James Redfield

James Redfield

7.4/10
33 Kişi
·
73
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.218
Gösterim
Adı:
James Redfield
Unvan:
Amerikalı Yazar, Öğretim Görevlisi, Senarist ve Film Yapımcısı
Doğum:
Birmingham, Alabama, Amerika Birleşik Devletleri, 19 Mart 1950
İlişkide çiftlerin ikisi de aşırı talepkarsa, her biri diğerinin kendi dünyasında yaşamasını ve her zaman birinden birinin seçtiği aktivitelere katılmasını isterse, ego savaşının oluşması kaçınılmazmış.
Hayatta kalabilmek ve daha rahat yaşamak isteği gittikçe büyüdü ve yaşamak için başlı başına bir amaç oldu. Ve biz zamanla, metodik bir şekilde asıl sorumuzu unuttuk... Hala hayatta neden kaldığımızı unuttuk.
İNSANLARIN, DİĞERLERİNİN DÜŞÜNCELERİNE HÜKMEDEREK ENERJİLERİNİ ÇALMA EĞİLİMLERİ VARDIR.
TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR. Yaşadığımız her deneyimin ve hayatta karşımıza çıkan her insanın, bize bir mesajı vardır. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Rastlantı yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt vereceğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme kapasitemiz belirler. Yolumuza çıkan biriyle yaptığımız sohbet, o anki sorularımıza yanıt vermiyor görünebilir ama bu, yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamina gelmez. Sadece, biz o mesajı alamamışızdır.
Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiçbir kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı aynı oranda enerjiyi senin içine çeker. Enerjin asla tükenmez.

Ancak enerjinin tükenmemesi için, hep onun işlevlerinin bilincinde olmalısın. Bu özellikle insanlarla karşılıklı etkileşim içindeyken çok önemlidir....
. Enerjimizin kesildigini hissettiğimiz zaman, hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumlari kontrol ederek enerjinin bize doğru akışını sağlamak için dramalar yaratırız. Şayet kendimize dikkatle bakıp, enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.
MESAFELİ DRAMA: Esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanır, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söyler ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, kendisine ilgi göstermesini ümit eder. Birisini bu dramanın içine çekince de, açık davranmaz ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorlar. Onlar bu kişinin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasiyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini ona yollarlar. NE DENLİ ESRARENGİZ DAVRANIP, NE DENLİ İLGİLERİNİ ÇEKERSE, O KADAR ENERJİ ÇALAR.
SORGULAYICI DRAMA: Sorularıyla insanları eşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirir. Eger istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirse, diğerleri, sorgucunun karsisinda kendilerini suçlu hisseder ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, onun düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu, bu saygı sayesinde gereksinim duydugu enerjiyi sağlar.
KORKUTUCU DRAMA: Şayet biri sözle, fizik gücüyle ya da statüsüyle başkaları üzerinde tehdit yaratıyorsa, diğerleri başlarına kötü bir iş geleceği korkusuna kapilir, ona ilgi gösterip enerjilerini verirler.
ACINDIRICI DRAMA: Birisi, başına gelenlerden diğerlerinin sorumlu olduğunu açıkça olmasa da vurgular ve ona yardım edilmediği takdirde kötülüklerin başına gelmeye devam edecegini söylerse, sağladığı ilgiyle enerji çeker.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, dramaların, karşı dramaları yarattığıdır. Örneğin mesafeli drama uygulayan bir kişi, karşısında sorgucu drama oynayan kişiyi yaratır.
AKLINA ANİDEN GELEN DÜŞÜNCELERE DİKKAT ET! Ani düşünceler, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelirler. O zaman, NEDEN? diye sormalıyız. Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince, her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelirse, 7. bilgi, "korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz" der. Eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, yine de bunları ciddiye almak gereklidir. Örneğin, aklına aniden araba kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni arabayla bir yere götürmeyi teklif ederse, reddetmelisin.
EVRENDE TEK VE SAF BİR ENERJİ VARDIR. Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Modern fizik, evreni, tek ve nötr bir enerji olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir. Yani, insanoğlunun yalvarmasına gerek olmaksızın, eğer gerekli istenci gösterirse ona yanıt veren bir enerji...
TÜM EVREN ENERJİDEN İBARETTİR VE ENERJİ GÖRÜLEBİLİR. Ne var ki, hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu, senin uyumuna baglidir. Önce enerji alanlarini görmeye başla. Bunun için dikkatini çevreye yönelt. Nesnelerin ve insanların güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince, enerji alıyorsun; hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir.
Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu durumdan sıyrılır ve tekrar eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için, hissettiklerimizi yeniden, yeniden tekrar etmeliyiz. Çünkü rastlantıları sağlayan bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.
DİĞERLERİYLE KURDUĞUN İLİŞKİLERDE ENERJİNİ DOĞRU KULLAN!Özellikle çocukların hatalarını sürekli düzeltmek, onların enerjilerini tüketir ..
Çok güzel bir kurguyla yazılmış kitaptı. Bir çırpıda okudum olay örgüsü ve betimlemeleri çok iyiydi. Aksiyon ve maceranın birleştiği bir kitap.
Yazılmış, basılmış, bir kitaba saçma sapan bir kitap demek doğru mu bilmiyorum, fakat bu eser bu tanıma çok yakın. Konusu, planlaması, üslubu ile başarısız bir eser. Ölen insanların, cin gibi geri gelmeleri, insanlara kendilerince yol göstermeleri, enerji boyutunda bazılarınca görülüp, bazılarınca görülememesi öykü formatında işlenmeye çalışılmış. Yazar, kendince yeni bir din algısı oluşturmaya çalışmış. Bunu yaparken elbette mevcut dini inanışların yanlışlarını\saçmalıkkarını ! okuyucuya aktrmaya çalışmış.Edebi bir kalitesi de olmayan bu kitabı tavsiye etmiyorum.
Muhteşem bir kitap. Hayatımın gerekli yerinde denk geldi. Ve kesinlikle düşüncelerime yön veren ve etki eden bir kitaptı. Belki herkese bana yaptığı etkiyi etmez ama mutlaka okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Kitap konusu ve anlatımıyla sürükleyici denilebilir. Kitapta dokuz bilgiden bahsediliyor ancak verilen her bilgiden sonra yapılan açıklama sonlara doğru baştan savma oluyor.
Kitabı çok uğraştım ama bitiremedim, tesadüflere gizem katmaya çalıştıkça sıkıcılaşan bir yönü vardı. En sonunda tamamen bıraktım.
Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını ve başımıza gelen olayların bir dili olduğunu anlatan mükemmel bir kitap. Kadim uygarlıkların bugüne kadar uzanan yaşam bilgeliğini görmek ve ufkumuzu aydınlatmak için mutlaka okunmalı.
Önyargıyla yaklaştığım ender kitaplardan biri. Hiç sevmem bir mühendis olarak bu tür konuları. Ama akıcı ve sürükleyici bir kitap. Enerjiyi nasıl görebildiklerini hala anlayamadım çünkü gözümüzün zaten belli bir görme frekans alanı var. Ve o alanın dışını görmemiz imkansız. Adam resmen 10 dakika da gözümüze evrim geçirtmiş ki harika :) ayrıca bir de kitabın sonunun hıristiyan öğretisine bağlanma meselesi var ki o kısmı daha da süper. Direk hıristiyan öğretiyle spiritüalizmi bağlayan bir kitap.
Değişik bir bakış açısı. Aklı zorluyor yer yer. "yalnızca kendimizi zayıf hissettiğimizi ve başkalarını kontrol altında tuttuğumuz sürece kendimizi daha iyi hissettiğimizi biliyoruz...... çoğu insan yaşamı boyunca başkasının enerjisinin peşinde koşar"... mı?
Dokuz Kehanet'in devamı olan "Onucu Kehanet", James Redfield'e göre içinde yaşadığımız dönemde meydana gelen manevi dönüşümü anlatıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
James Redfield
Unvan:
Amerikalı Yazar, Öğretim Görevlisi, Senarist ve Film Yapımcısı
Doğum:
Birmingham, Alabama, Amerika Birleşik Devletleri, 19 Mart 1950

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 73 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 57 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.