Robin Sloan

Robin Sloan

Yazar
7.6/10
41 Kişi
·
82
Okunma
·
2
Beğeni
·
780
Gösterim
"Bazıları hakikaten çok çalışıyorlar."
"Ne iş yapıyorlar?"
"İlahi, evlat!" dedi Penumbra, kaşlarını kaldırarak. Sanki cevabı herkesçe bilinen bir soru sormuştum.
"Okuyorlar..."
Tüm ekonomi bir anda müzik eşliğinde oynanan sandalye kapma oyununa dönüşmüştü; ben de olabildiğince çabuk bir şekilde herhangi bir yer kapma derdindeydim.
Festina Lente : Yavaşça acele et ! Ne fırsatları kaçıracak kadar tez canlı ol , ne fırsatları kaçıracak kadar yavaş.
... Kısacası, bilgisayarlar gün geçtikçe insanlardan daha zeki hâle geliyorlar ve biz de gösteriyi onların yönetmesine göz yumuyoruz.
320 syf.
·32 günde·9/10
Kitap nedense bir türlü sevemediğim birinci tekil şahıs anlatım ile yazılmış. Ancak yine bu kitapla birlikte gördüm ki bu yazım tarzı doğru kullanıldığında kesinlikle etkileyici olabiliyor. Sıradan bir kitapçıda geçen olaylar gizem dolu bir hikaye ile çok güzel aktarılmış. Sıkılmadan ve merakla okuyor, kitapçının sırrını yazarla birlikte çözmeye çalışıyorsunuz. Bu sırrı çözmeye çalışırken bir Google çalışanından yardım alıyor ve şirketin iç dünyasına dalış yapıyorsunuz. Doğrusu Google'daki gelişmelere ve çalışmalarına hayran kalmamak mümkün değil. Kısacası kitap zevkle okunacak ve fiziksel kitap sever biri olarak teknolojinin gerekliliğini de kanıtlayacak bir kitap. İyi okumalar.
320 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Bu kitap ile "Festina Lente" felsefesi hayatıma girdi. Anlamı "Yavaşça acele et! Ne fırsatları kaçıracak kadar tez canlı ol, ne de fırsatları kaçıracak kadar yavaş."
Tam olarak beni anlatan bu cümle bile kitabı sevmeme etkendi. Fakat kitap tabii ki bir cümleden ibaret değil. Gizemli, hareketli bir temposu var. Okuru sıkmıyor. Tempoyu yeteri kadar yukarıda tutuyor.
Tek hayal kırıklığım şu oldu: Kitabın isminden ve belki kapağın da etkisinden dolayı fantastik bir kitap bekliyordum. Alakası yok.
Fakat bu beklentiyle okumazsanız hakikaten keyifli bir kitap. Tavsiye ederim.
320 syf.
·7/10
Kitabı internette gezerken gördüm ve hakkında bir kaç yorum okuduktan sonra aldım.Biraz fantastik bir kurgu içerir diye düşünmüştüm .Bu sebepten ilk 100 sayfayı hızlıca okudum bu beklentiyle okudum ama öyle olmadığını görünce biraz hayalkırıklığına uğradım.Sonraki kitabı olduğu gibi kabul edip ,yaklaşık 50 sayfa sonra, devamını merak ederek bitirdim.Yazarın sadece bir karakter üzerinden olayı götürmediği ve bir çok karakterin yardımlarıyla sonuca gitmesi hoşuma gitti.Baş karakterimiz ekonomik kriz yüzünden işsiz kalmış ve bilgisayar işlerinden iyi anlayan Clay'in ağzından anlatılıyor.Clay bir gün iş bulma umuduyla sokaklarda yürürken bir kitabevinde gördüğü iş ilanına başvuruyor ve işe kabul ediliyor.Ve daha sonra kendini 500 yıllık şifreli yazılmış bir kitabın sırrını çözmeye çalışan insanların arasında buluyor .Burda tanıştığı yeni kişiler ve eskiden tanıdığı dostlarıyla birlikte tabiki de kitabın sırrını çözüyorlar.Sonuç olarak kitabı okuduğuma memnunum.Son zamanlarda okuduğum kitaplardan farklı olması iyi denk geldi.
320 syf.
·7/10
Beklentisiz okuduğum , okudukça zevk aldığım bir kitap oldu.Bir yanda kitaplar ve gizemler bir yanda teknoloji ve ortada kalmış karakter var bu hikayede.
Klasik günümüz romanlarından farklı , samimiyetle yazılmış , argo kullanmadan insanları güldürebilen bir ilk kitap.
Sloan , farklı bir konuya el atmış gibi görünse de asrın en büyük sorunlarından birini işlemiş : teknolojiyi kabullenme.
Yazar zaten eğitimli bir insan.Ben kitaptan bazı şeyler yakaladım , umarım size de faydası dokunur.
7 puan vermemin sebebi de anlatımın basit kalmasıdır.Pek edebi değildi bence.Alın okuyun ama edebi olduğundan değil , güçlü bir kurgusu olduğundan.
320 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Okumaktan çok keyif aldığım bir hikaye oldu.Kitapların arasında geçen bir hikayeden zevk almamam düşünülemezdi zaten . Bir kitapçı da tezgahtar olarak başlayan Clay ' in gittikçe gizemli bir yere doğru sürüklenen hikayesi. Aslında bir medya mucidi olan yazarın kitaplar üzerine bir kitap yazması gerçekten düşündürücü. işi tamamen teknoloji olan birinin eski bir teknoloji olan kitabı bu kadar övmesi beni gerçekten sevindirdi. Kitabın 98. sayfasında da bu duruma gönderme yapıyor zaten ."Kitaplar eskiden yüksek teknolojinin ürünleriydi.Ne yazık ki artık durum öyle değil." diyerek bu durumdan rahatsız olduğunu dile getiriyor. Kitabın sonunda bu kitabın yazarın "Codex Vitae" si olup olmadığını düşünmedim değil.
320 syf.
·14 günde·6/10
Yeni çıkan kitabı tamamen kitapevinde gezerken kapağı ve başlığı ilgimi çektiği için aldım. Öyle aman aman sürükleyici değil. Öylesine okumak için vaktiniz varsa okuyun derim.
320 syf.
·3/10
Kitabın konusu isminde belirtildiği gibi. Kesintisiz açık olan bir kitapçıda istemeden de olsa çalışmaya başlayan kahramanımız bir müddet sonra orada olup bitenlerin çok da sıradan olmadığını fark etmesi ile başlar ve olaylar gelişir. Öykü ilerlerken Google'ın muhteşem büyüklüğüne ve nelere vakıf olabildiklerini görebiliyorsunuz. Oldukça değişik bir konusu olmasına rağmen üslubu çok da sürükleyici olmadığından ''bittiğinde sevindiğiniz'' kitaplar arasında yer alabilir muhtemelen.
320 syf.
·30 günde·7/10
İçinde macera ve gizem öğesi barındıran kitapları her zaman beğenmişimdir. Bu da onlardan biri oldu. Yazarın eğlenceli diliyle okuması daha da keyifli hale geliyor.

Bir daha okur muyum bilemiyorum ama okunmasını tavsiye ederim.
320 syf.
·Beğendi·10/10
Penumbra'nın kitapçısından adımınızı içeri attığınız anda, belki de hayallerinizle yüzleşeceksiniz... Yüksek tavanlı, her bir rafı kitaplarla tıka basa dolu olan bir kitapçı ve eşine pek rastlanmayan geçmişedönüş kitapları... İşte bu kitapların izinde en üst düzey eski bilgileri, teknolojinin olanaklarıyla harmanlayıp yüzyıllardır ulaşılamamış sırlara tanıklık edeceksiniz.
Kitabı okurken oldukça keyif aldığımı belirtmeliyim. Konusu ve dili muhteşem. Çevirisi de gayet başarılı. Eğer kitaplara ve kitaplarda yatan sırlara özellikle ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim.
320 syf.
·Beğendi·6/10
Özelllikle kitabı tavsiye üzerine okudugum ve arka kapağındaki övgülere baktığımdan beklentim hayli yüksekti kobu olarak güzel olsada olayların birçogu tesadüfen olamayacak kadar saçma geldi bana kitabı okurken kendinizi orda değilde daha çok olması imkansız bi pembe dünya içinde buluyosunuz nedeni yazarın anlatımından ziyade eğer bir olay olmasa herşey mahvolacak gibi yani kitap baştan sona tesadüflerle dolu ve herhangi bi tesadüf olmasa olay çözülemeyecek gibi yani arkadaşların ısrarı sonucu merak eden bi kahraman tamda olması gereken bi zamanda gelen sevgili, arkadaşına iyilik yapmak için denk geldiği en sevdiği yazarın kendi seslendirdiği kitabı yani genel olarak herkes tam olması gereken yerde herkes tam olması gereken meslekte ve aşırı abartılı bence vakit geçirmek için okunabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robin Sloan
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 82 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.