Ralph Ellison

Ralph Ellison

Yazar
8.1/10
17 Kişi
·
35
Okunma
·
6
Beğeni
·
1213
Gösterim
Adı:
Ralph Ellison
Unvan:
Afrikalı-Amerikalı Yazar.
Doğum:
Abd, 1914
Ölüm:
Abd, 1994
Ralph Ellison (1 Mart 1913 – 16 Nisan 1994) Afrikalı-Amerikalı yazar.
1953 yılında Ulusal Kitap Ödülü'nü kazanan Görünmez Adam (Invisible Man) romanıyla tanınır. 1940'larda, New York'ta yaşayan isimsiz bir zencinin gözünden aktarılan hikâye, insanın toplum içindeki yerini ve kimliğini aramasını anşatır. Benzer temaları işleyen çağdaşı James Baldwin'in aksine, Ellison'ın karakterleri iyi eğitimli ve bilinçli olmalarıyla dikkat çeker.
Tam adı Ralph Waldo Ellison olan yazar, 1994'te New York'ta pankreas kanserinden ölmüştür.
Ralph Ellison tahmini olarak 1913 yıllarında Oklahoma City'de doğdu. Ellison'un babası küçük bi işletme sahibi idi ve Ellison 3 yaşındayken ölmüştür. Daha küçük yaşlarda müziğe ilgi duymuş, trompet ve piyona dersleri almıştır. Ellison Oklahoma City'deki muhteşem Jazz sanatcılarının olduğu zamanlar yaşamıştır. 1933 yılında Müzik dalında aldığı burs ile Tuskegee Institute'ye girmiştir
“Hırs çok güzel bir güçtür,” dedi, “fakat bazen insanı kör edebilir... Öte yandan başarıya da ulaştırabilir.
Ralph Ellison
Sayfa 153 - İletişim Yayınları
Pamuk tarlalarındaki en sersem zenci bile bilir ki, bir beyazı hoşnut etmenin yolu ona yalan söylemektir.
Ralph Ellison
Sayfa 116 - İletişim Yayınları
... yalnızca benden beklenen şeyleri yapmaya çalışmakla neleri, ne çok şey yitirmiştim?
Nasıl boş, nasıl anlamsızcasına boşa harcayıştı bu kendini!
Ralph Ellison
Sayfa 216 - İletişim Yayınları
544 syf.
Diğerlerinin sahip olduklarından daha değersiz görülen gölgesiyle aynı renkte olan benim gibiler, cezaya uğramadan rengi kirli beyazı dahi andırmayan adama dokunmanın olanaksız olduğu zamanlarda, yere daha sert basarak yürürlerdi.

Çünkü...

Yargılanma duygusu içinde, belki de en azından gölgelerinin renginin daha koyu, daha görünür hale geleceğini düşünerek, daha sert basarlardı yarılsa da içine girsem dedikleri yere; kalbinde korku olanlar öyle kolay tanınmıyorlar bu topraklarda işte...

Belagatim nazik kulak zarınıza biraz baskı yaparsa sevinirim zira bunlar kuru sözler değil.

Aynı adam olmak zordur...

Genç yaşınızda, "Bu yerde kalabilmek için gerekirse memleketteki zencilerin her birini bir ağaca astırırım..." diyen 'beyaz sevici' zenci eğitimcinin üstüne bir de kendi kızını hamile bırakmış bir zencinin, gölgesi değerli olanlar tarafından "dehlenmek" yerine, yanlışının üstünün örtüldüğünü gördüğünüzde, gerçekte size yakıştırılan "insan müsveddesi" tabirini ve dahi ruhun renginin beyaz olup olmadığını sorgulamaya başlarsınız!!!

Boşlukta yer kaplayan cevherler olarak ne kadar da farklı arazlarımız var, değil mi?

Gösteriye ihtiyacı olmadığı söylenen kuvvetin gırtlağınızı gitgide daha çok sıkması ile, ne ironiktir, baş-kalkmaya başlar. İsyanları bile ölü doğan biri olsaydınız, enkazın altından sert mi, ılımlı mı baş verirdiniz? Henüz başarılmamış başarıları söyleyen notalar kulağa hoş gelir lakin gençken gözlerinizi kapatıp gelecekten kesitler sunsalardı size, "tanır mıydınız kaderinizi?" Düşlerindeki eksiksiz başarıyı yakalayan var mı?

Aklımda dahi yokken suç işlemiş olmakla suçlandırıldığımı unutamam; itibar getireceğini düşündüğünüz bilgilerinizin nasıl bir dirençle engellendiğini unutmazsınız.

Neyin reva görülen cezasıdır bu? Neyin rekabetidir bu? İnsanların bakışlarının körlüğüyle müttefik olmayı hayal etmemiştim. Mega-saydamlık mı benim fıtratım? Yoo, görmek istemedikleri için görülmezim ben, bu sebepten "görünmezim" demiyorum. "İnsan görülmez olunca, iyilik, kötülük, namusluluk, namussuzluk gibi sorunları öyle değişken şekillerde anlar ki, birini ötekine karıştırır" Mesela, "Hiçbir zaman, namuslu, açık yürekli olmaya çalıştığım zamankinden daha çok nefret etmemişlerdir benden."

Şu var ki, saflığın rengi beyaz değildir, artık biliyorum. Tabii siz şimdi zenci olduğum için bunu başka şekilde anlamaya teşnesiniz... Kendi milletinizin içinde de görülmezlikten gelinenler yok mu? Hülasa, söylediğim şeyin sadece insan renkleriyle alakası yok. Sadece, ben kendi yaşadıklarımı anlatıyorum, yoksa tenakuza düşmüyorum, bilinsin.

"... tanımasak da tanıdıklarımızı, yakınları içinde uzak olanları, söyleyeceklerini ağır gülümseyişlerle, kan ve şiddetle, küçük görme ve alçakgönüllülükle uzata uzata söyleyenleri, yaşamlarımızın sınırlarını ve tutkularımızın sınırsız cüretini, daha yükseklere çıkmak için duyduğumuz sabırsızlığın insanın başını döndüren çılgınlığını bize anlatırken masum sözlerle uyarmış, tehdit etmiş, göz dağı vermiş olanları; konuşurlarken, içimde, çiğnedikleri tütünün suyuymuş gibi çenelerinden akıp duran kan köpükleriyle, dudaklarının üzerinde bir milyon zenci köle sütanasının kurumuş memelerininin pıhtılaşmış sütüyle gizli hayaller, kaynağımızda emilmiş ve şimdi o kadar iğrenç bir şekilde yüzümüze kusulan varlığımızın hain ve akıcı bilgisini uyandıranları nasıl karşıladık, nasıl yüz yüze gelirdik onlarla"

Ajitasyon olarak algılamayın söylediklerimi. Görülmeziz dediysek kör de değiliz heralde...

Yaşamdan dışlanan salt bedene indirgenmek... Aşina mısın sen de? Gündüzleri "gündüz feneri" muamelesi görürüm ya da haber getirmeyen rüzgar kadar değerim vardır fakat, "Işıksızken yalnızca görülmez değil, şekilsiz de oluyorum ve insanın kendi şeklinin farkında olmaması, ölümü yaşaması gibi bir şey." Ayrıca, görülmeyen adamın yön duygusu da yoktur; yüzümü kaybettiğim için yönleri de yok sayabilirim pek ala.

Söylemeden edemeyeceğim: Size karşı bir sorumluluk hissetmiyorum; görülmeyen birinin kime, neye karşı sorumluluğu olabilir ki zaten? "Sorumsuzluk, görülmezliğimin bir parçasıdır benim; ne yandan bakarsanız bakın, bir yadsımadır o."

Hadi şimdi "ölene kadar umutlandırın" beni bu anlattıklarımdan sonra... Bir nebze bana karşı sorumlu hissediyorsunuzdur artık kendinizi! Ya da boşverin.

Nihayetinde...

Görülmeyenlerin ağzından çıkanlar 'sözcük' olarak kabul görmese de sözcük olmayan sözcüklerin de sevdaları vardır...

İnsan olan yerleriniz sızlamasın, kıyamam!!! Ten izi olmayan bir ses' den ezgiler dinlediniz. Radyoyu kapatabilirsiniz...
544 syf.
·Puan vermedi
Gerçek şu ki, insan hastalığının bir kısmını kendi içinde taşıyor ben bunu görülmez bir adam olarak yapıyorum diyordu. İsmi ve yaşamı olmayan adam. Bir başkaldırı bir direniş öyküsü bu... Beyazın siyaha olan sömürünün, haksızlığın, eşitsizliğin davası... Ne ismi ne de toplumsal katmanda bir yeri olanın macerası... Kendi verdikleri mücadelede bir hayat değil, bir örgütlenme biçimi değil sorgusuz sualsiz robot yaratmaya çalışan ve buna karşı çalışan bir anonaymus'un tabi ve içten gelen dalgası...
544 syf.
·Beğendi·9/10
Var olmak ne demek bilir misiniz? Var olmanın tanımı nedir sizce? Ya içindesinizdir bu çemberin yada dışında yer alacaksınızdır... Var olduğunu sanırken aslında hiç bir zaman var olmadığını sana usulca fısıldayan bir ses adı vicdan... Kitap şöyle başlar odamın her yerini floresan lambalarla donattım daha aydın daha aydınlık olsun istedim... Ama aydınlıkta bile görülmeyendim ben... O kadar güzel örneklerle doludur ki boks maçında birbirleriyle kavga ettirilen aynı ten aynı geçmişe sahip olan onlar... Maçı kazana verilen ödülün elektrik verilmiş bir halı üzerine bırakılan altına benzetilmiş çikolatalar ve büyük ödül 5 dolar.
544 syf.
·Beğendi·9/10
İdealizmin realizme yenilmesinin öyküsüdür bu roman. Özellikle olumsuz şartlar (eğitimsizlik, fakirlik, zenci olmak) fazlaysa işiniz daha da zordur. İlginç olan, kahramanın daha çok zencilerden darbe yemesi. Kendileri için çabaladığınız kişilerden gelince darbe sonuç da kaçınılmaz oluyor. Ben oldukça başarılı buldum romanı.
544 syf.
·18 günde·4/10
Kitabın anlatım dili (yarı şiirsel) ve içerik çok sıkıcıydı. "Irkçılık" mesajından dolayı ön plana çıktığını düşünüyorum. Çok zor bitirdim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ralph Ellison
Unvan:
Afrikalı-Amerikalı Yazar.
Doğum:
Abd, 1914
Ölüm:
Abd, 1994
Ralph Ellison (1 Mart 1913 – 16 Nisan 1994) Afrikalı-Amerikalı yazar.
1953 yılında Ulusal Kitap Ödülü'nü kazanan Görünmez Adam (Invisible Man) romanıyla tanınır. 1940'larda, New York'ta yaşayan isimsiz bir zencinin gözünden aktarılan hikâye, insanın toplum içindeki yerini ve kimliğini aramasını anşatır. Benzer temaları işleyen çağdaşı James Baldwin'in aksine, Ellison'ın karakterleri iyi eğitimli ve bilinçli olmalarıyla dikkat çeker.
Tam adı Ralph Waldo Ellison olan yazar, 1994'te New York'ta pankreas kanserinden ölmüştür.
Ralph Ellison tahmini olarak 1913 yıllarında Oklahoma City'de doğdu. Ellison'un babası küçük bi işletme sahibi idi ve Ellison 3 yaşındayken ölmüştür. Daha küçük yaşlarda müziğe ilgi duymuş, trompet ve piyona dersleri almıştır. Ellison Oklahoma City'deki muhteşem Jazz sanatcılarının olduğu zamanlar yaşamıştır. 1933 yılında Müzik dalında aldığı burs ile Tuskegee Institute'ye girmiştir

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 35 okur okudu.
  • 139 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.