Servet Saygınoğlu

Servet Saygınoğlu

Yazar
5.9/10
115 Kişi
·
320
Okunma
·
27
Beğeni
·
2.852
Gösterim
Adı:
Servet Saygınoğlu
Unvan:
Kaynak ustası,yazar
Doğum:
Ağrı, 1987
Ayı günü önemli değil ama yine de söyleyeyim. 01.09.1987 yılında dünyaya gelmişim. Tabii gerçek tarih 27.06 dır, annem söyledi. Dünyaya geldiğimi görmedim, bu yüzden –mişli geçmiş zaman olarak anlatıyorum. Gelmişim gelmesine de “gelmez olaydım” dediğim uzun yıllar oldu ve son birkaç yıldır “iyi ki gelmişim, iyi ki varım” deyip basıyorum kendimi bağrıma…


Şu ana kadar ki yaşamıma “güzel bir yaşamdı” diyorum, sen de kendi yaşamın adına benim yaşadıklarımdan ders çıkar. Ağrı’da, Sıtkıye Mahallesinin çıkmaz sokaklarının birinde dünyaya gelmişim. Güzel bir yaşamdı benimkisi. Daha üç yaşımdayken babam camilere cumalara götürürmüş beni. Ki çoğu insandan farklı bir özelliğim varmış. Henüz 6 aylıkken konuşmaya başlamışım. Vay be, ben neymişim böyle. Okula başlayana kadarki hayatımı pek hatırlamıyorum gibi. Hatırladığım bir şey var; babamın bozuk para dolu ceketi ile eğilip cebindeki (eski para ile) 50 lira 100 liraları almama izin vermesi ve kirli çoraplarla eve gelmemden dolayı ablalarımın süpürge ve terliklerle beni kovalaması.

Ortaokul son sınıfta sanayi hayatım başladı. O zaman bir demir doğrama yapan bir işte çıraklık yapmaya başladım. İki tane ustam vardı, etim de kemiğimde onların olacak şekilde emanet edilmiştim onlara. Üç öğün dayak yerdim. Anahtarların içinde kalan yağları yüzüme sürürlerdi. Sonrasında meslek lisesinde metal işleri bölümüne kayıt yaptırdım. Üniversite sınavında iki kez şansımı denedim, yaver gitmedi. İlk sınav okul bittiğinde katıldığım sınavdı ve çalışmamıştım, ikinci sınava ise biraz fazla hazırlandığımdan dolayı sınav heyecanı sayesinde bildiğim ne varsa unutmuştum. O günden sonra İstanbul yolculuğu göründü ve yıllardır İstanbul’da çalışıyorum.

İlk geldiğim zamanlar ağabeylerimden biri ve kuzenimle beraber kaldım. Sonrasında ikisi de geri dönünce yalnız kalmaya karar verdim. Arkadaşlar edinmiştim ve beraber yaşıyorduk. Lise bittikten sonra daha çok kitapları sevmeye başladım. “Günbatımı Sokağı” adlı deneme’mde bu durumlarıma ayrıntılı olarak yer verdim. Birçok iş denedim, oto yıkama, tezgâhtarlık, pazarlama, seyyar satıcılık gibi birçok iş deneme sonrasında kürkçü dükkânı olan kaynakçılık mesleğimde kendimi geliştirmeye devam ettim. Okulu bitirdiğimde üç çeşit kaynak öğrenmiş bir şekilde çıktım. Şimdi ise yedi ayrı kaynak alanında ustalığım olmuş oldu.
208 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Klasik bence bir aşk hikayesi ama yine tabi bazı sözleri kendini bulduğun yer. Yine de akıcı her nekadar sevip kavusamasalarda ama çok etkileyici mi deseniz hayir değil....
192 syf.
·15 günde·10/10
Kendini bulacağın bir kitap tek kelimeyle mükemmel herkesin okuyabileceği ve eminim ki çok sevecegi bir kitap olacaktır. Insan kendini o sözlerde o kelimelerde buluyor, bianda düşünüyosun geçmişini şimdini ve geleceğini
192 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kişisel gelişim kitabı ve yazarın kendi duygu,düşünce ve yaşamı arasında yazılmış bir kitap okudum...

Güzel sözler ve betimleler ile pekiştirilmiş,okuyucu sıkmayan bir kitap...
176 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Bir kahve söyle, kırk yıl sevda hatırına Ahmed Arif'e selam söyle, de ki; sonunda vuslat olacaksa, prangalar değer eskitilmeye."

•Söyleyecek sözüm kalmadığında değil, anlayanım kalmadığında giderim. Zira benim sözüm bitmez.•

Merhabalar yine @olimposyayinlari 'dan efsane bir kitapla geldim. Böyle kitaplar insanın içine bir başka işliyor. Kısa ve öz dedikleri bu olsa gerek. Tüm sayfaların, her satırın altını çizip buraya yazmak istiyorum ama sığmayacağını bildiğim için özenle ve zorlanarak seçip size en sevdiklerimden alıntı bırakıyorum. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Allah insanoğluna yirmi dört saatlik bir gün veriyor onun bile yarısı karanlık. Demem o ki, dünyada her şey tadımlık. Ve insan ne yaşarsasa, o kâr kalıyor. Yarına çıkacağımız bile belli değil, ağız dokusu öpmek, kucak dolusu sarılmak, kalbimiz göğsümüzden çıkarcasına sevmek varken, "Neden?, Niçin?, Nasıl?" diye sormak tamamen vakit kaybı. Şimdi hiçbir şey düşünme. Süs ve yüzünü koy boynuma. Artık bizim sevmemiz lazım.

"Bir demli çay söyle yağmurların kokusunda, senin sesin güzeldir."
☆Ben vicdanımın sadakasını boynumun kırk katınca ödedim. Artık karşılığı olmayan iyilikler yapmam kimseye.☆
208 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yazarın; yaşanmışlıklardan yola çıkarak yazdığı bir kitap...

Gerçek hayatta yaşanılan,okurken bende buna benzer olaylar yaşadım dedirten türden yazıları okurken akıp gitti kitap...
Yaşanmışlık ve tecrübenin konuştuğu bir kitap.
Okurken aa evet bunu bende yaşamıştım diyeceğinize eminim. Ayrıca verilen taktikler de gayet hoş ;) keyifli okumalar ..
192 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
"Sana Güvenmiştim" kitabını raflarda gördüğüm zaman ilgimi çekmişti. Gündelik hayatta karşılaştığımız olaylar karşısında nasıl tepki vereceğimizi özetleyen, akıcı ve sade anlatımıyla bize rehberlik eden kişisel gelişim kitabıdır. Okurken evet benim de başımdan öyle geçti dedirtecek bir kitap aslında hayat ilgili yaşadığımız ve karşılaştığımız olayları yazar çok iyi bir şekilde özetlemiş oldu. Okumanızı tavsiye ederim.
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Sen bilirsin, istersen gelme.
Çaylar soğur, ben üşürüm

Aydınlık bir sabah var seni bekleyen.
Güneş, güzellikler getirecekmiş, öyle söyledi... İnsanlar" diyorum, kendilerini anlattıkları gibi değiller.

Aydınlık bir sabah var seni bekleyen.

Güneş, güzellikler getirecekmiş, öyle söyledi
YORUM
Kitap bugün markette dolaşırken dikkatimi çekti hemen aldım.
Okuma ya basladım ve bitirdim. Hiç sıkılmadan yorulmadan okudum. Keyif aldım. Kafanız dalgınsa hayattan sıkıldıysanız bir okuyun derim. İçinde kendinizi bulacaksınız. Genel anlamda anlamlı düşündürücü sözlerke yazılmış akıcı bir kitap benden bu kadar hadi size keyifli okumalar...
176 syf.
·1 günde·7/10
Bu kitabı okurken nedense dejavu oldum. Galiba buna benzer çok fazla kitap okumamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Kitap iyi değildi, kötüde orta düzeyde diğer kitaplardan sıkıldığın zaman şöyle bir açayım okuyayım denecek bir kitaptı. Yazarımız kendi hayatında aldığı dersleri bize kısa kısa anlatıyor. İçerisinde sözler de bulunmakta. Nedense ben sadece kitabın adı ile içeri arasında pek bağlantı kuramadım. Benim yüzümden kitaba karşı kimsenin önyargılı olmasını istemem çünkü  ben pek sevemedi.
288 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kitap bana bir facebook grubundaki yarışma sonucu taa 4. Ayda gelmişti. Henüz okuma fırsatı bulabildim. Aslında bu tarz kitapları sevmem yazar zaten bildiğimiz sosyal mecralarda fazlasıyla arka planla birleştirilip gönderi olmuş şeyleri yazmış. Başlarken of nasıl bitecek dedim ama acayip bir şekilde fazla sıkmadan kitap kendini okuttu. Bazı bölümlerini sevdim hatta alıntı yaptım sağda solda. Kendim alacak olsam bakıp almazdım açıkcası tarzım olmadığı için bilindik şeyleri anlattığı için ama yine de tavsiye ederim. Her yazı okunmak içindir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Servet Saygınoğlu
Unvan:
Kaynak ustası,yazar
Doğum:
Ağrı, 1987
Ayı günü önemli değil ama yine de söyleyeyim. 01.09.1987 yılında dünyaya gelmişim. Tabii gerçek tarih 27.06 dır, annem söyledi. Dünyaya geldiğimi görmedim, bu yüzden –mişli geçmiş zaman olarak anlatıyorum. Gelmişim gelmesine de “gelmez olaydım” dediğim uzun yıllar oldu ve son birkaç yıldır “iyi ki gelmişim, iyi ki varım” deyip basıyorum kendimi bağrıma…


Şu ana kadar ki yaşamıma “güzel bir yaşamdı” diyorum, sen de kendi yaşamın adına benim yaşadıklarımdan ders çıkar. Ağrı’da, Sıtkıye Mahallesinin çıkmaz sokaklarının birinde dünyaya gelmişim. Güzel bir yaşamdı benimkisi. Daha üç yaşımdayken babam camilere cumalara götürürmüş beni. Ki çoğu insandan farklı bir özelliğim varmış. Henüz 6 aylıkken konuşmaya başlamışım. Vay be, ben neymişim böyle. Okula başlayana kadarki hayatımı pek hatırlamıyorum gibi. Hatırladığım bir şey var; babamın bozuk para dolu ceketi ile eğilip cebindeki (eski para ile) 50 lira 100 liraları almama izin vermesi ve kirli çoraplarla eve gelmemden dolayı ablalarımın süpürge ve terliklerle beni kovalaması.

Ortaokul son sınıfta sanayi hayatım başladı. O zaman bir demir doğrama yapan bir işte çıraklık yapmaya başladım. İki tane ustam vardı, etim de kemiğimde onların olacak şekilde emanet edilmiştim onlara. Üç öğün dayak yerdim. Anahtarların içinde kalan yağları yüzüme sürürlerdi. Sonrasında meslek lisesinde metal işleri bölümüne kayıt yaptırdım. Üniversite sınavında iki kez şansımı denedim, yaver gitmedi. İlk sınav okul bittiğinde katıldığım sınavdı ve çalışmamıştım, ikinci sınava ise biraz fazla hazırlandığımdan dolayı sınav heyecanı sayesinde bildiğim ne varsa unutmuştum. O günden sonra İstanbul yolculuğu göründü ve yıllardır İstanbul’da çalışıyorum.

İlk geldiğim zamanlar ağabeylerimden biri ve kuzenimle beraber kaldım. Sonrasında ikisi de geri dönünce yalnız kalmaya karar verdim. Arkadaşlar edinmiştim ve beraber yaşıyorduk. Lise bittikten sonra daha çok kitapları sevmeye başladım. “Günbatımı Sokağı” adlı deneme’mde bu durumlarıma ayrıntılı olarak yer verdim. Birçok iş denedim, oto yıkama, tezgâhtarlık, pazarlama, seyyar satıcılık gibi birçok iş deneme sonrasında kürkçü dükkânı olan kaynakçılık mesleğimde kendimi geliştirmeye devam ettim. Okulu bitirdiğimde üç çeşit kaynak öğrenmiş bir şekilde çıktım. Şimdi ise yedi ayrı kaynak alanında ustalığım olmuş oldu.

Yazar istatistikleri

  • 27 okur beğendi.
  • 320 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 117 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.