Philippe Djian

Philippe Djian

Yazar
8.1/10
124 Kişi
·
309
Okunma
·
24
Beğeni
·
1.987
Gösterim
Adı:
Philippe Djian
Unvan:
Ermeni Kökenli Fransız Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 1949
Philippe Djian 1949’da Paris’te doğdu. Lisede okuduğu yıllarda, henüz 16 yaşındayken Gallimard yayınlarının satış bölümünde çalışmaya başladı. Raymond Queneau, Paul Morand ve Roger Grenier gibi yazarlarla bu dönemde tanıştı. Üniversitede bir yıl edebiyat, ardından bir yıl gazetecilik okudu. Öğrenimini yarıda bırakıp Amerika’ya gitti Altı ay kadar, Rockefeller Center’daki bir Fransız kitabevinde çalıştı. Daha sonra Kolombiya’ya geçti. Dört ay kaldığı bu ülkede seçimler ve gerillalar üstüne bir yazı dizisi hazırladı. Fransa’ya dönüşünde bu derlemeyi L’Humanité Dimanche dergisine sattı. Gazetelerde makaleler ve yazı dizileri kaleme aldı. 1981-1984 arasında Bleu comme l’enfer (Cehennem Mavisi) ve Zone érogène (Erojen Bölge) adlı iki roman yayımladı. Bleu comme l’enfer, Yves Boisset tarafından 1985 yılında filme alındı. Djian, asıl başarısını 1985 yılında yayımladığı 37°2 le matin adlı romanıyla elde etti. Jean-Jacques Beineix’in bir yıl sonra Betty Blue adıyla sinemaya uyarladığı bu roman, 800 000 satış rakamına ulaştı. 33 hafta gösterimde kalan filmiyse dört milyon kişi izledi. 1989 yılında Amerika’ya yerleşen Djian, iki yıl bu ülkede yaşadı. 1991-1993 yılları arasında, Floransa ve Bordeaux arasında yolculuklar yaparak Sotos adlı kitabını tamamladı. Aynı yıllarda, Flammarion yayınevinden ayrılıp dönemin en yüksek transfer ücretiyle Gallimard yayınlarına geçti. 1995 yılında İsviçre’ye yerleşen yazar, Assassins (Katiller), Criminels (Suçlular) ve Sainte-Bob (Aziz Bob) üçlemesini burada tamamladı. 1999’da Paris Film Festivali jüri üyeliğine seçildikten sonra yeniden ülkesine döndü. 2002 yılında, Céline, Hemingway, Kerouac, Cendrars, Salinger ve Brautigan gibi sevdiği yazarlar üstüne kaleme aldığı yazılarını Ardoise (Arduvaz) başlıklı derlemede bir araya getirdi. Aynı yıl Ça, c’est un baiser (Buna Öpücük Denir) başlıklı romanını, 2003 yılında da son kitabı Sürtüşmeler’i yayımladı. Fransa’nın en Amerikanvari ve avangard yazarlarından biri sayılan Djian’ın romanları yirmi ülkede yayımlandı. Yazar, karısı ve üç çocuğuyla halen Paris’te yaşıyor.
"Böyle bir kızı bulmayı nasıl becerdiğimi merak ediyordum doğrusu; ama öte yandan da Kuzey Kutup'na kapanmış olsaydım bile er ya da geç boynunun etrafını sarmalayan
mavi bir rüzgarla buzların üzerinde gezinirken ona rastlayacağımı biliyordum."
İnsan kendini aşmaya çalıştığı zaman asla pişmanlık duymuyor, bu her zaman insanın moralini düzeltiyor.
Philippe Djian
Sayfa 216 - Ayrıntı
Bana baktı ve güldü. Kendimi salak gibi hissettim; çünkü bunu unutmuştum, gülmenin nasıl bir şey olduğunu unutmuştum.
144 syf.
·5/10
Yeraltı edebiyatı türünde okuduğum ilk kitap. Ara sıra böyle değişik türlerde okumalar yapmak niyetindeydim. Bu kitabı okuduktan sonra buna hiç gerek olmadığını anladım. Bu niyetimi askıya almakla beraber bu tarz kitapların gerek edebi açıdan gerekse fikirsel açıdan okura bir şeyler katmayacağını söyleyebilirim. Kitabın arka kapağında yazar için deha sıfatı kullanılmış, oysa ne bir dehalık gördüm ne de bir yaratıcılık. Anlatımı sade ve gayet basit olan bir kitaptı. Olayların dayanık noktasını ve gelişimini ikisi arasındaki boşlukları okuyucunun hayal gücüne bırakmış olması yazarın kolaya kaçtığını gösteriyor. Yazar da deha falan değildi açıkçası. Yazarı ve kitabını pazarlamak için iyi bir satış stratejisi sadece. Bütün bunları göz önünde bulundurarak gerçek ve güzel edebiyatın değerini bir kez daha anlamış oldum.
368 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Son 1 senede okuduğum en iyi kitaplardan biriydi.
Aşk işte, hem çok güzel, hem çok çirkin... çoğu zaman da hırçın. Aşk’ı en güzel anlatan kitaplardan biri. Karakterlerin betimlemeleri çok net yapılmış, adeta karşınızda oturuyorlar. Kitap beni gerçekten büyüledi.
336 syf.
·Beğendi·7/10
Koşulsuz aşkın, deliliğin, çift olmanın bir olmak demek olduğu, zaman zaman hayretlere düşüren, zaman zaman gülümseten, zaman zaman da hüzne götüren farklı bir roman, filmi de çok güzel çekilmiş olan bir klasik yer altı edebiyat örneği
368 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Nasıl anlatsam acaba , nereden başlasam diye düşünüyorum iki gündür, bazen böyle oluyorum çok sevdiğim eserleri bir türlü anlatamıyorum. Az da olsa yazmalıyım ama ... Filmi kitabından daha meşhur olan bu eserden sizi haberdar etmeliyim, okumayanınız varsa okutmayı başarmalıyım. 


Bir barakada yaşayan, civardaki barakaların tamir işleri ile para kazanan otuz beş yaşında genç bir adam ve onun çok güzel sevgilisi  Betty... Anlatıcımız bu tamirci adam baştan sona Betty ile yaşadığı bir yıllık süreyi, geçmişte yazıp sakladığı kitabını, bu kitap yüzünden ona büyük anlamlar yükleyen güzel Betty'i öyle bir anlatıyor ki ; onlarla birlikte adım attım her seferinde bende... Ve sonlara doğru yaşananları asla ama asla tahmin edemezdim, muhteşem bir son olmuş.


Yer altı edebiyatının şahane örneklerinden, çok argo var, çok küfür var ama bunlar romanın içinde öyle bir yer alıyor ki asla göze batmıyor. 


Ben henüz filmini izlemedim, hayalimde yarattığım karakterler o şekilde kalsın istiyorum bir süre daha ..


Okuyun bence seversiniz

Sevgiler
368 syf.
·6/10
kesinlikle yeraltı edebiyatı kategorisinde değil.
ilk 150 sayfa akıcıydı ama son 150 sayfa çok zor okundu. sanki olaylar birbirini tekrar ediyor gibi bir hissiyat yarattı. tekrar söylüyorum, yeraltı edebiyatı kategorisine ait değil.
336 syf.
·10/10
Yürek sızlatan bir roman. yüreğime dokundu. Aslında ilk filmini izledim. Tabi aradan baya zaman geçti. Sonra kitabına denk geldim ve hemen aldım. şimdi üstüne filmini yine izlicem. Şiddetle tavsiye ederim. Yazarın diğer kitaplarınıda incelemedeyim. :)
336 syf.
muhteşem ve gerçek bir aşk hikayesine hoş geldiniz kitap okuma tarzıma en uzak tarz olan "Aşk" konulu bir kitap içinde kendimi kaybetmeme neden oldu. gerçek bir aşk hikayesi okumak isteyenler kaçırmaması gereken bir kitap
384 syf.
·5 günde·9/10
İncelemeleri artık elimden geldiğince kitapla eş zamanlı olarak yazmayı düşünüyorum. Şu an ellinci sayfadayım ve kitap gayet akıcı. Betty ve baş karakter arasındaki ilişki karakterlerine ve yaşadıkları hayatlara zıt değil. Vıcık vıcık "ah ben onsuz n'aparım" demeden de aşk betimlenebiliyor demek ki. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bi Tutku kitabıyla genel hatlarıyla benziyor. Esinlenme olabilir diye düşünüyorum. Kitabı cidden sevdim, 2020de okuduğum en akıcı en iyi kitap diyebilirim. Gördüğüm ilk ayrıntı yayınları kitabıydı bu arada. O meşhur "Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkarların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların... Dili, sesi. Yeraltı Edebiyatı." metnini ilk burada görmüştüm. Yaş on üç falan.
Doksanıncı sayfadayım gayet akıcı gidiyor, kitabı bıraktıktan birkaç saat sonra özlüyorsunuz.
Şu an yüz yirminci sayfadayım bugün pek okuyamadım çünkü sayfalar geçtikçe Bettynin psikolojisini daha rahat daha keskin sınırlarla anlamaya başlamamız dışında bir gelişme yok. Bu yüzden her ne kadar akıcı bir kitap olsa da dikkatim başka yöne kayıyor.
Kitap bitti, okunabilirliği yüksek gayet akıcı bir kitap. Yüz yirminci sayfadan sonra eş zamanlı bir şey yazmadım çünkü daha önce yazdıklarımdan farklı bir düşüncem olmadı. Zaman zaman sıktı, atlama ihtiyacı duydum ama atladığımda da mecburen geri döndüm çünkü bir sayfada olan bir olay gelecek sayfalardaki olayları baya etkiliyor. E tabi atlasam da olurdu ama okuma zevkini bozardı, koparırdı kitaptan.
Kitap psikolojik sorunları olan bir kadının, psikolojik olarak çok da sağlıklı olmayan bir adamla aşkını anlatıyor. Aşk dediğime bakmayın, dibine kadar romantik bir ilişki değil bu. Tanıtım bülteninde yazdığı gibi yırtıcı bir aşk da değil. Sorunlu insanların yaşadığı sorunsuz bir aşk. Yırtıcılık ve romantizm de var işin içinde tabi ama doğru tanımlama o kelimeler değil.
Son olarak ben kitabı baya sevdim, ilk onuma koyar mıyım bilmiyorum ama keyifle okunabilecek bir kitap öner deseler kesinlikle ilk Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü'nü ve Betty Blue'yu öneririm.

Yazarın biyografisi

Adı:
Philippe Djian
Unvan:
Ermeni Kökenli Fransız Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 1949
Philippe Djian 1949’da Paris’te doğdu. Lisede okuduğu yıllarda, henüz 16 yaşındayken Gallimard yayınlarının satış bölümünde çalışmaya başladı. Raymond Queneau, Paul Morand ve Roger Grenier gibi yazarlarla bu dönemde tanıştı. Üniversitede bir yıl edebiyat, ardından bir yıl gazetecilik okudu. Öğrenimini yarıda bırakıp Amerika’ya gitti Altı ay kadar, Rockefeller Center’daki bir Fransız kitabevinde çalıştı. Daha sonra Kolombiya’ya geçti. Dört ay kaldığı bu ülkede seçimler ve gerillalar üstüne bir yazı dizisi hazırladı. Fransa’ya dönüşünde bu derlemeyi L’Humanité Dimanche dergisine sattı. Gazetelerde makaleler ve yazı dizileri kaleme aldı. 1981-1984 arasında Bleu comme l’enfer (Cehennem Mavisi) ve Zone érogène (Erojen Bölge) adlı iki roman yayımladı. Bleu comme l’enfer, Yves Boisset tarafından 1985 yılında filme alındı. Djian, asıl başarısını 1985 yılında yayımladığı 37°2 le matin adlı romanıyla elde etti. Jean-Jacques Beineix’in bir yıl sonra Betty Blue adıyla sinemaya uyarladığı bu roman, 800 000 satış rakamına ulaştı. 33 hafta gösterimde kalan filmiyse dört milyon kişi izledi. 1989 yılında Amerika’ya yerleşen Djian, iki yıl bu ülkede yaşadı. 1991-1993 yılları arasında, Floransa ve Bordeaux arasında yolculuklar yaparak Sotos adlı kitabını tamamladı. Aynı yıllarda, Flammarion yayınevinden ayrılıp dönemin en yüksek transfer ücretiyle Gallimard yayınlarına geçti. 1995 yılında İsviçre’ye yerleşen yazar, Assassins (Katiller), Criminels (Suçlular) ve Sainte-Bob (Aziz Bob) üçlemesini burada tamamladı. 1999’da Paris Film Festivali jüri üyeliğine seçildikten sonra yeniden ülkesine döndü. 2002 yılında, Céline, Hemingway, Kerouac, Cendrars, Salinger ve Brautigan gibi sevdiği yazarlar üstüne kaleme aldığı yazılarını Ardoise (Arduvaz) başlıklı derlemede bir araya getirdi. Aynı yıl Ça, c’est un baiser (Buna Öpücük Denir) başlıklı romanını, 2003 yılında da son kitabı Sürtüşmeler’i yayımladı. Fransa’nın en Amerikanvari ve avangard yazarlarından biri sayılan Djian’ın romanları yirmi ülkede yayımlandı. Yazar, karısı ve üç çocuğuyla halen Paris’te yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 309 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 182 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.