Semra Aktunç

Semra Aktunç

8.2/10
6 Kişi
·
12
Okunma
·
0
Beğeni
·
549
Gösterim
Adı:
Semra Aktunç
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
İstanbul
Semra Aktunç İstanbul’da doğdu. İÜ Felsefe Bölümü’nü bitirdiği yıl (1971) Hulki Aktunç’la evlendi: İki oğlu var. Mudanya ve Çamlıca Kız liselerinde felsefe öğretmenliği yaptı.
Öykü kitapları: Başkalarının Fotoğrafı (1999), Öyküler Unutmaz (2004), Yalos (2013).Semra Aktunç
Şimdi bir ada çayı içip mehtabı bekleyeceğim iskelede, bir hüznün içindeyim ama zararı yok, hüzün mehtaba yakışır.
yüzüne bakmıştım, biraz yanmıştın, hatta bir parça güneş duruyordu alnında, sonra akşam karanlığında yine oradaydı o güneş izi. çocukluğunu düşündürmüştü, isterdim çocukluğunu görmeyi, bir nehre ilk bakışını, bir ağaca tırmanışını, kapının eşiğine oturup akşam izleyişini o uzak şehrinde Anadolu'nun.
Bazı konularda pek çok kişi aynı fikri taşır, Eylül ayında en az bir gün ve yarım gece Ada’da yaşanmalıdır, fikri de böyledir, kimse itiraz etmez. Eylül mehtabını şöyle doya doya izlemelidir ki, alsın götürsün sizi hatırladığınız aşklara, heyecan dolu gençlik akşamlarına ve gülümseyerek andığınız acemi öpüşlere.
İnsan yaşam şartlarını iyiye götürmek için uğraşırken altüst oluyor yaşamlar.
Semra Aktunç
Sayfa 21 - Yapı Kredi Yayınları
Çok düşünürdü aşk üzerine, her gün yeniden, kendine tıpa tıpa benzeyen birini istemek miydi aşk? Kendin için birini aramanın aşkla bir ilgisi olamazdı, neydi peki?
Semra Aktunç
Sayfa 30 - Yapı Kredi Yayınları
Bazı akşamlar iskeleye inermiş Hüseyin Rahmi Bey, elinde beyaz eldivenler, bastonuna seyrekçe dayanıp yavaş yavaş yürürmüş sahilde, Adalılar saygıyla selamlarmış onu. Kimi zaman uzun süre kalırmış aşağılarda, sonra kimselere görünmezmiş.
Gözümün önüne getirmeye çalışıyorum yazarın turlayışını kıyıda, o zamanlar Rum, Türk, Ermeni, Yahudi iç içe yaşıyorlar Ada’da, evlerden ud sesleri, piyano nağmeleri yükseliyor. Bağırıp çağıran yok. Satın alacağı balığı ayağıyla gösteren de. Ada huzuru, herkesin birlikte sağladığı ve koruduğu bir şey. Rembetiko şarkılarını gece yarısından sonra da duyabilirsiniz ama yormaz sizi, uykunuzu bölmez. En çok da bizim eski şarkılar duyulur, “Nihansın dideden ey mest-i nâzım”.
Nazif'in tüm zenginliği, çocukluğundan beri harçlığını yatırdığı kitaplar. Bazen sorarlardı:
-Hepsini okudun mu bunların?
Gülümserdi Nazif, bazı kitapları hemen, eve dönmeden okuyup bitirdiğini söylese ne olacaktı ki? Parkta, kahvede koyu çaylar içerek okuduğu kitaplara bakardı insanlar, bu bakışların ne anlama geldiğini de bilirdi, üstünde durmazdı.
Semra Aktunç
Sayfa 28 - Yapı Kredi Yayınları
Ne çok şeyden konuşuyorduk, şifalıymış gibi ikimize de iyi geliyordu sözcükler. Doğru zamanda doğru bilmem ne teranesiyle ilgisi yoktu bunun, yakaladığımız bir uyumdu bu. Sözcüklerin uyumundan bir mutluluk devşirilebilir miydi?
Sözünü etmek bir yana aklımızdan geçirmeye korktuğumuz ama yaşadığımızı bildiğimiz bu olağandışı durum neydi, ne kadar sürecekti?
Semra Aktunç
Sayfa 42 - Yapı Kredi Yayınları
Hayat, tam da olgunlaştığımızı sandığımız sırada bozuyor yapımızı, sefil, hain, nefret dolu insanlar oluyoruz.
Semra Aktunç
Sayfa 38 - Yapı Kredi Yayınları
Şimdiki gençler bize benzemiyor Nermin Abla. Sevimsiz değiller de ne bileyim, çok acemiler sanki. Yaşama acemisi. Yalnızlar, ürkekler, çabuk sıkılıyorlar. İşlerini kaybetmekten, birilerine bağlanmaktan korkuyorlar. Tek başlarına yaşamayı seçiyor, hayatlarını böyle kurguluyorlar. Tuhaf bir iletişim kuruluyor bazen aralarında, çabucak tüketiyorlar onu da. Âşık olmaktan çok aşk yapmayı tercih ediyor, birlikte olmak diye adlandırıyorlar sevişmeyi.
İlk duyduğumda hoşuma gitmişti bu "birlikte olmak". Ne iyi işte demiştim, kimse kimsenin olmuyor, kimse kimseye "en değerli şeyini" vermiyor. Sonraları fark ettim ki birlikte olmak, gerektiğinde karşılanan bir ihtiyaç yalnızca, sonra herkes kendi dünyasına kapanıyor. Böyle olunca sevgi, özveri, birbiri için özel olma, vazgeçilmezlik filan yok, yitip gidiyor.
Bazen bir-ikisini el ele görünce öyle yakıştırıyorum ki birbirlerine ama olmuyor, haftalar içinde bitiyor aşk.
Bir anlatabilsem Nermin Abla, yaşayabildiğimiz ve mutluluk diyebileceğimiz ne varsa, bir sevincin hüzne dönüşmesi arasında değil midir zaten?
Sevinçleri çoğaltmak, hüzün zamanını geciktirmek gerekmiyor mu?
O biricik hayat hep bir vedaymış gibi görülebilir mi?
Semra Aktunç
Sayfa 66 - Yapı Kredi Yayınları
Buram buram eski Istanbul kokan bir kitap. Birbirinden güzel öyküler vardı. Özellikle de #saitfaikabasıyanık gibi hikâye ustasının isminin geçmesine ayrı bir sevindim. Bu kitabın ardına güzel bir Sait hikâyesi okurum artık.

#yapıkrediyayınları #semraaktunç

Yazarın biyografisi

Adı:
Semra Aktunç
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
İstanbul
Semra Aktunç İstanbul’da doğdu. İÜ Felsefe Bölümü’nü bitirdiği yıl (1971) Hulki Aktunç’la evlendi: İki oğlu var. Mudanya ve Çamlıca Kız liselerinde felsefe öğretmenliği yaptı.
Öykü kitapları: Başkalarının Fotoğrafı (1999), Öyküler Unutmaz (2004), Yalos (2013).Semra Aktunç

Yazar istatistikleri

  • 12 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.