Ahmet Çelik

Ahmet Çelik

8.0/10
3 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
325
Gösterim
Adı:
Ahmet Çelik
Unvan:
Yazar
"Taş atanlar sıradan insanlar, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Bu yüzden onların attıkları taş bizi incitmez, ancak halden anlayan bir dostun attığı bir gül bile yaralar bizi. "
Şiblî'nin acısıyla baş başa kaldığı bu anlarda müritlerinden birisi yaklaşıp sordu şeyhi Hallâc'a:
-Seni inkâr eden ve biraz sonra taşa tutacak olan şu halk hakkında ne dersin ?
-Size bir, onlara iki sevap var! Çünkü siz, hakkında iyi niyet beslemekten öte bir şey yapmıyorsunuz. Oysa onlar, Allah'ın birliğine duydukları inançla hareket ediyorlar.
Naklederler ki; Firavun'a; "Allah isen, helak et de görelim" dediler. Firavun zindandan bir esir çıkartıp katletti ve "İşte helak ettim" dedi. Böylece katil ve cani oldu. Aynısını Hallâc-ı Mansur'a da söylediler. O, "Öldürdüm" dedi. "Fakat biz görmedik, sen kimi öldürdün ?" dediler. Hallâc-ı Mansur, "Ben" dedi, "Benliğimi ve nefsimi öldürdüm." Böylece kurtuluşa erenlerden oldu. Firavun'a; "Allah isen, dirilt de görelim !" dediler. Firavun zindandan bir mahkumu çıkartıp özgürlüğüne kavuşturdu. "O, zindandayken özgür olmadığı için ölüydü. Gördüğünüz gibi, şimdi özgürlüğüne kavuştu, hayatın içinde yeniden dirildi" dedi. Bu davranışı nedeniyle yalancı ve sapkınlar arasında yer aldı. Aynı sözü Hallâc-ı Mansur'a da söylediler. O, "İhya ettim" dedi. "Kimi" diye sordular. Hallâc-ı Mansur, "Gönlümü" dedi. Bu sözüyle hakikat ehli aydın gönüllü olanlar arasında yer aldı, nefsi ölü, gönlü diri oldu. Sonuçta, Firavun "Ben Allah'ım" dedi. Sapkınlardan oldu. Mansur "Ben Hakk'ım" dedi. Tevhid ehlinden oldu. Çünkü Firavun'un dilinden şeytan, Mansur'un dilinden Rahman konuştu.
Şaşarım parçama, nasıl taşıyor bütünümü
Oysa taşıyamıyor yeryüzü parçamın
yükünü
Bir parça rahat verse bana dünya günün birinde
Kalbim yitirir tüm huzurunu insanların önünde
Naklederler ki;
Onu darağacına astıkları zaman, İblis yanına geldi ve şöyle dedi:
Bir "Ene" sen dedin, bir "Ene" de ben dedim. Sen, "Ene'l-Hak" dedin, ben, "Ene hayrun minhu ( Ben ondan daha hayırlıyım)" dedim. Nasıl oluyor da bu yüzden senin üzerine rahmet, benim üzerime lanet yağdırılıyor ?
Şu cevabı verdi Hallâc-ı Mansur:
Sen "Ene" dedin, benliğini ortaya koydun. Ben "Ene" dedim, benliğimi ortadan kovdum. Benliği ortaya koymanın iyi olmadığını, benliği ortadan kovmanın ise gayet iyi bir davranış olduğunu bilip anlayabilmen için bana rahmet, sana lanet etti.
"Aşk nedir ey Mansur oğlu Hüseyin? "
"Aşkın ne olduğunu" dedi Hüseyin b. Mansur... "Aşkın ne olduğunu bugün, yarın ve öbür gün göreceksin"
Tam da dediği gibi oldu. O gün katlettiler, ertesi gün bedenini atıp yaktılar. Üçüncü gün de külünü rüzgara savurdular.
kitabın yazarının da belirttiği gibi, hallac-ı mansur yüzyıllardır kimi çevrelerde rahmet, bazı çevrelerde de nefret uyandıran birisi olarak algılanmıştır. “Ene’l-Hak” sözüyle kendine çok düşman çekmiş ve tek dost olan ALLAH'a yürümeyi seçen bu hak aşıgının hangi kitabı okunmaz ki.
Bir kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak şöyle dursun, o kitabın bendeki hissiyatını bile tarif etmek zorken kalkıp inceleme yapmaya çalışıyorum. Fakat insan bazen kendini sorumlu olmadığı şeylere karşı sorumlu hisseder, yapması zorunlu olmayan şeylere karşı zorunluluk hisseder. İşte bu da böyle bir şey. Yazar Hallac-ı Mansur'u anlattığı için mi bu kadar etkileyici olmuş kitap, yoksa yazar herkesi mi böyle etkileyici anlatır, tartışılır. Asıl gerçek olan şu ki insanın hayatını bir kelime bir cümle etkileyebilir belki ama böylesine bir insanın hayatını okuyup da sadece etkilendim demek haksızlık olur. Çünkü size bilinmeyenin ötesinde de bir bilinen olduğunu, kimine göre doğru kimine göre yanlış olan düşüncelerin sizin için hem doğru hem yanlış olabileceğini, neden ve nasıl yaşadığımızı, özün, sevginin, aşkın, fedakarlığın, cesaretin ne olduğunu sorgulatıp da öğreten bir kitap. Duygularla insanı gerçeğe kavuşturabilen aynı zamanda gerçek dediğinizin sadece duygular olabileceğini de öğreten bir kitap. Anlamı kavranmadan okunan cümlenin kuru bir yazıdan ibaret olduğunu gösteren bir kitap. Nitekim bu, Hallac-ı Mansur'un idamına da sebep olmuştur zaten. "Ben Allah'ım" cümlesinin ardında gizleneni size sadece kitap da değil etrafınızdaki her şeyde bulabileceğinizi idrak ettiren bir kitap. Nitekim Mahmud-i Şebusteri'de bu konuda şöyle demiştir: Hak'dan başka kim Ene'l-Hak diyebilir ? Alemin bütün zerreleri Mansur gibi Ene'l-Hak demektedir. Sen onları ister sarhoş say, ister mahmur. Daima bu tesbihi çekip dururlar, hepsi de bu hakikatle vardır. Bunu kolayca anlamak istersen, "Hiçbir şey yoktur ki, O'nu tesbih etmesin" ayetini oku!

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Çelik
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.