Servet Saygınoğlu

Servet Saygınoğlu

7.6/10
27 Kişi
·
56
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.764
Gösterim
Adı:
Servet Saygınoğlu
Unvan:
Kaynak ustası,yazar
Doğum:
Ağrı, 1987
Ayı günü önemli değil ama yine de söyleyeyim. 01.09.1987 yılında dünyaya gelmişim. Tabii gerçek tarih 27.06 dır, annem söyledi. Dünyaya geldiğimi görmedim, bu yüzden –mişli geçmiş zaman olarak anlatıyorum. Gelmişim gelmesine de “gelmez olaydım” dediğim uzun yıllar oldu ve son birkaç yıldır “iyi ki gelmişim, iyi ki varım” deyip basıyorum kendimi bağrıma…


Şu ana kadar ki yaşamıma “güzel bir yaşamdı” diyorum, sen de kendi yaşamın adına benim yaşadıklarımdan ders çıkar. Ağrı’da, Sıtkıye Mahallesinin çıkmaz sokaklarının birinde dünyaya gelmişim. Güzel bir yaşamdı benimkisi. Daha üç yaşımdayken babam camilere cumalara götürürmüş beni. Ki çoğu insandan farklı bir özelliğim varmış. Henüz 6 aylıkken konuşmaya başlamışım. Vay be, ben neymişim böyle. Okula başlayana kadarki hayatımı pek hatırlamıyorum gibi. Hatırladığım bir şey var; babamın bozuk para dolu ceketi ile eğilip cebindeki (eski para ile) 50 lira 100 liraları almama izin vermesi ve kirli çoraplarla eve gelmemden dolayı ablalarımın süpürge ve terliklerle beni kovalaması.

Ortaokul son sınıfta sanayi hayatım başladı. O zaman bir demir doğrama yapan bir işte çıraklık yapmaya başladım. İki tane ustam vardı, etim de kemiğimde onların olacak şekilde emanet edilmiştim onlara. Üç öğün dayak yerdim. Anahtarların içinde kalan yağları yüzüme sürürlerdi. Sonrasında meslek lisesinde metal işleri bölümüne kayıt yaptırdım. Üniversite sınavında iki kez şansımı denedim, yaver gitmedi. İlk sınav okul bittiğinde katıldığım sınavdı ve çalışmamıştım, ikinci sınava ise biraz fazla hazırlandığımdan dolayı sınav heyecanı sayesinde bildiğim ne varsa unutmuştum. O günden sonra İstanbul yolculuğu göründü ve yıllardır İstanbul’da çalışıyorum.

İlk geldiğim zamanlar ağabeylerimden biri ve kuzenimle beraber kaldım. Sonrasında ikisi de geri dönünce yalnız kalmaya karar verdim. Arkadaşlar edinmiştim ve beraber yaşıyorduk. Lise bittikten sonra daha çok kitapları sevmeye başladım. “Günbatımı Sokağı” adlı deneme’mde bu durumlarıma ayrıntılı olarak yer verdim. Birçok iş denedim, oto yıkama, tezgâhtarlık, pazarlama, seyyar satıcılık gibi birçok iş deneme sonrasında kürkçü dükkânı olan kaynakçılık mesleğimde kendimi geliştirmeye devam ettim. Okulu bitirdiğimde üç çeşit kaynak öğrenmiş bir şekilde çıktım. Şimdi ise yedi ayrı kaynak alanında ustalığım olmuş oldu.
''Dert, seni olgunlaştırmaya gelir.
Mutluluk ise ne kadarını paylaştığını sınamaya...''
'Sevdanın dili' diye bir şeyin olduğuna kesinlikle inanırım. Yani birbirine gönülden bağlı iki insanın susarak da birbirlerine onlarca şeyi anlatabilecek kadar gönül yakınlığının olduğuna..
Bence mutluluk dediğin, kimseyi memnun etmeye çalışmamaktır. Çünkü onları mutlu edene kadar, kendi mutluluğunun üzerine su içiyorsun
İnsanların gerçek yüzünü çabucak görüp ahretlik dostluklar kuramamaktan yoruldum. Benim de imtihanım bu sanırım… Öyle yalnızım ki… Yağmurda ıslanıp bir ağaç dibinde titreyen enik kadar yalnız…

Başımı omuzuna yaslayıp hüngür hüngür ağlayacak kimsem yok. Çünkü beni tanıyan hiç kimse öyle bir duruma geleceğime inanmaz. Ama benim omuzlarım hep birilerinin gözyaşlarına peçete olmuştur. Ben her şeyimi Allah’a anlatıyorum.

Dertsiz olmayı istemem. Derdi olanın ayakları yere daha sağlam basar, çünkü yüklüdür. Ağır gider, aynı zamanda düşmeden gider. Ben hep dayanacak güç istedim.

Her yaşın kendine göre getirisi ve davranış şekilleri vardır, fakat her seferinde yaşımı takınmam gerektiğini kimse hatırlatmasın bana, daha önce bu yaşa hiç gelmedim ki ilk defa geliyorum. Hepimiz yaşımızın acemisiyiz.

Bırakın arada deliliklerim olsun. Delilik bir dışa vurumdur. O dışa vurumu yaşamazsam sahiden deliririm. Yani bir nevi hem akıl sağlığımı korumak için bunu yapıyorum, kendimce tedavi yöntemim böyledir…

Kimilerini bir senede düşünmediğini bir günde düşünen kafam var. Yorulduğu kadar da dinlenme hakkı var. Uykularım çok ağır bu aralar… Bir düğün salonunda, halay halkasının ortasına yatak serip uyuyasım var....
Kitap bana bir facebook grubundaki yarışma sonucu taa 4. Ayda gelmişti. Henüz okuma fırsatı bulabildim. Aslında bu tarz kitapları sevmem yazar zaten bildiğimiz sosyal mecralarda fazlasıyla arka planla birleştirilip gönderi olmuş şeyleri yazmış. Başlarken of nasıl bitecek dedim ama acayip bir şekilde fazla sıkmadan kitap kendini okuttu. Bazı bölümlerini sevdim hatta alıntı yaptım sağda solda. Kendim alacak olsam bakıp almazdım açıkcası tarzım olmadığı için bilindik şeyleri anlattığı için ama yine de tavsiye ederim. Her yazı okunmak içindir.
.
.
.
Geç kalmışız dünyaya ...
Sevmenin de dostlukların da kıymetli olduğu zamanlarda yoktuk. Şimdilerde sorarsan; herkes dost, herkes âdeta insanlık abidesi. Ama baksan bir söz ile darılıp bir tavırlar düşman oluyorlar ...
.
O yüzden bana " Neyin var?" Diye sorma, alacağın cevap seni de üzer . Çünkü buralar hep mutsuzluk, buralar hep darmadağın ...
.
.
.
Belki de mutluluk değerini bilmeyi öğrendiğimiz zaman gelecek..
.
.
.
#BizimSevmemizLazım
#ServetSaygınoğlu
#Olimpos
#SabretmekGüzeldeKeskeÖmürdenSayılmasa
#HümeyranınKütüphanesi
Bu kitap hakkında yorum yapamıyorum sadece diyorum ki bana çok iyi geldi kendimi buldum. Her cümlesinde sanki kitap bana yazılmış gibiydi ve o kadar akıcıydı hemencik bitti bile..
Kitapda bulacaklarınız
Hayata dair sözler,Aşka dair sözler ve bir cümle sonrası en içten açıklama.Valla yazarla sanki karşı karşıya kaldımda birlikte sohbet ettik..

Yazarın biyografisi

Adı:
Servet Saygınoğlu
Unvan:
Kaynak ustası,yazar
Doğum:
Ağrı, 1987
Ayı günü önemli değil ama yine de söyleyeyim. 01.09.1987 yılında dünyaya gelmişim. Tabii gerçek tarih 27.06 dır, annem söyledi. Dünyaya geldiğimi görmedim, bu yüzden –mişli geçmiş zaman olarak anlatıyorum. Gelmişim gelmesine de “gelmez olaydım” dediğim uzun yıllar oldu ve son birkaç yıldır “iyi ki gelmişim, iyi ki varım” deyip basıyorum kendimi bağrıma…


Şu ana kadar ki yaşamıma “güzel bir yaşamdı” diyorum, sen de kendi yaşamın adına benim yaşadıklarımdan ders çıkar. Ağrı’da, Sıtkıye Mahallesinin çıkmaz sokaklarının birinde dünyaya gelmişim. Güzel bir yaşamdı benimkisi. Daha üç yaşımdayken babam camilere cumalara götürürmüş beni. Ki çoğu insandan farklı bir özelliğim varmış. Henüz 6 aylıkken konuşmaya başlamışım. Vay be, ben neymişim böyle. Okula başlayana kadarki hayatımı pek hatırlamıyorum gibi. Hatırladığım bir şey var; babamın bozuk para dolu ceketi ile eğilip cebindeki (eski para ile) 50 lira 100 liraları almama izin vermesi ve kirli çoraplarla eve gelmemden dolayı ablalarımın süpürge ve terliklerle beni kovalaması.

Ortaokul son sınıfta sanayi hayatım başladı. O zaman bir demir doğrama yapan bir işte çıraklık yapmaya başladım. İki tane ustam vardı, etim de kemiğimde onların olacak şekilde emanet edilmiştim onlara. Üç öğün dayak yerdim. Anahtarların içinde kalan yağları yüzüme sürürlerdi. Sonrasında meslek lisesinde metal işleri bölümüne kayıt yaptırdım. Üniversite sınavında iki kez şansımı denedim, yaver gitmedi. İlk sınav okul bittiğinde katıldığım sınavdı ve çalışmamıştım, ikinci sınava ise biraz fazla hazırlandığımdan dolayı sınav heyecanı sayesinde bildiğim ne varsa unutmuştum. O günden sonra İstanbul yolculuğu göründü ve yıllardır İstanbul’da çalışıyorum.

İlk geldiğim zamanlar ağabeylerimden biri ve kuzenimle beraber kaldım. Sonrasında ikisi de geri dönünce yalnız kalmaya karar verdim. Arkadaşlar edinmiştim ve beraber yaşıyorduk. Lise bittikten sonra daha çok kitapları sevmeye başladım. “Günbatımı Sokağı” adlı deneme’mde bu durumlarıma ayrıntılı olarak yer verdim. Birçok iş denedim, oto yıkama, tezgâhtarlık, pazarlama, seyyar satıcılık gibi birçok iş deneme sonrasında kürkçü dükkânı olan kaynakçılık mesleğimde kendimi geliştirmeye devam ettim. Okulu bitirdiğimde üç çeşit kaynak öğrenmiş bir şekilde çıktım. Şimdi ise yedi ayrı kaynak alanında ustalığım olmuş oldu.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 56 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 54 okur okuyacak.