Ahmet Karayün

Ahmet Karayün

Yazar
8.9/10
17 Kişi
·
41
Okunma
·
13
Beğeni
·
1081
Gösterim
Adı:
Ahmet Karayün
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Ordu, Türkiye
Bir uçtan öteki uca kadar, adeta cenneti andıran ülkemizin Ordu ilinde dünyaya gözlerini açan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, gezmeyle bitirilemeyecek derecede büyük, şairlere ilham verecek kadar güzel, yazarların romanlarını süsleyecek kadar çekici olan İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir.

Kendisini gören şairleri, yazarları meftun eden İstanbul, KARAYÜN’ü de es geçmemiş ve onu öncelikle dolambaçlı sokaklarında gazete dağıtımıyla oyalamıştır. Lakin, illaki maşukunun yüzünü görmek isteyen yazar, kaleminin yanına bir de fotoğraf makinesi ekler, mizanpaj-montaj yapmaya ve İstanbul’un her semtiyle ilgili haberler kaleme almaya başlar.

Şimdilerde Yerel Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yürüten KARAYÜN, buna ilaveten İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği (İYGAD) Yönetim Kurulu ve Yerel Basın Birliği Derneği (YBBD) kurucu yönetim kurulu üyeliği görevlerini yerine getirmektedir ki, kendisi aynı zamanda T.C. Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün Sarı Basın Kartı sahibidir.

Yazmak onun hayatında hep var olan bir olguydu. Mıknatıs, demiri nasıl çekiyorsa yazmak da KARAYÜN’ü kendisine öyle çekiyordu. O, tıpkı bambu ağacı misalinde olduğu gibi içindeki yazarı yıllarca besledi, besledi, besledi… Derken beklenen oldu ve ilk romanı “GİZLİ MİRAS” ile siz değerli okuyucuların karşısına çıktı. Yazılarında 7’den 77’ye herkesin istifade edebileceği sade bir dil kullanan yazar, romanlarına “Dokuz” ve “Çakal Kayası” adlı iki eserle devam edecektir.

Her insanın bir hikâyesi olduğuna yürekten inanan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, iki çocuk babasıdır
Denizin içindeki balık gibi suyun dışına çıkınca anlıyordu insan, yaşaması için gerekli olan şeyin sadece o sudan ibaret olduğunu. Bir şeyler yerinden oynayıp sevilmeme tehdidiyle karşı karşıya kalmadan, sevilmenin ve bir insana sevgi vermenin ne yüce bir duygu olduğu fark edilmiyordu.
"Ansızın el oluyordu elini tuttuğun. Gitmek, altı harften oluşan, küçük bir kelimeydi altı üstü ama değdiği yüreği yalnızlıklara salıveriyordu işte. Kimsesizlik kokuyordu çaresiz bedenler, gitmelerin ertesinde. Terk edilmek koyuyordu insana. Hem de ağırından koyuyordu, terk edenin bavuluna koyduğu eşyalar."
"Issızlıklardan şenliklere, hastalıklardan sağlığa, yokluktan varlığa, maddeden manaya giden bir yolculuktu hayat ve hiçbir zaman güllük gülistanlık olmayacaktı. Değişim, dönüşüm kaçınılmazdı ve bir gün her şey aslına dönecekti nasılsa."
"Kavganın çıkış nedenini tüm detaylarıyla hatırlıyordu.Kadınların en büyük özelliği işte buydu.Hiçbir detayı atlamaz hepsini harfiyen hatırlarında tutmayı başarırlardı."
Ahmet Karayün
Sayfa 16 - Adom Yayıncılık
276 syf.
·Beğendi·9/10
Bazen bazı olayları değiştirmek isteriz ama elimizden sadece bakmak gelir, işte bu duyguları hissederek kitabı kapattım. Kitabı bitirdiğimde içimdeki ses "ama neden böyle oldu ki? ben böyle bir son beklemiyordum." dedi. Sonu beni şaşırttı en önemlisi ise beni etkiledi. Bazen tam olacak derken bir şey olur, ve o şey hayatımızı etkiler, işte bu kitap bunun en iyi özeti.

Bir kaza ile başlayan bir roman sunuyorum sizlere. Bu kaza ile dokuz yıllık evlilikleri bir anda değişen bir çift Samir ve Silhem. Gelgitlerle mücadele eden dokuz yıllık bir evlilik. Zorluklar atlatan bir evlilik. Peki bu zorlukların yükü ile artık ikisine de ağır geldiğinde ne olacak? Kavgalar, bağırmalar , küsmeler ve çocukları olması için tüp bebek tedavisine başlayan çift. Bu tedavi için para gerekli bu yüzden Samir geç saatlere kadar çalışıyor evde karısı Samir'in ona ilgi göstermemesinden şikayetçi. Onu anlamadığını dile getirip duruyor. Peki ya onların kara sevdası? Bu evlilikte o kara sevda o Süveyda nerede?

“Süveyda, siyah küçük bir noktadır ki insan karşısındaki kişiye gerçekten sevgi duyduğu an kalbine düşer bu kara leke. Kandaki siyah bir pıhtıdır Süveyda; hem maddi hem de uhrevi âlemin tümünü kuşatan bir öz ve insanın varlığının bir hakikatidir."

Hayatın zorlukları çok güzel işlenmiş kitapta. Okurken sanki yaşadıklarını sizler de yaşıyorsunuz. Bir sonraki sayfada neler olacak diye merakla sayfaları çevirdim.Yazarın dilini beğendim. Ve o beklenmedik son ile kitabı kapattığımda yaşanılacak yaşanan tek bir günün bile önemini bir kere daha anladım.

Kitapta bazı yerler açık bir şekilde anlatıldığı için bu durum bazı okuyucuları rahatsız edebilir. Benim için bir problem oluşturmadı ancak bu durum sizler için önemliyse kitabı ona göre okumanızı tavsiye ederim.

Sizi derinden etkileyecek bir aşk kitabıydı. Dokuz rakamı bu romandan sonra sadece rakam olarak kalmayacak yaşanmışlar ile kendini hatırlatacak. Eğer aşk kitaplarından hoşlanıyorsanız kitaba bakabilirsiniz.
276 syf.
·Beğendi·9/10
“Aşkı tek kişi yaşar, diğeriyse kendini ona adarmış.” “Süveyda, siyah küçük bir noktadır ki insan karşısındaki kişiye gerçekten sevgi duyduğu an kalbine düşer bu kara leke. Kandaki siyah bir pıhtıdır Süveyda; hem maddi hem de uhrevi âlemin tümünü kuşatan bir öz ve insanın varlığının bir hakikatidir." #yorumum Herkese merhaba! Haftanız güzel gidiyordur umarım. Benim haftam oldukça yoğun. Ve bu yoğunluğun içinde denk gelen güzel kitaplar beni motive ediyor. Ahmet Karayün'ün kitabı olan Dokuz kitabı da haftamı güzelleştiren kitaplardan biri. Kitabın arka tanıtım kısmını okuduğunuzda içinizden "hmmm başlayalım bakalım" diyorsunuz. Kitap yavaş yavaş olayları kavratıp içine çekiyor. 50-60 sayfa sonra her şey kafanızda yerine oturuyor ve kitabın keyfi asıl o zaman başlıyor. O güzel hissi, karakter bağlılığını hissediyorsunuz. Kitabın ağır veya yorucu, sıkıcı ya da devrik bir dili yok. Akıcı ve okutan bir dili var. Bi zaman sonra elinizden bırakmadan okuyorsunuz çünkü öerak ettiğiniz birçok şey var. İlk kez yazarın dilini bu kitapta okudum ve çok sevdim. Denemenizi mutlaka öneririm. Seveceğinizden eminim. Kitabın sonunu kapattığınızda "ayy yaa" diyorsunuz ve biraz da duygusal biriyseniz gözleriniz doluyor. Okuyup Silhem ve Samir'in bu güzel hikayesine ortak olun derim.
276 syf.
·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim.
.
.
Kitabın kapağına aşık olmuş bir eloş bırakıyorum.kitabın sayfaları hep dokuzdan oluşuyor nasıl yani dediniz dimi ilk başta banada çok ilginç gelmişti kapağın adının gizemi içinede yansımış aslında.Haydi gelin kitabımızı yorumlayalım.
.
.
Kitabımızın kahramanları Silhem ile Samir bir kaza sonucu tanışırlar.İki genç evlenmeye karar verirler.Mutlu yuvalarını taclandırmaya tek eksik bir bebektir,ama tedavi olmalarına rağmen bir çocukları olmaz ve evlilikleri sallanmaya başlar. Silhem evi terk eder. Samir biz kaza daha yapar ve hayatlarının seyri tamamen değişir.
.
.
Gerçekleşen bir mucize olur.
.
.
Bu mucize nedir?
Onları bir araya getirir mi?
Hadi sizde öğrenin Bu kitabı temin ederek.
276 syf.
·9/10
Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım:) 'Vay be!' Kitabı bitirdiğimde söylediğim cümle bu oldu. Kötü bir trafik kazasıyla başlayan; sonra bi olay öncesine bi sonrasına ışınlandığınız; bölümler arasında zaman geçişlerinin olduğu bir kitaptı.Bu geçişler kafa karıştırmıyor ama merak etmeyin.Aşk hayatı, evlilik dönemi, sorunlar, beklentiler, istekler, tahammül, hastalık, sabır herşey vardı.Beni en çok üzen kısım çocuklarının olması için bir sürü tedavi yöntemiyle uğraştılar.Okurken bende yıprandım adeta.Beni en deli eden kısım da Sakine'nin kitaba gereksiz girişleriydi.Onu görmemezlikten geldim :))) Kitapla ilgili bir diğer hususta kitabın sayfaları 9 ve katları olarak sayfa sayısı basılmış.(Kitapta 9lu rakamlardan başka rakam yok) 9,19,29... ve son olarak 269.Siz ta ki 90 lı rakamlara geldiğinizde ya da 190 a geldiğinizde 90...99 191..199 arası sayılar var.Anlayacağınız herşey kitabın ismi gibi 9 ile ilgili. Çünkü bu kitapta dokuz rakamı hayatlarına sirayet etmiş adeta. Kitabı daha fazla açmak istemiyorum. Yazarımız @ahmetkarayunofficial 'ın kalemine hayran kaldım.Diğer kitabını da merak ediyorum:) Biz bu kitabı Cansu Karcıoğlu Öncülüğünde grupça okuduk.Tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Matmazelle birlikte sevgiyle, dostça ve hoşça kalın:)
276 syf.
·Beğendi·10/10
Öncelikle kitap hakkında ilgimi çeken bir şey ile başlamak istiyorum. Kitapta 9 sayısı dışında herhangi bir rakam yer almıyor. Kitap adının hakkını veriyor. Bu arada kapak tasarımını da çok sevdiğimi belirtmek isterim.
Samir ve Silhem birbirine aşık iki çift. Şimdi ile başlayan hikayeleri geçmişi hatırlatmaları ile devam ediyor.
Evlilikleri hasret kaldıkları çocuk özlemi ile sarsılıyor. Çocuk sahibi olmak için yıpratıcı süreçten geçen çift büyük kavgalar ile ayrılma kararı alıyor. Daha doğrusu Silhem evi terk ediyor. Samir geçmişi hatırlamaya başlıyor.
Birbirlerini kaybettikten sonra değerlerini daha iyi anlayan çifti bir araya getirmek ise hiç kolay olmuyor. Tam kavuşacakaları gün Samir ve ailesinin geçirdikleri bir kaza ardından gelen uzun bir süreç...
Gerçekleşen bir mucize, beklenen misafirin gelmesi...
Bir solukta okunacak bir kitap...
Yazarın kalemi ile ilk defa tanıştım çpk sevdim. Diğer kitaplarını da merak ettim ve listeme ekledim.
Yayınevini hiç duymamıştım. Ama onun işini çok beğendim.
Okumanızı tavsiye ederim...
176 syf.
·2 günde·7/10
Sırtında naylon makarna torbasından çantalar, dağ yolundan okula giden iki çocuk... Eve dönerken, yine bu yolu seçerler. birisi polis olur, diğeri suçlu. Ellerini taraklayarak, etten tabanca yaparlar. Gürgen ağaçlarının gölgesinde amansız bir kovalamaca başlar. Tabancalarından çıkan kurşun sesini ağızlarıyla yaparlar ve bu kurşunlar insan öldürmez.
İki çocukluk arkadaşı; Semih ve Nevzat. Biri sağcı, biri solcu. İkisi de gittikleri üniversiteden köylerine geçmişteki çocukluk anılarına sünger çekmiş olarak döndüler. Yine bir oyunun, kaçma kovalamacanın içindeydiler, sadece bu defa etten tabancalar değil soğuk metalden tabancalar vardı ellerinde.
Öncelikle Ahmet Karayün'ün okuduğum ilk kitabıydı ve dilini, anlatımını çok beğendim. Gayet akıcı bir dil kullanmış. Çok fazla karakter vardı ama buna rağmen kitapta hiç bir karışıklık yoktu. Gerçek bir hikayeden olması zaten daha da etkileyici kıldı benim için kitabı.
Ben 80lerin sonunda doğdum o yüzden 12 Eylül olaylarını ancak ya büyüklerimizden ya da film ve kitaplardan öğrendiklerimiz kadarıyla biliyorum ve ancak hayal edebiliyorum. Sadece kitaptaki bazı çatışma sahneleri bana fazla geldi. Çatışma anında birden kurşun yağmuruna tutulma ve adamın elinin giren kurşunlardan parçalanıp kopması gibi. Belki de bayan olduğum içindir bilemiyorum.
Kitapta beni en çok etkileyen ise son kısım; yani Aybüke'nin anlattığı kısım oldu.
276 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabımız bir kazayla başlıyor ve o kazadan 9 yıl öncesine kadar gidiyoruz hep birlikte. Samir ile Silhem ilk görüşte birbirlerinden etkilenen iki aşık. Silhem tesadüflere inanan ama Samir ise isini tesadüflere bırakmayan biri. Samir yaptığı hilelerle bir şekilde sürekli Silhem'in karşısına çıkar. Silhem bunları hep tesadüf zanneder. Bir şekilde Samir Silhem'i etkilemeyi başarır ve muhteşem bir evlilik teklifi ile yuvalarını kurarlar. Kitapta yaşanan her duygu okuyucuya birebir geçiyor. Ofkelerini kontrol edemiyorlar ve yaşanan olaylardan yorulan Silhem evi terk ediyor. Samir kendini affettirmek için Silhem'in evine ailesiyle birlikte konuşmaya giderken büyük bir trafik kazası geçiriyor ve bitkisel hayata giriyor. O sırada hamilelik haberini alan Silhem bir şekilde bebeğinden güç almaya çalışıyor. Yıllarca uyanmasını bekliyor ama beklenen  olmuyor. Samir uykudan yıllarca uyanmıyor. Her yolu deneyen doktor kardeşi Samir'i uyandırmayı başarıyor ama keşke uyanmasaydı dedirtti yazar. Kazayla başlayan bir hayat kazayla son buluyor. Aslında duygularımı tam anlatamadım bence siz okuyun ve anlatmaya çalıştığım şeyi sizde yaşayın diyorum.
276 syf.
·Puan vermedi
Çok güzel bir kitapla geldim. İlk başta kitapla ilgimi çeken kısımdan bahsetmek istiyorum. Kitapta 9 sayısı dışında bir rakama yer verilmiyor. Yani kitap 9 ve katlarından oluşuyor. (9-19-39-199...) kısaca adının hakkını veriyor. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve ben kalemini sevdim. Kitabın dili sade ve anlaşılır. Akıcı bir okutma dili var. Bir zaman sonra zaten elinizden bırakamıyorsunuz şimdi ile başlayan hikayelerin geçmişi hatırlatmaları ile devam ediyor. Kitabın sonu beni hem şaşırttı hemde üzdü Türk filmi tadında ki bu kitabı okumanızı öneririm.
۰
Kitabın konusundan kısacık bahsetmek istiyorum; Samir ile Silhemin aşkını okuyoruz. Yaşadıkları aşkı kavgaları ve en büyük özlemi olan çocuk sahibi olmak istemeleri. Başlarına gelen bir kazayla hayatları değişir sonrasında ne mi olur kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
276 syf.
·9/10
Küçük yaşta okudum bu kitabı o yaşta biri vazgeçmeyi sonra kaderine razı olmayı hayatı nasıl anlamaya çalışırsa bende öyle anladım çok şey kattı bana her sayfasını hatırlarım unutulmıycak bir eser benim için...
276 syf.
·10/10
Bugün güzel bir aşk romanı ile geldim. Ama öyle bildiğiniz aşk romanlarından değil. Konusu da anlatımı da farklı. İlk sayfadan içine alan, bazı bölümlerde ise sanki okunanları ben yaşıyormuşum gibi hissedip gülüp ağladığım, sevinip üzüldüğüm bir kitaptı. Son sayfayı okuyup kitabı kapattığım da ben ne okudum, bu nasıl bir sondu demeden edemedim. Konusuna gelecek olursam Silhem ile Samir bir kaza sonucu tanışırlar. Aşık olan iki genç evlenmeye karar verirler ve mutlu bir yuva kurarlar. Tek eksikleri bir çocuktur, ama tedavi olmalarına rağmen bir çocukları olmaz ve evlilikleri sarsılmaya başlar. Silhem'in evi terk etmesinden sonra Samir biz kaza daha yapar ve hayatlarının seyri tamamen değişir. Sonrası için kitabı okuyun, tavsiyemdir pişman olmazsınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Karayün
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Ordu, Türkiye
Bir uçtan öteki uca kadar, adeta cenneti andıran ülkemizin Ordu ilinde dünyaya gözlerini açan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, gezmeyle bitirilemeyecek derecede büyük, şairlere ilham verecek kadar güzel, yazarların romanlarını süsleyecek kadar çekici olan İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir.

Kendisini gören şairleri, yazarları meftun eden İstanbul, KARAYÜN’ü de es geçmemiş ve onu öncelikle dolambaçlı sokaklarında gazete dağıtımıyla oyalamıştır. Lakin, illaki maşukunun yüzünü görmek isteyen yazar, kaleminin yanına bir de fotoğraf makinesi ekler, mizanpaj-montaj yapmaya ve İstanbul’un her semtiyle ilgili haberler kaleme almaya başlar.

Şimdilerde Yerel Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yürüten KARAYÜN, buna ilaveten İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği (İYGAD) Yönetim Kurulu ve Yerel Basın Birliği Derneği (YBBD) kurucu yönetim kurulu üyeliği görevlerini yerine getirmektedir ki, kendisi aynı zamanda T.C. Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün Sarı Basın Kartı sahibidir.

Yazmak onun hayatında hep var olan bir olguydu. Mıknatıs, demiri nasıl çekiyorsa yazmak da KARAYÜN’ü kendisine öyle çekiyordu. O, tıpkı bambu ağacı misalinde olduğu gibi içindeki yazarı yıllarca besledi, besledi, besledi… Derken beklenen oldu ve ilk romanı “GİZLİ MİRAS” ile siz değerli okuyucuların karşısına çıktı. Yazılarında 7’den 77’ye herkesin istifade edebileceği sade bir dil kullanan yazar, romanlarına “Dokuz” ve “Çakal Kayası” adlı iki eserle devam edecektir.

Her insanın bir hikâyesi olduğuna yürekten inanan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, iki çocuk babasıdır

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 41 okur okudu.
  • 33 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.