Kendi nefsinin illetin bilmeyen insân değildir
Hem râhunun hakîkatın bulmayan insân değildir
İnsân gelir hayvân gider İblîs onu durmaz yeder
Aşk ile cümle aleme dolmayan insân değildir
Gerekse okusun yazsın gerek seyyâh olup gezsin
Bu tevhídin deryasına dalmayan insân değildir
Şerîatı bildim diyen tarîkatı buldum diyen
Hakîkatın güllerini yolmayan insân değildir
Çün buyurdu Hayrü'l-beşer "mûtû kable en-temûtû"
Ölmeden ön bunda iken ölmeyen insân değildir
Dașı fenâ-ender-fenâ içi bakâ-ender-bakâ
Sırrı likâ-ender-likâ olmayan insân değildir
Erenler tevhîd-i zâta câmi' olur her sıfâta
Bu sırrın tahtuna sultân olmayan insân değildir
Tifl-ı mana zikr-i kalbî pir yüzünden tahsil edip
Sır ilinde kalb-i selìm bulmayan insân değildir
Ümmî Sinân bu tevhîdin hakîkatı söyler yine
İmân-ı tahkîk es-selâm bulmayan insân değildir