Ahmet Savaş

Ahmet Savaş

Çevirmen
8.0/10
40 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
48
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
235 syf.
·3 günde·8/10
"Ben bütün zamanımı ve bütün zamanımdan bin kat daha fazlasını ve daha da ötesi, dünya üzerinde var olan bütün zamanları sadece senin için kullanmak istiyorum. Seni düşünmek seninle nefes almak için..."

Kalbine atma diyebilir misin?
Peki ya Onu sevme diyebilir misin?
Kaç kere dizginledin kendini aşık olmamak için?
Mümkün müydü?
Yasak olan herşey, aşkı masum kılar mı?

Franz Kafka'nın hayatının en büyük aşkı Milena'ya yazdığı ve bir anlamda aşkının şiire dökülmüş hâli sayılan mektuplar, sizin de kalbinizde bir yerlerde kıvılcım yaratacak cinsten. Benim gibi bir 'odun'u :) bile etkilediyse bu mektuplar, samimiyetinden ve gerçekliğinden kaynaklıdır. Beni bu kadar etkileyeceğini tahmin etmezdim. Başından sonuna kadar bir çok yerin altını çizdim. Öylesine özlem içeriyor ki mümkün olmadığını bile bile beraber olsunlar istiyorsunuz. Ama hani bir efsane vardır, ya da görünen, yaşanan bir gerçek mi demeliyim bilmiyorum, aşk varsa ve gerçekse kavuşmak mümkün değildir diye. İşte bunu bile bile ortak oluyorsunuz yaşanan duygu seline.

Kafka, yazdığı bu aşk mektuplarında kendi yaşam mücadelesini de işlemiş. "Bak Milena, yüreğimde sen olduktan sonra her şeye göğüs gerebilirim." derken hayata tutunma bahanesini açıkca ortaya koyuyor. Ayrı ayrı yaşanan iki hayatta, tek ruh olmanın verdiği hissiyat, kelimelere nakış gibi işlenmiş. Ahengi hissetmemek elde değil. Milena'ya olan tutkusu dışında Yahudi olmasına da fazlasıyla değinmiş Kafka. Belki de Almanya'da Nazi fırtınasını önceden hissetmiş ve sürekli toplum içindeki Yahudilerin durumunu dile getirmiştir, kim bilir.

Etkileyici bir kitaptı. Severek okudum. Tavsiye var mı derseniz tabiki okuyunuz derim :)
400 syf.
İlk incelemem umarım bi hata olmaz çünkü bu kadar büyük bir yazarı ve kitabı incelemek ne haddime diye düşünmüyor değilim

Öncelikle bu kitaba aşık olduğumu söylemeliyim tekrar tekrar okuyacagim tek kitap. Kafka sevgiyi ve sevgiliyi o kadar güzel tasvir etmiş ki hem gerçek olmayacak kadar güzel hemde hayal olmayacak kadar gerçek. Her mektubunu ayrı ayrı tekrar okuyorum ve her mektupta Kafka'nın ince ruhu ile karşılaşıyorum
76 syf.
·Puan vermedi
Dönüşüm; toplumdaki basmakalıpcılığı, insanın insana verdiği değerin aile içinde bile çıkar ilişkisine dayalı olduğunun çarpıcı hikayesi. Yanlış giden her ne varsa baş kaldırdığınızda, başkalarının gözünde başkalaşmanızı anlatıyor. Şunu öğütlüyor garip hikayesiyle bizlere; ”herkesin birşeyin doğru olduğunu söylemesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez.”
235 syf.
·3 günde·6/10
Kitap Kafka'nın Milena'ya gönderdiği mektuplar oluşmaktadır. Kitabı okurken çok sıkıldım ve bayağıda zorlandım. Çünkü Milena dan yazılan mektuplar olmadığından Kafka’nın bazen nelerden bahsettiği hiç anlaşılmıyor. Bu durum da mektuplara odaklanmayı bayağı zorlaştırıyor.
235 syf.
·299 günde
Bu mektuplar, aşk cümleleri olduğu kadar ayni zamanda Kafka'nin hayata tutunma çabasıdır.. Mektuplardaki edebi derinlik,okudukça insanın ruhuna işler.
76 syf.
·Puan vermedi
Ben genel kültür olsun diye okudum bu kitabı. Bir insanın uyandığında kendini böceğe dönüşmüş halde bulması üzerine bir kitap yani elbette mesaj içerikli insanı düşündürebiliyor tabiki ama benim tarzım daha farklı olduğu için okurken azıcık sıkılmış olabilirim.
76 syf.
·Beğendi·7/10
Yeni bitirdiğim kitabım #franzkafka nın #dönüşüm kitabı oldu .yine epeydir ötelemişim bir kitabı okudum
İtiraf ediyorum nedensiz bir ön yargım vardı kitabada yazarada
“Gregor Samsa bir sabah yatağında huzursuz düşlerden uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. “Gibi çarpıcı bir girişi olan kitap hiç tahmin etmediğim şekilde bayağı sardı çok severek okudum gregor adına üzüldüm hüzünlendim
76 syf.
·1 günde·Beğendi
İnsanların işine yaramayan ve tiksinti verecek bir böceğe dönüşseniz sizce ne olurdu? Sorusuna yanıt niteliğinde bir kitap.




"Gregor Samsa bir sabah huzursuz
düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev
bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."

Herşey böyle başlamıştı...

Gregor samsa gerçekten bir hamam böceğiydi... zamanla iyice dönüşümünü tamamlamıştı.

Ailesi tarafından başlarda bu durum üzüntüyle karşılansada ölümü ailesine umut olmuştu...

Franz kafka bu eserinde bence aile kavramı ile ılgili görüşlerini yansıttığına inanıyorum...

"Sevgili büyüklerim," dedi kız kardeşi ve
giriş niyetine eliyle masaya vurdu, "bu böyle
devam edemez. Siz bunu anlayamıyorsanız da
ben anlıyorum. Bu canavarın karşısında
kardeşimin adını ağzıma almak istemiyorum,
bu yüzden de sadece şunu diyorum: ondan
kurtulmaya çalışmalıyız. Biz, insanın olanakları
el verdiğince ona bakmayı ve katlanmayı
denedik, bence kimse bize en ufak bir
suçlamada bile bulunamaz."
76 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bence harika bir kurgu yöntemiyle yazılmış. Hiç aklıma gelmezdi demiyeyim ama gelince de bu şekilde gelebileceğini de düşünemezdim doğrusu. Kimin aklına gelir ki değişimin, hele ki toplumun standartlarına, yıkılmaz tabularına tabularına, alışılmışlarını biraz geçmeye dursun hemencecik dışlanmasına yetecek seviyedeki değişimse. İşe Franz Kafka da normal bir insanken bir sabah uyandığında böceğe dönüşmesi, ailesinin onu kabullenememesi, burada şunu belirtmekte fayda var: genelseyir halinde bakılacak olursa elbette bir böceğin bir insanla/insanlarla anlaşabilmesi, üstelik insanken böceğe dönüşmesi kabullenemez ilk başta. Ama kitabın vereceği mesaj doğrultusunda bakılacak olursa bize değişimi, dönüşümü günümüzdeki gerçek var olanlar gibi elitlik, entelektüellik yoluyla değilde, olabilecek değişimin en esaslı haliyle yapıyor. Tekrar etmek gerekirse öncesine kadar ailesinin sevilen, çalışkan, disiplinli, dürüst bir erkek evladıyken bir sabah böcek olarak ortaya çıkması, ailesinin onu kabullenememesi, annesini hariç tutalım çünkü ana yüreği denen olgu da çok güzel bir şekilde araya dolaylıca serpiştirilmiş, ona normal insanken davrandıkları gibi değil de böcek gibi davranmaları ve onun da ağrına gitmesi... En sonrasında da bu böceğin(!) ortadan kaldırılması fikri, tıpkı günümüzde sıradan bir toplumdan kendini yetiştirmiş, elitleşmiş, kültürlü ve bilgili entelektüellerin, fiziken olmasada ruhen onu kendilerince sanki kendilerinden farklı bir mahlukmuş gibi yok etme çabalarına benziyor ama altını çiziyorum kendilerince, kendi hallerine üzülmeden yapıyorlar bunu, ve nihayetinde ölmesi...

Kitap hakikaten beni derin denebilecek düzeyde etkiledi. Bazı arkadaş çevremde yapmacık dahi olsa kendini değiştirmeye çalışanlara iğrenerek bakarken, yapmacık oldukları için, bundan sonra biraz daha hoşgörülü davranmayı düşünüyorum. Normalde de hoşgörü seviyemin üst düzey olduğunu düşünüyorum ama belirtiğim üzere yapmacıklığa tahammülüm yoktu sadece.
Tavsiyem tekrar tekrar okunmalıdır. Belki daha farklı duygular, etkiletişimler, çıkarımlar yapılabileceği için. Bazı kitaplar vardır ya hani tekrar tekrar okunması, düşünülmesi gerekir, bu da onlardan biri zannımca! Belki bir türlü yok olmayan kısmen olumsuz denebilecek düşünce yapımız giderek daha olgun bir hâl alır.