Balkanlar (Bizans'ın Çöküşünden Günümüze)

·
Okunma
·
Beğeni
·
648
Gösterim
Adı:
Balkanlar
Alt başlık:
Bizans'ın Çöküşünden Günümüze
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051068794
Kitabın türü:
Çeviri:
Ayşe Ozil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Bugün Balkanlar olarak bildiğimiz coğrafyanın, çok eski tarihlerden beri aynı isimle anıldığı sanılır. Oysa iki yüzyıl önce bu bölgeye "Rumeli" denirdi, yani Osmanlı'nın Bizans'tan fethettiği "Roma" toprakları, iki yüzyıl önce Balkan halkları diye bir tanımlama da yoktu. Bu coğrafyanın "Balkanlar" olarak tanımlanması 19. yüzyılın sonunda başlar. Balkanlar, sadece bir coğrafyanın adı olarak değil, aynı zamanda şiddet, vahşet, "ilkellik" gibi olumsuz çağrışımları olan bir isim olarak kullanılır. 1990'larda Yugoslavya'daki savaş, Balkanlar'ın tüm olumsuz çağrışımlarını harekete geçirdi. Avrupalılar bu bölgede "ezelden" beri etnik nefret ve din kavgaları olduğunu ve 20. yüzyıldaki bu savaşın da bu eski düşmanlıkların ürünü olduğunu iddia etti.

Mark Mazower, bu ödüllü kitabında, Batı'nın yerleşik "Balkanlar" algısını çü-rütüyor. I. Dünya Savaşı'nın başlamasına sebep olan Sırp milliyetçisinin suikastı ya da etnik temizlik gibi başlıklarla dünya sahnesine giren Balkanlar'ın, Bizans'ın çöküşünden günümüze izini sürüyor. Batı'nın Balkanlar'a atfettiği "vahşet" ve "ilkellik" gibi çağrışımları çürüterek şiddeti yaratanın aslında Avrupa ulus-devlet formunun biçimlendirdiği etnik köken ve milliyetçilik fikirleri, yani modernlik olduğunu söylüyor. Balkanlarla ilgili bilinen her şeyi tersine çeviren bu nitelikli tarih çalışması, meraklı her okurun mutlaka okuması gereken bir kitap.

"Balkanlar'ı merak eden herkes için mükemmel bir başlangıç kitabı"
-Times Literary Supplement-

"Aydınlatıcı, titizlikle hazırlanmış... Balkanlar'ın tarihini çok az bilenler için Mazower'ın kitabından daha güvenilir ve daha iyi bir giriş kitabı olamaz."
(Tanıtım Bülteninden)
Balkan tarihi ile ilgili okuduğum kitaplardan en derli toplu olanı. Gerek Türk, gerek Balkan devletlerinin tarihçileri tarafından yazılan kitapların büyük bir çoğunluğu salt milliyetçilik kokuyor. Bu kitap, diğerlerinden bu noktada ayrılıyor. Dil ve anlatımı insanı sıkmayacak türden, yazar kendi görüşlerini empoze etmeden, bu doğrudur demeden, fikirlerini de neden- sonuç ilişkisine göre açıklamış. Çeviri de gayet iyi ve sadeydi. Haritalarla desteklenmesi de metinin kalıcı olmasını sağlıyor. Bizans'ın çöküşünden, günümüz sorunlarına kadar tarihi süreç işlenmiş ve çok iyi yansıtılmış. Sevdim.
Esasen Balkanlar olarak bildiğimiz ve dillendirdiğimiz bu coğrafya, 19. yüzyıla kadar Rumeli olarak yani Osmanlının Bizanstan fethettiği Roma toprakları diye geçerdi. 1878 ve 1908 yılları arasında bölgeye gelen batılı seyyah ve gazeteci akının ayrıca başlattığı propagandalar niteliğinde bölge Balkanlar adını aldı ve günümüze kadar bu kullanım yaygınlaştı.
Balkanların modern siyasi haritası ise tarihçilerin ''uzun 19. yüzyıl'' olarak adlandırdığı dönemde yani Fransız Devriminden Osmanlı İmparatorluğunun çöküşüne kadar geçen süre içinde biçimlenmişti. Osmanlı'dan Balkanları bir şekilde kopartmak Batılılar nezdinde 15. yüzyıla kadar dayanır ancak bunu yapmak İmparatorluğun en güçlü dönemlerinde başarısız olacaktı. Babıali Hristiyan devletler karşısında zayıfladıkça, Avrupalı devletler Osmanlının iç meselelerine karışmaya başladıkta bu istekleri gerçekleşmeye başlıyordu.
Kitap bu doğrultuda başlamış, ilerlemiş ve anlatmaya devam etmiş. Konuyla ilgili olanlar için yadsınamaz bir kaynak.
Mark Mazower, kitaplarını okumadan önce de genç ve başarılı bir tarihçi olarak ününü duyduğu biriydi. Columbia University'nin tarih bölümü profesörlerindendir. Özellikle Yunanistan tarihi ve 20. yüzyıl Avrupa tarihi üzerine çalışmaları bulunmaktadır. Bu kitabın orijinali 2000 yılında "The Balkans-From the End of Byzantium to the Present Day" ismiyle yayınlanmıştır. Kitabın olumsuz eleştiri yapılabilecek tek tarafı; Balkan topraklarını birkaç yüzyıl tam hakim olarak yönetmiş Osmanlı'nın arşivlerinden yararlanmamış olmasıdır. Dolaylı yoldan batıda Osmanlı tarihi hakkındaki kitapların kaynaklarından beslenmiştir. Fakat olumlu yön olarak çok şey söylenebilir. Öncelikle saf bir savaş tarihi değil bu kitap. Kültürel tarihe çok daha fazla bölüm ayırmış ve bölge insanlarının, bölgeyi gezen seyyahların, askeri danışmanlar gibi batılı personelin hatıralarından ve bölgeyle ilgili raporlarından çok sayıda atıf vardır. Bu yönüyle biz Osmanlı bakiyesi Türkiyelilerin pek de anlamadığı, bilmediği hatta merak da etmediği yakın dönem Balkan tarihimize de önemli katkılar sağlamaktadır. Rahatlıkla tavsiye edebilirim.
Avrupa'nın büyük güçleri Balkan halklarına yardım etmeseydi muhtemelen bu isyanlar pek bir sonuç vermeyecekti. 1. Dünya Savaşı da zaten Balkan özgürlük mücadelelerinin Avrupa devlet sistemiyle iç içe geçmesinin bir sonucudur.
Mark Mazower
Sayfa 124 - Alfa-Tarih
1930'larda Hırvat köylü kızları ''makyaja, topuklu ve rugan ayakkabılara meraklıydı.'' Köylerine gelen yabancılara, iyi yemek yemektense güzel giyinmeyi tercih ettiklerini söylerlerdi.: ''Yemek mideme gidecek ama üstümdekileri herkes görecek.'' Ne var ki kısa bir süre sonra bu kızlar Büyük Buhran nedeniyle ne yeni elbise alabilecek ne de yeterince yemek yiyebileceklerdi.
Mark Mazower
Sayfa 81 - Alfa-Tarih
Osmanlıların yüzyıllar boyunca farklı dinlere karşı, belki hiçbir Hristiyan ülkesinde olmadığı kadar "hoşgörülü" oldukları doğru olabilir, ama unutmamalı ki Osmanlı'da dini eşitlik diye bir şey yoktu. Etnik çatışma olmamasının nedeni Osmanlıların çok "hoşgörülü" olmaları değil, o dönemde bu topraklarda ulus fikrinin gelişmemiş olması ve de Hristiyanlığın etnik birlikten çok, dini cemaat fikrini öne çıkarmasıydı.
Mark Mazower
Sayfa 45 - Alfa-Tarih
Yakın bir zamana kadar kendileri de köylü olmalarına rağmen şehirliler köylüleri hor görür. Köylüler de şehirlilerin tembel, kurnaz ve yalancı olduğunu düşünürler, onları azar azar ve kibar kibar yemek yiyen, havalı çorbalar içip, işkembe ve pasta tüketen, ayrıca hayatlarını nemli ve kalabalık küçük odalarda harcayan bir takım zavallılar olarak görürler.
Mark Mazower
Sayfa 79 - Alfa-Tarih
Yeni kurulan Balkan devletleri Osmanlılardan kurtulduklarına ve dünya devletleri arasına girdiklerine pek memnundular ama bu memnuniyet Avrupa karşısında ikinci sınıf birer devlet oldukları gerçeğini değiştirmiyordu. Zaten kendileri de bu durumun fazlasıyla farkındaydılar.
Mark Mazower
Sayfa 135 - Alfa-Tarih
Balkanlar'da zaman saatle değil,güneşe ve azizlerin yortu günlerine göre ilerlerdi. Ortodokslar, Katolik Avrupa'nın Gregoryen takvimini hiçbir zaman benimsememiş, saat kulesi Balkanlar'a çok geç gelmişti; 1868'de Karadağ'da tek bir saat kulesi bile yoktu.
Mark Mazower
Sayfa 60 - Alfa-Tarih
1922'deki Anadolu felaketi de Yunanlıların doğru düzgün hesaplamadan giriştikleri son harekattır ve bu harekatın başarısızlıkla sonuçlanmasını Büyük Güçler'den bilirler.
Mark Mazower
Sayfa 143 - Alfa-Tarih

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Balkanlar
Alt başlık:
Bizans'ın Çöküşünden Günümüze
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051068794
Kitabın türü:
Çeviri:
Ayşe Ozil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Bugün Balkanlar olarak bildiğimiz coğrafyanın, çok eski tarihlerden beri aynı isimle anıldığı sanılır. Oysa iki yüzyıl önce bu bölgeye "Rumeli" denirdi, yani Osmanlı'nın Bizans'tan fethettiği "Roma" toprakları, iki yüzyıl önce Balkan halkları diye bir tanımlama da yoktu. Bu coğrafyanın "Balkanlar" olarak tanımlanması 19. yüzyılın sonunda başlar. Balkanlar, sadece bir coğrafyanın adı olarak değil, aynı zamanda şiddet, vahşet, "ilkellik" gibi olumsuz çağrışımları olan bir isim olarak kullanılır. 1990'larda Yugoslavya'daki savaş, Balkanlar'ın tüm olumsuz çağrışımlarını harekete geçirdi. Avrupalılar bu bölgede "ezelden" beri etnik nefret ve din kavgaları olduğunu ve 20. yüzyıldaki bu savaşın da bu eski düşmanlıkların ürünü olduğunu iddia etti.

Mark Mazower, bu ödüllü kitabında, Batı'nın yerleşik "Balkanlar" algısını çü-rütüyor. I. Dünya Savaşı'nın başlamasına sebep olan Sırp milliyetçisinin suikastı ya da etnik temizlik gibi başlıklarla dünya sahnesine giren Balkanlar'ın, Bizans'ın çöküşünden günümüze izini sürüyor. Batı'nın Balkanlar'a atfettiği "vahşet" ve "ilkellik" gibi çağrışımları çürüterek şiddeti yaratanın aslında Avrupa ulus-devlet formunun biçimlendirdiği etnik köken ve milliyetçilik fikirleri, yani modernlik olduğunu söylüyor. Balkanlarla ilgili bilinen her şeyi tersine çeviren bu nitelikli tarih çalışması, meraklı her okurun mutlaka okuması gereken bir kitap.

"Balkanlar'ı merak eden herkes için mükemmel bir başlangıç kitabı"
-Times Literary Supplement-

"Aydınlatıcı, titizlikle hazırlanmış... Balkanlar'ın tarihini çok az bilenler için Mazower'ın kitabından daha güvenilir ve daha iyi bir giriş kitabı olamaz."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Büşra Karakaş
  • Selçuk Karaca
  • Ömer Efeoğlu
  • Aslı Karadağ
  • Moiz Efendi
  • cihan yilmaz
  • Erkan Islam
  • Buse Yılma
  • Burcu
  • silaes

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%50 (2)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0