Mustafa Armağan

Mustafa Armağan

YazarDerleyenÇevirmen
7.4/10
1.803 Kişi
·
7bin
Okunma
·
581
Beğeni
·
11,8bin
Gösterim
Adı:
Mustafa Armağan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
24 Şubat 1961, Cizre, Şırnak
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
"Önce ruhlarımız bozuldu, ondan sonra da kurumlarımız. 400 yıl önce uykuya daldık, bir de uyandık ki, Batı bizi geçmiş."
Mustafa Armağan
Sayfa 26 - Osmanlı Gerileme Dönemi
335 syf.
·7 günde·9/10
Son dönemlerde dikkatimizi çeken liderlerden Sultan II. Abdülhamid Han... Neden son dönemlerde? Vatanı için hiçbir şey yapmamış gibi, milletini sevmemiş gibi, bir diktatör gibi tanıtıldı Abdülhamid Han. "Kızıl Sultan" olarak tanıtıldı.

Ben bu kitapta Abdülhamid Han hakkında birçok şey öğrendim. Çocuklara olan sevgisini, günün çoğunu çalışarak geçirdiğini, okumayı çok sevdiğini, geniş bir kütüphanesi olduğunu, siyasi zekasını, yaptığı projeleri, eğitim alanında yaptıklarını, askeri alanda yaptıklarını... Son sultan o kadar çok yönlü bir şahsiyettir ki mutlaka tanımak, okumak gerek. Beni en çok etkileyen yönü ise merhameti. Bu güzel adam, kendisine suikast planı yapan birini affetmiştir. Kitapta göreceksiniz bu kadar merhametli bir insana ihanet eden edene!

Eğer son sultan, Sultan II. Abdülhamid Han'ı anlamak isterseniz güzel bir eserdi. Hoş kimine göre "Kızıl Sultan", kimine göre "Son Sultan". Tavsiye ederim... Keyifli Okumalar...
335 syf.
·Beğendi·10/10
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır diyen Necip Fazıl’ın da dediği gibi bir kitap.. Böyle bir Sultanın torunları olmaktan mutluluk duyuyorum. Yazar’a bizlere Ecdadımızı bu kadar güzel tanıttığı için çok teşekkür ediyorum.. Tarih okumak insanın ufkunu açıyor ;)
Şiddetle tavsiye ediyorum.!
335 syf.
·Puan vermedi
Onlar sanıyorki, biz sussak
mesele kalmayacak
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak
Tarih sussa, hakikat susmayacak

Sezai karakoç

Sezai karakoçun sultan abdulhamit icin yazdığı dörtlük kitabın içereğini anlatmaya yeterlidir.
Yunus Özdemir
Yunus Özdemir Cemil Meriç'in Dünyası'ı inceledi.
@Kitap04·20 Mar 2019·Kitabı okumadı
Merhaba Dostlar, nacizane bir değerlendirme ile faydalı okumalar, duasıyla.

Aydınlığa hasret kalmış gözler, ferahlığa susamış gönüller; her şeyin bir karşılığı vardır, bize ötelerin yapı taşlarını muştulayan gönül seslerinden kelimeler verir. Bizi “Biz” yapan “Kelimeler” zihinlerimize yol, gönüllerimize ferahlık, ayaklarımıza güç üflerler. İstenilen muştunun ilanı için, kelimeler konuşur ve üflerler… İşte bu üfleyişin mukaddes ateşin saf kaynak abidesi Cemil Meriç’tir.
Her toplumun sahibi, temsilcisi, düşünen yaşayan yani bütünün içinde bir öz, kaynak vardır. Bizatihi, her kadim yolun yolcuları, ortaya çıkar; öncenin devamı, sonranın önderliğini yaparlar.

Mustafa Armağan’ın kaleminden “Cemil Meriç’in Dünyası ve Seçmeli Metinler” başlıklı, yardımcı kaynaklarla desteklenmiş, pürüzsüz bir dille güçlendirilmiş, okunulması gereken bir kitaptır. Evet, “Meriç’e Dair” bütün okumalar bir yerden sonra bitecek, tamda buradan sonra izlenilen yol mücadele/fedakârlık gelecek geriye kalan ise azim/başarı olacaktır. Meriç ulaştığı narin/derin konumunda ki omurga burasıdır. Derinliği/genişliği ve farklı bir konuma sahip olma varlığı, araştırılmayı gerektirir/hak eder. Dokunduğumuz/dokunacağımız bu kitap(Cemil Meriç’in Dünyası) bu yolun kırıntılarından başka bir şey değildir.

Meriç’i münekkid, mütercim ve mütefekkir yapan ne oldu, onu halende okumamıza/yazmamıza ne(ler) anlam ve sembollere süslemiş olabilir? Armağan, bu soruların cevabı olacak çalışmanın Seçme Metinler başlığında Meriç’in diliyle cevaplandırır… Sıraya kitapta ki başlıklar: I. Benim Trajedim, II. Tayfalar Geçidi, III. Batı’nın Putları, IV. Sırları Dökülen Ayna, V. İki Dünya: İslam ve Hint, VI. Roman ve Deneme, VII. Bu Ülkenin Macerası’yla başlıkları tamamlar. Kitabın giriş bölümünde ise; Meriç ve Armağan arasındaki tanışma, röportaj ve vedalaşma başlıkları altında ki anılarını anlatır. Armağan: “Onu(Meriç) kitaplarından tanıdıktan 10 yıl, kendisini tanıdıktan 5 yıl sonra kaybetmiştim ama elinizdeki kitabı hazırlamak için bütün eserlerini yeni baştan okuduğumda garip bir şeyi farkettim: Bugün savunduğum görüş ve yaklaşımların bir kısmını bilincinde olmadan Cemil Meriç’ten almışım!” Meriç’in kendine has duruşu, bize bir durum karşısında anlama ve düşünmenin farklı bir tarzı öğretir. Zihnimizden akan gönlümüze yer edinen, bizim sesimizle bize hitap eden bir sestir.
Meriç bir coğrafyadır. Fikir atlasından; uzağı yakın yapan bir ufuk rehberi… Hindistan’ın gizemli ormanlarında, fil kulesine; Mezopotamya’nın bereketli havzasında, Babil bahçelerine; Avrupa kıtasının tüm köşe bucaklarına deyim yerindeyse soluksuzca bir nefesle yürür… O Paris’in rüyalarını süslediği bir Doğulu, Hind’i “keşfe çıkacak” kadar da Batılıdır. Evrensel bir dünya edebiyatı şeması çıkartmaya azmeden bir Batılı, İbn Haldun’un eteklerine sarılacak kadar kendi semasındaki yıldızlara tutkun bir Doğuluydu. 1930’ların ve 1940’ların “çoraklaşmış ülke”sinde zengin yemişlerle dolu bir irfan sofrası çıkartmayı deneyen engin bir tecessüsün sahibiydi.
Bu engin tecessüsün, bu evrensel bakışın, bu sıradışılığın , hayret verici kişiliğin altında yatan nedenler, Meriç’in arka planda ki olayların nedenleri üzerinde yeterince düşünüldü mü, araştırıldı mı? Armağan, bu soruları aydınlığa kavuşturmak için öncelikle Cemil Meriç’in içinde doğduğu 1930’ların ve 1940’ların siyasi ve kültürel ortamının hızlı bir fotoğrafını çekmeye ve ardından kendisine en yakın bulduğu çağdaşı aydınlardan olan Tanpınar’la karşılaştırmasını Cemil Meriç’i anlamanın entelektüel ön şartlarından bazılarını vurgulamaya çalışıyor. İkinci bir adım olarak da; Meriç’in doğduğu ve büyüdüğü Hatay’ın Reyhanlı ilçesi ve çevresinin ayrıcalıklı/benzersiz kültürü üzerinde duracaktır.

“Batı” kelimesini anlamak
Bir gönül işçisinin aydınlık izlerinde “Batı” kelimesini anlamaya keza “Avrupa”ya yolculuk yapmaya davette bulunur. Düşünce gözümüzü Avrupa’nın kültür, siyasal, ekonomik geniş bir perspektiften baktığımızda Cemil Meriç’in analiz gücünü daha iyi göreceğiz. Meriç, Doğu-Batı kavramlarını insan beynin yarım küresi olarak görür; devamında Batı’yı yamyam keza insan yiyenler olarak görür. Ve düşünen Batı’nın yanında olduğunu söyleyip, asıl düşman olduğu Batı; sömürgeci Batı, yamyam Batı olduğunu söyler. Doğu medeniyetine bir sitem, İslam ışığına hasret bir çift göz gibi Meriç sözlerine şöyle devam eder: “ Hiçbir kemale, hiçbir ışığa, hiçbir fazilete pencerelerim kapalı değil. Batı meşaleyi elimizden almış, ama çok iyi maksatlar için kullanmamış. Batı’yı Batı yapan Haçlı Seferleri’dir. Bütün kemalatı ve fazileti bizden aldılar. Biz vahye inanan ve vahye dayanan bir medeniyetin çocuklarıyız. Batı akla ve hesaba dayanır. Biz vefayı, gönlü, itimadı, dostluğu, insanlığı temsil etmişizdir. Batı ise biricik değer olarak menfaati seçmiş. Esasen toplumlarımız da farklıdır. İslam Ümmeti yekparedir. İslam’da sınıf ve esaret yoktur.” Diyen Meriç, kendi coğrafyasında çıktığı onurlu yolda, ilimin faziletine ermiş bir derviştir.
Nerden bakarsak bakalım, Meriç her dem bize bizi gösterir; hadi biraz daha öteye gidelim! Meriç coğrafyaları kıtalarını aşmış, ülkeleri fethetmiş, gönüllere taht kurmuş, bir sığınaktır. Muhteşem bir maziyi muhteşem bir istikbale bağlayan kelimeden sevgiden bir köprüdür: Cemil Meriç. Kelimeden sevgiden var olan bu köprü Hilmi Yavuz’un bahsine baktığımızda şöyledir: “Onun(Meriç) Doğu’ya Batı’dan bakarken bir müsteşrik (oryantalist), Batı’ya Doğu’dan bakarken de bir müstağrip (oksidantalist) olduğunu söyler.


Referanslar:
1.Mustafa Armağan Cemil Meriç’in Dünyası, Timaş Yay., Mayıs 2013, İstanbul.
2.Necmeddin Şahiner, Cemil Meriç’le Nur Sohbetleri, Anahtar Yay.,

MUSTAFA ARMAĞAN
CEMİL MERİÇ’İN DÜNYASI/Seçme Metinler
Timaş Yayınları
7. Baskı Mayıs 2013 İstanbul
311 Sayfa
20 Kasım 2016 Pazar/16:33:57/Aydın.
335 syf.
·Beğendi·10/10
Kızıl Sultan denilen Ulu Hakanın hayatına ve hükümdarlığına geniş bir pencereden bakmak isteyenler için güzel bir yapıt. 2. Kitabı da mevcut. Abdulhamiti tanımak ve anlamak için okunması gereken eserlerden biri.
304 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Normalde tarihî ya da siyasî kitapları sevmem ve okumam. Ama bu kitap bazı gerçekleri ifade ettiğinden dolayı olsa gerek, büyük bir heyecanla ve istekle okuduğum bir kitap oldu.
Başlarken yarıda bırakırım muhtemelen diyordum ama kısa zamanda bitirdim.
304 syf.
·3 günde
Kazım Karabekir Paşa'nın yurtseverliğin belli kişilerin tekeline alınmasına karşı olduğu, Milli Mücadele Döneminde elini taşın altına koyanların Cumhuriyetin kurulma aşamasında lağvedildiği ve onların yerine Gazi'nin yanında şakşakçıların getirildiği gibi konularını işlediği kitap ve günlüklerinden alıntılarla bizlere sunulmuş bir eser. Sezai Karakoç'un şu sözü kitabın içeriğini anlatıyor gibi:
"Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak..
Halbuki; Biz sussak tarih susmayacak..
Tarih sussa hakikat susmayacak..(...)"

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Armağan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
24 Şubat 1961, Cizre, Şırnak
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 581 okur beğendi.
  • 7bin okur okudu.
  • 112 okur okuyor.
  • 3.536 okur okuyacak.
  • 120 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları