Ranajit Guha

Dünya-Tarihinin Sınırında Tarih yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
16
Okunma
1
Beğeni
2.445
Görüntülenme

Hakkında

Hintli Güney Asya tarihçisi. Tarihyazımı alanının çehresini değiştiren Subaltern Studies (Madun Çalışmaları) grubunun kurucusu ve 1982'den itibaren grubun çalışmalarının yayınlandığı aynı adlı antolojilerin kurucu editörüdür. 1960'larda Hindistan'dan ayrılıp İngiltere'ye göçen Guha 1988'de emekli olana kadar Hindistan, İngiltere, ABD ve Avustralya'da çeşitli üniversitelerde çalışmıştır ve halen Viyana'da yaşamaktadır. Sömürgeci, milliyetçi ve çoğunun içinden geldiği Marksist tarih anlayışlarını sıradan insanları fail olarak görememekle, eylemliliklerini değerlendirememekle suçlayan ve şimdiye kadar geleneksel tarih anlatılarından dışlanmış olan köylüler, kabile mensupları, işçiler gibi "madun" kesimlerden (terimi Gramsci'den ödünç almışlardı) insanların sürdürdükleri hayatı tarihyazımının merkezi haline getiren Madun Çalışmaları grubu, başlangıçta Guha'nın öncülüğünde bir araya gelen altı tarihçiden oluşuyordu. Guha Subaltern Studies'in ilk altı cildinin editörlüğünü yaptıktan sonra bu işi diğer arkadaşlarına devretmesine rağmen antolojilere katkıda bulunmayı sürdürdü. Guha burada yayımlanan, başta "Sömürge Hindistanı'nın Tarihyazımının Bazı Veçheleri Üzerine" adlı artık bir klasik sayılan makalesi olmak üzere çok sayıda makalesinin yanı sıra tarih, tarihyazımı ve siyaset alanında çok önemli kitaplara imza attı: A Rule of Property for Bengal (1963, 1996), Elementary Aspects of Peasant Insurgency in Colonial India (1983) ve Dominance without Hegemony: History and Power in Colonial India (1998).
Ünvan:
Hintli Güney Asya Tarihçisi, Yazar
Doğum:
Siddhakati, 23 Mayıs 1922

Okurlar

1 okur beğendi.
16 okur okudu.
1 okur okuyor.
16 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Düşünceye bir sı­nır çekmek için, der Wittgenstein, "düşünülebilir sınırın her iki ta­rafını da bulmak durumundayız (yani, düşünülemez olanı da düşünebilmeliyiz)."
Tagore
Ona göre, tarihyazımı sadece imparator­luklar, hükümdarlar ve onların yaptığı kamusal işlerle ilgileniyor­du. Böylesi bir tarihsel temsilde, herhangi bir yazarın yaratıcı bir çalışmasına yer olamazdı. Dobra dobra serzenişte bulunuyor, "Tarihinizi alın da başınıza çalın" diyordu.
Reklam
Reklam