Kalbime çok dokunan bir ressam. Resimleri ayrı bir güzel ama kendi yolundan hiç dönmeyişi var ya gerçekden valeh ediyor beni. Ne kadar zorluklar çekdi. Yeri geldi aç kaldı, yeri geldi bir şehirden öbür şehre yürüyerek, ayakları kanlar içinde kalarak gitti.
Azmine hayran kaldım sevgili Vinsent.
Hayatının tamamını bilemem tabi ama önemli bir kısmını okudum. Ünlü bir ressam olmayı gerçekden hakediyorsun.
Bir insanın kendini aradığı ve bir türlü bulamadığı bir roman. Kitapda aşka yer verilse de ikinci perde olarak kalıyor. Ancak Van gogun başına ne geldiyse aşk üzünden gelmedimi? Zengin Van Goglar varisi olan Vinsent Van Gog sırf aşık olduğu kız için vaiz olmaya karar verir. Ve bu karardan sonra yaşadığı acıları her satırda bize yaşatır. Vaiz olarak Borinaja gönderilir. Madencilerle yaşadığı, ki buna yaşamak denirse acı, açlık, sefalet dolu hayatı beni daha çok etkiledi. Ona ayrılan parayı, yatağını hatta son giysilerini bile güne 2 frank alan madencilere verir. Günlerce aç yatar. Yazar Vinsentin yaşadığı acını, onun açlığını öyle ustalıkla kaleme alır ki ne yalan söyleyeyim ben bile o açlığı, soğuğu duyar oldum. Ne kadar iyilik yapsa da Allah yolunda doğru bir yolda olamadığını düşünür. Ve o dalgınlık, o düşüncelerle madencileri seyrederken kağıt kalemde bir şeyler karalamaya başlar. Ve artık kim olacağına karar vermiştir. Peki bu kadar koray mı? Açlık, hastalık, insanların ona nefreti, bir fahişeyle evliliği, delirmesi ve bunca acılara rağmen 9 yıl geçse bile bir türlü bir tablosunu bile satamayan bir Vinsent Van Gog bekliyor sizi. Sonunu yazmam doğru olmaz diye düşündüğüm için henüz bitirmeden yorum yapmak istedim.
Okumanızı tavsiye ediyorum.
Xoş mütaliələr :)
Bu kitabı okuduktan sonra anladım ki Jack London hep eserlerinde kendi yaşantısından kesitler sunmuş. Gerçekten de kendi hayatında da çamaşırcılıktan tutun da bulaşıkçılığa,denizciliğe, altın arayıcılığına kadar bir çok işi yapmış. Jack London, en sevdiğim eserlerinden birisi olan "Martin Eden" kitabında kendi hayatını anlatmış gibi geldi bana. Şahsen bir insanın böylesine dolu dolu yaşaması pek görülür bir şey değil. Yazar olmak için gittiği derslikte hayatın gerçeklerini yazısında öylesine etkileyici bir şekilde anlatmıştı ki oradaki öğretmen bu şekilde anlatılmaz deyince ben herşeyiyle hayatın gerçeklerini yazdım diyerek salonu terk etmiştir. Görevli de ardından işte yeni bir yazar doğuyor demişti.
Şahsi görüşüm herkesin bu kitabı okuması. Hayat mücadelesini bundan daha iyi anlatan bir kitap zor bulursunuz.
Jack Londan'ı tanımak, yazdıklarının nasıl bir hayatın ürünü olduğunu anlamak adına gayet güzel bir çalışma.
Jack London hakkında yazılmış iyi bir kitap.Doğumundan ölümüne kadar hayatının her evresini okuyabiliyorsunuz.Eğer daha önce Martin Eden'i okuduysanız çoğu yer hiç yabancı gelmiyor tabi şaşırdıklarınız bilmedikleriniz de var London'la ilgili.

Yazarın biyografisi

Adı:
Irving Stone
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
San Francisco, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri, 14 Temmuz 1903
Ölüm:
Los Angeles, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri, 26 Ağustos 1989
Irving Stone (14 Temmuz 1903, 26 Ağustos 1989) ABD'li yazar. Yazdığı biyografik kitaplar ve romanlarıyla tanınmıştır.

Ünlü ressam Van Gogh’un hayatını anlattığı Lust for life adlı eserinden uyarlanan ve 1950 yılında çevrilen filmde Kirk Douglas başrolü oynadı. Stone, 1960 yılında Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden fahrî doktor unvanı aldı. Irving Stone, mutlu bir evlilik yaptığı editörü Jean Stone’un desteğini bütün ömrü boyunca yanında hissetti.

Kaliforniya’nın Los Angeles şehrinde yaşayan Stone sıkıntılı bir hayat geçirmesine rağmen, ömrünün son yıllarında bir vakıf da kurdu.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 57 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 53 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.