Mustafa Armağan

Mustafa Armağan

YazarDerleyenÇevirmen
7.2/10
1.112 Kişi
·
4.238
Okunma
·
391
Beğeni
·
9.022
Gösterim
Adı:
Mustafa Armağan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
24 Şubat 1961, Cizre, Şırnak
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
İlber Ortaylı ona yalnız 'son padişah' demekle yetinmez; onun gözünde Abdülhamid aynı zamanda "son imparator"dur.
... sürgüne gönderdiği aileler dahi ona dua ediyor hâlâ. Niye mi? Kendilerini âbâd ettiği için tabi ki. Cezalandırırken bile ödüllendirmeyi bilirdi Sultan çünkü.
Abdülhamid'in her tahta geçiş yıldönümünde alışkanlık haline getirdiği bir atiyyesi de, borçları yüzünden hapse düşenleri kurtarma operasyonuna yöneliktir. Abdülhamid, zamane yöneticileri gibi devlet hazinesinden yiğitlik yapmaz, her yıl, çocukluğundan beri biriktirdiği şahsi hazinesinden bir miktar parayı borcunu ödeyemediği için hapse düşenleri kurtarmaya tahsis ederdi.
Tutuklandık, İstiklal Mahkemesi'ne verildik. Milletin bağımsızlığını kurtaranların, bu başarıdan sonra İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmaları ne garip cilvelerdir. Buna eskiden olsa "cilve-i Rabbanî" (Allah'ın cilvesi) derlerdi.

Şimdi acaba "Cumhuriyet cilvesi" mi demeli?
Türk Tarih Kurumu'na bizzat giderek verdiği emsalsiz mücadeleyi hatırlamak haksızlık olur. Yetkililere, "Genç nesillere tarihi, tek bir kişinin kahramanlığı üzerine kurarak anlatamazsınız. Bu, o kanlı mücadelede canını siper etmiş olan komutanlara, hele de Mehmetciğe hakarettir. Onların hakkını nasıl yersiniz?" diye çıkıştığında takvimler 1942 yılını gösteriyordu.
Selanik'te kurulan ve Osmanlı Hürriyet Cemiyeti adıyla faaliyete geçen cemiyetin kuruluşunda Mustafa Kemal Bey'in hiçbir etki ve katkısı yoktur. Onun Selanik'e gelişi, bu cemiyetin faaliyete başlamasından sonradır. Cemiyete girisi ise Terakki ve İttihat Cemiyeti adını aldıktan hayli zaman sonraya rastlar. Bu hakikati henüz sağ olan cemiyetin kurucularından öğrenmeniz mümkündür.

Kitaplarda Hareket Ordusu'nun kurmay başkanı olarak Mustafa Kemal Bey gösteriliyor. Oysa doğrusu, Ali Rıza Paşa olacaktır.
Bir zamanlar kireç ocaklarında yakılan kitaplarının rahatlıkla basılıp satılabildiği günleri göremedi ama hakikatin hakim olacağı, rahatlıkla konuşabileceği bir Türkiye'nin özlemiyle yandı tutuştu.
Emniyet Müdürü Fehmi 6 Eylül 1933 günü evime geldi. Planını tamamlayamadığı kızgın bir halde olduğundan belliydi. Bu müthiş durumu birkaç satırla Cumhuriyet evlatlarına bildirmek ve perde gerisinde ne kanlı facialar oynandığını göstermek görevimdi.
Başka Kızıl Pençe evleri de varmış. Demek istibdat devrinin akıl edemediği veyahut namusuna yediremediği bu marifetleri Meşrutiyet devrinde pişirmişiz. Cumhuriyet devrinde ise başarmışız.
335 syf.
·7 günde·9/10
Son dönemlerde dikkatimizi çeken liderlerden Sultan II. Abdülhamid Han... Neden son dönemlerde? Vatanı için hiçbir şey yapmamış gibi, milletini sevmemiş gibi, bir diktatör gibi tanıtıldı Abdülhamid Han. "Kızıl Sultan" olarak tanıtıldı.

Ben bu kitapta Abdülhamid Han hakkında birçok şey öğrendim. Çocuklara olan sevgisini, günün çoğunu çalışarak geçirdiğini, okumayı çok sevdiğini, geniş bir kütüphanesi olduğunu, siyasi zekasını, yaptığı projeleri, eğitim alanında yaptıklarını, askeri alanda yaptıklarını... Son sultan o kadar çok yönlü bir şahsiyettir ki mutlaka tanımak, okumak gerek. Beni en çok etkileyen yönü ise merhameti. Bu güzel adam, kendisine suikast planı yapan birini affetmiştir. Kitapta göreceksiniz bu kadar merhametli bir insana ihanet eden edene!

Eğer son sultan, Sultan II. Abdülhamid Han'ı anlamak isterseniz güzel bir eserdi. Hoş kimine göre "Kızıl Sultan", kimine göre "Son Sultan". Tavsiye ederim... Keyifli Okumalar...
335 syf.
·Beğendi·10/10
Kızıl Sultan denilen Ulu Hakanın hayatına ve hükümdarlığına geniş bir pencereden bakmak isteyenler için güzel bir yapıt. 2. Kitabı da mevcut. Abdulhamiti tanımak ve anlamak için okunması gereken eserlerden biri.
335 syf.
·Puan vermedi
Onlar sanıyorki, biz sussak
mesele kalmayacak
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak
Tarih sussa, hakikat susmayacak

Sezai karakoç

Sezai karakoçun sultan abdulhamit icin yazdığı dörtlük kitabın içereğini anlatmaya yeterlidir.
304 syf.
·3 günde
Kazım Karabekir Paşa'nın yurtseverliğin belli kişilerin tekeline alınmasına karşı olduğu, Milli Mücadele Döneminde elini taşın altına koyanların Cumhuriyetin kurulma aşamasında lağvedildiği ve onların yerine Gazi'nin yanında şakşakçıların getirildiği gibi konularını işlediği kitap ve günlüklerinden alıntılarla bizlere sunulmuş bir eser. Sezai Karakoç'un şu sözü kitabın içeriğini anlatıyor gibi:
"Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak..
Halbuki; Biz sussak tarih susmayacak..
Tarih sussa hakikat susmayacak..(...)"
335 syf.
·10/10
Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
Giz adamının yüzünü gösteren kitap..

Bu kitap Abdülhamid’i daha yakından tanımamızı ve en önemlisi onu anlamamızı sağlayacak. Abdülhamid, yıkılmakta olan devleti 33 yıl ayakta tutan bir padişah.. Emperyalizme karşı son kale.. Gücünü gizinden alan bir hükümdar..

Kendisini sarayına kapatıyor ama tüm imparatorluk onun elinde. İzlediği siyasetlerle çöküş için gün sayan devleti ayakta tutuyor. Suikast karşısında bile soğukkanlılığını koruyor..

Ve bu olanlara rağmen kimse onu anlamıyor..
-Kurtlarla dans hala devam ediyor, bitmiş değil.-


“Asıl önemlisi, onun toplum için, bu millet için, bu ümmet için ifade ettiği manadır. Emperyalizme karşı soylu bir direnişin sembolüdür o. ‘Son kale’nin ‘insanlığın son adası’nın cesur neferlerinden birisidir Abdülhamid...”(Mustafa Armağan)
335 syf.
·6/10
"......Ondan sonra Abdülhamid meselesi artık iki tarafın hararetli bir tonda tartıştığı, sevenler ve karşı olanların saflarını belirlediği bir Ulu Hakan-Kızıl Sultan tartışmasına dönüşür....."
".............Daha çok ideolojik temellendirmeler, hatta karşı tarafa tarih üzerinden yöneltilmiş silahlardır bunlar. Bir başka deyişle herkez kendi konumunu II.Abdülhamid üzerinden temellendirme telaşındadır....."
Yukarıdaki satırlar kitabın 129-130. sayfalarından alınmıştır. (1.Baskı)
Mustafa Armağan'ın kendi tespitinden yola çıkarak "Ulu Hakan" tarafında olduğu ve bunu ispata çalıştığı aşikar. Ancak özellikle 99. sayfada yer alan
Nişancılığı başlığı altında "Silah kullanmakta pek mahirdi. Nişan alarak kendi ismini yazar, havaya attığı madalyaları kurşunla ortasından delerdi." tespiti bana çok fazla zorlama geldi.
Yine bence doğal yada normal olarak yorumlanabilecek bazı olaylar yazar tarafından bir büyüklük olarak aktarılmış.
II.Abdülhamid Han'ı seven birisi olsamda kitap "Ulu Hakan" penceresinden yazılmış subjektif bir eser ve korkarım bu nedenle inandırıcılığını kaybedebilir.
304 syf.
·Beğendi·8/10
Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'nün yakın arkadaşları olan Kazım Karabekir'in gözüyle kurtuluş yılları anlatılıyor.Çarpıtılan birçok gerçeği Kazım Karabekir'in büyük uğraşları ile gün yüzüne çıkarmaya çalışması ve paşanın bu uğurda başına birçok talihsizliklerin gelmesi,fâili meçhul ölümler,İstiklâl mahkemeleri,Cumhuriyet'in nasıl ve hangi şartlarda ilan edildiği,son halife,Osmanoğullarının yurttan ihracı,Halifeliğin kaldırılması,Osmanlı arşivinin satılması gibi birçok konuya değinilmiş.Mustafa Armağan'ın Kazım Karabekir'in notlarından faydalanarak yazdığı güzel bir kitap...Keyifli okumalar..
336 syf.
·13 günde·Beğendi
Kitabı bitirdiğimde gece yarısıydı, annemin hadi gözlerin acıyacak demesiyle kendime geldim. Sen ne büyük sırmışsın sultanım okudukça yeni yeni şeyler ortaya çıkıyor diyordum ki kitabın son sözü de bundan bahsediyordu. Okudukça artık şaşırmam diyor ama şaşırdıkça şaşırıyorsunuz. Öncelikle bir çok kişinin sorduğu soruyu cevaplayayım kitabı ilk kitabı okumadan okuyabilirsiniz ama ilk kitabı okumanız bazı konulara daha hakim olmanızı da sağlar. Kitabın beğendiğim özelliklerinden biri de ilk kez yayınlanan belgelerin bulunmasıydı. Röportajlardan, makalelerden, kitaplardan ve daha bir sürü kaynaktan yararlanmış ama Mustafa Armağan'a kaynaklara dayanmıyor diyenlerde nedense pek göremiyorum bu çeşitliliği. Neyse konumuza dönelim. Şöyle bir kaç ilginç başlık vereyim size: Singapur da Abdülhamid müzesi, Abdülhamid hiç çek kesmiş miydi?, bor mücadelesi, Abdülhamid uğruna ayaklanan kürtler gibi. Bir de anlaşılmamış bazı konular: reval görüşmesi desem yeter bence. Kitap ilk kitabı gibi başlıklardan oluşuyor. Sizi yeterince meraklandırdıysam iyi okumalar dilerim. Ha bir de uzun sürede okuduğuma bakmayın (dedim ya gece yarısı olmuş biterken diye) yazılılar falan derken hiç vakit ayıramadım. Gayet sürükleyici idi.
335 syf.
·Puan vermedi
Tarih adına okunması gereken önemli bilgile içeren bir kitap. İlk defa Filistin topraklarından satın almak isteyen Yahudiler dış borçlara karşılık Filistini ister. Abdülhamit, nasıl olsa alacaksınız der ama satmaz. Birde eşinin dış borçları kendi parasıyla kapatması. Bu iki olay çok akılda kalıcıydı.
Osmanlı padişahlarını eleştiren insanları anlamıyorum. Padişahların hayatları okunursa (cariyeleri dışındaki) çok da kolay hayatları olmadığı gibi er biri bir çok dil bile el sanatlarından edebiyattan anlayan yetenekli insanlar. Eleştirenler ne kadarına sahip diye sormadan edemiyor insan...
304 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap Kazım Karabekir Paşa'nın kendi kaleminden kurtuluş Savaşı'ni ve Cumhuriyet'in ilk yıllarını anlatmaktadır. Bizzat Paşa'nın kendisinin anlattığı hatıralar yakın tarih ile ilgili ezber bozan cinstendir

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Armağan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
24 Şubat 1961, Cizre, Şırnak
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 391 okur beğendi.
  • 4.238 okur okudu.
  • 63 okur okuyor.
  • 2.276 okur okuyacak.
  • 77 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları