Mark Mazower

Mark Mazower

Yazar
8.8/10
32 Kişi
·
73
Okunma
·
13
Beğeni
·
1.224
Gösterim
Adı:
Mark Mazower
Unvan:
İngiliz Tarihçi
Doğum:
Londra, 1958
1981’de Oxford Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden (Literae Humaniores Bölümü) birinci dereceyle mezun oldu. 1983’te Johns Hopkins Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine yüksek lisans yaptı. Daha sonra 1988’de Oxford Üniversitesi’nde tarih doktorasını tamamladı. 1996’da British Academy Araştırma Bursu’nu, 2001’de The Balkans adlı kitabıyla Wolfson Tarih Ödülü’nü kazandı. Şu an Londra Birkbeck College’da Tarih profesörü olarak Modern Avrupa ve özellikle Balkan Tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Sussex ve Princeton Üniversitelerinde de yarı-zamanlı olarak ders vermektedir. Aynı zamanda London Review of Books ve TLS dergilerinde eleştiri yazıları yazmaktadır. Inside Hitler’s Greece: the Experience of Occupation, 1941-1944 (1993), The Balkans (2000) ve After the War was Over: Reconstructing the Family, Nation and State in Greece, 1943-1960 (2000) adlı kitaplarının yanısıra çok sayıda makale, deneme ve eleştiri yazısı vardır.
Osmanlıların yüzyıllar boyunca farklı dinlere karşı, belki hiçbir Hristiyan ülkesinde olmadığı kadar "hoşgörülü" oldukları doğru olabilir, ama unutmamalı ki Osmanlı'da dini eşitlik diye bir şey yoktu. Etnik çatışma olmamasının nedeni Osmanlıların çok "hoşgörülü" olmaları değil, o dönemde bu topraklarda ulus fikrinin gelişmemiş olması ve de Hristiyanlığın etnik birlikten çok, dini cemaat fikrini öne çıkarmasıydı.
Mark Mazower
Sayfa 45 - Alfa-Tarih
1930'larda Hırvat köylü kızları ''makyaja, topuklu ve rugan ayakkabılara meraklıydı.'' Köylerine gelen yabancılara, iyi yemek yemektense güzel giyinmeyi tercih ettiklerini söylerlerdi.: ''Yemek mideme gidecek ama üstümdekileri herkes görecek.'' Ne var ki kısa bir süre sonra bu kızlar Büyük Buhran nedeniyle ne yeni elbise alabilecek ne de yeterince yemek yiyebileceklerdi.
Mark Mazower
Sayfa 81 - Alfa-Tarih
Avrupa'nın büyük güçleri Balkan halklarına yardım etmeseydi muhtemelen bu isyanlar pek bir sonuç vermeyecekti. 1. Dünya Savaşı da zaten Balkan özgürlük mücadelelerinin Avrupa devlet sistemiyle iç içe geçmesinin bir sonucudur.
Mark Mazower
Sayfa 124 - Alfa-Tarih
Yakın bir zamana kadar kendileri de köylü olmalarına rağmen şehirliler köylüleri hor görür. Köylüler de şehirlilerin tembel, kurnaz ve yalancı olduğunu düşünürler, onları azar azar ve kibar kibar yemek yiyen, havalı çorbalar içip, işkembe ve pasta tüketen, ayrıca hayatlarını nemli ve kalabalık küçük odalarda harcayan bir takım zavallılar olarak görürler.
Mark Mazower
Sayfa 79 - Alfa-Tarih
Balkan halkları, kendilerini tanımlamak için kullandıkları kavramları nasıl Avrupa'dan aldılarsa, aynı şekilde kendilerini yok edecek ideolojik silahları da Avrupa'dan almışlardır. Bu silahlardan en önemlisi romantizmle harmanlanmış modern milliyetçiliktir.
Mark Mazower
Sayfa 46 - Alfa-Tarih
Balkanlar'da zaman saatle değil,güneşe ve azizlerin yortu günlerine göre ilerlerdi. Ortodokslar, Katolik Avrupa'nın Gregoryen takvimini hiçbir zaman benimsememiş, saat kulesi Balkanlar'a çok geç gelmişti; 1868'de Karadağ'da tek bir saat kulesi bile yoktu.
Mark Mazower
Sayfa 60 - Alfa-Tarih
1922'deki Anadolu felaketi de Yunanlıların doğru düzgün hesaplamadan giriştikleri son harekattır ve bu harekatın başarısızlıkla sonuçlanmasını Büyük Güçler'den bilirler.
Mark Mazower
Sayfa 143 - Alfa-Tarih
Etnisite mücadelesi barı örtüsü altında savaşın baş­ka araçlarla devamından başka bir şey değildir. Gaz, el bombalan ve makineli tüfeklerle verilen bir savaş değil evler , çiftlikler, okullar ve çocukların ruhları üzerine bir savaş . . .
Abdülhamit trene binip halkın arasında dolaştıkça etraftaki Müslümanlar ''Padişah gavur olmuş.'' derlerdi. Tıpkı tren gibi anayasa da Osmanlı İslam dünyasının hiyerarşik kalıplarına ters düşen bir Hristiyan icadı olarak görülüyordu.
Mark Mazower
Sayfa 148 - Alfa-Tarih
Yeni kurulan Balkan devletleri Osmanlılardan kurtulduklarına ve dünya devletleri arasına girdiklerine pek memnundular ama bu memnuniyet Avrupa karşısında ikinci sınıf birer devlet oldukları gerçeğini değiştirmiyordu. Zaten kendileri de bu durumun fazlasıyla farkındaydılar.
Mark Mazower
Sayfa 135 - Alfa-Tarih
210 syf.
·11 günde·7/10 puan
Balkan tarihi ile ilgili okuduğum kitaplardan en derli toplu olanı. Gerek Türk, gerek Balkan devletlerinin tarihçileri tarafından yazılan kitapların büyük bir çoğunluğu salt milliyetçilik kokuyor. Bu kitap, diğerlerinden bu noktada ayrılıyor. Dil ve anlatımı insanı sıkmayacak türden, yazar kendi görüşlerini empoze etmeden, bu doğrudur demeden, fikirlerini de neden- sonuç ilişkisine göre açıklamış. Çeviri de gayet iyi ve sadeydi. Haritalarla desteklenmesi de metinin kalıcı olmasını sağlıyor. Bizans'ın çöküşünden, günümüz sorunlarına kadar tarihi süreç işlenmiş ve çok iyi yansıtılmış. Sevdim.
892 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Hitler zamanındaki Avrupalı anlatan çok kapsamlı bol sayfali güçlü bir kitap yazar avrupa tarihi konusunda çok iyi Balkanlar ile ilgili kitabında tavsiye ederim
650 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ödüllü bir kitap şehri çok iyi anlatıyor her bakımdan bir şey öğreniyorsunuz Selanik bizim içinde önemli bir şehir olduğundan merak uyandırıcı nüfus ile ilgili bilgiler çok şaşırtıcı mutlaka okuyun
892 syf.
·73 günde·8/10 puan
Güzel bir inceleme kitabı. Yazarın bu konularda çok şey araştırdığı ve bunları ozumseyıp yorumladığı belli. Kitabı çok gec bir şekilde bitirdim ( 2 ay 10 gun kadar). Bir roman beklemiyordum tabi ama gerçekten çok karışık. Bu da insana ne kadar bilgi eklese de bir sure sonra soğutuyor. Nazi dönemiyle alakalı daha doğrusu yönetim şekliyle alakalı bir araştırma kitabı. Nazizmin nasıl oluştuğuna kısaca değinip 1939-45 dönemi arasındaki işgal ettiği topraklarda uyguladığı yönetim biçimlerini anlatıyor. Belirli bir tarihsel sıralama ile degıl bir baştan bir sondan yaparak okuyucuyu bıraz yoruyor acıkcası. Cunku cok ısım var. Bu konuya daha önce asına olanlar cok zorlanmazlar ancak bu donemi pek bilmeyenlere zor gelıcektır. Bu kitaptan once naziler ile ilgili Baska kaynak kitaplar okumak daha doyurucu bir sonuc verecektir.
610 syf.
·9/10 puan
Kapitalizm, Komunizm ve Faşizm'i daha iyi anlamanızı, Avrupa devletlerinin bu ideolojiler ile ilişkilerini ve yarattıkları sonuçları, İmparatorlukların, Ulusların ve Azınlıkların savaş zamanı ve savaştan sonraki durumlarını ve aldığı kararları, savaşlar sona erdikten sonra Müttefik devletlerin sona eren Nazi Almanyasına bakış açılarını, davranışlarını ve hamlelerini, soğuk savaş dönemi iki süper güç olan Amerika ve Rusya'nın çöken Almanya üzerindeki ideoloji savaşlarını, Komunizm'in doğuşunu, gelişimini ve çöküşünü, savaşlar bittikten sonra dünya barışının sağlanması için yapılan hamleler ve uğraşları, demokrasinin şekillendirilmesini, ulus-devlet oluşturulma dönemindeki zorunlu göçleri, savaşa giren devletlerin savaştan sonraki etkilenen insan halkını ve insan davranışlarını, yapılan bazı soykırımları, Yugoslavyanın bölünmesini daha iyi bir şekilde anlamanızı ve Avrupanın geçmişini ve bugününü daha iyi karşılaştırmanıza olanak sağlıyor.
610 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Mark Mazower'in tarihçilik anlayışınin en çok hoşuma giden tarafı komple bir anlatım yapması. Dönemin sosyolojisi, psikolojisi, ekonomisi ve siyasi alt yapısı mükemmel ve objektif bir şekilde anlatıyor.
☆☆☆
II. Dünya Savaşı'nda yaklaşık 40 milyon insan öldü. Sovyetler Birliği açlıktan 3.5 milyon savaş tutsağını ve cephede 6.5 milyon askerini kaybetti. Polonya''nın askeri ve entelektüel seçkinlerinin çoğunluğu Almanlar ve Ruslar tarafından öldürüldü. 1939-1948 yılı arasında 46 milyon insan evini terk etmek zorunda kaldı ve toplam 90 milyon insan olmuştu. Savaş başladığında Yahudi nüfusu 11 milyon iken savaş bittiğinde yaklaşık 5 milyondu. ☆☆☆
Kitapla ilgili çok fazla not aldım o yüzden hepsini paylaşamıyorum. Fakat mutlaka okunması gereken bir kitap. Düşünün ki; ırkçılık tavan yapmış. Toplu katliamlar ve tecavüzler yaşanmış. Fakat savaş sonrası yargılanıp infaz edilen sayısı çok da fazla değil. Devlet memurları ve askerlerin içinde çok bariz suç işleyenler görevlerinden alındı. Ve bir kaç yıl sonra Avrupa'da savaşın acıları devam etse de hesaplaşma yoluyla değil, uzlaşarak ve unutmaya çalışarak savaşın yaraları sarıldı..
210 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10 puan
Balkanlarda Kosova'da,Bosna'da,Sırbistan'da,Arnavutluk'ta,Makedonya'da,Romanya'da,Hırvatistan'da,Bulgaristan'da hatta Yunanistan ile Türkiye ile biraz da Slovenya hakkında sosyoekonomik durumları Hangi rejimlerle hangi fikir ayrılıklarının olduğu, 1789 İhtilali'ne kadar tüm dünyada süregelen din temelli millet algılanışı artık bu tarihten sonra huzursuzluklara ve balkan etnik kökenlerin kiliseden kopuşları etnik bölünmelerin ön plana atıldığı dönemleri Bizans'ın çöküşünden itibaren bu bayrağı devralan Türklerin bu coğrafya'daki derin izlerini okuyucuya sunmasının yanında ayrıca kitabın 2. baskısı olmasına rağmen 2000 yılında Avrupa'da tarih alanında 2 dalda ödül almış Balkanlar'ı öğrenmek tanımak ve nasıl halklar olduğunu öğreten bir başucu kitabı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mark Mazower
Unvan:
İngiliz Tarihçi
Doğum:
Londra, 1958
1981’de Oxford Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden (Literae Humaniores Bölümü) birinci dereceyle mezun oldu. 1983’te Johns Hopkins Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine yüksek lisans yaptı. Daha sonra 1988’de Oxford Üniversitesi’nde tarih doktorasını tamamladı. 1996’da British Academy Araştırma Bursu’nu, 2001’de The Balkans adlı kitabıyla Wolfson Tarih Ödülü’nü kazandı. Şu an Londra Birkbeck College’da Tarih profesörü olarak Modern Avrupa ve özellikle Balkan Tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Sussex ve Princeton Üniversitelerinde de yarı-zamanlı olarak ders vermektedir. Aynı zamanda London Review of Books ve TLS dergilerinde eleştiri yazıları yazmaktadır. Inside Hitler’s Greece: the Experience of Occupation, 1941-1944 (1993), The Balkans (2000) ve After the War was Over: Reconstructing the Family, Nation and State in Greece, 1943-1960 (2000) adlı kitaplarının yanısıra çok sayıda makale, deneme ve eleştiri yazısı vardır.

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 73 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 164 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.