James Bowen

James Bowen

Yazar
8.5/10
204 Kişi
·
498
Okunma
·
25
Beğeni
·
2.375
Gösterim
Adı:
James Bowen
Unvan:
Yazar ve Sokak Performanscısı
Doğum:
Surrey , Birleşik Krallık |, 15 Mart 1979
15 Mart 1979 Surrey doğumlu, Londra’da yaşayan yazar ve sokak sanatçısıdır. Yazar Garry Jenkins ile birlikte yazdığı kitapları “Sokak Kedisi Bob” ve “Bob’un Dünyası”, uluslararası en çok satan kitaplar listesine girmiştir.
"Birkaç gün içinde sağlığımda ve genel olarak hayatımda yaşanan değişim muazzamdı. Sanki biri perdeleri kaldırmış ve hayatıma bir miktar günışığı sokmuştu."
Bu sokak kedileri, şehrin günbegün hayatta kalmak için savaşan ayaktakımlarıydı. Çoğu bizim sarman gibiydi: Hafif hırpalanmış, umudu kırılmış.
James Bowen
Sayfa 16 - Yabancı Yayınları
Kedilerin kimi sevdikleri konusunda seçici olmaları ile ilgili kötü şöhretleri vardır. Eğer bir kedi sahibini sevmiyorsa gidip başkasını bulur. Kediler için bu doğaldır. Ayrılıp bir başkasıyla yaşarlar.
James Bowen
Sayfa 76 - Yabancı Yayınları
Teoriye göre, Londra'daki insanlar çok hızlı hareket ederler; yavaşlamaya, almaya, karar vermeye ve ellerini ceplerine sokmaya vakitleri yoktur. Başka bir yerde olmaları gereklidir, her zaman aceleleri vardır.

Ancak Bob'un onları yavaşlatmakta sihirli bir becerisi vardı. İnsanlar onu görüyor ve aniden artık o kadar acele etmeleri gerekmiyordu. Sanki onların hummalı, kişiliksiz hayatlarına biraz teselli, bir parça samimiyet ve dostluk getiriyordu.
James Bowen
Sayfa 171 - Yabancı Yayınları
224 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Benim gibi gününün çoğunu kedilerle geçiren bir kedi manyağının nasıl olur da 3 seneye yakın şekilde okumayı beklettiği bir kitap diye okumadan önce de kendime sorduğum ama okuduktan sonra tekrar tekrar sorduğum, bir hayat, imrenilesi bir dostluk hikayesi ve bu dostluğun da bir sokak kedisinden gelmesi kitabı daha da güzelleştiriyor.

James, uyuşturucu ile hayatı alt üst olmuş, ailesinden kopmuş ama tekrardan bağlamak için uğraşmayan, sosyal konutlarda yaşayan ve hayatı tamamen maddi ve manevi zorluklarla dolu olan bir sokak müzisyeni. James çocukluğundan beri hayatında kedi olan birisi ama kesinlikle Bob diğer kedilerin aksine James’in hayatındaki olumsuzları olumluya çeviriyor hem de ona yüklediği sorumluluk ile dağınık olan hayatını gerçek şekilde olması gereken düzene de oturtuyor hem de çektiği maddi zorluklara rağmen ekstradan gelen obur bir boğaz olarak. Kedilerle iç içe yaşayan biri olarak Bob’un yaptıklarında, yaramazlıklarında hatta James’in dediği gibi evin içinde bir manyak gibi sağa sola koşturup tırnaklarına geçirip yırttığı eşyaların her bir cümlesini okudukça kahkaha attım, bu cümlelerin keyfine varabilmek için kesinlikle kedilerin o umursamaz, haylaz hallerini bilmeniz tüm manyaklıklarına tanık olmanız lazım, tabii ki de bir kedinin sanılanın aksine insana ne kadar da iyi dost olabildiğini, köpeğin aksine kedinin insana daha da sıkı bir şekilde bağlanabileceğini bilmeniz lazım ama bunlara rağmen de aslında sizin kedinin sahibi değil, ya kedinizin sizin sahibiniz olduğunu ya da sahiplik ilişkisi olmadan sadece arkadaş, yoldaş olunduğunu da bilmeniz lazım. Bununla beraber kitabın dili hafif, çok sade, samimi bir şekilde yazılmış. Dili gibi de okuduktan sonra okuyanı hafifleten, insanın içini ısıtan bir dostluk anısı. Bir hayvan sevgisinin insanın yaşamını nasıl değiştirebileceğinin en güzel örneği. Özellikle sokaklardaki kedi köpeklerin ülkemizdeki halleri düşünülünce keşke çoğu insanımızın bu dostluktan haberi olsa diyeceğimiz bir kitap.

Bob ile James’in birbirini bulması benim sokakta baktığım Karamel ile birebir uyumluydu, James’in ilk önce farklı farklı şekilde Bob ile karşılaşması, sürekli onu aynı yerde görmesi, sürekli kendisini bekler şekilde bulmasında sanki kendimi okuyor gibiydim.
Son olarak Bob’un sinirli bir görüntüsünü ve yakın zamanda ülkemizde de vizyona girecek sinema uyarlamasının fragmanını paylaşayım.

https://www.youtube.com/watch?v=iLWRhT89nzE

https://www.youtube.com/watch?v=s13Fnj8LzD8
248 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
“Kedilerle geçirilen zaman asla ziyan edilmiş olmaz” demiş Sigmund Freud ve kesinlikle de çok doğru bir söz söylemiş, hele ki o kediniz sabah akşam sırtının, kafasının kaşınmasını seven sevgi arsızı, sevgiye doyumsuz bir kedi ise. Çok kedim var ama başımda bir tane baş belası Bob var ki tek istediği kaşınmak diyebilirim ve bunun zevki ise kaşınırken filan mırlamalarını, pırrrfffff diye çıkardığı sesleri duymaktır.

James Bowen, bu kitabında sadık yoldaşı Bob ile birinci kitabının kaldığı yerden yaşadıklarını anlatıyor, gördüğü metadon tedavisinde artık sonlara geliyor, Bob ile Youtube üzerinde oldukları ilk şöhretin etkilerini görmeye başlıyorlar ve artık zaman geçtikçe de “The Big Issue” satışlarında bu ufak çaplı başlayan şöhretlerinin faydasını daha çok görmeye başlıyorlar. James biliyoruz ki fazlası ile çok büyük zorluklar yaşamış, her türlü talihsizliği yaşamış bir kaçış yolu olarak da kendini eroinde bulmuştur, kitap içinde kısa kısa o günlere gittiğimiz bölümlerde James’in bize aslında tek anlattığı şey eroinin pençeleri altındayken, “hasarlı mal” olduğu zamanlardaki görmezden gelinmeye alışmış biri olarak sadece yalvaran birisi olduğunu bizlere anlatıyor ama böyle biri de düzelmeye çalışırken düzelmesine ise en büyük desteği bir hayvandan görüyor, Bob tabii ki de geçip karşısına “Hey James eroini bırakmalısın bu seni hızlı bir şekilde ölüme götürüyor” demiyor, görmezden gelinen James’i görmezden gelenlerin aksine görüyor, çoğu kişi James’ten kaçarken Bob ise James’e yaklaşıyor ve onu sevdiğini onunla beraber yaşamak istediğini James’e hissettiriyor. Bob’un bu tavırları ise James’in daha mantıklı şekilde düşünmesine katkı sağlıyor, beni seven biri var ve benim ona bakmam da lazım düşüncesinde olduğu için ve onun üstünde olan sorumluluklarının farkında oluyor. Bu durumu kitap içinde James de bize çok güzel anlatıyor. Uyuşturucu batağında ve dik kafalı bir genç iken anne ve babasının “ebeveynlerin çocuklarını ne derece önemsediklerini, merak ettiklerini bilmiyor musun” tarzındaki yakarışlarına o zamanlarda hiç önemsemeyip sadece dik başlılık ile cevap veren James hayatına Bob girdikten sonra ise kendisini artık bir ebeveyn olarak görüp, belki de annesinin babasının kendisini düşündüklerinden daha çok Bob'u düşünür oluyor ve hayatını birçok noktada da düzene koyuyor. Bob’un James’a ihtiyacı varken James’in ise Bob’a daha fazla ihtiyacı vardı, bu karşılaşmaları ise ikisinin hayatını her bakımdan olumlu yönde geliştirmiştir ama her bir gelişime giderken de bir o kadar zorluk çekmeleri de kaçınılmazdı ve bu zorluğun en büyüğü de açlıktı. Açlık mücadelesi aslında kesinlikle bu serinin ana konusu da diyebiliriz.

James bu sefer ilk kitaba göre kedilerin o manyak hareketlerine, şapşallıklarına daha fazla yer vermiş, günümün çoğunu kedilerle geçiren ben ve kedilerin o hareketlerine hasta olan ben Bob’un yaptıklarını James’in güzel yazımı ile okudukça bazı yerlerde gerçekten de kahkaha attım, herhangi bir durum karşısında Bob’un bakışlarını cümlelendirmesi ise kitabın en keyifli yerleriydi. Kitap içindeki güzel sahnelerin de resimlendirilmesi ve çizimler çok başarılıydı. Kitabı okudukça Youtube üzerinden videolarını izlemek, Bob’un imza günlerinde patisinin kitaplara basılmasını izlemek ise kitabın ayrı bir güzelliğini oluşturuyor, bir kitap, bir biyografi okuyorsunuz, o kişileri çok seviyorsunuz ve onları izleyebiliyorsunuz çok güzel bence. Her okuyanın dediği gibi kesinlikle okuyanın içini ısıtacak bir hikâye. Okuması ise son derece kolay olan, 10 dakika içinde filan çok rahat bir şekilde en az 20 sayfanın okunabildiği bir dili var yani kimse edebi bir eser beklemesin kitaptan zaten kimse de bu kitabı edebi bir eser olarak satmıyor ama birçok edebi esere göre içinde daha çok alınması gereken mesajların olduğu da bir gerçek. Kitabı yazar hayatını evsizlere ve zor durumdaki hayvanlara yardımcı olmaya adamış bütün insanlara ithaf etmiş ve bu kimselerin arasında olmak çok güzel bir duygu. Kitabı ise yazarın doğum gününde, kitabın ise içindeki konu gereği gerçekte bittiği bir tarihte bitirmek de güzel bir his ama maalesef bir gün gecikmeli oldu ben de bu his.

“İnsanı kediyle melezlemek mümkün olsaydı, insan gelişir ama kedi bozulurdu” Mark Twain
224 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Buz tutan tüm kalpleri eritip ısıtacak nitelikte, yaşama yeniden bağlanmanın hikayesi.

Çocukluğu Londra ve Avustralya arasında mekik dokuyarak geçen, aile sorunları ve bazı kişisel sebeplerden dolayı uyuşturucuyla alt üst olmuş bir hayata sahip James Bowen. Ne olursa olsun müzikten vazgeçmeyen tutunabildiği tek dalı müzik olan bu sokak sanatçısı kendi geleceği için yarattığı şansı iki kez ellerinden kayıp yitirmiş. Her insanın hayatında olumsuzluklar olur elbet ama James ailesinden kopmuş bir halde sokaklarda geçimini sağlayan uyuşturucudan bir türlü kurtulamayan -daha doğrusu kurtulmak istemeyen- bir kişi. Kendisini ruhsal bataklıktan çıkarmaya çalışan o dönüm noktasını sokak kedisi Bob ile yakalıyor.

Bob çok ilgi çekici, zeki ve özel bir kedi. James'e duyduğu güven ile onun hem kalbini kazanıyor hem de herkes tarafından ilgi görmesi nedeniyle onun hayatını baştan sona değiştiriyor. James'in hikayesini biliyoruz ama Bob'unkini öğrenmek imkansız. "James'in oturduğu apartmanına gelene kadar ne yaşadı, hayatı nasıldı?" sorusunun cevabını sadece Bob biliyor. James ve bizim için ise onun önceki yaşamı sınırsız ihtimallerden ibaret.

Karşılıklı anlayış içinde geçen bir dostluk bu. James'in sabırlı ve özenli oluşu dikkatimi çekti en başında. Uyuşturucu kullanarak hissettiği tüm duyguları yok etmeyi hedef edinmiş bir insandan bahsediyoruz. Bob onun yaşamına başkasının zoruyla girmiyor, bu James'in kendi kararı, içinde hayata karşı bir isyan duygusu taşıyor olsa bile içindeki sevgi kırıntılarının yok olmadığını gösteriyor Bob'a gösterdiği şefkat. Hayat elini bir sokak kedisiyle uzatıyor ona ve James'in yaşam şartlarına bakıldığında o eli tutması ise küçümsenemeyecek bir davranış.

Neler mi değişiyor peki James'in hayatında? Hayvan sahibi olmak ile çocuk sahibi olmak aynı sorumluluktur ben hep böyle düşünürüm, aynı şekilde James'te öyle düşünüyor. Bob'un sorumluluğunu alarak ise hayatla incelmiş olan bağını sağlamlaştırıyor. Yeni bir amaç yeni bir nefes çünkü hayatta. Bob, daha önceleri insanlarla hiçbir şekilde iletişim kuramayan James'in görünmezlik pelerinini üzerinden çekip atıyor. Yeni bir birey olmasına en büyük desteği o sağlıyor. Hayatını tamamen değiştireceği radikal kararları almasına sebep olan Bob'un bir insan üzerindeki mucizesine tanıklık ederken aynı zamanda James'in anlatımlarıyla sokak kedilerinin eve nasıl alıştırılacağını, davranış biçiminin nasıl olması gerektiğini, onlar için neyin yararlı veya zararlı olduğunu yavaş yavaş hikaye içinde öğreniyoruz.

Sadece James'i değiştirmiyor Bob. Bulunduğu ortamda tüm insanların insani duygularını gün yüzüne çıkartıyor. Metro istasyonunda gerek gitar çalarken gerekse sonrasında Big İssue dergisi satarken hızla gelip geçen acelesi olan bir yerlere yetişmeye çalışan insanların görüntüsü önceden okuduğum Momo kitabını anımsattı bana. Kendilerine zaman yaratmak için koşturup duran zaman hırsızlarını, yarattığında ise ne yapacağını bilemeyen o varlıkları. Şu anda çoğu insan çoğu duygudan yoksun bunu kimse inkar edemez. Mekanik bir sistem içindeyiz ve yavaş yavaş robota dönüştürülüyoruz. Bize elini uzatan doğanın içinden ne varsa görmezden gelip hızlıca geçip gidiyoruz. Bizi durdurabilecek tek şey ise özlem duyduğumuz hisler. Bir sevgi kütlesi Bob ve James ikilisi. O yüzden insanlar onları gördüğünde hızlarını azaltıp ilgiyi hayat karmaşasından gerçek hislere yöneltebiliyor.

Bu kitabın elime geçmesi ve dışarıda beslediğimiz kedilerden art arda ikisinin hastalanmasıyla onları iyileştirmeyi bizzat üstlenmemiz aynı döneme denk geldi. İlk sayfasındaki "Bryan Fox'a ve dostunu kaybetmiş herkese" ithafını görünce rafa kaldırmak zorunda kaldım. Fazla duygusal bir hayvansever olarak başıma neler geleceğini bilmediğim için onların tedavi sürecinden sonra bu kitabı okumanın doğru bir tercih olacağını düşündüm. Çok şükür ki sağlıklarına kavuştular, ben de gönül rahatlığıyla kitabı elime alabildim.

Ben hayvanların iyileştirici gücüne inanan ve herkese bunu anlatmaya, yaşatmaya çalışan bir insan olarak bir çok insanın burun kıvırıp tiksindiği, hatta eziyet ettiği hayvanların aslında insan yaşamı için bir mucize olduğunu böyle tatlı bir şekilde anlatan -aynı zamanda yaşanmış bir hikaye olmasının mutlaka insanlar üzerinde daha fazla iz bırakacağını düşünerek- bu kitabı herkesin okumasını istiyorum. Hangi şart altında olursak olalım, yüzümüz ve yüreğimizdeki sıcak gülümsemenin sebebidir hayvanlar.

Sizde de sıcak bir gülümseme yaratabilmesi adına Bob ve James'in iki video linkini buraya bırakıyorum.

* https://www.youtube.com/watch?v=PccD1ULea4A
* https://www.youtube.com/watch?v=Vl2nBSqpsRA

İçinizdeki sevgiyi hiç kaybetmemeniz dileğiyle.

Keyifli okumalar.
224 syf.
·Puan vermedi
Bir çok hayvan dostum oldu, hala da sahibim. Çoğu insandan çok daha yararları dokundu bana. Kimilerini ne yazık ki kaybettim kimileri hala benimle. Tıpkı kötü durumda olan James'i o çukurdan çekip çıkaran Bob gibi benim de bir kurtarıcım oldu. Kitap tamamen gerçek, kurgu değil. Çok duygu yüklü. Hiç hayvan sevemeyen biriyseniz şiddetle tavsiye ediyorum çünkü bakış açınızın değişeceğinden eminim.
James'in Bob'a çok şey borçlu olduğu gibi bende kedime borçluyum bana öğrettiği ve yardımcı olduğu her şeye minnettarım. Hayvanlar sizi insanların anlamadıkları kadar anlarlar. Bu sözümü de argümanlayan bir kitap. Kitabı bitirdikten sonra filmini de izleyebilirsiniz, çok keyifli ve kitabıyla çok yakın her şey. Bu arada gerçek Bob ve James'in sokakta gezinirken videoları da youtube da var bakabilirsiniz.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
3 kitaplık seri şimdilik bitti, bitti ama bittikten sonra James’ten ve Bob’dan ayrılmak, onların dostluklarından ayrılmak içimde buruk duygular oluşturdu.

Kitap içeriğinden önce üç kitapta da fazlası ile duyduğumuz, James’in belki de Bob’tan sonra hayatının olumlu yöndeki değişmesine en çok katkıyı sağlayan “The Big Issue” isimli dergiden bahsetmek istiyorum (derginin etkili olmasında da en büyük faktör tabii ki de Bob). The Big Issue kelime manasından da anlaşılacağı üzere birçok insan için büyük bir mesele, evsizlerin, düşmüşlerin, uyuşturucudan, alkolden ve daha birçok insanı yaralayan hadiselerden etkilenen, yaşamları hızla düşüşe geçen ve hayatını düzene sokmak isteyenler, mücadele etmek isteyenler için bir yardım kuruluşu aslında parayla satın alabileceğimiz bir dergi. Saydığım sınıflara giren insanlara yardım amaçlı kurulan bir dergi ama edilen yardım insanlara yattıkları yerden herhangi bir mücadele göstermeden ellerine verilmiyor, dergiye satıcı olarak kayıt oluyorsunuz ve ilk gün size sermaye olarak 10 adet dergi veriliyor ve koordinatörler tarafından sadece size gösterilen yerde, sokakta dergiyi satabiliyorsunuz, başka bir The Big Issue satıcısının bölgesinde, sokağında dergi satamazsınız, başkasının bölgesine hiçbir şekilde satış amaçlı giremezsiniz. Böyle bir hatayı yaparsanız eğer ilk cezanız 1 ay dergi alamamak (haliyle satamamak), ikinci kez aynı hatayı yaparsanız 6 ay dergi alamamak ve bir sonraki hatada ise belki de hiç dergi alamamak. İlk gün size verilen 10 adet dergiyi sattıktan sonra kazandığınız para ile artık yeni dergileri kuruluştan satın alıp ve üstüne kâr koyarak satmanız gerekmekte ama bunda da şöyle bir durum var ki alacağınız dergi sayısını iyi ayarlamanız lazım; yani fazladan alıp satamadığınız dergileri geri iade edemiyorsunuz, az alıp da müşteriniz çok ise ya müşterinizi boş olarak geri çevirirsiniz ya da yeni dergi alma sürecinde sattığınız bölgede bir satıcı olarak bulunamaz ve belki de kendinizi tanıtabilme imkânını kaybedersiniz, aynı gerçek bir ticareti ufak rakamlı paralar ile The Big Issue artık yaşamları için mücadele edenlere yaptırıyor; yani The Big Issue düşmüş sınıfa bedavadan yardım etmiyor onları doğru bir şekilde çalışmaya yönlendiriyor üzerlerine sorumluluk veriyor. The Big Issue satıcılarının hikâyeleri genellikle aynı temaların biraz farklı şekilde çeşitlenmiş hali, bağımlılık, dağılmış yuvalar, kötü çocukluklar ve bilinen diğer birçok üzücü şeyler. Keşke ülkemizde de buna benzer çalışmalar olsa, olsa ama hayırsever ülkemizde acaba kaç kişi bir evsizin sattığı dergiden alır, o dergiyi açar okur? Bu durum merak ettiğim bir soru oldu kitapları okurken…

James’in yoldaşı ile beraber dergi satarken ki resmi: https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/...21de515318ca3598.jpg

3 kitabı okurken James’in (kesinlikle James, James Bowen değil çünkü kitabı James ile arkadaş havasında okuyoruz) sokaklardan kurtulma süresi, metadon tedavisi, Bob’la tanışması ve Bob’un hayatını değiştirmesindeki etkisi ile The Big Issue satmaya başlamaları, ve müşterilerden Bob’un tüm ilgiyi üzerine çekmesi ile beraber satış yaparken ki hem para kazanmadaki yükselişlerinde hem de artık internette, sosyal medyada Bob’un en başta verdiği mükemmel pozlar sayesinde olan yükselişlerini okurken son kitapta ise artık daha çok James’in küçüklüğüne gidiyoruz. Küçüklüğü ile beraber uyuşturucu batağına düşmesindeki etkenleri görüyoruz. James her zaman kitaplar süresince kendini suçluyor hatta babasına kitap yazacağını haber verdiği zamanda bile babasının, “avukata ihtiyacım var mı” sorusuna ise tüm alçakgönüllülüğü ile “hayır, kitap içinde tek bir suçlu var, o da benim” diyerek de cevap veriyordu; ama bu kitapta anne ve babasını gerçek manada, açık açık suçlamasa da en azından suçluluğun kendisine nasıl geldiğine, içinde nasıl oluştuğunu bizlere anlatıyor, örnek olarak: #14533939 Çocukluğu boyunca ayrılmış anne ile babanın arasında kalmasını, babanın yanında olan üvey anneyi, annenin yanında olan üvey babanın etkisini James cümlelerin arkasına, kelimelerin aralarına gizliden gizliye mesaj olarak veriyor. Tek isteği olan ilginin ve sevginin, güzel bir ailenin eksikliğini görmesinin sonucunun nerelere gittiğini en açık şekilde anlatan bir kitap serisi. Eroin Güncesi kitabından sonra eroin bağımlılarının halini okuduğum zamandaki yaşıma rağmen daha iyi anlamışken şimdi James ile daha iyi anlar oldum ve onlara karşı duyarlılığım daha da arttı, kitabın zaten en büyük amacı da evsizlere, bağımlılara ve sokak hayvanlarına bakış açısını biraz olsun değiştirebilmek, farkındalık sağlayabilmek. Bob ve James'in filmini de izledim ve çok çok başarılıydı, kitabın havası tamamen filmde de hissediliyor ve aynı şekilde şarkıları da çok başarılıydı. Kitaplar gibi hem izlerken güldürüyor, hem düşündürüyor hem de hüzünlendiriyor.

3 kitap boyunca ilgi ve sevgi azlığının sonucunun nerelere gittiğini gördüğümüz kadar yine 3 kitap boyunca da aslında bir sevginin, dostluğun, hayvan sevgisinin, kedi sevgisinin sonucunun da nerelere gittiğini, bir hayatı nasıl değiştirdiğini görüyoruz. İşte bu da Bob’un Armağanı oluyor.

https://www.youtube.com/watch?v=bstDt950eAs
224 syf.
·9/10
Çok samimi bir hikayeydi gerçekten de içinizi ısıtacak bir kitap.Ayrıca yaşanmış olması da okurken ayrı bir anlam katıyor.Bu iki dostun yaşadıklarını anlatırken insanlara gizliden bazı mesajlar vermeyi ihtimal etmemiş.Kısa sürede okuduğum güzel bir kitaptı tavsiye ederiim.
224 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Küçüklüğümden beri Kedilerle büyüdüm. Babam kedimizi aynı bizim gibi çocuğu sayardı. O bizim küçük kardeşimizdi. İsmimdende anlayacağınız üzere kediler benim hayat felsefemdir. Ve bu kitap gördüğüm ilk andan itibaren dikkatimi çekti. Okuduğumda yazarla aynı şeyleri yaşadığımızı gördüm. Oda ben gibi kedilerin esrarengiz dünyalarına hayran kalmış. Tek fark onun kedisi bob, benimkide traktör :) Bu kitap bir sokak sanatçısına ait. Ve buna rağmen gerçekten piyasadaki yazarlar kadar iyi bir üslup kullanmış. Anlattıkları ve yaşadıkları her zaman aklınızı kurcalıyor. En çok da bir kedi bu kadar akıllı olur mu? Diye soruyorsunuz içinizden. Evet kediler o kadar akıllı :) Bob'da diğer kediler gibi harika bir kedi ve yazarımızın hayatını kurtarıyor. Aslında uyuşturucuyu bırakmaya çalışan birine Allah tarafından gönderilen kusursuz bir hediye diye düşünüyorum. Ve beni en çok etkileyen kısmı kitabın sonunda yazarın dediklerini youtube aracılığıyla görebiliyorsunuz. Evet anlattığı herşey yaşadığı herşey youtube'da var :) ve kitabı bitirdikten sonra o videoları izlemek gerçekten insanı mutlu ediyor...
Kediler her zaman Kusursuz ve Mükemmel hayvanlardır.
Kitabı okumanızı en içten duygularımla tavsiye ederim.
Bol Kedili Günler....
224 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kedilere olan ilgimin daha da artmasını sağlayan bir kitap. Uyuşturucu bağımlısı, hayattan kopmuş, sorumsuz bir adamın bir gün kapısının önünde bulduğu yaralı bir kediyi iyileştirmek için verdiği çabayı, ona bakabilmek için bir iş sahibi olmasını ve o kedi sayesinde uyuşturucuyu tamamen bırakmasını konu eden, insanın içini ısıtan bir roman. Kitap boyunca James ve küçük dostu Bob'un maceralarına eşlik edeceksiniz. Mutlaka okuyun derim.
224 syf.
İnsan hayatı pek çok tesadüflerle doludur. Bazı tesadüfler de insanın hayatını eskisi gibi olmayacak şekilde değiştirir. Evcil hayvanların özellikle kedilerin insan hayatına yaptığı olumlu değişiklikler bilinen gerçeklerdir. James Bowen da hayatı dibe vurmuşken, Bob ile tanışıyor ve hayatı tamamen değişiyor.

Bob ve James Bowen'in güzel dostluklarını okumak keyifliydi. Kediler iyi ki varlar dedirten bir kitap olmuş.
224 syf.
·5 günde·7/10
Gerçekten yaşanmış bir hikaye olması insanı daha da etkiliyor sanırım. Basit bir dille yazılmış her yaştan insanlara hitap eden bir kitap. Hayvan sevgisini öğrenmesi için çocuklara, korkularından kurtulması için yetişkinlere hediye edilebilir. Bir hayvanın (sahibini değil de) yol arkadaşını nasıl seçtiğini ve onun hayatına neler kattığını gözler önüne seriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
James Bowen
Unvan:
Yazar ve Sokak Performanscısı
Doğum:
Surrey , Birleşik Krallık |, 15 Mart 1979
15 Mart 1979 Surrey doğumlu, Londra’da yaşayan yazar ve sokak sanatçısıdır. Yazar Garry Jenkins ile birlikte yazdığı kitapları “Sokak Kedisi Bob” ve “Bob’un Dünyası”, uluslararası en çok satan kitaplar listesine girmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 498 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 182 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları