Philippe Djian

Philippe Djian

Yazar
8.1/10
56 Kişi
·
135
Okunma
·
14
Beğeni
·
1.636
Gösterim
Adı:
Philippe Djian
Unvan:
Ermeni Kökenli Fransız Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 1949
Philippe Djian 1949’da Paris’te doğdu. Lisede okuduğu yıllarda, henüz 16 yaşındayken Gallimard yayınlarının satış bölümünde çalışmaya başladı. Raymond Queneau, Paul Morand ve Roger Grenier gibi yazarlarla bu dönemde tanıştı. Üniversitede bir yıl edebiyat, ardından bir yıl gazetecilik okudu. Öğrenimini yarıda bırakıp Amerika’ya gitti Altı ay kadar, Rockefeller Center’daki bir Fransız kitabevinde çalıştı. Daha sonra Kolombiya’ya geçti. Dört ay kaldığı bu ülkede seçimler ve gerillalar üstüne bir yazı dizisi hazırladı. Fransa’ya dönüşünde bu derlemeyi L’Humanité Dimanche dergisine sattı. Gazetelerde makaleler ve yazı dizileri kaleme aldı. 1981-1984 arasında Bleu comme l’enfer (Cehennem Mavisi) ve Zone érogène (Erojen Bölge) adlı iki roman yayımladı. Bleu comme l’enfer, Yves Boisset tarafından 1985 yılında filme alındı. Djian, asıl başarısını 1985 yılında yayımladığı 37°2 le matin adlı romanıyla elde etti. Jean-Jacques Beineix’in bir yıl sonra Betty Blue adıyla sinemaya uyarladığı bu roman, 800 000 satış rakamına ulaştı. 33 hafta gösterimde kalan filmiyse dört milyon kişi izledi. 1989 yılında Amerika’ya yerleşen Djian, iki yıl bu ülkede yaşadı. 1991-1993 yılları arasında, Floransa ve Bordeaux arasında yolculuklar yaparak Sotos adlı kitabını tamamladı. Aynı yıllarda, Flammarion yayınevinden ayrılıp dönemin en yüksek transfer ücretiyle Gallimard yayınlarına geçti. 1995 yılında İsviçre’ye yerleşen yazar, Assassins (Katiller), Criminels (Suçlular) ve Sainte-Bob (Aziz Bob) üçlemesini burada tamamladı. 1999’da Paris Film Festivali jüri üyeliğine seçildikten sonra yeniden ülkesine döndü. 2002 yılında, Céline, Hemingway, Kerouac, Cendrars, Salinger ve Brautigan gibi sevdiği yazarlar üstüne kaleme aldığı yazılarını Ardoise (Arduvaz) başlıklı derlemede bir araya getirdi. Aynı yıl Ça, c’est un baiser (Buna Öpücük Denir) başlıklı romanını, 2003 yılında da son kitabı Sürtüşmeler’i yayımladı. Fransa’nın en Amerikanvari ve avangard yazarlarından biri sayılan Djian’ın romanları yirmi ülkede yayımlandı. Yazar, karısı ve üç çocuğuyla halen Paris’te yaşıyor.
- Kocası mısınız?
- Hayır, dedim.
- Yakını mısınız?
- Hayır, geri kalan her şeyiyim.
Hayat bir self servis tezgâhına benziyordu, yemekleri önünüzden geçip gitmeden yakalamayı bilmek gerekiyordu.
Bana baktı ve güldü. Kendimi salak gibi hissettim; çünkü bunu unutmuştum, gülmenin nasıl bir şey olduğunu unutmuştum.
Sersemin teki gelip kulağıma hayatta bir defa ölündüğünü söylese gerçek bir sağırla karşılaşırdı.
Gerçek bir Aşk hikâyesinin asla sonu gelmez. Bu saçma sapan öykülerdeki kadar basit değildir. Tüy kadar hafif bir kafayla biraz daha yükseğe uçmak hayal edilmelidir...
Philippe Djian
Sayfa 366 - Ayrıntı
Şunu kabul etmek gerekir ki bu ölümlü dünyada, ne yaparsan yap her şeyin bir sırası oluyordu. Gündüzü ve geceyi yaşıyorsunuz, mutluluğu ve acıyı tadıyorsunuz, tüm gücünüzle bunları karıştırıp her sabah büyük bir bardak içiyorsunuz. İşte sonunda insan oluyorsunuz. Aramıza hoş geldiniz, dostum. Hayatın eşsiz ve buruk bir güzelliğinin olduğunu göreceksiniz.
336 syf.
·Beğendi·7/10
Koşulsuz aşkın, deliliğin, çift olmanın bir olmak demek olduğu, zaman zaman hayretlere düşüren, zaman zaman gülümseten, zaman zaman da hüzne götüren farklı bir roman, filmi de çok güzel çekilmiş olan bir klasik yer altı edebiyat örneği
336 syf.
·10/10
Yürek sızlatan bir roman. yüreğime dokundu. Aslında ilk filmini izledim. Tabi aradan baya zaman geçti. Sonra kitabına denk geldim ve hemen aldım. şimdi üstüne filmini yine izlicem. Şiddetle tavsiye ederim. Yazarın diğer kitaplarınıda incelemedeyim. :)
336 syf.
muhteşem ve gerçek bir aşk hikayesine hoş geldiniz kitap okuma tarzıma en uzak tarz olan "Aşk" konulu bir kitap içinde kendimi kaybetmeme neden oldu. gerçek bir aşk hikayesi okumak isteyenler kaçırmaması gereken bir kitap
336 syf.
·Beğendi·10/10
.beklentisizlik,vazgeciş.aşkın atesleyici gücü.öteki yarını buldugunda tam bir iyleşme halinden ziyade içine attgın öfkelerle birlikte herseyi beraberce yakıp yıkma arzusu.gidilecek yeri(sonucu)değil yolu sevme durumu.bu yol hiçbiryere gitmezin romani
336 syf.
·9 günde·4/10
Genelde kitapları yarım bırakmamak için çaba sarfederim fakat üzülerek söylüyorum ki son 150 sayfasını atlaya atlaya okudum. Kitabın anlatımı akıcı değildi, hikaye ilgimi çekmedi. Belki de bu karakterleri benimseyemediğimdendir. Son zamanlarda aldığıma pişman olduğum tek kitaptı maalesef.
336 syf.
·Beğendi·10/10
Kesinlikle Dövüş Kulübünden sonra yeraltı edebiyatı klasiklerimin başında geliyor.Harika bir kitap
336 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Başlarda kitap elinizde akıp gidiyor, ama içinizde pek fazla duygu uyandırmıyor. Fakat sonlara yaklaştıkça kendinizi onların yerine koyduğunuzu hissediyorsunuz. Betty'yle birlikte sinirlenip anlatıcıyla birlikte hüzünlenmeye başladığınızda artık kitabın esiri oluyorsunuz ve sondan önceki bölümde Betty için ağladığınızda kafanızda bir çok şeyi de sorgulama fırsatı buluyorsunuz. Sade diline rağmen etkileyici bir roman.
176 syf.
·Beğendi·7/10
En iyi anlatacak yorum sanki bir Woody allen filmi gibi ,modern Zaman insanının çarpık ilişkileri ,iletişim sorunları ,yaşadıkları hayal kırıklıkları ve yeraltı edebiyatına uygun değişik bir son
176 syf.
·4 günde·8/10
Michelle çekirdek ailesinden çektiği kadar kimseden çekmedi... Tabi bir de hayatına giren erkeklerden...

O, babasının bir psikopat olmasının cezasını bütün hayatı boyunca azar azar çeken 50'ye merdiven dayamış bir kadın...
O, oldukça başarılı bir senarist
O, bir anne... (başarılı olup olmadığı tartışılır)
O, çatlak annesinin dert ortağı
O, boşanmış kocasını yeni nişanlısıyla birlikte hayatına dahil etmek zorunda kalan bir madur
O, en yakın arkadaşına günahların en mühimini işleyen bir suçlu
O, yaşadığı tecavüze akla hayale gelmeyecek bir tepki veren enterasan şahsiyet...

Saymakla bitmez. Buyurun bayan Michelle'in hayatına 172 sayfa boyunca eşlik edin.

Ben ilk defa yeraltı edebiyatı tarzında bir kitap okudum. Temkinli yaklaştığım "Vay..." , bana "Vay be..." dedirtmeyi başardı. Bu sebeple değişik tarz kitapları denemek isteyenler için iyi bir başlangıç olabilir diye düşünüyorum.

Kitabın tek eksisi bölümlere ayrılmış olmaması. Kimi zaman karakterler karışabiliyor. Özellikle eski koca ve yeni sevgili ikisi de R harfiyle başlayınca beyin komik karışıklıklara sebep olabiliyor.

Keyifli okumalar...
144 syf.
·3 günde·6/10
Anlamsız bir son nedeniyle kitaptan alınan tat azalıyor. Çok daha iyi olabilecekken kendi kendini bitirmiş bir kitap. Anlamsız bir son nedeniyle kitaptan alınan tat azalıyor. Çok daha iyi olabilecekken kendi kendini bitirmiş bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Philippe Djian
Unvan:
Ermeni Kökenli Fransız Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 1949
Philippe Djian 1949’da Paris’te doğdu. Lisede okuduğu yıllarda, henüz 16 yaşındayken Gallimard yayınlarının satış bölümünde çalışmaya başladı. Raymond Queneau, Paul Morand ve Roger Grenier gibi yazarlarla bu dönemde tanıştı. Üniversitede bir yıl edebiyat, ardından bir yıl gazetecilik okudu. Öğrenimini yarıda bırakıp Amerika’ya gitti Altı ay kadar, Rockefeller Center’daki bir Fransız kitabevinde çalıştı. Daha sonra Kolombiya’ya geçti. Dört ay kaldığı bu ülkede seçimler ve gerillalar üstüne bir yazı dizisi hazırladı. Fransa’ya dönüşünde bu derlemeyi L’Humanité Dimanche dergisine sattı. Gazetelerde makaleler ve yazı dizileri kaleme aldı. 1981-1984 arasında Bleu comme l’enfer (Cehennem Mavisi) ve Zone érogène (Erojen Bölge) adlı iki roman yayımladı. Bleu comme l’enfer, Yves Boisset tarafından 1985 yılında filme alındı. Djian, asıl başarısını 1985 yılında yayımladığı 37°2 le matin adlı romanıyla elde etti. Jean-Jacques Beineix’in bir yıl sonra Betty Blue adıyla sinemaya uyarladığı bu roman, 800 000 satış rakamına ulaştı. 33 hafta gösterimde kalan filmiyse dört milyon kişi izledi. 1989 yılında Amerika’ya yerleşen Djian, iki yıl bu ülkede yaşadı. 1991-1993 yılları arasında, Floransa ve Bordeaux arasında yolculuklar yaparak Sotos adlı kitabını tamamladı. Aynı yıllarda, Flammarion yayınevinden ayrılıp dönemin en yüksek transfer ücretiyle Gallimard yayınlarına geçti. 1995 yılında İsviçre’ye yerleşen yazar, Assassins (Katiller), Criminels (Suçlular) ve Sainte-Bob (Aziz Bob) üçlemesini burada tamamladı. 1999’da Paris Film Festivali jüri üyeliğine seçildikten sonra yeniden ülkesine döndü. 2002 yılında, Céline, Hemingway, Kerouac, Cendrars, Salinger ve Brautigan gibi sevdiği yazarlar üstüne kaleme aldığı yazılarını Ardoise (Arduvaz) başlıklı derlemede bir araya getirdi. Aynı yıl Ça, c’est un baiser (Buna Öpücük Denir) başlıklı romanını, 2003 yılında da son kitabı Sürtüşmeler’i yayımladı. Fransa’nın en Amerikanvari ve avangard yazarlarından biri sayılan Djian’ın romanları yirmi ülkede yayımlandı. Yazar, karısı ve üç çocuğuyla halen Paris’te yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 135 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 85 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.