Duvarlara vuran bu dem; yarım asırlık bir herdem
Beni sırtlanır taşır beş vakitte bir yere kefen
Tabut boyu uzanan yolda kalmış üç günlük seyyahım; akıldan kalbe hırpanmışım.
Yamadır kusurumu örten avuçlar; beni kuşatan, ince bir hesapla eksilen ömür libası!
Değil gümüş iğneye altın ip; ak cübbeye ipek kumaş, dikişsiz tek parça ancak paklar.
Kuru toprağa kör karanlık, bir hasen kandili; ruhumu nurlandır.
Bağ bahçede bir gül lokmadan tadan, has hoş sohbetlerde ebedi sürur duyar.