Jeffrey Moore

Jeffrey Moore

Yazar
7.6/10
287 Kişi
·
973
Okunma
·
24
Beğeni
·
2.496
Gösterim
Adı:
Jeffrey Moore
Unvan:
Çevirmen ve okutman
Doğum:
Abd, 1960
Jeffrey Moore şu anda Quebec Laurentian'da Val-Morin'de yaşayan Kanadalı yazar, tercüman ve eğitimci. Moore, Montreal'de dünyaya geldi ve Toronto Üniversitesi, BA, Sorbonne ve MA Ottawa Üniversitesi'nde eğitim gördü.
Eskiden sahip olduğum ama o zamanlar kıymetini bilmediğim küçük şeyleri çok özlüyorum...
Jeffrey Moore
Sayfa 68 - Aprıl yayınları
... televizyon rezildir, yerin dibindedir.Ondan daha adi bir sanat şekli yoktur.Onun yüzünden çocuklar artık kitap okumuyorlar.
Jeffrey Moore
Sayfa 10 - APRIL yayıncılık
Bir ilişkinin en güzel anları başlangıcında yaşanır; o dönemde ucu bucağı olmayan olasılıklarla kendini kandırırsın. İlişkin ortası ve sonu ise sürünmekten ibarettir.
Jeffrey Moore
Sayfa 304 - Aprıl yayınları
Sesler ya da ritimlerin anımsamayı kolaylaştıran yardımcı unsurlar olduğunu düşünen Dr. Vorta ile asistanları, "Neden sadece şiir?" diye soruyordu.
"Çünkü şiir yaratıcılığın zirvesidir," diye yanıtladı Noel. "Başka hiçbir şey insanın ruhuna ve aklına ondan daha derinlemesine etki edemez. Bunu asla unutmayın."
406 syf.
"The Shawshank Redemption"u Esaretin Bedeli diye izlediğimiz gibi "The Memory Artists"i (Bellek Sanatçılar) Sinestezya diye okumağımız normaldir (!) Sinestezi merakıyla okumaya başladığım bu romanda Sinesteziden daha çok Alzheimer hastalığı, farmakoloji, nörofarmokoloji, sanat ve edebiyat bilgileriyle karşılaştım.

Roman; Noel, Norval, JJ Yelle ve Samira'nın, Alzheimer hastası olan Noelin annesi Stella'yı hastalığından kurtarma çabalarını kurgular ve kurguda sinestezik Noel'in muazzam hafızası ön plana çıkartılır. Üst düzey betimleme -doğrusu ana karakter Noel'in kıvırcık saçlı olduğunu kitabın yarısında öğrenmiş olmama rağmen- ve sağlık, sanat, edebiyat, farmakoloji ve nörofarmokoloji konuları üzerine kurulmuş çok verimli diyaloglarıyla tartışmasız ödül hak eden eser olduğunu söyleyebilirim. Ki ⬇

Kanada Yazarlar Derneği tarafından "En iyi Roman" (2004) ödülü ile ödüllendirilmiş ve bir çok diğer ödüllere aday gösterilmiştir.

Okurken bitmesini istemedim. O kadar iyi betimlemiş ki, canlı film izler gibiydim. Bu kadar anlamlı ve etkileyici diyaloglar her zaman kolay kolay bulunmaz. Okurlara tavsiye ederim.
406 syf.
·7 günde·6/10
Sinestezi Hastalık mı? Mucize mi?(Bende renkleri koklamak, müziğin tadına bakmak istiyorum.)
Noel Burun bir sinestezik. Ona neredeyse deha seviyesinde artistik ve bilimsel yaratıcılık veren beyne ve hiçbir şeyi unutmamasını sağlayan hafızaya sahip. Annesiyse ironik olarak Alzheimer hastalığının pençesine düşmüş bir tarih öğretmeni. Yolları kesişen üç sinestezik arkadaşı, hedonist yazar Norval, çocukluk anılarına hapsolmuş JJ ve geçmişini silmeye çalısan eski sinema aktristi Samira, annesini iyileştirecek buluş için Noel'e yardım ediyor. Peki nedir sinestezi?

Sinestezik bireylerde bir duyu organından gelen sinyaller otomatik olarak başka bir duyu organının işlenmesinden sorumlu beyin bölgelerine gidiyor. Örneğin gördüğünüz renkler beyninizde ses olarak algılanıyor. Tabii bu durum çok çeşitli olabiliyor. Bazen insanlar sayılara bakarken her sayıyı farklı renkte görebiliyor. Hayatları boyunca sinestezi yaşayan kişiler sinestezik olarak adlandırılıyor. Sinestezik birini hayatınızda hiç görmemiş olabilirsiniz ama yapılan sayımlara göre her 23 kişiden birinde görülüyor. Nüfusun en az %4.4’ünü oluşturan sinestezikler hiç de azımsanmayacak bir topluluk. Bunların içinde en yaygın görüleni harf renk sinestezisidir (%1’den fazla).

Kitap okuma hissinden ziyade bana harika bir film izletti. Zihnimde o kadar çok sahne canlandı ki, üç sinestezik arkadaşın hayatına dahil olmak istedim, beyinlerinin içine girip maviyi tatmak, kokuları duymak ve notaları görmek istedim. Bir çiçeği koklarke beynimde renkler uçuşsun, gökyüzüne bakarken kafamda melodiler oluşsun istedim. Uzunca bir zaman önce okudum kitaba inceleme yazma fikrini ize Nail HARBISSON’un TED konuşmasını dinledikten sonra karar verdim. Dünyanın ilk cyborg vatandaşı kabul edilen bu kişi doğuştan renk körü ve kafasına implantla yerleştirilmiş bir anten ile renkleri duyabiliyor. Cihaz renkleri frekansa çevirip kişiye bildiriyor. Fakat sineztezik insanlar bundan biraz daha farklı çünkü doğuştan gelen bu özel yetenekle birlikte sadece bir yada iki duyu organı değil hepsi birbirine karışıyor ama bu onlar için hiçbir zorluk yaratmıyor aksine hayatı bizden daha canlı, hareketli ve karmaşık algılayabiliyorlar. Araştırma yaparken bizim eksikliklerimiz vücudumuz zayıflıkları bir şekilde genlerimiz sayesinde bertaraf edilmişse ve bu insanlar bizim üst versiyonlarmızsa diye düşündüm. Peki bu onları hasta yada tuhaf mı yapar?

Hatırladığım kadarıyla yapılan araştırmalarla “insanın 5 duyu organı vardır” fikri çürütüldü ve izlediğim bir bilim filminde de doğada edinebileceğimiz onlarca duyu var biz sadece beşine hapsolduk diyordu. Sanırım herbir parçayı bir anımdan toplayıp sineztezi hakkındaki fikirlerimi toparlamam zor olacak ama iki yıl önce bu kelimeyi ilk duyduğumda ne kadar şaşkınlık yaşadığımı bir kez daha hatırladım. Kesinlikle yeni bir ufuk açacak, bir resme bakarken kafanızda bir konser hissi uyandıracak bir kavram. okumanızı tavisye ederim. iyi okumalar.

Müziğin tadı, renklerin melodisi bizimle olsun..
406 syf.
·7/10
Birbirine fiziksel olarak çok benzeyen ve aynı kadına aşık olan iki arkadaş Norval ve Noel'in olağanüstü hayatı anlatılıyor. Ve sinestezik 4 arkadaşın hastalıklarını avantaja çevirmelerini.. Küçük yaşta annesinin cinsel ilişkilerine şahit olan Norval annesinden nefret ediyor ve bir seks bağımlısı. Noelse ileri düzey bir sinestezik hastası (tabi buna mucize demeyeceksek) yani duyduğu ve yaşadığı hiçbir şeyi unutmuyor. Bunun aksine annesi Alzheimer hastası.. Etkileyici bir romandı. Sinestezya hastalığına dair pek çok bilgi edindim. Ayrıca ailenin kişilik oluşumundaki rolü üzerinde fazlaca durulmuştu. Eleştirdiğim kısmıysa gereksiz kimya bilgilerine sıklıkla yer verilmesiydi :) Tavsiye ederim
406 syf.
·6 günde·7/10
Kitap sinestetik biri olan Noel ve alzheimer olan annesinin hayatını temel alıyor. Ayrıca Noel'in arkadaşları JJ, Norval ve Samira'nın tedavi için ilaç arayışları ve yardımlarıyla olaylar gelişiyor.
Kitapta her karakterin bir hastalığı ve ruhunda yarası var. Noel kendini annesine ve hastalığına adamış ayrıca Samira'ya aşık. JJ ise ne olursa olsun pozitif kalmayı başaran birisi. Kitap boyunca onun bu hali bende yeni bir umut yaratmayı ve karamsarlığımdan biraz olsun kurtarmayı başardı. Norval ise aldatan bir anneye sahip ve kendi hayatında buna tepki olarak Alpha Bet isimli bi projeye adamış kendisini. Kitapta Dr.Vorta Norval'da sekse bağımlılık olduğunu yani hasta olduğunu dile getiriyor. Aslında tam da bu kısa anekdot hayatıma dokundu. Yaşadığım şeyleri anlayabilmem ve atlatabilmem için farklı bir bakış açısı kazandırdı. Hepimiz geçmişimizin hayaletleriyle birlikteyiz ve geleceğimizi de davranışlarımızı da ona göre şekillendiriyoruz. Belki de bu yüzden kendimi en çok Norval'da buldum ben. Her kitap hayatımıza dokunuyor ve bir şekilde ruhumuzu kalbimizi iyileştiriyor.
Ayrıca kitaptaki hastalıklar ve onların hayatının anlatılıyor olması bu hastalıktan muzdarip insanlara ve yakınlarına daha yakından bakıp onları anlayabilmemiz için bir köprü vazifesi görmekte.
Kitapta kötü bulduğum tek yön fazla detaylı bulduğum kimya bilgileriydi. Ama bununda sağlık dalında okuyan insanlara faydası olacağını düşünüyorum. İyi okumalar.
406 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Bir solukta okuyacağınız kitaplardan birisi Sinestezya. Alzheimer ve sinestezi hastalıkları hakkında doyurucu bilgilere de yer vermiş yazar. Aynı zamanda akıcı bir dili var.
352 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
"Tükeniş Kulübü" içinde güzel gariplikler taşıyan bir kitap. Okumaya başlamadan önce yaptığım araştırmada, kitapta David Lynch filmlerine benzer ögelerin de bulunduğunu okumuştum. Yazan arkadaş kesinlikle doğru söylemiş. Lynch'in filmlerindeki derin, garip ve bir o kadar tüyler ürpertici karakterlere rastlamak mümkün. Ayrıca, Lynch'in de filmlerinde yaptığı gibi, Jeffrey Moore da hikayesini psikanalitik bir derinliğe taşıyor. İki ana karakterimizin ağzından dinlediğimiz hikaye göründüğünden fazla ipucuna sahip. Bunları burada açıklamam içeriği fazlasıyla ortaya çıkaracağından daha fazlasından kaçınıyorum. Fakat Lynch ve Moore'un benzer özellikleri üzerine sohbet etmek isteyen olursa, seve seve konuşurum.

Teknik değerlendirmeye gelirsek; Moore'un dili gerçekten çok akıcı. Ayrıca karakterler arası geçişteki değişen dil yapısı kesinlikle bu sağlam tekniği sekteye uğratmıyor. Konudan koparmayan anlatımı akıcılığını korurken, hikaye dahilinde neyi ne kadar bildiğiniz de çok önemli. David Lynch'in karmaşık karakterleri burada karşımıza çıkıyor işte. Okuduğumuz karakter, karşısındakiler hakkında ne biliyorsa biz de onu biliyoruz. Bu zaten birinci kişi anlatımında kullanılan bir akış, fakat bunu yaparken karakterin kafa karışıklığını okura yansıtmak büyük başarı.

Gerek konusu olsun, gerek muazzam kapak tasarımı olsun; Tükeniş Kulübü beni kendine çeken bir kitap oldu. Gizemli ilerleyişini takip etmemizi zorlaştırmayan başarılı anlatımı sayesinde keyifli bir okuma sağlıyor. Ayrıca verdiği güzel mesajlarla da asıl "tükenişi" bizlere gösteriyor, dünya üzerindeki asıl canavarı okurlarına parmakla gösteriyor.
406 syf.
·Puan vermedi
O güne kadar sinestezya terimini hiç duymamistim arkadaş tavsiyesiyle okudugum bir kitap 3 sinestezik arkadaşin hikayesi en cok da ana karakter noel burunun azheimer hastası annesi için ilaç bulmasıyla geçen sureyi ele alıyor kitap anlaticısı dr Vorta arada girip boyle uzun tibbi notlar paylasmis acikcasi o beni biraz sıktı kitabın sonunu pek anlamadm gazete küpürleriyle bitirmis neydi sonu hala pek anlam veremedim ama hastalik cok degsiik insanın basına gelse gelse boyle bir hastalik gelsin ister yani okunur sırf bu sinestezi olayi nedir flan anlamında ama okumasanızda aman aman tavsiye edeceğim bir kitap degıl
406 syf.
·7/10
Şimdi size “E” harfinin yeşil olduğunu söylesem ne düşünürsünüz? Ya da “5”sayısının sarı, “Fa” notasının çikolata tadında olduğunu söylesem?
Hiç çevrenizde duyduğunuz bir sesi gördüğünüz oldu mu? Ben görmedim hiç ama bunu görenlerin olduğunu öğrendim bu kitapta. Böyle kişilere “sinestezik” , bu duruma da “sinestezi” deniyor.
Sinestezi - Yunanca kökenli bir kelime olup “birleşik duyu” anlamına gelmektedir. Sinestezik kişilerde herhangi bir duyun otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemektedir. Herhangi bir durum ve ya obje sıradan insanlar için tek bir şeyi çağırıltırırken, onlarda üç-beş şeyi çağrıştırıyor. Bazı araştırmacılar tarafından hastalık olarak görünen bu durum bana göre mucize gibi bir şey.
Noel Burun da bir sinestezik. Olağanüstü bir hafızaya sahip. Çocukluğunda bir kere okuduğu şiiri ezbere biliyor, okuduğu bilgileri, sayı ve rakamları hatırlıyor. Annesi ise ironik olarak , Alzheimer hastalığının pençesine düşmüş bir tarih öğretmeni. Olaylar Noel ve 3 arkadaşının annesinin hastalığını yenmesi için çareler üretmesi üzerine gelişir.
İçindeki kimya bilgileri konu dışı gelebilir, bunun dışında çok beğendiğim bir kitap oldu.
406 syf.
Kitabı az önce bitirmiş bulunmaktayım ve sıcağı sıcağına bir değerlendirme yapmak istedim. Kitabın arka kapak açıklamasını okuduğumda, beynimin bir köşesinde ''acaba görme sinyallerimiz beyinde duyu algılayacılarımız ile yer değiştirse -veya tam tersi, vb.- nasıl bir hayatımız olur'' düşüncemi betimleyecek kitap diyerek okumaya başladığımdan beklediğimi bulamadım. Bölümler ilerledikçe kitabın bilgilendirici yönü hoşuma gitti. Hikayesi ve karakterleri ilgimi çekmeyi başardı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jeffrey Moore
Unvan:
Çevirmen ve okutman
Doğum:
Abd, 1960
Jeffrey Moore şu anda Quebec Laurentian'da Val-Morin'de yaşayan Kanadalı yazar, tercüman ve eğitimci. Moore, Montreal'de dünyaya geldi ve Toronto Üniversitesi, BA, Sorbonne ve MA Ottawa Üniversitesi'nde eğitim gördü.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 973 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 679 okur okuyacak.
  • 50 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları