Misli Baydoğan

Misli Baydoğan

YazarÇevirmen
9.0/10
61 Kişi
·
127
Okunma
·
23
Beğeni
·
1820
Gösterim
Adı:
Misli Baydoğan
Unvan:
Türk Psikolog, Yazar
Doğum:
Sivas, Türkiye, 1979
1979 Sivas doğumluyum. Ankara’da büyüdüm ve yaşıyorum. Psikoloji eğitimi aldım, bir yandan mesleğimi yapıyorum bir yandan da edebiyatla olan bağım hiç kopmadan okuyup yazıyorum. Özel bir vakıf hastanesinde tam zamanlı çalışıyorum. Sosyal medya kullanıcısı ve takipçisiyim. Edebiyatın ve mesleki yayınların yanı sıra siyasi gündem, tarih ve dünyada olup bitenleri de izlemeye çalışıyorum. Yayınlanan ve ödüle değer görülen öykülerim ve ayrıca yayınlanan çevirilerim oldu. Bolca film izlerim. Yürüyüş yaparım. Daha çok kendi başıma olmayı severim.
Hastalık olmadan sıhhat, savaşmak olmadan uzlaşmak, karanlık basmadan ağarmak olabilir mi hiç?
Misli Baydoğan
Sayfa 130 - Ötüken
Gökyüzü ağır, yeryüzü kahır içinde, ben arasında kabre girmiş gibi çaresiz. Çıkamıyorum. Nefes alamıyorum. Bir son tahayyül edemiyorum.
432 syf.
·Beğendi·10/10
Her şey yazılabilir bu kitap üzerine.
Şiir mesela.. Roman belki !
Eleştiriledebilir.
Bir yazarın, okuyucunun boğazına dikenli tel sokma hakkı var mıdır diye kızıladabilir.
Velhasıl her şey yazılıp çizilebilir bu kitap hakkında…

Aşan bilir karlı dağın ardını
Çeken bilir ayrılığın derdini…

Allah’ın adını ve adaletini yeryüzüne hâkim kılma ülküsünü kendine şiar edinmiş Büyük Türk milletine duyulan kara sevdanın adıdır Ülkücülük.
Devlet için mücadele ederken beklemedikleri bir şekilde devlet tarafından yeşil ekin biçilir gibi biçildiler. Boğazlarında kaldı hayalleri, sevdaları.. Gelecekleri talan oldu, yaşananlar yalan oldu. Yine de konuşmayı anlatmayı onur meselesi yaptılar, sustular, dağlar kadar acıyı yüreklerine gömdüler..
“Vatan sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.” diyordu Rahmetli Muhsin Başkan.
Sebepsiz söylenen söz var mıdır?

Eser belki de alanında bir ilk.
Bir kadın yazar, binlerce ülkücünün çektiği binlerce acıya küçücük bir bakış atmış.
Yaşananlarla anlatılanlar elbette oranlanamaz !

Eser genç bir kızın günlük tutmasıyla başlıyor, okurken su gibi akıp gidiyor. Duygu aktarımı muhteşem; yer yer duygu yer yer heyecan, biraz korku, biraz hüzün !

Yazarımız klinik psikolog. Diyebilirim ki uzmanlığını eserine layıkıyla yansıtmayı başarmış.

Günümüz Türkiye’sinde maalesef okumayan, sorgulamayan, karşılaştırma yapamayan, savunduğu veya reddettiği bir şeyi niye savunduğunu veya niye karşı olduğunu açıklayamayan bir nesil bir toplum yetişti.

Kitabı okuyunca 39 yıl öncesiyle günümüz arasında pek çok şeyi düşünecek, o günden bugüne - bugünden o güne bakabileceksiniz.

Bence gerçekten de çok şey yazılabilir bu kitapla ilgili. Çok şey !

21.02.2019 23:52 Erciş
174 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Hû Diyen Karga --- Misli Baydoğan

Türkiye denen bu ülkenin yaşı 93 değildir. Türkiye Osmanlı Devletinin bir devamıdır. Yine bazılarının fikri olarak Türk tarihi Osmanlı'dan ibaret değildir. Osmanlı devleti de Selçuklu Devletinin devamıdır. Yani Batı Türkistan bin yaşından fazla yaşı olan bir devlettir.

İşte bu devletin, halkı tarafından ne yazık ki en az bilinen kısmı Selçuklular kısmıdır. Bunun nedeni akedemik yayınlar dışında Selçuklu devletini hikayeleştiren yayınların az olmasıdır.

İşte bu kitap bu eksikliğinin doldurulması adına yazılmış çok güzel bir kitaptır.

Selçuklu hanedan ailesinin başından geçenlerin anlatıldığı, ders çıkartılacak hüçük hikayelerden oluşmaktadır.

Hikayelerin sunuşuda ayrıca bir güzellik taşımaktadır. Hanedan Çadırının yanındaki büyük çınarda yaşayan Karga bütün olaylara şahit olduğundan haikayeler onun ağzından dökülmektedir.
174 syf.
Aslına bakarsanız kitabın sunuşundaki ifade beni yanılttı. Orada Selçuklu hikayeleri deniliyordu. Ben de Seçuklular dönemine ait birbirinden bağımsız bazı hikayelerin yer aldığı bir kitap gibi düşündüm ve o tarzı pek sevmediğim için okumayı erteledim. Ancak durum öyle değilmiş. Çünkü bence bu bir roman gibi... Selçuklu hanedanının romanı hatta. Selçuk Bey'in babası Dukak Beğ ile başlayıp 1243 Kösedağ'a kadar giden Büyük ve Türkiye Selçukluları anlatılıyor. Anlatıcı ise bir karga. Hoş bir üslubu olan eserde Tuğrul ve Çağrı beylerden, Alparslan'a; Nizamülmülk'ten Alaeddin'e kadar onlarca şahsiyet yer buluyor...
174 syf.
Selçuklu ile ilgili bir şeylerin artık gündeme çıkması gerekiyordu bu yüzden bu kitaba çok sevindim. Klasik Ötüken Yayınları kitabı şekilde tasarlanmış arka fonda bir harita bulunan kapağıyla dikkat çekiyor. Hikayeyi bize anlatan kargamız pek dilli, pek güzel konuşuyor. Baştan sona Selçuklu Devleti nasıl kuruldu, nereden geldi, neler yaşadı kısa bir özet gibi düşünebilirsiniz. Kısa ama dolu dolu bir kitap bu. Sonlara doğru kendimi o kadar kaptırdım ki zaten hoşlanmadığım hacı hoca işleriyle alakalı durumlara sinir oldum. Öyle ki Alaattin Keykubat'a kızdım, başımıza hacıyı hocayı karar mercii yaptığı için. Eğrisiyle doğrusuyla güzel bir dönem macerasına çıkartıyor kitap sizi.

Kitap bitince aklıma Atsız Ata'nın Davetiye şiiri geldi:
''Çağrı Beğ'le Tuğrul Beğ'in kurduğu devlet
İtalyalı melezlerden üstündür elbet''
480 syf.
·2 günde·10/10
Çocuk Ve erkenlerle çalışmak isteyen psikologların işine yarayacak bir kitap.Oyun terapisi hakkında detaylı bilgiler içeren,örneklerle desteklenmiş ve bol açıklamalı bir kitap.Keyifli okumalar.
168 syf.
·24 günde·9/10
Daha önce yazarımızın ''Hû Diyen Karga'' sını okumuş, beğenmiştim.

Yakup'un Kanatları'nda 18 tane ayrı hikaye bulunuyor. Kitabın adı da bu hikayelerden birinin kahramanından geliyor.

Ben eseri beğendim, anlatımı çok hoş. Hikayeleri okurken yer yer duygulandım, yer yer kendimi hikayede buldum. Kısa kısa hikayeler olmasına rağmen yazar okuyucuyu hikayenin içine çekmeyi başarıyor.

Tavsiye ederim, yazarımızın Hatırla Beni'sini aldım hazır duruyor; okuduğum ilk eseri beni yazara zaten yaklaştırmıştı.

Misli Hocamız okunmayı hak ediyor.

15.11.2018 20:26 Erciş
408 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Türk siyasi tarihinin eski dönemleri o kadar tek taraflı anlatılmaktadır ki, bildiğiniz şeyleri bile size unutturabilir. Medya ve edebiyat destekli en büyük ön yargılardan birisi de 12 Eylül'de sadece sol görüşlü insanların işkence gördüğü, hapis yattığı, öldürüldüğü, zulüm ve baskı görmüş olması algısıdır. Oysa bu konuda da hep tek taraflı bir algı oluşmuştur. Bu algının bence iki önemli sebebi vardır. Birisi, bir tarafın acısını aktarmak, paylaşmak ve dile getirmekteki başarısı, ikincisi de diğer tarafın bu acılarla mücadele etmenin yolu olarak susmayı ve içine atmayı tercih etmiş olmasıdır. Elbette her iki ideolojinin devlete bakış açıları da bu durumu açıklayacak şifreler içermektedir. İşte bu noktada yazarın kitabın adıyla müsemma olarak okuyucuya pek çok şeyi hatırlattığını anladım.

Bu dönemi karşıt görüşü tarafından da taşkın bir seviyeye gelmeden okunabilecek halde kaleme almış bir roman aranıyorsa bence bunun miladı Hatırla Beni olabilir. Zira Milliyetçi edebiyatın biraz kendi çevresi ve içinde kapalı olması sıkıntısını aşabilecek bir üsluba sahip. Geçmişte kendisini dışarıya tanıtmak ve insanları kendi düşüncesi etrafında toplamak için reklamvari stratejilerden uzak durmak gibi içe kapalı yol izleyen sağ siyasetinin güncel ideologlarının daha kararlı, kendisini daha iyi ifade edebilen ve argümanlarını karşısındakilere daha ikna edici olarak sunabilen eğitimli bir altyapısı var. Yıllardır suskunluğu ve içe kapanıklığını devlete zarar vermekten imtina etmek yerine yobazlık ve sığlık olarak algılayan bir kesime kendi düşünce dünyasının derinliğini keşfetmek için sunulmuş bir zeytin dalı gibi de görebilirsiniz. Bu nebze katmanlı, bir genç kızın saf düşüncelerinden, eylemli ideolojiye geçişinin etkili şekilde anlatıldığı, kaybedilenlerin karşısında hiçbir şey kazanılamamış olunmasının vurgulanması adına muazzam bir roman.
174 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Ben kitabı alırken içinde Selçuklu döneminde anlatılagelen farklı, değişik hikayelerin olduğunu düşünmüştüm. Ancak kitaba başladığımda öyle olmadığını fark ettim. Kitapta anlatılan esas konu Selçuklu devletinin kurulmasından yıkılmasına kadar yaşanılanları ele alır. Kitabı bence güzelleştiren, farklı kılan şey ise olayları bir karganın anlatıyor olmasıdır. Her zaman anlatılan belki hayatımızda tarih derslerinde sürekli gördüğümüz Selçuklular Misli Baydoğan'ın diliyle farklı bir hale bürünmüş.
174 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Misli Baydoğan bir uzman psikolog, aynı zamanda ustalaşmış bir yazar. Onun ilk yazısını Ayarsız’da okudum; Düze İnen Kurt. Sardı, sarmaladı beni. Çarptı demek belki daha doğru.
Bir sohbetimizde Sayın Hayati Bice de ondan sitayişle bahsedince, Misli Baydoğan’ın bir kitabını alıp okumak farz oldu. “Selçuklu Hikayeleri” alt başlığı ile yayımlanan “HU DİYEN KARGA”nın gerek ismi, gerekse konusu çok ilginç geldiği için Misli Baydoğan okumalarına onunla başladım.
Hu Diyen Karga’da Misli Baydoğan pek çok yeniyi/farklıyı denemiş.
Roman ve hikâyeler bir anlatıcı tarafından aktarılır. Anlatıcı, bazen birinci şahıs, bazen üçüncü şahıs olur. Çok nadir de olsa, ikinci şahıs da olabilir. Çoklu anlatıcı da zaman zaman denenen bir yöntemdir. Ama genelde anlatan insandır. Misli Erdoğan “Hu Diyen Karga”da anlatıcı olarak bir kargayı seçmiş. Selçuklu’nun Selçuk Bey’in babası Dukak Bey’den başlayıp Büyük Selçuklu’ya ondan Anadolu Selçukluya dönüşen yaklaşık 300 yıllık bir tarihi serüveni, bir karganın anlatımıyla hikayeleştirilmiş. Misli Baydoğan kendisi ile yapılan bir röportajda “anlatıcı neden karga?” sorusunu şöyle cevaplamış; “Uçması, olaylara yukarıdan bakması ve bir miktar da uzun yaşaması nedeniyle karga bana yakın geldi. Bir de Allah'ın yarattığı güzel hayvana uğursuz vs denmesi asabımı bozuyor. Sıradan, gariban bir hayvancağız işte. Kargaya iade-i itibar.”
Kitapla ilgili Eleştirimin tamamını bloğumdan okuyabilirsiniz..
https://fazlikoksal.blogspot.com/...e-kanat-cirpmak.html
168 syf.
·9/10
Hayatın içinden insan duygusunun en hassas bölgesine sihirli dokunuşlar yapan, dram,trajedi, acı, keder ya da adı her ne ise yaşatarak, okutan, hissettiren ve olumsuzu güzel ifadeyle olumlayan enfes hikayeler

Yazarın biyografisi

Adı:
Misli Baydoğan
Unvan:
Türk Psikolog, Yazar
Doğum:
Sivas, Türkiye, 1979
1979 Sivas doğumluyum. Ankara’da büyüdüm ve yaşıyorum. Psikoloji eğitimi aldım, bir yandan mesleğimi yapıyorum bir yandan da edebiyatla olan bağım hiç kopmadan okuyup yazıyorum. Özel bir vakıf hastanesinde tam zamanlı çalışıyorum. Sosyal medya kullanıcısı ve takipçisiyim. Edebiyatın ve mesleki yayınların yanı sıra siyasi gündem, tarih ve dünyada olup bitenleri de izlemeye çalışıyorum. Yayınlanan ve ödüle değer görülen öykülerim ve ayrıca yayınlanan çevirilerim oldu. Bolca film izlerim. Yürüyüş yaparım. Daha çok kendi başıma olmayı severim.

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 127 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 67 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.