Necla Arat

Necla Arat

YazarÇevirmen
8.4/10
11 Kişi
·
28
Okunma
·
2
Beğeni
·
818
Gösterim
Adı:
Necla Arat
Unvan:
Türk siyasetçi, yazar
Doğum:
İstanbul, 5 Ocak 1940
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe-Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Doktorasını aynı fakültenin Felsefe Bölümü'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde doçent ve profesör olarak öğretim üyeliği yaptı. Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü. Kurucusu olduğu Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin Müdürlüğü ile Kadın Çalışmaları Kürsüsünün Başkanlığı görevlerinde bulundu. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çağdaş Eğitim Vakfı, ANAÇEV, Türk Kadınlar Konseyi, Felsefe Derneği, Öğretim Üyeleri Derneği ve Kadın Araştırmaları Derneği gibi kuruluşlarda kurucu üye oldu. İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği'nin kurucu başkanı olup, koordinatörlüğünü üstlendi. Kadın Araştırmaları dergisinin editörlüğünü yaptı. Basılı 14 kitabının yanı sıra, çevirileri ve birçok bilimsel makalesi yurtiçi ve dışı yayınlarda yer aldı. 23.Dönem İstanbul milletvekili ve 23. Dönem'de APA Türk Grubu Üyesidir. Evli ve 3 çocuk annesidir.
20. yüzyılın feministleri bu ütopyayı olanaklı kılmak için şöyle ant içiyorlardı: "..her yerde kahkahalar, dayanışma, sevinç, dans, doygunluk... biz bunları gerçek kılacağız... kendimiz yapacağız. Politikayı, tarihi, barışı yaratacağız... İnanın bize, biz dünyayı değiştireceğiz." ..ve kadınlar dünyayı değiştiremediler. Ama kendileri değişti. Çünkü kullanıldılar. Çeşitli etnik ve dinsel örgütlenmelerde eril ideolojinin başrol oyuncuları olarak sahneye çıkarıldılar. Dayanışma içinde olacak yerde, kendilerine ve birbirlerine karşı çıktılar.
Okumamış erkeklerin ekonomik durumları yükseldikçe evlendikleri eş sayısı da artmaktadır.
Kadınlar için genel oy hakkı, Finlandiya’da 1906’da, Norveç’te 1913’te, Danimarka ve İzlanda’da 1915’te, İsveç’te 1919-1921’de kabul ediliyor. Ayrıca kadınların bakan olarak görev aldıkları ilk ülkeler de Danimarka ve Finlandiya oluyor.
.. laik düzenin kurulması, sürekliliği kadın haklarının sağlanması konusunda da ödün verilmeyecek bir ön koşuldur.
Eğitim, daha önce kullanılmayan ölü bir insan potansiyelini üretken bir güce dönüştürebilmektedir.
Dünyaya erkek olarak geldiklerinden, birden fazla kadınla evli olmayı kendilerine verilmiş bir hak görmekte, bu düzenin “Allah tarafından” da korunduğunu düşünmektedirler. Muhtar, öbür dünyada erkeklerin suçlarından arındırana sonra on tane huri kızıyla sonsuza tek beraber yaşayacağına inanır. Yine çokeşli bir aile reisi, yaşama yeniden başlasa bir değil, set kadınla evleneceğini, çocuk sayısı arttıkça gelirinin çoğaldığını, Allah’ın bu çocuklara daha fazla kısmet verdiğini öne sürer.
Feminizm terimini, bilindiği gibi ilk kez Fransız yazar Alexender Dumas (oğul) 1872’de o sıralar doğmakta olan bir Kadın Hakları akımını betimlemek için kullanmıştır.
60’ların sonlarında ve 70’lerin başlarında kadın örgütlenmelerine genelde feminizm adı verilmiyordu. Feminizm, belli grupların benimsedikleri ya da onlara yüklenen bir ad olmuştu ve öncelikle radikal feministler ve daha önceki kadınların kurtuluşu savaşımını temsil eden grup ve bireyler için kullanılıyordu. Kadın örgütlenmeleri ve feminizm örtüşmesi son yirmi yılda benimsenmiş bir eşitlemedir.
John Stuart Mill, 1867 yılında İngiliz parlamentosunda kadınlara oy hakkı tanınması için bir önerge vermiş, ama isteği 73’ karşı 194 oyla geri çevrilmişti. Mill, bunun üzerine 1869’da Kadınların Boyun Eğmişliği denemesini yazdı. Kitap Avrupa’da bir bomba etkisi yaptı ve kısa sürede pek çok ülkede birden yayımlandı. Çeşitli eleştirmenlerce feministlerin İncil’i olarak kabul edildi.
209 syf.
·7 günde·7/10
Kadın hakları konusundaki aktivist duruşumun gelişmesi adına Kızılay’da yere serilmiş Harika kitapların arasında görüp aldığım kitap bu konuda makalelerle dolu. Sadece Türkiye’de değil dünyada kadın ile ilgili geçmişten bugüne gelişimlerin anlatıldığı bir eser. Bilgilenmek adına okunabilir fakat aman aman bir katkısı oldu diyemeyeceğim. Sevgilerimle..
176 syf.
·Beğendi·8/10
İNSAN DOĞASI ÜZERİNE KURAMLAR

1-PLATON , bilindiği üzere Sokrates'in öğrencisidir. Platonun dörtlü kuramına göre insan ruhunun üç ögesi bulunur; AKIL-TİN-İŞTAH. İnsan için ideal olan bu üç öge arasında aklın denetiminde kurulan uyumdur.Platon bu uyuma adalet demiştir. Bu üç öğeden hangisinin baskın olacağına göre farklı insan karakterleri gelişir.Mesela akıl üstünse kişi bilgi, iştah üstünse kazanç peşindedir.Platon Devlet adlı kitabında insan ve toplum için idealleri tanımladığı formlardan bahseder.Bu değişmez hakiki formların bilgisine ancak filozoflar ulaşabilir.Platon'a göre ruh ölümsüzdür.
Platon bireyden ziyade devlet ve toplum üzerine odaklanmıştır.Çünkü ancak adil ve doğru bir gerçek devlet yapısının, yetkin ve mutlu bireyler üreteceğine inanır. Demokrasiyi eleştirir. Demokratik sistemlerde zeka önemli olmadığını, tutkulu, rekabetçi, açgözlü, para hırsı olan insanların başarılı olacağını belirtir.Platon her bireye eşit söz hakkı verilmesini gülünç bulur. Böyle toplumlarda sahtekar yöneticiler mutlak güç kazanır ve bu gücü korumak için vicdansızca her şeyi yapar.Onun idealize ettiği devlette filozoflar yöneticidir. Diğer sınıf asker ,polis gibi yöneticilere hizmet eden kişilerden oluşurken 3.sınıf ise işçi ve zanaatkarlardan oluşur.Adil bir toplum için her sınıf,kişi kendi işine bakmalı ve başkasına karışmamalıdır.

2. MARX(Komünizm); Hukuk ve felsefe eğitimi alan Marx'a göre insan doğası, toplumsal ilişkilerin bütünüdür.Ekonomik koşullar arasındaki dengesizlik bireysel mutsuzluğun sebebidir. Kapitalist toplumun şartları kişinin karakterinin gelişmesine izin vermez.Aksine kişiyi kendine yabancılaştırır. Marx Tanrı'nın varlığını yadsır.Hatta Din in insanların kapitalist toplumlarca sömürülmesi için uydurulmuş bir afyon olduğunu belirtir.
Marx yapıtlarında tarihsel gelişimden bahseder(bir tür toplumsal evrimleşme), her sistemin miadını doldurduğunda yıkılacağını yerine yeni ve daha iyi olanın gelişeceğini savunur. Bu nedenle sosyalizm'in daha gelişmiş ve tatmin edici bir sistem olarak dünyaya egemen olması için bir an önce -Devrim-olmalı diyerek halkı örgütler.

3-DARWIN (Evrim); Bütün canlılar ortak bir atadan türemiştir.İçinde bulundukları ortama ayak uydurabilme, uyum sağlayabilme yetilerine paralel olarak türlerin bazıları varlığını sürdürebilmiş, bazıları yok olmuştur( doğal seleksiyon).Yani evrim teorisine göre yeryüzü ve insan kendiliğinden biyolojik olarak evrimleşmiştir.

4-FREUD (psikanaliz); İnsan ruhunun id-ego-superego gibi katmanları olduğunu belirtir.Bilinç ve bilinçaltı kavramlarını ortaya atan kişidir. İd doğrudan tatmin arayan yaşam ve ölüm içgüdülerini içerir.İd kavramı Platon'un iştah kavramına benzerlik gösterir.Superego ise çocuklukta kazanılan toplumsal normları içerir. Ego nun görevi ise id ve superego arasında denge kurarak kişinin arzularını tatmin edebilmesini sağlamak tır.Çocuğun cinsel gelişim evresinde ilk beş yılın çok önemli olduğunun , bu süreç başarılı geçmezse nevrozların başgöstereceğini belirtir.Freud'un düşünceleri epeyce kapsamlı olduğundan mümkün olduğunca özetlemeye çalışıyorum. Sonuç olarak Freud, nevrozlardan, bireyin mutsuzluğundan toplumu sorumlu tutar. Eğer kişi istekleri ve toplumun koşulları,baskıları arasında çatışma yaşarsa isteklerini yada düşüncelerini bastırmak zorunda kalır ki, bastırılan düşünce yada istekler bilinçaltında varlığını sürdürür ancak farklı bir kimliğe bürünerek bilinçte de olumsuz şekillerde kendini belli eder. Psikanaliz, çağrışım yöntemiyle nevroza neden olan şeyi bilinçten bilinçaltına çıkararak, o düşüncenin kişi üzerindeki etkisini indirgemeyi hedefler.

5. SARTRE ( Varoluşçuluk) : Varoluşçuluk doğrudan bireyi ve bireysel özgürlüğü merkeze alır. Her insanın amacını, değerlerini, yaşam biçimini kendisinin seçme özgürlüğüne sahip olduğuna inanır.''Tanrı öldü'' diyerek bi anlamda evrende yalnız olduğumuzu, bizi düşünen, denetleyen bir gücün olmadığını, bu nedenle kolaya kaçmadan, sorumluluk alarak gerçekçi, seçimler yapmamız gerektiğini savunur.Tanrı ve denetlenme inancının insanı pasif duruma düşürdüğü nü ima eder.Her insan kendini seçer, seçmelidir, kendi karakterini ve değerlerini oluşturmalıdır. Genel ahlak diye bir şey yoktur.Seçimler vardır. Ahlak, seçimlerimizin sadece bizi değil tüm insanlığı bağlayacağı düşüncesiyle sorumlu davranmaktır.

6. DİN (Tanrıcılık) İnsan ve evren, Tanrı tarafından Tanrı'nın imgesinde yaratıldı.İnsanoğlu, kendisine bahşedilenler için Tanrı'ya şükretmelidir, yaşam amacını ancak Tanrı'yı sevdiği ve ona hizmet ettiği sürece gerçekleştirir.İnsanlığın en büyük sorunu Tanrı'yı unutmuş ,ona hizmet etmekten vazgeçmiş olmasıdır.Din'in soyut ve sonsuz güç(Tanrı) üzerinden sağlamış olduğu güç toplumları uzunca bir süre uyutmuştur.
104 syf.
·1 günde·6/10
Kitap daha çok feminizmin tarihçesinden oluşuyor. Dili biraz daha sade olabilirdi. Sonuçta feminizm herkese anlatılmak isteniyorsa basit dil şart. Yazarın düşünce tarzı yine feminizmin asıl amacıyla aynıdır. Feminizm erkek düşmanlığı değildir fakat erkekler kadar kadınlarda bunu yanlış değerlendiriyor. Türkiye'de ki feminizmden de bahsedilmiş kitapta. Feminizmin kendi içinde türleri de vardır; radikaller, sosyalistler, eşitlikçiler ve türbanlılar. Bu fikri yaymak için önce kadınların kendi içinde birlikteliği esastır.
104 syf.
·9/10
Feminist teori ile ilgili birçok kitapve makale okuyup birçok araştırma yapmıştım.
Konuyla ilgili tTürkiye kapsamoında bilgi edinmek istiyorsanız eğer;
bu kitap feminist teori ile ilgili okuduğum kitaplar arasında en yalın ve toplumsal değerkendirme ile temellendirmesi oturmuş kitaplardan biriydi.
472 syf.
·60 günde·8/10
Siyaset bilimi ile ilgilenenelerin okuması gereken bir kitap.Yazar devlet olgusu etrafında şekillenen düşünceleri mitolojik tarihten 1945 yılına kadar olan süreci incelemiş.Devletin tarihsel kökenleri ile birlikte ideal devletin nasıl olması üzerine kkafa yoranların gündemlerine almalarında yarar var.

Yazarın biyografisi

Adı:
Necla Arat
Unvan:
Türk siyasetçi, yazar
Doğum:
İstanbul, 5 Ocak 1940
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe-Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Doktorasını aynı fakültenin Felsefe Bölümü'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde doçent ve profesör olarak öğretim üyeliği yaptı. Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü. Kurucusu olduğu Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin Müdürlüğü ile Kadın Çalışmaları Kürsüsünün Başkanlığı görevlerinde bulundu. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çağdaş Eğitim Vakfı, ANAÇEV, Türk Kadınlar Konseyi, Felsefe Derneği, Öğretim Üyeleri Derneği ve Kadın Araştırmaları Derneği gibi kuruluşlarda kurucu üye oldu. İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği'nin kurucu başkanı olup, koordinatörlüğünü üstlendi. Kadın Araştırmaları dergisinin editörlüğünü yaptı. Basılı 14 kitabının yanı sıra, çevirileri ve birçok bilimsel makalesi yurtiçi ve dışı yayınlarda yer aldı. 23.Dönem İstanbul milletvekili ve 23. Dönem'de APA Türk Grubu Üyesidir. Evli ve 3 çocuk annesidir.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 37 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.