Çevrelerindeki insanlardan geri-bildirim almadıklarından, ne zaman durmaları, vazgeçmeleri gerektiğini bilmezler. İçsel olarak, eğer herkes onlardan hoşlanırsa ihtiyaç duydukları şeye sahip olacaklarına inanırlar. İşte bu noktada aşırıya gider ve çoğu kez istemeden insanları kendilerinden uzaklaştırırlar.
Onlar başkalarının duygularına, düşünce kalıplarına ve enerjisine o kadar kolayca ve bilinçsizce girerler ki hissettiklerinin kendi enerjileri olmadığını çoğu kez fark etmezler bile. Bu yüzden, kendileri için uygun sınırlar oluşturmakta her zaman biraz zorlanırlar. Zayıf sınırlara sahip olduklarından, sık sık yaşamlarına usta manipülatörleri çekerler. Kendilerine hükmeden birinden ayrıldıklarında, yine böyle hükmedici birini yaşamlarına bilinçsiz olarak çekerler.
Bir insan kendi gerçeği içinde durmakta zorlandığında, daima, kendi gerçeği yerine başkalarının gerçeğini benimseme eğilimi gösterecektir. O daima takipçisi olacağı en yeni kitabı, en yeni kavramı, fikri veya sistemi arayacaktır.