Mustafa Armağan

Mustafa Armağan

7.6/10
706 Kişi
·
2.892
Okunma
·
278
Beğeni
·
7.127
Gösterim
Adı:
Mustafa Armağan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
24 Şubat 1961, Cizre, Şırnak
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
Yatağından taşan bir nehre benziyoruz... Biz hiç de can çekişen bir millet değiliz. Canlı, kuvvetli bir milletiz. Bizi zinde tutabilecek yegane kuvvet, İslamiyettir.
... sürgüne gönderdiği aileler dahi ona dua ediyor hâlâ. Niye mi? Kendilerini âbâd ettiği için tabi ki. Cezalandırırken bile ödüllendirmeyi bilirdi Sultan çünkü.
Abdülhamid'in her tahta geçiş yıldönümünde alışkanlık haline getirdiği bir atiyyesi de, borçları yüzünden hapse düşenleri kurtarma operasyonuna yöneliktir. Abdülhamid, zamane yöneticileri gibi devlet hazinesinden yiğitlik yapmaz, her yıl, çocukluğundan beri biriktirdiği şahsi hazinesinden bir miktar parayı borcunu ödeyemediği için hapse düşenleri kurtarmaya tahsis ederdi.
Asım' ın nesli diyorum ya, nesilmiş, gerçek
işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmiyecek!
Beni evhamlı sanıyorlardı...
Hayır! Ben sadece gafil değilim, o kadar!
(sultan II. Abdülhamid)
1876 yılında İstanbul da sadece 6 tane ilkokul varken, 1886 ya kadar 44 yeni ilkokul kurulmuş görünüyor istatistiklerde 1892-1893 istatistiklerinde ise 3.057 yeni usulde kurulmuş okul bulunuyordu; oysa 1877'de bu rakam taş çatlasın 200'ü geçmiyordu. 1905-1906 öğretim yılında ise bu rakam 3 kat yükselerek 9.347'ye çıktığını görüyoruz. Bu durumda Abdülhamid devrinde yılda ortalama 400 yeni ilkokul açılmıştır ki bu, gerçekten o zamana göre bir rekordur.
"Kızıl Sultan" demişlerdi ona.Kendi açılarından haklıydılar.Çünkü Osmanlı'nın paylaşımını pahalıya getirmişti Avrupa'ya.
Aka Gündüz'ün Cumhuriyet döneminde Abdülhamid'le ilgili olarak anlattığı hatıralar ise büsbütün dramatiktir ve bir neslin bazı eller tarafından nasıl Abdülhamid'den nefret eder hale getirildiğini pek güzel açıklamaktadır.
Uzun zamandır bu kadar güzel bir anlatımla karşılaşmamıştım.Mustafa Armağan'a yapılan eleştirilere gülmeye başladım. Ulu Hakan 'ı herkesin okumasını tavsiye ediyorum.Ulu Hakan yakıştırmasını çok beğendim. Ve şunu anladım ki Abdulhamitin Kurtlarla Dansı günümüzde de hala devam ediyor....
Son dönemlerde dikkatimizi çeken liderlerden Sultan II. Abdülhamid Han... Neden son dönemlerde? Vatanı için hiçbir şey yapmamış gibi, milletini sevmemiş gibi, bir diktatör gibi tanıtıldı Abdülhamid Han. "Kızıl Sultan" olarak tanıtıldı.

Ben bu kitapta Abdülhamid Han hakkında birçok şey öğrendim. Çocuklara olan sevgisini, günün çoğunu çalışarak geçirdiğini, okumayı çok sevdiğini, geniş bir kütüphanesi olduğunu, siyasi zekasını, yaptığı projeleri, eğitim alanında yaptıklarını, askeri alanda yaptıklarını... Son sultan o kadar çok yönlü bir şahsiyettir ki mutlaka tanımak, okumak gerek. Beni en çok etkileyen yönü ise merhameti. Bu güzel adam, kendisine suikast planı yapan birini affetmiştir. Kitapta göreceksiniz bu kadar merhametli bir insana ihanet eden edene!

Eğer son sultan, Sultan II. Abdülhamid Han'ı anlamak isterseniz güzel bir eserdi. Hoş kimine göre "Kızıl Sultan", kimine göre "Son Sultan". Tavsiye ederim... Keyifli Okumalar...
Kızıl Sultan denilen Ulu Hakanın hayatına ve hükümdarlığına geniş bir pencereden bakmak isteyenler için güzel bir yapıt. 2. Kitabı da mevcut. Abdulhamiti tanımak ve anlamak için okunması gereken eserlerden biri.
Onlar sanıyorki, biz sussak
mesele kalmayacak
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak
Tarih sussa, hakikat susmayacak

Sezai karakoç

Sezai karakoçun sultan abdulhamit icin yazdığı dörtlük kitabın içereğini anlatmaya yeterlidir.
KESİNLİKLE OKUNMALI!!

Bu kitabı bütün Türk genci, yaşlısı, kadını, erkeği, kısacası kendine bilen, okuduğunu anlayabilen herkes okumalı.
Aman Yarabbi! Ne büyük bi yalanı yutturmuşlar bize.. Ne büyük bir sahtekarlık yapmışlar bize.. Yazık ki halen bunun farkında olmayan bir nesil; bir toplumuz. Tarihimiz tamamen kandırmacadan ibaretmiş meğer. Karabekir Paşa bu hakikatleri bize ulaştırmak, yalan yanlış şeylerin yayılmasını önlemek için ziyadesiyle çalışırken buna karşın bütün yalakalar ve sahtekarlarla mücadele etmiş. Yorulmamış, bıkmamış ve vazgeçmemiş. Biz de bunu örnek almalı ve bu kitap ve benzerlerini yani gerçek tarihimizi anlatan kitapları okumalı, anlamalı ve okutturmalıyız. Bu bizim için vatani bir görev. Farkında değiliz maalesef ama bunu yapmak mecburiyetindeyiz.

Kitap o kadar güzeldi ki bütün herkese önerir okumasını şiddetle tavsiye ederim. Çok akıcı olmasına rağmen olayları yeniden araştırırım için normal süresinden daha da uzun sürdü ama değdi.
Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
Giz adamının yüzünü gösteren kitap..

Bu kitap Abdülhamid’i daha yakından tanımamızı ve en önemlisi onu anlamamızı sağlayacak. Abdülhamid, yıkılmakta olan devleti 33 yıl ayakta tutan bir padişah.. Emperyalizme karşı son kale.. Gücünü gizinden alan bir hükümdar..

Kendisini sarayına kapatıyor ama tüm imparatorluk onun elinde. İzlediği siyasetlerle çöküş için gün sayan devleti ayakta tutuyor. Suikast karşısında bile soğukkanlılığını koruyor..

Ve bu olanlara rağmen kimse onu anlamıyor..
-Kurtlarla dans hala devam ediyor, bitmiş değil.-


“Asıl önemlisi, onun toplum için, bu millet için, bu ümmet için ifade ettiği manadır. Emperyalizme karşı soylu bir direnişin sembolüdür o. ‘Son kale’nin ‘insanlığın son adası’nın cesur neferlerinden birisidir Abdülhamid...”(Mustafa Armağan)
"......Ondan sonra Abdülhamid meselesi artık iki tarafın hararetli bir tonda tartıştığı, sevenler ve karşı olanların saflarını belirlediği bir Ulu Hakan-Kızıl Sultan tartışmasına dönüşür....."
".............Daha çok ideolojik temellendirmeler, hatta karşı tarafa tarih üzerinden yöneltilmiş silahlardır bunlar. Bir başka deyişle herkez kendi konumunu II.Abdülhamid üzerinden temellendirme telaşındadır....."
Yukarıdaki satırlar kitabın 129-130. sayfalarından alınmıştır. (1.Baskı)
Mustafa Armağan'ın kendi tespitinden yola çıkarak "Ulu Hakan" tarafında olduğu ve bunu ispata çalıştığı aşikar. Ancak özellikle 99. sayfada yer alan
Nişancılığı başlığı altında "Silah kullanmakta pek mahirdi. Nişan alarak kendi ismini yazar, havaya attığı madalyaları kurşunla ortasından delerdi." tespiti bana çok fazla zorlama geldi.
Yine bence doğal yada normal olarak yorumlanabilecek bazı olaylar yazar tarafından bir büyüklük olarak aktarılmış.
II.Abdülhamid Han'ı seven birisi olsamda kitap "Ulu Hakan" penceresinden yazılmış subjektif bir eser ve korkarım bu nedenle inandırıcılığını kaybedebilir.
Cemil Meriç Osmanlı ile Türkiye arasındaki yetişen önemli münevverlerden birisidir. Doğup yetiştiği coğrafya Hatay'dır. O dönem için devlet olma tecrübesini yaşayan bir coğrafyanın çocuğudur. Dünyaya gözünü açtığı topraklarda Fransız kültürünün etkileri de hüküm sürmektedir. Cemil Meriç bu kültür katmanlarının ferdidir. Dili ağırdır, ilmi birikim gerektirir. Antik Yunan'dan, Hint kültürüne, Ziya Gökalp'e kadar pek çok konuyu yorumlar. Bu eser Cemil Meriç'in biyografisi olduğu kadar, fikri hayatını da aktarıyor. Bu kitapta kendisi ile yapılmış söyleşilerde var. Söyleşi metinleri Meriç'in diğer yazılarına göre daha sade ve akıcı. Ayrıca farklı kaynaklarda yazdığı yazıları da içeren bir Cemil Meriç derlemesi aynı zamanda. Keyifli okumalar dilerim
Tarih adına okunması gereken önemli bilgile içeren bir kitap. İlk defa Filistin topraklarından satın almak isteyen Yahudiler dış borçlara karşılık Filistini ister. Abdülhamit, nasıl olsa alacaksınız der ama satmaz. Birde eşinin dış borçları kendi parasıyla kapatması. Bu iki olay çok akılda kalıcıydı.
Osmanlı padişahlarını eleştiren insanları anlamıyorum. Padişahların hayatları okunursa (cariyeleri dışındaki) çok da kolay hayatları olmadığı gibi er biri bir çok dil bile el sanatlarından edebiyattan anlayan yetenekli insanlar. Eleştirenler ne kadarına sahip diye sormadan edemiyor insan...
Kızıl sultanın aslında öyle olmadığını ulu hakan olduğunu göreceksiniz. Abdülhamid anlamak, tanımak isteyenler için mükemmel bir kaynak. Çünkü Abdülhamidi anlamak herşeyi anlamak demektir...

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Armağan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
24 Şubat 1961, Cizre, Şırnak
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 278 okur beğendi.
  • 2.892 okur okudu.
  • 43 okur okuyor.
  • 1.533 okur okuyacak.
  • 43 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları