John Freely

John Freely

Yazar
8.0/10
22 Kişi
·
64
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.228
Gösterim
Adı:
John Freely
Unvan:
Amerikalı Fizikçi, Öğretmen, ve Popüler Seyahat ve Tarih Kitaplarının Yazarı
Doğum:
Brooklyn, New York, Amerika Birleşik Devletleri, 1926
1926 yılında New York'ta doğdu. On yedi yaşında Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne katıldı ve İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarında Burma ve Çin'de bir komando birliğiyle savaştı. 1960 yılında New York Üniversitesi'nde fizik doktorasını tamamladı ve doktora sonrası çalışmalarını Oxford Üniversitesi Bilim Tarihi bölümünde gerçekleştirdi. İstanbul'a ilk defa 1960 yılında Robert Kolej'de fizik öğretmenliği yapmak üzere geldi. New York, Boston, Londra, Atina ve Venedik'te yaşadıktan sonra 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi'ne döndü. İlk kitabı, William Buckley'in "roman gibi okunan rehber kitap" diye tanımladığı Hilary Sumner Boyd'la birlikte kaleme aldığı Strolling Through Istanbul'dur(1972). Classical Turkey, Strolling Through Athens ve Strollig Through Venice gibi yirmiden fazla gezi kitabına imza attı.
Seyahatnâme'nin yazılmasının üzerinden geçen üç yüz yılı aşkın zaman içinde çok şey oldu, ancak modern İstanbul'u Evliya Çelebi'nin şehriyle kıyasladığımda en derin noktada şehrin temel karakterinin değişmediğini gördüm. Yerel mimarinin büyük bölümüyle birlikte Osmanlı zamanının renkli kıyafetleri artık olmasa da, modern İstanbul'daki manzaralar, sesler ve kokular Evliyâ Çelebi'nin Seyahatnâme'de yazdıklarının hemen hemen aynısıdır.
Sultan Mehmet Han İstanbul'u fethettiğinde yetmiş yedi ermiş kişiyi toplayıp yedi gün Eyyüb'ün mezarını aradı. Sonunda Akşemseddin "Müjdeler olsun sultanım, Eyyüb burada gömülüdür" diyerek iki rekât namaz kılıp uyudu. Bazıları bu uykuyu mezarın yerinden bihaber olmasının verdiği utancın örtüsü olarak yorumlandı; ancak bir süre sonra seccadeden başını kaldırdı ve sultana "Eyyüb'ün mezarı tam seccademizin altındadır" dedi. Bunun üzerine oradaki üç kişi şeyh ve sultanla birlikte yeri kazmaya başladılar ve üç arşın derinliğe inince üzerinde Kûfi harflerle "Bu Eyyüb'ün kabiridir" yazılı dört köşe yeşil somaki bir taşa rastladılar. Taşı kaldırdılar ve altında elinde tunç bir nesneyle safrana boyanmış kefene sarılı ter ü taze vücudunu buldular. Taşı tekrar yerine koyarak çıkardıkları toprağı doldurdular ve kabri cümle Müslümanın ziyaretine bıraktılar.
John Freely
Sayfa 116 - 7. baskı, 2018
Ardıllık mücadelesinin önüne geçmek için kardeş katli eski bir Osmanlı geleneğiydi ve Kuran'daki "Ölüm huzursuzluktan iyidir" ifadesiyle haklı çıkarılıyordu.
John Freely
Sayfa 73 - 7. baskı, 2018
Fatih Sultan Mehmet 29 Mayıs 1453 Perşembe günü Edirnekapı olarak bilinen Hadrianopolis Kapısı'ndan şehre girdi. İki yıldan az bir süredir sultan olan Fatih sadece 21 yaşındaydı, ama dünyadaki en büyük şehri fethetmişti. Askerleri ona artık anılacağı lakabı olan Fatih lakabıyla hayır dualar ettiler.
John Freely
Sayfa 40 - 7. baskı, 2018
Evliyâ Çelebi şehrin tarihindeki en büyüleyici dönemin vakanüvisi olmak için gereken niteliklere fazlasıyla sahipti. O, sırasıyla kuyumcu çırağı, saray hizmetlisi, asker, diplomat, âlim, müezzin, yazar, şarkıcı, müzisyen ve hepsinin ötesinde bir gezgindi; taht odasında da handa da evinde gibi rahat; sultanlara ve kudretli paşalarla sıkı fıkı; şairlerin, dini otoritelerin ve abdalların dostu; sıradan askerlerin ve alelade işçilerin yoldaşı; İstanbul yaşamının türlü özelliklerine aşina; keskin gözleri her zaman ilginç manzara, tuhaf karakter, zevkli gezinti ya da panoramik görüntü arayışında; müzisyen kulağı sürekli sokak satıcılarının bağırtısında, bir derviş raksının akla takılan melodisinde, sarhoş bir denizcinin basit şarkısında; gelişmiş yemek zevki şehirdeki nefis yemeklerin ve içkiden sakındığını iddia etse de, en hoş şarapların takibinde; hassas burnu İstanbul'un ahlaklı ve günahkâr iş, ticaret ve yerel faaliyetlerinin kokusunda. Bundan dolayıdır ki Evliyâ Çelebi bu aziz şehrin sokak kültürü ve halk tarihinin seyyar ansiklopedisi oldu.
(...) Büyük Türk yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı), aşağıda en eğlenceli birkaç tanesinin yer aldığı bu neşeli kitabelerin çoğunu toplamıştı:

"Ölümü arkadaşları arasında büyük üzüntü yaratan iyi kalpli, gariban İsmail Efendi. Yetmiş yaşında aşk hastalığına tutularak dişleri arasında kırıntılarla dörtnala cennete gitti."

"Kadı Mehmed zırvalayan karısına ve sürekli söylenen kaynanasına kulaklarını tıkayarak bu güzel dünyadan gidiverdi."

(Yol kenarındaki bir mezarda) "Gelip geçenler, dua etmeseniz de bari mezar taşımı çalmayın!"

"Dostların üzerime saldığı şarlatan doktor olmasa da ölebilirdim."

"Ben sizin yolunuzdan çoktan döndüm. Ama toprakta, havada, bulutta, yağmurda, bitkide, çiçekte, kelebekte veya bir kuşta, her zaman sizinleyim."

(Üzerinde bir badem, bir servi ve bir şeftali ağacı kabartması olan bir mezar taşında) "Bu ağaçları insanlar benim kaderimi bilebilsinler diye diktim. Badem gözlü, servi boylu bir kızı sevdim ve bu güzel dünyaya onun şeftalilerinin tadını çıkaramadan elveda dedim."
John Freely
Sayfa 118 - 7. baskı, 2018
"Felsefe Tanrı'nın fani ırka verdiği, değeri şimdiye dek aşılamamış ve gelecekte de aşılamayacak bir hediyedir." Timaeus
Kindi şöyle yazar:"Kişinin peşine düştüğü her şeye ulaşması veya sevdiği hiçbir şeyi kaybetmemesi olanaksızdır, zira iskan ettiğimiz bu çoğalma ve bozulup çürüme dünyasında istikrar ve kalıcılık mevcut değildir."
Hüdayi lakaplı merhum Mahmud efendi Anadolu'nun Sivrihisar beldesinde dünyaya gelmiş, medrese hocası ve kadı vekili olmuştur. Bir gece rüyasında cehennemi görünce çok korktuğundan malını mülkünü dağıtıp Üsküdar'da bir ev alıp seccade-i hilafete memur olmuştur. Hülasa yedi padişah onun elini öpmüş ve Sultan Ahmed Han önünde yaya gitmiştir. Zamanın ermişlerinin başıydı ve yüz yetmiş bin müridi vardı. Tasavvuf hazinesi, bilgi kaynağı ve tefekkür mihrabının kandiliydi. Bin ciltten fazla ilahiyat eseri vardır. Allah'a şükür bu hakir Evliyâ, onun sohbetiyle müşerref olup hırkasıyla örtünmüş ve manevi evladı olmuştur. Binlerce nasihatini dinleyip mübarek elini öpmüşüzdür.
John Freely
Sayfa 151 - 7. baskı, 2018
333 syf.
Galileo'dan önce bilim Yunanistan da planton sokrates ve aristo onculugunde ilerlemekteydi ve binlerce militan yetiştirmişti ve adeta bir kule gibi yukseliyordu var olan savaslar bilimin muslumanlara gecmesiyle taht ilk kez ele geçirilmişti ama gelin görün ki harizi ler ibn rust be daha bir suru musluman aristonun yanlışlarını yakalamış ve yepyeni bir ilerleyişle bir çok şeyi aydınlatmıştı bilimin yaşı buyudukce kulede goklerin hakimiyetine doğru çıkıyordu bir suru bilim adamı geldi bişeyler bulan hazır konu açılmışken bilimi doğa olayları ile açıklamaya calışılıyordu bu duruma karsı gelen hayyam bir oykusunde gokleri inceleyen bir adamın aniden eve ışınlanması ve evde karısını başka biriyle görünce deliye dönmesi anlatılır ya der hayyam yukarda yıldızlara bakcagına birazda evine bak biz yine konumuza dönerim ilerleyen bilim kulesi Galileo tarafından yıktırılmış ve yepyeni bir bilim ortaya çıkmıştı kilise eskiyi zor kabullenmişlen bu çılgın adamı kim takardı galileo derki güneş değil dunyadır kendi etrafında dönen ve siz kilise bir gün bunu kabullenmiyenleri yargılacaksınız beni değil.Daha sonra Newton mantığıyla bilim bir çok gerçek elde etmiş ve doğru yolu sonunda bulmuştur.
352 syf.
Homeros hakkında yapılan çalışmalar içinde en yaratıcı olanı değil ama çok eğlenceli bir kitaptı. Homeros ve eserleri hakkında giriş yaptıktan sonra Odysseus’un rotasını anlatmaya başlıyor. Buralardan birçoğuna kendisi de gittiği için anılarını da anlatıyor arada. Eğlenceli olmasının nedeni biraz da bu. Sınırları çizilmiş bir kitap kesinlikle değil. Gezi yazıları, anılar, destanın çözümlenmesi arada fun fact tadında şeyler. Homeros ile ilgilenen biri için epey keyifli bir kitap.
276 syf.
·Beğendi·10/10
Bir yabancının gözünden bakmak her zaman fayda sağlar ama asla bu kadar fayda sağlayabilen bir eser olmamıştır.
264 syf.
·35 günde·Beğendi·10/10
Araştırma konusunda İstanbul'un hep pas geçilen bölgesi Brendan ve John Freely ustalar tarafından ele alınmış. Hikayelerin sokak sokak birbirini takip ettiği muhteşem detaylı bir kitap olmuş. Her gün gidip görmezden geldiğimiz binaların hikayesini anlatan bu kitap, İstanbul aşıklarının mutlaka okuması gereken güncel bir eser.
264 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Bölümüme(Bilim Tarihi Bölümü 2.sınıf Öğrencisiyim) dair bu zamana kadar okuduğum en kaliteli, en bilgi dolu, zengin kaynakçalı ve notlu olan bir eserdi. Bu eseri herkese tavsiye etmeyeceğim sadece bu bölümün camiasında olan ve ya bilimler tarihine merak salan okuyucularıma öneriyorum. Çünkü bu eser bir nevi bizim için ders kitabı niteliğindeydi. Yani herkesin tahammül edebileceği düz bir metin değil. Bol bol bilgi yüklemesi yapan bir eserdi, ki benim en beğendiğim özelliklerindendi. Çünkü daha önce duymadığım ya da ayrıntısını bilmediğim konularda bilgiler içeriyordu. Sanırım bu kitabı uzun yıllar kullanmaya da devam edeceğim gibi duruyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
John Freely
Unvan:
Amerikalı Fizikçi, Öğretmen, ve Popüler Seyahat ve Tarih Kitaplarının Yazarı
Doğum:
Brooklyn, New York, Amerika Birleşik Devletleri, 1926
1926 yılında New York'ta doğdu. On yedi yaşında Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne katıldı ve İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarında Burma ve Çin'de bir komando birliğiyle savaştı. 1960 yılında New York Üniversitesi'nde fizik doktorasını tamamladı ve doktora sonrası çalışmalarını Oxford Üniversitesi Bilim Tarihi bölümünde gerçekleştirdi. İstanbul'a ilk defa 1960 yılında Robert Kolej'de fizik öğretmenliği yapmak üzere geldi. New York, Boston, Londra, Atina ve Venedik'te yaşadıktan sonra 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi'ne döndü. İlk kitabı, William Buckley'in "roman gibi okunan rehber kitap" diye tanımladığı Hilary Sumner Boyd'la birlikte kaleme aldığı Strolling Through Istanbul'dur(1972). Classical Turkey, Strolling Through Athens ve Strollig Through Venice gibi yirmiden fazla gezi kitabına imza attı.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 64 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 118 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.